Ceuta ve Melilla: Avrupa’nın Afrika’daki Sınırlarını Oluşturan Sömürgeci Miras
Ceuta’ya bir günde 70 binden fazla düzensiz göçmenin ulaşması, Avrupa Birliği’nin Kuzey Afrika’daki sınırlarının kırılganlığını yeniden ortaya koydu. Fas ana karasında yer alan Ceuta ve Melilla’nın bugünkü konumu, İspanya’nın sömürgeci geçmişiyle Avrupa’nın göçü dışarıda tutmaya dayalı sınır politikalarının kesişiminde şekilleniyor.
Fas ana karasında bulunan küçük İspanyol toprağı Ceuta (Sebte), 30 Temmuz’da 70 binden fazla düzensiz göçmenin gelişi karşısında hazırlıksız yakalandı. Göçmenlerin büyük bölümü Fas’tan deniz yoluyla, Tarajal dalgakıranları ve çevresindeki kıyı hattı üzerinden şehre ulaştı.
Yüzölçümü yalnızca yaklaşık 18 kilometrekare olan bu küçücük şehirde, beklenmedik şekilde gelen on binlerce insana yiyecek, barınma imkânı ve destek sağlayacak yeterli altyapı yoktu. Yaşananlar, ağır biçimde tahkim edilmiş şehir sınırlarının sanıldığı kadar geçilmez olmadığını çarpıcı biçimde gösterdi.
Ceuta’da Krizin Bilançosu
İspanya ve Fas hükûmetleri arasında yürütülen acil görüşmelerin ardından göçmenlerin yüzde 95’inden fazlası kara sınırı üzerinden Fas’a geri döndü. Ceuta’da kalanlar ise şehrin göçmen kabul merkezlerinin kapasitesini çoktan aşmış durumda.
İspanya’nın açıkladığı son verilere göre, Ceuta’ya geçmeye çalışırken en az 88 kişi hayatını kaybetti. Geçici de olsa bu kitlesel geçiş, aşırı sağcı ve milliyetçi çevrelerden sert siyasi tepkiler gelmesine yol açtı. Aynı zamanda Avrupa’da yükselen popülizme ve göçmen karşıtlığına itiraz eden kesimler de protestolar düzenledi.
Olayların ardından Tarajal’da denize bir bariyer yerleştirildi. Böylece İspanya’yı ve dolayısıyla Avrupa’yı Fas’tan ayıran yeni bir sınır daha kısa sürede oluşturuldu.
Ceuta, Fas ana karasında bulunan ve kendisinden de küçük olan diğer İspanyol toprağı Melilla gibi, sınır gerilimlerinin sık sık yoğunlaştığı bir nokta. Bu iki şehir, zaman zaman İspanya’ya ve dolayısıyla Avrupa Birliği’ne yönelen düzensiz göç konusunda hararetli tartışmalara sahne oluyor.
Ceuta ve Melilla sınırlarının tahkim edilmesi, hem İspanya’nın Kuzey Afrika’nın bu bölgesindeki tarihsel hâkimiyetiyle hem de Avrupa Birliği’nin güney sınırlarını koruyan ülkelerden biri olarak üstlendiği rolle yakından bağlantılı.
Ceuta ve Melilla Nasıl İspanyol Toprağı Oldu?
Son yaşananların arkasında uzun bir sömürgecilik ve göç tarihi bulunuyor. Önce Fenike, ardından Roma yerleşimleri olarak bilinen Ceuta ve Melilla, 8. yüzyılda Akdeniz bölgesindeki İslam fetihlerinin parçası oldu. Deniz kıyısındaki konumları sayesinde Akdeniz ticaretinde önemli limanlara ve ticaret merkezlerine dönüştüler.
Portekiz İmparatorluğu 15. yüzyılda genişlerken Ceuta’yı ele geçirdi. Bundan kısa süre sonra İspanya ve Portekiz krallıkları aynı taç altında birleşti. Portekiz 1640’ta yeniden bağımsızlığını kazandığında Ceuta İspanyol yönetiminde kaldı. Melilla ise 1497’de Medina Sidonia Dükü tarafından ele geçirildi ve o tarihten bu yana İspanyol tacının kontrolünde bulunuyor.
19. ve 20. yüzyıllarda İspanya’nın Kuzey Fas üzerindeki denetimi genişlerken Fransa ülkenin geri kalanını kontrol ediyordu. Avrupalı güçler 1912’de bölgede himaye alanlarını paylaşma konusunda anlaşmaya vardığında Ceuta ve Melilla bu düzenlemenin dışında bırakıldı. Bunun nedeni, iki şehrin uzun süredir İspanyol yönetimindeki yerleşimler olarak görülmesiydi. 1921-1926 yılları arasındaki Rif Savaşı, İspanya açısından Mağrip’te ağır yenilgilerin yaşandığı bir dönem oldu. Bunun ardından Ceuta ve Melilla üzerindeki hâkimiyetin sürdürülmesi, İspanya’nın bölgedeki gücünün sembollerinden biri hâline geldi.
General Francisco Franco, Temmuz 1936’da İspanya İç Savaşı’nı İspanyol Fas’ından başlattı ve 36 yıl sürecek diktatörlüğün önünü açtı. İspanya’nın 1970’lerde demokrasiye geçişi, Fas’tan ülkeye yoğun göçün başladığı dönemle aynı zamana denk geldi. İspanya’nın 1986’da Avrupa Topluluğu’na katılmasıyla bu hareketlilik daha da arttı. Bu süreç, çeşitlilik ve ulusal kimlik konusunda bugün hâlâ tam olarak çözülememiş kaygıları da beraberinde getirdi.
“Avrupa Kalesi”nin Afrika’daki Sınırı
Ceuta ve Melilla zamanla İspanya’nın Mağrip’teki sınırlarını koruyan şehirler hâline geldi. İspanya’nın 1991’de Schengen Bölgesi’ne katılmasıyla bu rol, yalnızca İspanya’yı değil, bütün Avrupa’yı ilgilendiren bir sorumluluğa dönüştü. Avrupa Birliği o tarihten bu yana gözetleme sistemleri ve sınır çitleri de dâhil olmak üzere bu sınır şehirlerini güçlendirmek için yüz milyonlarca avro harcadı. Küçük olmalarına rağmen Ceuta ve Melilla bu tarihsel rolü sürdürmeye devam ediyor. Ancak bunu yaparken ciddi insan hakları ihlallerine yol açtıkları yönünde sık sık suçlamalarla karşı karşıya kalıyorlar.
Avrupa’nın kapıları dışarıya kapalı bir “kale” olarak görülmesi, kıtanın göç politikalarını uzun süredir şekillendiriyor. Ceuta ve Melilla sınırları da bu yaklaşım içinde giderek daha sert ve ölümcül bir hâl alıyor. Faslılar, Sahra Altı Afrika’dan gelenler ve daha pek çok insan, İspanya’ya ulaşabilmek için jiletli telleri, derin suları ve başka birçok tehlikeyi aşmaya çalışıyor. İklim değişikliği, küresel eşitsizlik ve Avrupa’da daha iyi bir hayat kurma umudu, insanları bu yolculuğa iten başlıca nedenler arasında yer alıyor.

Fas ana karasında bulunan İspanyol şehri Ceuta’nın tarihî surları, limanı ve kent merkezi. Ceuta, Melilla ile birlikte Avrupa Birliği’nin Kuzey Afrika’daki kara sınırlarından birini oluşturuyor. | Fotoğraf: Curioso.Photography – Shutterstock.
İspanya ile Fas Arasında Bitmeyen Gerilim
Öte yandan sömürgeci miraslar, bölgenin jeopolitiğini karmaşık biçimlerde etkilemeye devam ediyor. Fas, Ceuta ve Melilla’yı İspanya toprağı olarak tanımıyor ve İspanya’yla yürüttüğü diplomatik görüşmelerde bu şehirler üzerinde hak iddia ediyor. Buna karşılık Fas’ın da kendi sömürgeci politikaları bulunuyor. Ülke, 1970’lerde güneyinde bulunan eski İspanyol sömürgesi Batı Sahra’yı işgal etti ve bölgeye yerleşmeleri için 350 bin vatandaşını gönderdi.
Ceuta sınırında 2021 yılında da kitlesel bir geçiş yaşandı. Son olay kadar büyük olmasa da bu geçiş de ciddi bir diplomatik krizin ortasında gerçekleşti. Kriz, İspanya’nın Batı Sahra bağımsızlık hareketi Polisario Cephesi’nin lideri Brahim Ghali’nin COVID-19 tedavisi için ülkeye gelmesine izin vermesinin ardından çıkmıştı. Ceuta yerel yönetimi, son kitlesel geçişten Fas hükûmetini sorumlu tuttu ve Fas’ın sınır kontrollerini bilinçli biçimde gevşettiğini öne sürdü.
Göç, İspanya ile Fas arasındaki çözülememiş siyasi gerilimlerde sürekli yeniden ortaya çıkan başlıklardan biri. Son olay, Kuzey Afrika topraklarında bulunan bir İspanyol şehri olarak Ceuta’nın çalkantılı tarihine yeni bir katman daha ekliyor. Yaşananların siyasi boyutu tartışılırken Ceuta ve Melilla’nın Kuzey Afrika’daki Avrupa sınırları olarak üstlendiği rolün zaman zaman ölümcül sonuçlar doğurduğunu da unutmamak gerekiyor.
NOT: Bu yazının İngilizce aslı, 5 Ağustos’ta The Conversation tarafından yayımlanmıştır. Orijinal içerik Creative Commons Attribution 4.0 International (CC BY 4.0) lisansı altında tercüme edilmiştir.