Kuzey Afrika

Ceuta Sınırındaki Kitlesel Geçişler Avrupa’da Nasıl Siyasi Krize Dönüştü?

İspanya’nın Kuzey Afrika’daki özerk şehri Ceuta’ya on binlerce kişinin geçmesi, ağır can kayıplarının yaşandığı büyük bir insani krize yol açtı. Geçiş yapanların çoğu Fas’a dönmesine ve Avrupa ana karasına ulaşan kimse tespit edilmemesine rağmen kriz; sınır güvenliği, Schengen ve Fas’ın rolü üzerinden Avrupa çapında siyasi bir hesaplaşmaya dönüştü.

Ceuta Sınırındaki Kitlesel Geçişler Avrupa’da Nasıl Siyasi Krize Dönüştü?
Fas güvenlik güçleri, ülkenin kuzeyindeki Fenidek kentinden İspanya yönetimindeki Sebte (Ceuta) şehrine girmeye çalışan düzensiz göçmenleri engellemek için önlemler aldı. 1 Ağustos 2026 | Fotoğraf: Abu Adem Muhammed - AA.

İspanya’nın Kuzey Afrika kıyısındaki özerk şehri Ceuta (Sebte), 30 Temmuz Perşembe günü başlayan kitlesel geçişlerle yakın tarihinin en ağır insani ve idari krizlerinden birini yaşadı. On binlerce kişi Fas tarafındaki Fenidek’ten sınır kapılarına, kayalıklara ve Tarajal dalgakıranına yöneldi. Bazıları kalabalığın oluşturduğu baskıyla sınır noktalarını geçti, çoğu ise çitlerin denizde sona erdiği bölgeden yüzerek veya küçük teknelerle İspanyol tarafına ulaştı.

Geçiş yapanların tam sayısı hâlâ kesinleşmiş değil. İspanya İçişleri Bakanlığı en az 50 bin kişinin Ceuta’ya girdiğini açıklarken özerk şehir yönetimi önce 60 bin kişilik bir tahmin paylaştı. Ceuta Özerk Yönetimi Başkanı Juan Jesús Vivas, 3 Ağustos’ta Fas’tan şehre doğru hareket edenlerin sayısını yaklaşık 73 bin olarak verdi. Fas İçişleri Bakanlığı ise sınırdaki hareketliliğe katılanların sayısını 40 bin olarak açıkladı. Farklı yöntemlerle tutulan ve birbirini doğrulamayan bu veriler, olayların büyüklüğünü kesin bir rakama indirgemeyi güçleştiriyor.

Can kaybına ilişkin bilançolar da aynı ölçüde farklı. İspanya hükûmet temsilciliği, son kitlesel geçiş sırasında hayatını kaybedenlerin sayısını 2 Ağustos itibarıyla 72 olarak açıkladı. Ceuta’daki geçici morga getirilen cenazelerin sayısı ise 88’e ulaştı. Ancak bunların bir bölümünün kitlesel geçişten önceki iki hafta boyunca meydana gelen daha küçük yüzme girişimlerine ait olduğu belirtiliyor. Fas da kendi tarafında 10’u boğulma, biri kayalıklardan düşme sonucu olmak üzere 11 ölümü doğruladı. Arama ve kimlik tespiti çalışmaları sürdüğü için bu rakamları birbirine ekleyerek kesin bir toplam ölüm bilançosuna ulaşmak henüz mümkün değil.

Bir Günde Yılların Toplamını Aşan Geçiş

Yaklaşık 83 bin kişinin yaşadığı Ceuta’ya birkaç saat içinde şehrin nüfusunun yarısından fazlasına denk gelen bir kitlenin ulaşması, kabul ve sağlık hizmetlerinin kapasitesini kısa sürede aştı. Sokaklar, sahiller ve boş araziler barınacak yer ve yiyecek arayan insanlarla dolarken İspanya bölgeye asker, polis ve sağlık personeli gönderdi.

Ceuta’daki sağlık birimleri cuma gününden pazar gününe kadar geçiş yapanlara 1.622 kez müdahalede bulundu. Özerk şehir yönetimi ayrıca yaklaşık 1.200 çocuğa ve gence yardım sağlandığını bildirdi. Bunların ne kadarının ailesiyle geldiği, kaçının refakatsiz olduğu ve kaçının Fas’a döndüğü konusunda henüz kesin bir bilanço bulunmuyor. Özellikle refakatsiz çocuklar, yetişkinler gibi topluca geri gönderilemeyecekleri için zaten kapasitesinin üzerinde çalışan çocuk koruma sisteminin önündeki en önemli sorunlardan birini oluşturuyor.

Geçişlerin olağan dışı boyutu önceki verilerle karşılaştırıldığında daha belirgin hâle geliyor. İspanya İçişleri Bakanlığının son düzenli raporuna göre 1 Ocak ile 15 Temmuz arasında Ceuta’ya kara yoluyla 2 bin 826 kişi düzensiz biçimde ulaşmıştı. 30 Temmuz’daki geçişler, tek başına 2017’den bu yana Ceuta’ya kaydedilen düzensiz girişlerin tamamını aşan bir büyüklüğe ulaştı.

İspanya, 2 Ağustos itibarıyla güvenlik güçleri ve askerlerden oluşan yaklaşık 3 bin kişilik bir gücü şehirde tutuyordu. Donanma bölgeye üç devriye gemisi gönderirken Tarajal dalgakıranının çevresine 500 metre uzunluğunda pnömatik bir bariyer ile deniz dibine sabitlenen şamandıralar yerleştirildi. Fas güvenlik güçleri de Fenidek kıyısındaki varlığını artırdı ve Ceuta’dan dönenleri ülkenin farklı bölgelerine taşımak için otobüsler görevlendirdi.

Ceuta’ya Ulaşmak Avrupa Ana Karasına Geçmek Anlamına Gelmiyor

Ceuta ve yaklaşık 400 kilometre doğusundaki Melilla, İspanya’ya bağlı olmalarına rağmen Afrika kıtasında bulunan iki özerk şehir. Bu iki bölgenin Fas’la olan sınırları aynı zamanda Avrupa Birliği’nin Afrika’daki yegâne kara sınırlarını oluşturuyor.

Ceuta ve Melilla, Schengen sistemi içinde kendilerine özgü bir hukuki rejime tabi. Şehirlerden İspanya ana karasına deniz veya hava yoluyla geçmek isteyenler sistematik polis ve belge kontrolünden geçiriliyor. Bu nedenle Ceuta’ya düzensiz biçimde ulaşmak, İspanya ana karasına veya diğer Avrupa ülkelerine serbestçe geçiş hakkı sağlamıyor.

Avrupa Komisyonu da geçişlerin ardından Ceuta’dan Avrupa ana karasına doğru herhangi bir ikincil hareket tespit edilmediğini açıkladı. İspanya hükûmeti, kitlesel geçişe katılanlardan hiçbirinin ana karaya ulaşmadığını bildirdi. Gelenlerin önemli bölümü ise birkaç gün içinde Fas’a döndü.

Madrid’in ilk resmî bilançosuna göre yaklaşık 50 bin kişiden 48 bin 300’ü ilk 48 saat içinde geri döndü. Hafta sonundaki yerel ve emniyet kaynaklı tahminler dönüş hareketliliğini 69 bin ile 73 bin 500 arasında gösterdi. Bu rakamlar giriş sayılarına ilişkin tahminlerle uyuşmadığı için ortak ve kesin bir bilanço bulunmuyor. Buna rağmen güvenilir kaynakların üzerinde uzlaştığı nokta, geçiş yapanların çok büyük bölümünün Fas’a dönmüş olması ve şehirde kalanların Avrupa ana karasına geçememesi.

Mahkeme Kararı Nasıl Yanlış Bilgiye Dönüştü?

İspanya ve Fas yönetimleri, kitlesel hareketliliğin başlıca tetikleyicilerinden biri olarak sosyal medyada yayılan “sınır açıldı” söylentisini gösteriyor. Söylenti, İspanya Yüksek Mahkemesinin 8 Temmuz’da açıkladığı bir karara dayanıyordu.

Dava, Kasım 2024’te iki kişiyle birlikte yüzerek Ceuta’ya ulaşmaya çalışırken açık denizde yakalanan ve herhangi bir bireysel işlem yapılmadan Fas’a teslim edilen Cezayirli bir göçmenle ilgiliydi. Yüksek Mahkeme, Ceuta ve Melilla’daki “sınırda ret” uygulamasının yalnızca çit veya başka bir fiziksel sınır unsurunu aşmaya çalışanlar için kullanılabileceğine hükmetti. Denizde yakalanan kişiler hakkında ise kimlik tespiti, bireysel inceleme ve olası koruma talebini kapsayan olağan geri gönderme prosedürünün uygulanması gerektiğini belirtti.

Karar, yüzerek gelen herkesin İspanya’da kalabileceği veya sığınma hakkı kazanacağı anlamına gelmiyordu. Buna rağmen sosyal medya ve mesajlaşma gruplarında kararın “deniz yolunun açıldığı” biçiminde sunulduğu, insan kaçakçılığı ağlarının da bu yanlış bilgiyi yaydığı belirtiliyor. İspanyol istihbarat birimlerinin ilk değerlendirmesine göre kitlesel hareketin başlangıç noktası, gençlere yüzerek ulaşmaları hâlinde geri gönderilmeyeceklerini söyleyen bu asılsız anlatıydı.

Madrid’in denize yerleştirdiği 500 metrelik bariyer de doğrudan bu mahkeme kararına verilen bir yanıt. İspanya hükûmeti, fiziksel bir deniz engelinin oluşturulmasıyla bu bariyeri aşanlara yeniden “sınırda ret” prosedürü uygulanabileceğini savunuyor. Ancak bu yorumun insan hakları hukuku açısından yeni tartışmalara yol açması bekleniyor.

ispanya fas ceuta sınır geçişler kitlesel göç düzensiz mülteci iltica schengen avrupa birliği

Fas güvenlik güçleri, ülkenin kuzeyindeki Fenidek kentinden İspanya yönetimindeki Sebte (Ceuta) şehrine girmeye çalışan düzensiz göçmenleri engellemek için önlemler aldı. 1 Ağustos 2026 | Fotoğraf: Abu Adem Muhammed – AA.

Düzensiz Göçmenlere Statü Veren Yasa, Yeni Gelenleri Kapsamıyor

İspanya’daki sağ ve aşırı sağ partiler, Ceuta’daki geçişleri Sánchez hükûmetinin 2026’da uyguladığı olağanüstü düzenlileştirme programıyla ilişkilendirdi. Vox lideri Santiago Abascal gelişmeleri “işgal” olarak nitelendirirken merkez sağ Halk Partisi de hükûmetin göç politikasının İspanya’yı daha fazla geçiş için cazip hâle getirdiğini savundu.

Ancak programın koşulları Ceuta’ya yeni ulaşanların bundan yararlanmasına imkân vermiyor. Başvurular yalnızca 1 Ocak 2026’dan önce İspanya’da bulunan, başvuru tarihinde ülkede en az beş aydır kesintisiz yaşadığını kanıtlayan ve diğer şartları karşılayan kişiler için 16 Nisan ile 30 Haziran arasında kabul edildi. Verilen izin de yalnızca İspanya’da ikamet ve çalışma hakkı sağlıyor; başka bir AB ülkesinde yerleşme hakkı tanımıyor.

Dolayısıyla düzenlileştirme programıyla 30 Temmuz’daki geçişler arasında doğrudan bir hukuki bağ bulunmuyor. Bununla birlikte program, mahkeme kararı ve sosyal medyadaki yanlış bilgilerin birbirine eklenmesi, İspanya’ya şimdi ulaşanların ülkede kalabileceği yönünde gerçeğe aykırı bir beklenti oluşturmuş olabilir.

Tarihçi ve göç uzmanı Patrick Weil, Yüksek Mahkeme kararı ve düzensiz göçmenlere statü verilmesi tartışmasının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyor. Le Grand Continent’a verdiği söyleşide Weil, iki gelişmenin sosyal medyada “şimdi giriş yapma zamanı” şeklinde algılanan bir sinyal üretmiş olabileceğini belirtiyor.

Geçişlere İzin Veren Fas Düzensiz Göçmen Akınını Organize mi Etti?

Krizin en tartışmalı boyutu, Fas güvenlik güçlerinin on binlerce kişi sınır bölgesine yönelirken neden müdahale etmediği sorusu oldu. Normal koşullarda Rabat yönetimi Ceuta sınırında yoğun güvenlik önlemleri uyguluyor ve İspanyol makamlarıyla yakın iş birliği yürütüyor.

İspanyol istihbarat birimlerinin 3 Ağustos’ta basına yansıyan değerlendirmesi, Fas yönetiminin kitlesel hareketi önceden planlamadığı, ancak ortaya çıkan hareketliliği durdurmayarak geçişlere fiilen izin verdiği ve sonrasında siyasi amaçlarla kullandığı yönünde. Değerlendirmeye göre Fas’ın Taht Günü kutlamaları sırasında sınırdaki güvenlik varlığı önce asgari düzeye indirildi, ardından neredeyse tamamen ortadan kalktı. Rabat ayrıca sosyal medya üzerinden örgütlenen hareketlilik hakkında İspanyol makamlarına önceden bilgi vermedi.

Bu değerlendirme, krizi Fas’ın baştan sona örgütlediği yönündeki iddiaları doğrulamıyor. Ancak Rabat’ın gelişmeleri engellemediği ve Ceuta ile Melilla üzerindeki egemenlik iddiasını uluslararası gündeme taşımak için kullandığı sonucuna varıyor. Fas’ın kraliyet hükûmetine yakın olduğu ifade edilen Le 360 gazetesinin olaylar sırasında iki şehri “işgal altındaki kentler” olarak nitelendirmesi de bu tartışmayı büyüttü.

Info Migrants‘ın incelemesine göre Fas’ın 2021’de İspanya’ya baskı uygulamak amacıyla sınır denetimlerini gevşettiği yönündeki güçlü kanaat, mevcut şüphelerin temelini oluşturuyor. İspanya’nın Polisario Cephesi lideri Brahim Ghali’nin tedavi edilmesine izin vermesinden sonra yaklaşık 10 bin kişi iki gün içinde Ceuta’ya geçmişti. Madrid daha sonra, 2022’de Batı Sahra konusunda Fas’ın özerklik planını destekleyerek Rabat’la ilişkilerini yeniden kurmuştu.

Sánchez’in son olarak Cezayir’i ziyaret etmesi, Fas’ın bu yakınlaşmaya tepki gösterdiği iddialarına yol açtı. Cezayir, Batı Sahra’nın bağımsızlığını savunan Polisario Cephesi’nin en önemli destekçisi. Bununla birlikte İspanyol istihbaratının mevcut değerlendirmesi, Cezayir ziyareti veya başka bir diplomatik anlaşmazlığın kitlesel geçişi başlatan önceden hazırlanmış bir plana dönüştüğüne dair kanıt bulunmadığı yönünde.

Fas İçişleri Bakanlığı ise 2 Ağustos’ta yaptığı ilk kapsamlı açıklamada olayları dijital dezenformasyon, insan kaçakçılığı ağları ve İspanyol yargı kararlarının yanlış yorumlanmasıyla açıkladı. Rabat, göçle mücadelede “güvenilir ve sorumlu bir ortak” olduğunu savunurken kitlesel geçişlerde siyasi sorumluluğu bulunduğu iddialarını reddetti.

İspanya’yla Sınır Olmayan İtalya’nın Kimlik Kontrolü Kararı

Ceuta’daki görüntüler kısa sürede Avrupa’daki göç tartışmasının merkezine yerleşti. İtalya, İspanya’dan hava ve deniz yoluyla gelen AB dışı ülke vatandaşları için bir ay süreyle hedefli kimlik kontrolleri uygulamaya başladı. İtalyan ve diğer AB vatandaşları karardan etkilenmiyor. Başbakan Giorgia Meloni uygulamayı ulusal güvenlik gerekçesiyle savundu.

Bu adım, sıklıkla “İspanya’nın Schengen’den çıkarılması” veya “Schengen’in askıya alınması” şeklinde sunulsa da hukuken İspanya’nın üyeliğinin sona erdirilmesi anlamına gelmiyor. Roma yalnızca kendi sınırlarında geçici kontrolleri yeniden uyguluyor. İtalya’nın İspanya’yla kara sınırının bulunmaması, Ceuta’dan Avrupa ana karasına geçen kimsenin tespit edilmemesi ve kitlesel geçiş yapanların çoğunun kısa sürede Fas’a dönmesi, kararın güvenlikten çok iç siyasete yönelik sembolik bir hamle olduğu eleştirilerini güçlendirdi.

Politico’nun haberine göre Finlandiya İtalya’nın yaklaşımını destekledi. Almanya Başbakanı Friedrich Merz ise Fas’tan bu kişileri gecikmeden geri almasını istedi. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise görüntüleri “kabul edilemez” olarak nitelendirerek AB’ye girişlerin Avrupa kurallarına uygun biçimde gerçekleşmesi gerektiğini söyledi.

Fransa ise  İspanya sınırındaki güvenlik varlığını artırdı. Ancak Fransa’nın iç sınır kontrolleri Ceuta krizinden önce de yürürlükteydi. Almanya, Fas’tan geri dönüşleri gecikmeden kabul etmesini isterken Norveç ve bazı Avrupa ülkeleri İspanya’yla dayanışma mesajı yayımladı.

Yirmi iki AB ülkesi dış sınırların korunması konusunda ortak önlem talep etti. AB içişleri bakanlarının Ceuta krizini görüşmek üzere 4 Ağustos Salı günü olağanüstü toplantı yapması planlanıyor. İspanya ise Avrupa Komisyonuna ve AB Konseyine gönderdiği mektupta bazı ülkelerin yaklaşımını “bencil, kutuplaştırıcı ve hukuka aykırı” olarak nitelendirdi.

Ceuta Krizi ve İspanya-İsrail Gerilimi

Ceuta krizi, İspanya ile İsrail arasındaki gergin ilişkilere de yeni bir başlık ekledi. İsrail’in Birleşmiş Milletler Daimî Temsilcisi Danny Danon, sosyal medya paylaşımında İspanya’yı göç politikası üzerinden eleştirdi ve Ceuta ile Melilla’yı Afrika’daki “sömürge bölgeleri” olarak tanımladı.

İspanya Ulaştırma Bakanı Óscar Puente’nin bu paylaşıma “Her şey giderek daha açık hâle geliyor” şeklinde karşılık vermesi, İsrail ve ABD’nin Fas üzerinden kitlesel geçişleri teşvik ettiği yönündeki ve kökeni 2019 yılında Benjamin Netanyahu’nun oğlu tarafından yapılan [İspanya’yı iç işlerine karışmakla tehdit eden] sosyal medya paylaşımlarına dayanan iddiaları büyüttü. İsrail bağına dair iddialar, Sánchez hükûmetinin Filistin politikasına, İsrail’in Gazze’deki eylemlerine yönelik eleştirilerine ve Fas’ın hem İsrail hem de ABD ile yakın ilişkilerine dayandırıldı.

Ancak İspanyol istihbaratının ilk değerlendirmesi hareketliliği dışarıdan yönetilen bir operasyon olarak değil, sosyal medyada yayılan yanlış bilginin Fas makamları tarafından durdurulmaması ve sonradan siyasi amaçlarla kullanılması şeklinde açıklıyor. İsrail’in Madrid Büyükelçisi Dana Erlich de Danon’un açıklamasının İsrail devletinin tutumunu yansıtmadığını duyurdu.

Ceuta’daki kitlesel geçişler, ağır can kayıplarına ve şehir ölçeğinde ciddi bir insani krize yol açtı. Ancak geçiş yapanların çok büyük bölümünün Fas’a dönmesi ve Avrupa ana karasına doğru ikincil hareket yaşanmaması, olayların Avrupa çapında fiilî bir göç dalgasına dönüşmediğini gösteriyor.

Buna rağmen kriz, Avrupa’nın sınır kontrolünde komşu ülkelere ne ölçüde bağımlı olduğunu, bu bağımlılığın Fas gibi ülkelere sağladığı siyasi gücü ve göç konusunun gerçek hareketliliğin boyutundan bağımsız olarak nasıl hızla uluslararası bir kutuplaşma aracına dönüşebildiğini bir kez daha ortaya koydu. (P/AA)

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler