Almanya

Deutsche Bahn Kâra Geçti, Ancak Trenler Yine Zamanında Gelmiyor

Deutsche Bahn, 2026’nın ilk yarısını 147 milyon avro kârla kapatırken uzun mesafeli tren seferlerinin yalnızca yüzde 58,7’si zamanında tamamlandı. Altyapı sorunlarının çözümünün on yılı bulabileceğini açıklayan şirket, gecikmeleri ve güvenlik problemlerini ele alan ZDF belgeselinin ise kanala göre tamamen yayından kaldırılmasını istiyor.

Deutsche Bahn Kâra Geçti, Ancak Trenler Yine Zamanında Gelmiyor
Fotoğraf: Markus Mainka / Shutterstock.com

Almanya’da tren yolculuğu, uzun süredir yalnızca bir ulaşım biçimi değil, aynı zamanda belirsizliğin de eşlik ettiği bir deneyim hâline gelmiş durumda. Peronda bekleyen yolcular için “gecikme”, “aktarma yapılacak trenin kaçırılması” veya “sefer iptali” gibi duyurular artık olağanüstü bir durumdan çok gündelik hayatın parçası.

Deutsche Bahn’ın 2026 yılının ilk yarısına ilişkin verileri de yolcuların bu deneyimini doğruluyor: Şirket, uzun mesafeli taşımacılıkta belirlediği mütevazı dakiklik hedefini dahi tutturamadı. Şirket, hizmet kalitesindeki sorunlar tartışılırken bu sorunları ele alan bir ZDF belgesine karşı da hukuki girişimde bulundu. ZDF’ye göre DB, belgeselin yayından tamamen kaldırılmasını istiyor.

Uzun Mesafeli Deutsche Bahn Trenlerinin Yüzde 58,7’si Zamanında Varabildi

Ocak-Haziran 2026 döneminde uzun mesafeli trenlerin yalnızca yüzde 58,7’si Deutsche Bahn’ın kullandığı ölçüte göre zamanında varabildi. Şirket, varış noktasına altı dakikadan daha az gecikmeyle ulaşan trenleri gecikmemiş, yani “dakik” kabul ediyor. Üstelik iptal edilen seferler bu istatistiğe dâhil edilmiyor. Dolayısıyla açıklanan oran, yolcuların karşılaştığı tüm aksaklıkları yansıtmadığı için gerçek deneyimin daha olumsuz olabileceğine işaret ediyor. Deutsche Bahn, 2026 yılı için uzun mesafeli taşımacılıkta en az yüzde 60’lık bir dakiklik oranı hedeflemişti.

Şirketin mali tablosu ile operasyonel performansı arasındaki fark ise dikkat çekici. Deutsche Bahn, maliyetleri azaltması ve yolcu talebinin artmasıyla 2019’dan bu yana ilk kez bir yılın ilk yarısını net kârla kapattığını açıkladı. 2026’nın ilk yarısında şirketin net kârı 147 milyon avroya, cirosu ise yüzde 1,8 artışla 13,6 milyar avroya yükseldi. Yolcu sayısı da 17 milyonluk artışla 960 milyona ulaştı. Ancak ekonomik göstergelerdeki iyileşme, trenlerin daha düzenli ve güvenilir işlemesine henüz yansımadı.

Eskiyen Altyapıyı Yenilemek Amacıyla Bitmeyen Şantiyeler

Deutsche Bahn yönetimine göre gecikmelerin başlıca nedenlerinden biri, uzun yıllardır yeterince yenilenmeyen demiryolu altyapısı. Eski sinyal sistemleri, yıpranmış raylar, kapasitesi sınırlı güzergâhlar ve yoğun kullanılan hatlardaki arızalar, küçük bir aksaklığın kısa sürede bütün tren ağını etkilemesine yol açabiliyor.

Şirket ve federal hükûmet bu sorunları gidermek amacıyla milyarlarca avroluk modernizasyon programları yürütüyor. Deutsche Bahn, koyduğu bu hedef nedeniyle, 2026’yı süper inşaat yılı olarak tanımlıyor. Şirketin verdiği bilgilere göre yılın ilk yarısında yaklaşık 14 bin şantiye tamamlandı. DB Grubu’nun brüt yatırımları yüzde 18 artarak 8,7 milyar avroya çıktı. Söz konusu yatırımların yüzde 82’si demiryolu altyapısını geliştirmeye yönelik.

Ancak altyapıyı yenilemek için başlatılan çalışmalar, kısa vadede gecikmeleri daha da artırıyor. Hatların kısmen veya tamamen kapatılması, trenlerin alternatif güzergâhlara yönlendirilmesi ve sefer planlarının değiştirilmesi, zaten yüksek kapasiteyle çalışan demiryolu sisteminde yeni darboğazlar yaratıyor. Deutsche Bahn’a göre uzun vadede daha istikrarlı bir ağın kurulması için yolcuların bugün daha fazla aksaklığa katlanması gerekiyor.

Şirket, kötü hava koşullarını da düşük dakiklik oranının nedenleri arasında gösteriyor. 2026’nın ocak ve şubat aylarındaki kış şartları ile haziran ayında yaşanan sıcak hava dalgasının seferleri olumsuz etkilediği belirtiliyor. Bununla birlikte hava koşulları, temel sorunun kırılgan altyapı ve yetersiz kapasite olduğu yönündeki eleştirileri ortadan kaldırmıyor.

Trenlerin Gecikmesi Sorunu Ne Zaman Çözülecek?

Deutsche Bahn Yönetim Kurulu Başkanı Evelyn Palla, mevcut dakiklik oranının tatmin edici olmadığını kabul ediyor. Buna karşılık gecikmelerin büyük bölümünün (yüzde 76’sı) 15 dakikayı aşmadığını ve şirketin yalnızca uzun mesafeli trenlerin dakiklik oranı üzerinden değerlendirilmesinin Deutsche Bahn’ın toplam performansını tam olarak yansıtmadığını savunuyor.

Bölgesel taşımacılıkta dakiklik oranının 2026’nın ilk yarısında yüzde 88,2 olması da şirketin dayandığı göstergelerden biri. Ancak özellikle uzun mesafeli yolculuklarda tek bir gecikmenin bağlantılı trenlerin kaçırılmasına, rezervasyonların geçersiz hâle gelmesine ve yolculuk süresinin saatlerce uzamasına yol açabilmesi, birkaç dakikalık farkları yolcular açısından daha önemli hâle getiriyor.

Palla, tren trafiğinin yeniden güvenilir ve istikrarlı hâle gelmesinin yaklaşık 10 yıl sürebileceğini belirtiyor. DB 2035 adı verilen yeniden yapılandırma programı kapsamında yönetim kademelerinin azaltılması, idari yapıların sadeleştirilmesi, sorumlulukların operasyonel birimlere aktarılması ve maliyetlerin düşürülmesi planlanıyor. DB yönetimi, şirketin geçmiş yıllardaki yönetim kültürünün performans ve sorumluluk konusunda yetersiz kaldığını da kabul ediyor.

Bu açıklamalar, kısa vadede yolcular açısından belirgin bir iyileşme beklenmemesi gerektiğini gösteriyor. Deutsche Bahn, yatırımların sonuçlarının ancak yıllar içinde görülebileceğini savunurken yolcular bugünkü bilet fiyatları karşılığında daha güvenilir bir hizmet talep ediyor.

Yeniden Kâr Eden Ancak Zamanında Varamayan Bir Tren Şirketi: Deutsche Bahn

Yarıyıl bilançosundaki dikkat çekici ayrımlardan biri, DB Grubu’nun toplam verileri ile uzun mesafeli taşımacılığın sonuçları arasında görülüyor. Grubun raylı sistemlerde taşıdığı toplam yolcu sayısı artarken uzun mesafe yolcu sayısı yüzde 2,6 azalarak 64,6 milyona geriledi. Kat edilen tren mesafesi yüzde 5,3, yolcuların katettiği toplam mesafe ise yüzde 4,4 azaldı.

Buna rağmen uzun mesafeli seferlerden elde edilen gelir yüzde 2,6 artarak 3 milyar 52 milyon avroya çıktı. Birimin düzeltilmiş faaliyet sonucu da 59 milyon avroluk zarardan 148 milyon avroluk kâra döndü. Deutsche Bahn bu iyileşmeyi daha az talep gören seferlerin azaltılması, fiyat ve kapasite yönetimi, artan doluluk ve rezervasyon gelirleri, araç satışları ve düşen amortisman giderleriyle açıklıyor.

Şirketin yeni stratejisinde 2030’a kadar “miktardan önce kalite” ilkesinin benimsenmesi ve yeni büyümeden önce mevcut hizmetin istikrara kavuşturulması öngörülüyor. Ancak iptalleri, kaçırılan aktarmaları ve yolcunun nihai varış saatini dikkate alan yolcu dakikliği, 2026’nın ilk yarısında yüzde 68,7’den yüzde 63,2’ye geriledi. Koridor yenilemelerinin ve yönetim reformunun yolcular açısından sonuç verip vermediğini gösterecek başlıca ölçütlerden biri de bu oran olacak.

Raylardaki Sorunları Çözemeyen Deutsche Bahn, Ekrandaki Eleştirilere Odaklandı

Deutsche Bahn’ın gecikme ve altyapı sorunlarıyla mücadelesi sürerken şirketin Almanya’nın kamu yayıncısı ZDF’de yayımlanan bir belgeselle ilgili başlattığı hukuki girişim ayrı bir tartışmaya yol açtı. Alman televizyon sunucusu ve gazeteci Dunja Hayali’nin sunduğu “Dunja Hayali ile Gündemin Nabzı: Alman Demiryolları Neden Hem Seviliyor Hem Lanetleniyor, Gerçekten Tehlikeli mi?” (Am Puls mit Dunja Hayali – Unsere Bahn: geliebt, verflucht – gefährlich?) adlı 43 dakikalık belgesel, Deutsche Bahn’ın güvenilirlik, güvenlik ve dijitalleşme alanlarındaki sorunlarını ele aldı.

Belgeselde şirket yöneticileri, çalışanlar, siyasetçiler ve yolcuların görüşlerine yer verildi. Ancak Deutsche Bahn, yapımın şirket hakkında tek taraflı ve eksik bir izlenim oluşturduğunu savundu. ZDF’nin verdiği bilgiye göre şirket, belgeselin medya kütüphanesinden tamamen kaldırılmasını talep etti. Deutsche Bahn, bu talebi açık biçimde doğrulamasa da filme yönelik hukuki itirazını sürdürdü.

Şirketin itirazı yalnızca belgeseldeki maddi hatalarla sınırlı değil. Deutsche Bahn, yapımda gecikmelere ve sorunlara geniş yer verilirken altyapı yatırımlarının, yenileme çalışmalarının ve son dönemde kaydedilen ilerlemelerin yeterince gösterilmediğini ileri sürüyor. Şirket, Federal Yargıtayın (BGH) bazı kararlarına atıfla, tek tek ifadeler doğru olsa bile önemli bilgilerin dışarıda bırakılması sonucunda yanlış bir genel izlenim oluşabileceğini savunuyor.

ZDF ise belgeselin özenli biçimde araştırıldığını ve farklı görüşlere yer verdiğini belirtiyor. Kanal, Deutsche Bahn’ın itirazlarının ardından iki bilgiyi düzeltti: Almanya’daki dijital sinyal merkezlerinin sayısı sıfırdan üçe çıkarıldı ve Belçika demiryollarıyla yapılan karşılaştırmanın yalnızca uzun mesafeli trenleri değil, yolcu taşımacılığının tamamını kapsadığı açıklandı. Ancak ZDF, bu düzeltmelerin belgeselin bütünüyle yayından kaldırılmasını gerektirmediği görüşünde. Kanalın yaklaşımına göre bir haberin veya belgeselin şirket açısından olumsuz sonuç doğurması, tek başına yayından kaldırılması için yeterli bir gerekçe değil.

Hukuki çekişme, kamuya ait bir şirketin kurumsal itibarını koruma talebiyle eleştirel haberciliğin editoryal bağımsızlığı arasındaki sınırı da tartışmaya açıyor. Deutsche Bahn, belgeselin dönüşüm programlarını, altyapı yatırımlarını ve kaydedilen ilerlemeleri yeterince yansıtmadığı, bu nedenle şirket hakkında yanıltıcı bir genel izlenim oluşturduğu görüşünde. Kamu yayıncısı ZDF kanalı ise gazetecilik faaliyetinin, haber konusu kurumların öncelikleri ve kurumsal anlatıları doğrultusunda şekillenmek zorunda olmadığını savunuyor. (P)

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler