Bilet Kontrollerini Haritada Gösteren FreiFahren Uygulaması Berlin’de Tartışma Yarattı
Berlin’de bir üniversite öğrencisi tarafından geliştirilen ve toplu taşımadaki bilet kontrollerinin konumunu anlık olarak haritada gösteren "FreiFahren" uygulaması, kısa sürede kentin en tartışmalı dijital girişimlerinden biri hâline geldi. Uygulamanın geliştiricileri bu adımı düşük gelirli kişilerle dayanışma olarak nitelendirirken, ulaşım şirketleri ekonomik kayıplara dikkat çekiyor.
Berlin’de bir üniversite öğrencisi tarafından geliştirilen ve toplu taşımadaki bilet kontrollerinin konumunu anlık olarak haritada gösteren “FreiFahren” adlı uygulama, kısa sürede kentin en tartışmalı dijital girişimlerinden biri hâline geldi.
Uygulama, yolcuların şehir içi toplu taşımada yapılan bilet kontrollerini anlık olarak paylaşmasına olanak tanıyor. Kullanıcılar, harita üzerinde kontrol noktalarını görebiliyor, hangi hatlarda denetim yapıldığını takip edebiliyor ve geçmiş bildirimleri inceleyebiliyor. Geliştiricileri uygulamayı bir dayanışma ağı olarak tanımlarken, Berlin’in ulaşım işletmeleri ise sistemi bilet kaçakçılığını kolaylaştıran ve toplu taşıma finansmanına zarar veren bir araç olarak değerlendiriyor.
Uygulamanın Arkasındaki Fikir: “Ulaşım Lüks Değil, Temel Bir Haktır”
FreiFahren’ın temelleri 2023 yılında Berlin Teknik Üniversitesi (TU Berlin) bilişim öğrencisi Johan Trieloff tarafından atıldı. Taz gazetesine konuşan Trieloff’un bu projeyi hayata geçirme fikri, hem okuduğu bir kitaptan aldığı ilhamla hem de o dönemdeki somut ihtiyaçlarla şekillendi.
Geliştirme sürecindeki en büyük kırılma noktası, Trieloff’un üniversitedeki ilk döneminde Ronen Steinke’nin “Vor dem Gesetz sind nicht alle gleich” (Yasalar Önünde Herkes Eşit Değildir) adlı kitabını okuması oldu. Kitap, hukuk sistemindeki cezaların düşük gelirli insanları çok daha ağır etkilediğini ve Almanya’da her yıl yaklaşık 9 bin kişinin sırf bilet alamadığı için hapis yattığı gerçeğini vurguluyordu. Bu kişilerin genellikle işsiz, psikolojik sorunları olan veya son derece zor şartlarda yaşayan bireyler olduğunu belirten Trieloff, devletin bu insanlara yardım etmek yerine toplu taşımada bir “kontrol rejimi” kurarak onları adeta avladığını, kriminalize ettiğini ve bu durumun kendisini duygusal olarak çok öfkelendirdiğini ifade ediyor.
Öte yandan fikrin pratik boyutu da üniversite kampüsünde olgunlaştı. Uygulamanın geliştirildiği 2023 yılında TU Berlin’de öğrencilerin toplu taşımayı kullanmasını sağlayan bir dönemlik bilet (Semesterticket) bulunmuyordu. Bu eksiklik nedeniyle öğrenciler, kontrolörlerin yerini birbirlerine haber vermek amacıyla yüzlerce kişilik devasa WhatsApp ve Telegram grupları kurmuştu. Gruplardaki insanların aynı gemide olmaktan kaynaklanan bu dinamik dayanışmasından etkilenen Trieloff, paylaşılan bilgileri görsel bir haritaya dökme fikrini geliştirdi.
Başlangıçta mesajlaşma gruplarındaki verileri yapılandırarak haritaya aktaran Trieloff, kısa süre sonra iki arkadaşının da katılımıyla projeyi bugünkü akıllı telefon uygulaması hâline getirdi. Trieloff, FreiFahren’ın böylece yalnızca bilet kontrolünden kaçınmaya yarayan bir araç olarak değil, toplu taşımanın herkes için erişilebilir olması gerektiğini savunan bir girişim olarak geliştirdiklerini ifade ediyor: Uygulamanın arkasındaki temel düşünce, bilet alamayan insanların suçlu gibi görülmesine karşı çıkmak ve ulaşımın bir lüks değil, temel bir ihtiyaç olduğunu gündeme getirmek. FreiFahren’in teknik altyapısı, kullanıcıların bilet kontrol görevlilerini bildirdiği topluluk temelli verilere dayanıyor.
“Hapisteki Biri İçin Günlük 200 Avro Harcanıyor Ama Toplu Taşımaya Bütçe Yok”
Trieloff, bilet almayarak kamuya zarar verildiği yönündeki eleştirileri de kabul etmiyor. Toplu taşımanın ana gelir kaynağının bilet satışları değil, devlet finansmanı olduğunu hatırlatan genç geliştirici, sistemin çelişkilerini şu sözlerle ifade ediyor:
“Toplu taşıma gelirlerinin büyük kısmı zaten devlet tarafından karşılanıyor. Bugün BVG’nin (Berlin Toplu Taşıma İşletmesi) krizde olması veya seferlerin aksaması bilet alamayan insanlardan değil, devletin bütçe kısıntılarından kaynaklanıyor. Şaşırtıcı olan şu ki; kontrolör çalıştırmaya, idari ceza süreçlerine ve hepsinden önemlisi, sırf bilet alamadığı için hapse atılan insanların günlük 200 avroyu bulan barınma maliyetine bütçe bulunabiliyor. Ulaşım bir ticari mal hâline getirildiği için bilet parası olmayan insanlar sistem tarafından açıkça ayrımcılığa uğruyor.”
Trieloff, söyleşide, “maddi imkânı olanlar için en güvenli yolun her zaman bilet satın almak olduğunu” belirtiyor. Hatta uygulamanın, bilet alabilecek durumda olan bazı kullanıcıları bilet almaya teşvik ettiğine dair geri bildirimler aldığını, çünkü bu kişilerin kontrol uyarısı gördüklerinde risk almayıp bilet almayı tercih edebildiklerini ifade ediyor.
40 Bin Kullanıcısı Olan FreiFahren Nasıl Çalışıyor?
FreiFahren sistemi, temel olarak toplu taşımadaki bilet kontrollerini anlık olarak takip eden bir dijital uyarı haritası ve veri analiz platformu olarak çalışıyor. Sistemin işleyiş mekanizması, yol tarifi uygulaması Google Maps’teki radar bildirim sistemine benziyor. Bir yolcu bilet kontrol ekibini gördüğünde, uygulamadaki bir butona tıklayarak saniyeler içinde ihbar bırakabiliyor. Konum bilgisi manuel girilebildiği gibi, GPS izni verildiğinde uygulama otomatik konum önerileri sunuyor; bildirim saati ise sistem tarafından otomatik olarak kaydediliyor.
Platform yalnızca kendi kullanıcılarından gelen verilerle sınırlı kalmayıp, aynı zamanda yüzlerce kişinin bulunduğu WhatsApp ve Telegram gruplarındaki bildirimleri de otomatik olarak tarayıp yapılandırılmış ve görselleştirilmiş verilere dönüştürüyor. Bu veriler sayesinde metro, şehir içi banliyö trenleri ve tramvay hatları harita üzerinde gösteriliyor, tespit edilen kontroller kırmızı noktalar olarak işaretleniyor. Kullanıcılar bu noktalara tıklayarak kontrolün ne zaman bildirildiğini ve ilgili istasyonda son bir hafta içinde kaç ihbar yapıldığını anlık olarak görebiliyor.
Sistemin teknik kapasitesi ve analiz yeteneği ise basit bir haritacılığın ötesine geçiyor. Platformun en dikkat çekici teknik özelliği, kontrol ekiplerinin geçmişteki hareket kalıplarını analiz ederek risk tahmini yapabilmesi; böylece ekiplerin bir sonraki durağının neresi olabileceği veya hangi yöne doğru ilerledikleri öngörülebiliyor. Yaklaşık 40 bin düzenli kullanıcısı bulunan uygulamanın yoğun olmayan zamanlarda bile anlık olarak ortalama 100 aktif kullanıcısı bulunuyor ve sistem üzerinden haftalık 1750’den fazla kontrol raporu işleniyor. Yanlış ihbarları tespit etmek adına filtreleme mekanizmalarından ve “kolektif zekası” (Schwarmintelligenz) prensibinden yararlanılıyor, bilginin güncelliğini korumak amacıyla bildirimler yalnızca kısa bir süre yayında tutuluyor. Freifahren, hem mobil uygulama hem de tarayıcı üzerinden erişilebilen bir web uygulaması olarak hizmet veriyor.
Berlin Toplu Taşıma İşletmesi: “Bu Dayanışma Değil, Kamu Zararıdır”
FreiFahren uygulaması, kontrolleri bildiren ve bu sayede diğer yolcuların kontrollerden kaçınmasını sağlayan kişilerden oluşan bir “dayanışma topluluğu” olarak kendisini tanımlarken, Berlin Toplu Taşıma İşletmesi (BVG) uygulamayı tamamen farklı değerlendiriyor.
BVG sözcüsü konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları aktardı:
“Geçerli bir bileti olmadan yolculuk yapmayı kolaylaştırmaya bilinçli şekilde katkı sağlayan kişiler, BVG’nin bakış açısından, çok sayıdaki dürüst yolcunun zararına olan dayanışmadan uzak bir davranışı desteklemektedir. Bu durum yüksek ekonomik kayıplara yol açmaktadır.”
BVG’nin daha önce yaptığı açıklamalara göre, toplu taşıma araçlarını biletsiz kullanan yolcular nedeniyle şirketin yıllık zararı yaklaşık 20 ila 25 milyon avro seviyesinde bulunuyor. Şirket, bu kaybın eğiliminin “hafif şekilde arttığını” belirtmişti. Aynı dönemde BVG, ulaşım ağının tamamında bilet kontrollerinin yoğunluğunu artırdığını da açıklamıştı.
FreiFahren uygulamasıyla ilgili olarak BVG sözcüsü, şirketin gelişmeleri yakından takip ettiğini ve olayların durumuna göre hangi hukuki adımların atılabileceğini sürekli değerlendirdiğini ifade etti.
Sonuç olarak FreiFahren, Berlin’de toplu taşımanın kamusal bir hak mı yoksa bedeli ödenmesi gereken ticari bir hizmet mi olduğu yönündeki tartışmaları yeniden alevlendirmiş durumda. Dijital bir dayanışma hareketi ile milyonlarca euroluk kurumsal zarar arasında sıkışan bu süreç, ulaşım yönetimlerini hem hukuki hem de teknolojik önlemleri artırmaya sevk ediyor. (P)