Ren ve Tuna Nehirlerindeki Kuraklığın Avrupa Ekonomisine Faturası Büyüyor
Ren ve Tuna’daki düşük su seviyeleri Avrupa’nın nehir taşımacılığını, sanayi üretimini ve enerji arzını aynı anda etkiliyor. Gemiler yüklerini azaltırken nakliye maliyetleri yükseliyor, nükleer ve hidroelektrik santraller üretimi kısıyor; kuraklığın Almanya başta olmak üzere bölge ekonomilerinin büyümesini de aşağı çekebileceği hesaplanıyor.
Avrupa’nın sanayi haritasına bakıldığında iki nehir öne çıkıyor. Ren, Rotterdam’dan Almanya’nın Ruhr bölgesine ve İsviçre’ye uzanarak kıtanın en büyük sanayi merkezlerini Kuzey Denizi’ne bağlıyor. Tuna ise Almanya’nın güneyinden başlayıp Avusturya, Slovakya, Macaristan, Sırbistan, Romanya ve Bulgaristan üzerinden Karadeniz’e ulaşıyor. Fabrikalar, rafineriler, limanlar ve elektrik santralleri onlarca yıl boyunca bu nehirlerin kıyılarına kuruldu.
Ren özellikle Almanya’nın sanayileşmesinde belirleyici oldu. BASF, Bayer ve ThyssenKrupp gibi şirketlerin büyük tesisleri nehir çevresinde bulunurken her yıl yaklaşık 300 milyon ton yük Ren üzerinden taşınıyor. Tuna’nın ekonomik ağı ise Orta Avrupa’yı Balkanlar ve Karadeniz’e bağlıyor. Tahıl, petrol ürünleri, kömür, cevher, gübre ve sanayi hammaddeleri bu nehirler üzerinden taşınıyor. Almanya’dan Karadeniz’e uzanan Tuna aynı zamanda elektrik üretiminin de bir parçası: Macaristan ve Romanya’daki nükleer santraller reaktörlerini soğutmak, Sırbistan ve Romanya ise hidroelektrik üretmek için nehrin suyuna bağımlı.
2026 yazında bu iki ekonomik arter aynı sorunla karşı karşıya kaldı, nehirlerde yeterince su kalmadı. Avrupa Birliği’nin Copernicus İklim Değişikliği Servisine göre, temmuz ayında Avrupa’nın geniş bölümünde nehir debileri normalin çok altında kaldı; özellikle Ren, Tuna ve Sen bundan ağır biçimde etkilendi. Nehir yataklarında yaşanan kuraklık sonucunda gemiler daha az yük taşıyabildi, nakliye fiyatları yükseldi, elektrik santrallerinin üretimi düştü ve fabrikalar açısından yeni maliyetler ortaya çıktı.
Ren’de Gemiler Kapasitelerinin Yüzde 20’siyle Çalışıyor
Almanya açısından en önemli sorun Ren’de yaşanıyor. Temmuz sonunda Koblenz yakınlarındaki Kaub geçişinde gemilerin kullanabildiği seyir derinliği yaklaşık 25 santimetreye düştü. Reuters’ın haberine göre, bazı gemiler Ren’de kapasitelerinin yalnızca yüzde 20’siyle hareket edebiliyor.
Bu durumun sonucunda, normalde bir gemiyle taşınabilecek yük için birkaç gemi gerekiyor. Üstelik eksik kapasitenin karayolu veya demiryoluyla kapatılması da kolay değil. The New York Times’ın haberine göre Duisburg Limanı’nda normalde 5 bin ton taşıyabilen yük gemileri yalnızca 1.200 ton yük alabiliyor. Duisburg Limanı tek başına yılda yaklaşık 100 milyon ton yük ve 20 binden fazla gemi hareketiyle Avrupa’nın sanayi taşımacılığındaki en önemli merkezlerinden biri.
Nakliye fiyatları da buna göre yükseliyor. Reuters’ın piyasa kaynaklarından aktardığına göre Rotterdam’dan Karlsruhe’ye tankerle yük taşımanın maliyeti haziran sonunda ton başına yaklaşık 45 avroyken, temmuz sonunda 150-155 avroya çıktı. Ren üzerinden petrol ürünleri, kömür, cevher, tahıl ve kimya sanayisinin hammaddeleri taşındığı için bu artış doğrudan üretici şirketlerin maliyetlerine ekleniyor.
Ren’deki Düşük Su Seviyesi Almanya’nın Sanayi Üretimini de Aşağı Çekiyor
Nehir taşımacılığındaki sorunların fabrikalara ne kadar hızlı yansıdığı geçmiş kuraklıklardan biliniyor. Kiel Dünya Ekonomisi Enstitüsünün araştırmasına göre, Ren’de bir ay boyunca düşük su koşullarının yaşanması Almanya’daki nehir taşımacılığı hacmini yaklaşık yüzde 25, sanayi üretimini ise yaklaşık yüzde 1 azaltıyor. 2018’deki ağır kuraklığın en yoğun döneminde sanayi üretimi, düşük su seviyelerinin olmadığı bir senaryoya kıyasla yaklaşık yüzde 1,5 daha düşük kalmıştı. 2018’deki kuraklığın Almanya’nın toplam ekonomik üretiminden yaklaşık yüzde 0,3-0,4 götürdüğü tahmin ediliyor.
Sorunun nedeni Almanya’nın sanayi altyapısının tarihsel olarak Ren’e göre kurulmuş olması. Nehirlerde yük taşıyan mavna tipi gemilerdeki yükü karayoluna aktarmak için onlarca, bazı büyük gemilerde ise 100’e yakın kamyon gerekebiliyor. Demiryollarının da sınırlı kapasitesi nedeniyle nehir taşımacılığının kısa sürede başka bir ulaşım türüyle tamamen değiştirilmesi mümkün değil. Kiel Enstitüsü de düşük su dönemlerinde nehir taşımacılığındaki kaybın kara ve demiryolu taşımacılığındaki belirgin bir artışla telafi edilemediğini belirtiyor.
Bu kez etkinin yalnızca sanayi üretimiyle sınırlı kalmaması bekleniyor. Reuters’ın haberine göre, ING ekonomistleri Ren’deki taşımacılığın durma noktasına gelmesinin Almanya’nın 2026 yılı ekonomik büyümesini 0,3 yüzde puan azaltabileceğini hesaplıyor. Bu, zaten düşük büyüme beklenen Alman ekonomisi açısından önemli bir kayıp. Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) tahminine göre Almanya ekonomisinin 2026’da yalnızca yüzde 0,8 büyümesi bekleniyor. Dolayısıyla Ren’deki kuraklığın tahmin edilen etkisi, yıl için öngörülen büyümenin hatırı sayılır bir bölümünü silebilecek büyüklükte.
Üstelik etkiler şimdiden fabrikalarda hissediliyor. Reuters’ın haberine göre, çelik üreticisi Thyssenkrupp düşük su seviyesi nedeniyle ihtiyaç duyduğu hammaddeleri yeterince taşıyamayınca mavna seferlerini durdurdu ve fırınlarındaki üretimi azalttı. Alman hükûmetinin aktardığı çalışmalara göre ülke son 25 yılda yaklaşık 60 milyar metreküp su kaybetti; önlem alınmaması hâlinde su kıtlığının Almanya’ya 2050’ye kadar 625 milyar avro, yani yıllık ortalama yaklaşık 25 milyar avro ekonomik maliyet yaratabileceği hesaplanıyor.
2018’den sonra şirketler daha fazla stok tutmak, derin limanlarda depolama kapasitesi oluşturmak ve sığ sularda çalışabilen gemiler kullanmak gibi önlemler aldı. Ama Ren’de faaliyet gösteren yaklaşık 8 bin yük gemisinin yalnızca küçük bir bölümü özel olarak düşük su koşullarına göre tasarlanmış durumda.
Euractiv’in haberine göre, Ren tek başına Almanya’daki iç su yolu yük taşımacılığının yaklaşık yüzde 80’ini karşılıyor. Düşük su seviyelerinin kalıcı bir ekonomik riske dönüşmesi, nehrin altyapısının da yeniden tartışılmasına yol açtı. Federal Ulaştırma Bakanlığı; sanayi şirketleri, taşımacılık sektörü ve liman işletmeleriyle çözüm arayışına girerken, Rheinland-Pfalz yönetimi gemilerin kritik dönemlerde daha fazla yük taşıyabilmesi için Ren’in bazı kesimlerinin derinleştirilmesine yönelik çalışmaların hızlandırılmasını istiyor.
Tuna Üzerindeki Taşımacılık ve Enerji Üretimi Aksıyor
Ren’deki düşük su seviyesi ağırlıklı olarak sanayi ve lojistik üzerinde baskı yaratırken Tuna’daki kuraklık elektrik üretimini de doğrudan etkiliyor. Sırbistan ve Hırvatistan’da temmuz ayında su seviyeleri rekor düşük noktalara indi. Novi Sad çevresinde su yüzlerce metre çekilirken geniş kumluklar ortaya çıktı. Doğu Sırbistan’da, Alman ordusunun 1944’te Sovyet kuvvetlerinin ilerleyişini yavaşlatmak için batırdığı gemiler yeniden görünür hâle geldi. Normal yazlarda bunların yalnızca bir veya ikisi görülürken bu yıl Prahovo çevresinde en az 12 batık ortaya çıktı.

Sırbistan’ın Novi Sad kentinde Tuna Nehri’nin çekilmesiyle kıyıda geniş alanlar açığa çıktı. Düşük su seviyesi, nehirdeki gemilerin taşıyabileceği yük miktarını azaltırken Tuna üzerinden yapılan yakıt ve hammadde sevkiyatını da aksatıyor. | Fotoğraf: Aleksandar Jovanovic – AA.
Reuters’ın haberine göre, Sırbistan, Macaristan ve Romanya’daki tanker ve mavnalar bazı kesimlerde normal yük kapasitelerinin yalnızca yüzde 30-40’ıyla çalışabiliyor. Sırbistan’ın temmuz için planladığı akaryakıt ithalatının da sadece yüzde 25’i gerçekleştirilebildi.
Tuna’nın aşağı kesimlerinde tahıl ticareti de etkileniyor. Reuters’a konuşan Romanyalı tarım piyasası uzmanları, düşük su nedeniyle bazı iç limanlara mavnaların ulaşamadığını, Karadeniz’e yakın limanların ise çalışmaya devam ettiğini belirtiyor. Bu durum çiftçileri daha pahalı kamyon taşımacılığına yönlendirirken ürünlerini daha düşük fiyatlardan satma baskısı yaratıyor.
Nehirdeki Su Azalınca Nükleer Santraller de Üretim Yapamıyor
Tuna’nın enerji açısından önemi, yalnızca hidroelektrik santrallerinden kaynaklanmıyor. Macaristan’daki Paks ve Romanya’daki Cernavodă nükleer santralleri, reaktörlerinde oluşan ısıyı uzaklaştırmak için Tuna’dan çekilen suyu kullanıyor.
Macaristan elektriğinin normal koşullarda neredeyse yarısını sağlayan Paks, temmuz sonundan itibaren üretimini hızla azaltmak zorunda kaldı. Reuters’ın haberine göre, dört türbinden üçü kapatıldı ve santral toplam kapasitesinin yüzde 10’unun biraz üzerinde çalışabiliyor. Tuna’daki su seviyesi, son türbinin de kapatılmasını gerektirecek sınırın yalnızca birkaç santim üzerinde kaldı. 10 Ağustos’ta nehirdeki sınırlı yükseliş üzerine kapalı türbinlerden birinin yeniden çalıştırılması için hazırlık başladı.

Macaristan’da Tuna Nehri’nin çekilen yatağı ve karşı kıyıda Paks Nükleer Santrali. Santral, reaktörlerini soğutmak için Tuna’dan çekilen suya ihtiyaç duyuyor. 2026 yazında nehir seviyesinin kritik ölçüde düşmesi, Paks’ın elektrik üretimini büyük ölçüde azaltmasına ve bazı türbinleri devre dışı bırakmasına yol açtı. | Fotoğraf: Robert Nemeti – AA.
Reuters’ın aktardığına göre, ülkenin en büyük elektrik üretim tesisinin devre dışı kaldığı her hafta Macaristan’ın yıllık ekonomik büyümesinden yaklaşık 0,1 yüzde puan götürebilir. IMF tahminlerine göre Macaristan ekonomisinin 2026’da yüzde 1,7 büyümesi bekleniyordu. Dolayısıyla santralin uzun süre devre dışı kalması, zaten sınırlı olan büyümenin görünür bir bölümünü silebilir.
Romanya’daki Cernavodă santralinde ise iki reaktörden biri düşük su nedeniyle kapatıldı. İki reaktör birlikte ülkenin elektriğinin yaklaşık beşte birini karşılıyor. Tuna’nın Romanya’daki debisi 6 Ağustos’ta normal ağustos ortalamasının yaklaşık üçte birine düştü. Hükûmet kalan reaktörü çalıştırabilmek için nehir yatağındaki kayaları kontrollü biçimde patlattı; ayrıca taşla doldurulmuş mavnaları batırarak suyu santralin soğutma kanalına yönlendirmeyi planladı. Bu önlemlerin santrale yalnızca birkaç günlük ek çalışma süresi kazandırması bekleniyor.
Romanya açısından enerji kesintileri de ekonomik büyümenin zaten zayıf seyrettiği bir döneme denk geliyor. IMF, Romanya ekonomisinin 2026’da yalnızca yüzde 0,7 büyümesini, ortalama enflasyonun ise yüzde 7,8 olmasını bekliyor. Cernavodă’nın iki reaktörü normal koşullarda ülkenin elektriğinin yaklaşık beşte birini sağladığı için üretim kaybı, elektrik ithalatı ve sanayinin enerji maliyetleri üzerinden bu zayıf görünüm üzerinde ek baskı yaratabilir.
Hidroelektrik Üretimi de Kuraklıktan Payını Alıyor
Aynı su eksikliği hidroelektrik üretiminde daha doğrudan hissediliyor. Sırbistan’ın en büyük hidroelektrik tesisi Djerdap 1, temmuz sonunda günlük ortalama üretiminin yaklaşık üçte birine geriledi. Ağustos ayının başında ise üretim santralin toplam kapasitesinin yaklaşık yüzde 20’sine kadar düştü. Düşük Tuna seviyesi, nehir suyunu soğutma amacıyla kullanan Sırbistan’daki Kostolac kömür santrallerinin üretimini de aşağı çekti.
Düşük su seviyesinin etkisi yalnızca Balkanlar’da görülmüyor. Elektrik üretiminin büyük bölümünü hidroelektrikten sağlayan Avusturyalı enerji şirketi Verbund, kuraklığın 2026’nın ilk yarısındaki kazançlarını normal su koşullarına kıyasla yaklaşık 370 milyon avro azalttığını açıkladı. Fransa da sıcak ve düşük debili nehirler nedeniyle bazı nükleer reaktörlerin üretimini kısmak zorunda kaldı; İtalya’da ise Po Nehri havzasında yüksek düzeyde su kıtlığı ilan edildi.
Kuraklık Avrupa’nın Büyümesini de Aşağı Çekiyor
2026 yazındaki tablo tek bir nehrin kurumasından ibaret değil. Avrupa Kuraklık Gözlemevine göre, temmuz ortasında Fransa ve Almanya’dan Macaristan, Romanya ve Sırbistan’a kadar uzanan geniş bölgede kuraklık koşulları ağırlaştı. Yağış eksikliğine uzun sıcak hava dalgaları eklendiğinde toprak daha hızlı kuruyor, buharlaşma artıyor ve nehirlere ulaşan su miktarı azalıyor.
Sorun, Avrupa ekonomisinin zaten düşük büyüme gösterdiği bir dönemde yaşanıyor. Avrupa Komisyonunun tahminlerine göre Avrupa Birliği genelinde ekonomik büyümenin yüzde 1,1 seviyesinde olması bekleniyor. Bu nedenle enerji üretimindeki ve taşımacılıktaki birkaç ondalık puanlık kayıplar, hızlı büyüyen bir ekonomiye kıyasla çok daha görünür sonuçlar yaratıyor. Reuters’ın ekonomistler ve araştırmacılarla yaptığı değerlendirmeye göre, 2026 yazındaki sıcaklık, kuraklık ve yangınların Avrupa’ya toplam maliyetinin şimdiden yüz milyarlarca avroya ulaştığı tahmin ediliyor.
Kuraklığın etkisi enerji ve taşımacılığın dışına da yayılıyor. Avrupa’da geç hasat edilen mısır ve ayçiçeği gibi bazı ürünlerde temmuz itibarıyla verim tahminleri yüzde 6-7 düşürüldü. Geçmiş araştırmalar da aşırı sıcakların gıda fiyatlarına hızla yansıdığını gösteriyor: 2022’deki sıcaklıkların yalnızca gıda fiyatları üzerinden Avro Bölgesi enflasyonunu yaklaşık 0,34 yüzde puan artırdığı hesaplanmıştı. Böylece kuraklık bir taraftan ekonomik büyümeyi aşağı çekerken diğer taraftan gıda, enerji ve nakliye maliyetleri üzerinden fiyatları yukarı itebiliyor.
Ren ve Tuna’daki gelişmeler bu nedenle aynı ekonomik sorunun iki farklı yüzünü gösteriyor. Ren’de su azaldığında Almanya’nın fabrikalarına hammadde taşımak pahalılaşıyor ve sanayi üretimi geriliyor. Tuna’da aynı sorun tahıl ve yakıt sevkiyatını aksatırken nükleer ve hidroelektrik santrallerinin üretimini de düşürüyor.
Avrupa’nın sanayi ve enerji altyapısının önemli bir bölümü, nehirlerde yıl boyunca yeterli miktarda su bulunacağı varsayımıyla inşa edildi. 2026 yazı ise bu varsayımın giderek daha pahalı hâle geldiğini gösteriyor. Nehirler çekildiğinde yalnızca gemiler karaya oturmuyor; taşıma maliyetlerinden elektrik üretimine, fabrikaların çalışma düzeninden enerji ithalatına kadar Avrupa ekonomisinin birçok parçası aynı anda etkileniyor. (P)