Dışarıda Güçlü, İçeride Kırılgan: Pedro Sánchez 2027’de İktidarda Kalabilecek mi?
Dış politikadaki sert çıkışlarıyla Avrupa solunun en görünür liderlerinden biri hâline gelen Pedro Sánchez, ülke içinde giderek daha kırılgan bir siyasi zeminde ilerliyor. Partisini kuşatan yolsuzluk soruşturmaları, Endülüs’teki ağır seçim yenilgisi ve aşırı sağcı Vox’un yükselişi, Sánchez’i 2027 genel seçimleri öncesinde zorlu bir denklemin içine sokuyor.
İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, Avrupa siyasetinde son yılların en görünür sol liderlerinden biri olarak öne çıkıyor. Gazze konusunda İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’ya yönelttiği sert eleştiriler, İran’a yönelik savaş tartışmalarında Donald Trump’a karşı aldığı pozisyon ve göçün ekonomik-sosyal işlevine dair yaptığı savunular, Sánchez’i Avrupa solunun uluslararası alandaki en dikkat çekici figürlerinden biri hâline getirdi.
Ancak Sánchez’in dış politikada kazandığı bu görünürlük, ülke içinde giderek kırılganlaşan bir siyasi tabloyla yan yana ilerliyor. İktidardaki İspanya Sosyalist İşçi Partisi (PSOE), eski bakanları, parti yöneticilerini, aile üyelerini ve eski başbakan José Luis Rodríguez Zapatero’yu kapsayan yolsuzluk soruşturmalarının baskısı altında. Sosyalistler ayrıca bir dönem güçlü kaleleri arasında sayılan Endülüs’te tarihî bir yenilgi aldı.
2027 Genel Seçimleri Öncesinde Sánchez ve Partisi Destek Kaybediyor
Sánchez, 2027 genel seçimlerine kadar görevde kalacağını ve seçimlerden sonra da başbakanlığı sürdürmek istediğini söylüyor. Fakat bu iddialı çıkış, siyasi tabloyu değiştirmeye yetmiyor. Hükûmetin parlamentodaki varlığı, bölgesel milliyetçi ve sol partilerin desteğine bağlı. Bu partiler ise yolsuzluk iddialarının derinleşmesi hâlinde Sánchez’e verdikleri desteği gözden geçirebileceklerini açıkça ima ediyor.
Muhalefetteki merkez sağ Halk Partisi (PP), erken seçim çağrılarını artırırken, aşırı sağcı Vox hem ulusal siyasette hem de bölgesel yönetimlerde kilit aktör konumunu güçlendiriyor. Bu nedenle İspanya’daki kriz, yalnızca hükûmetin yolsuzluk soruşturmaları karşısında sıkışmasından ibaret değil. Ülkede üç düzeyli bir siyasal kırılma yaşanıyor: PSOE’nin iktidar yorgunluğu ve güven kaybı, sağ blokta Vox’un giderek vazgeçilmez ortak hâline gelmesi ve mahkemeler, medya, partiler ve kamuoyu arasındaki kutuplaşmanın derinleşmesi.
Sánchez Doğrudan Suçlanmıyor Ama Partisi ve Kabine Üyeleri Soruşturma Altında
Pedro Sánchez’in bugünkü sıkışmışlığı tek bir dosyadan kaynaklanmıyor. Asıl baskıyı yaratan unsur, farklı soruşturmaların üst üste binmesi ve bunların neredeyse tamamının iktidar çevresine temas etmesi. Sánchez’in kendisi şu ana kadar bu soruşturmaların hiçbirinde doğrudan suçlanmış değil. Ancak eski bakanlar, parti yöneticileri, yakın siyasi müttefikler ve aile üyeleriyle ilgili dosyalar, İspanyol basınına göre Başbakan’ın “temiz yönetim” iddiasını aşındırıyor.
Sosyalist Parti üzerindeki baskının merkezinde eski Ulaştırma Bakanı José Luis Ábalos ve partinin eski üst düzey isimlerinden Santos Cerdán’ın adının geçtiği ihale ve komisyon iddiaları bulunuyor. Pandemi döneminde yapılan maske alımlarından kamu ihalelerine uzanan bu dosyalar, PSOE açısından ciddi bir itibar kaybına yol açmıştı. Ábalos partiden uzaklaştırılmış olsa da Cerdán dosyası Sánchez için daha yıpratıcı oldu. Çünkü Başbakan, soruşturmaya dair ayrıntılar kamuoyuna yansımadan önce Cerdán’ı savunmuş, daha sonra yaptığı başka bir açıklamada ise “ona güvenmemeliydik” demek zorunda kalmıştı.
Bu tabloya eski başbakan José Luis Rodríguez Zapatero hakkındaki soruşturma da eklendi. Zapatero, yalnızca PSOE’nin eski liderlerinden biri değil; aynı zamanda İspanya solunun sembolik isimlerinden biri olarak görülüyordu. 2004-2011 yılları arasındaki başbakanlığı döneminde eşcinsel evlilik, tarihsel hafıza politikaları ve kadına yönelik şiddetle mücadele gibi alanlarda yaptığı reformlar, onu sol seçmen nezdinde güçlü bir figür hâline getirmişti.
Zapatero şimdi ise Venezuela bağlantılı, Plus Ultra adlı havayolu şirketine pandemi döneminde sağlanan 53 milyon avroluk devlet yardımında nüfuzun kötüye kullanılması ve kara para aklama iddialarıyla soruşturuluyor. Zapatero suçlamaları reddediyor; Sánchez de şimdilik selefine “tam destek” verdiğini söylüyor. Fakat dosyanın sembolik ağırlığı, PSOE’nin iç bütünlüğü ve seçmen nezdindeki ahlaki üstünlük iddiası açısından ağır bir yük oluşturuyor.
Sánchez’in aile üyeleriyle ilgili dosyalar da tabloyu daha karmaşık hâle getiriyor. Başbakan’ın eşi Begoña Gómez, ticari faaliyetleri ve kamu kaynaklarının kullanımıyla ilgili iddialar nedeniyle yargı sürecinin merkezinde. Kardeşi David Sánchez ise Badajoz’da bir müzik koordinatörlüğü görevine atanmasıyla bağlantılı olarak yargılanıyor. Sánchez, eşi ve kardeşi hakkındaki dosyaların aşırı sağcı çevrelerin siyasi motivasyonlu girişimleriyle başladığını savunuyor. Bu argüman, Sosyalist tabanın bir kısmında karşılık bulsa da skandalların birikimli etkisini ortadan kaldırmıyor.
Krizin son halkalarından biri de Sosyalist Parti genel merkezine 27 Mayıs’ta yapılan polis baskını oldu. Madrid’deki PSOE merkezinde yapılan arama, parti kaynaklarının bazı yargı süreçlerini itibarsızlaştırmak amacıyla kullanıldığı iddialarına dayanıyor. Hükûmet çevresi soruşturmaların siyasi araçsallaştırıldığını savunuyor. Ancak kamuoyu açısından asıl sorun, her yeni dosyanın “münferit olay” açıklamasını daha az ikna edici hâle getirmesi.
Endülüs Yenilgisi: Aşırı Sağcı Vox Kilit Partiye Dönüşüyor
Sánchez üzerindeki baskıyı artıran ikinci büyük gelişme, PSOE’nin Endülüs’te aldığı tarihî yenilgi oldu. Endülüs, İspanya’nın en kalabalık bölgelerinden biri olmasının yanı sıra Sosyalistler için tarihsel ve sembolik öneme sahipti. Franco sonrası dönemde PSOE’nin ulusal yükselişinde Endülüs belirleyici rol oynamış, parti bölgede yaklaşık kırk yıl boyunca hâkim güç olarak kalmıştı. Eski başbakan Felipe González’in Sevilla’dan çıkmış olması da bu bağın sembolik değerini güçlendiriyordu.
Ancak son bölgesel seçimlerde PSOE, 109 sandalyeli Endülüs parlamentosunda yalnızca 28 sandalye kazanabildi. Bu sonuç, partinin bölgede demokrasinin yeniden tesisinden bu yana aldığı en kötü sonuç olarak kayda geçti. PSOE adayı María Jesús Montero’nun Sánchez’e çok yakın bir isim olması, yenilgiyi daha da siyasi hâle getirdi. Eski başbakan yardımcısı ve maliye bakanı olan Montero, yalnızca bölgesel bir aday değil, aynı zamanda Sánchez çizgisinin temsilcisi olarak görülüyordu. Bu nedenle Endülüs sonucu, yerel bir başarısızlıktan çok ulusal liderliğe yönelik bir uyarı niteliği taşıyor.
Yenilgiyi yalnızca ulusal skandallarla açıklamak ise eksik bir tablo sunuyor. Endülüs’te merkez sağ başkan Juanma Moreno’nun ılımlı ve daha merkezci imajı, seçmen nezdinde karşılık buldu. İspanyol medyasındaki değerlendirmelere göre Montero’nun Madrid’den bölgeye “paraşütle indirilen” bir aday gibi algılanması da PSOE açısından dezavantaj yarattı. Ancak yerel faktörler daha geniş eğilimi gizlemiyor: PSOE son altı ayda dört bölgesel seçim kaybetti ve 2027 genel seçimlerine giderken moral üstünlüğünü büyük ölçüde merkez sağ Halk Partisine kaptırmış durumda.
Bununla birlikte Endülüs sonucu Halk Partisi için de mutlak bir zafer anlamına gelmedi. Halk Partisi 53 sandalye kazanarak birinci parti oldu, ancak tek başına iktidar için gerekli çoğunluğun iki sandalye gerisinde kaldı. Bu durum, İspanya sağında son yıllarda giderek belirginleşen yapısal bir sorunu yeniden gündeme getirdi: Halk Partisi, birçok bölgede aşırı sağcı Vox’un desteği olmadan yönetemiyor.
Vox, Endülüs’te oyların yüzde 13,8’ini alarak sandalye sayısını 15’e çıkardı ve seçim analizlerine göre potansiyel “kral yapıcı” konumunu pekiştirdi. Aşırı sağ partinin lideri Santiago Abascal’ın “Vox üst üste dördüncü kez belirleyici olacak” sözleri, İspanya sağının geleceğine dair önemli bir işaret olarak değerlendiriliyor. Halk Partisi liderliği, özellikle ulusal düzeyde merkez seçmeni kaybetmemek için Vox ile açık koalisyon görüntüsünden kaçınmak istiyor. Fakat bölgesel aritmetik, bu mesafeyi korumayı giderek zorlaştırıyor.
Vox’un kilit konuma gelmesi, yalnızca hükûmet kurma pazarlıkları açısından değil, politika yönelimi açısından da kritik. Parti göç, toplumsal cinsiyet eşitliği, eğitim, kültür politikaları ve şehircilik gibi başlıklarda sağ blok üzerinde baskı kuruyor. Vox’un dahil olduğu ya da dışarıdan destek verdiği yönetimlerde göçmen karşıtı söylemin ve kültürel muhafazakâr politikaların daha görünür hâle gelmesi, Sánchez’in 2027 stratejisinin de merkezinde yer alıyor. Başbakan, seçmenin Vox etkisindeki sağ yönetimlerin sonuçlarını gördükçe yeniden PSOE’ye döneceğini hesaplıyor. Ancak Endülüs sonucu, bu hesabın otomatik işlemediğini gösterdi.
2027 Genel Seçimlerine Doğru: Pedro Sánchez Kötü Gidişatı Çevirebilir mi?
Sánchez’in siyasi kariyeri, daha önce de imkânsız görünen geri dönüşlerle şekillendi. 2018’de Mariano Rajoy hükûmetine karşı verilen güvensizlik oyu sayesinde iktidara geldi. Parti içi krizlerden, seçim belirsizliklerinden ve kırılgan koalisyon aritmetiğinden defalarca çıkmayı başardı. Fakat bu kez karşı karşıya olduğu tablo daha zorlu görünüyor.
İlk sorun, hükûmetin parlamentoda son derece kırılgan bir dengeye dayanması. PSOE liderliğindeki azınlık koalisyonu, bölgeselci, ayrılıkçı ve sol partilerin desteği olmadan ayakta kalamıyor. Bask Milliyetçi Partisi (PNV), Katalan Junts ve diğer küçük partiler, Sánchez’in iktidarını sürdürmesinde kilit rol oynuyor. Ancak bu partiler, özellikle yasa dışı parti finansmanına dair güçlü kanıtların ortaya çıkması hâlinde desteklerini çekebileceklerini ima ediyor.
Şimdilik Vox’un önerdiği bir güvensizlik oylamasına destek vermiyorlar. Çünkü Halk Partisi-Vox hükûmeti ihtimali, özellikle bölgesel özerklik talep eden partiler açısından daha büyük bir tehdit olarak görülüyor. Bu tablo, Sánchez’e zaman kazandırıyor. Ancak bu zamanın, siyasi hasarı onarmaya yetip yetmeyeceği belirsiz.
İkinci sorun, İspanya ekonomisinin görece güçlü seyri ile siyasal iklimin sertliği arasındaki kopukluk. Ekonomik büyüme beklentileri aşarken ihracat, hizmet sektörü, yenilenebilir enerji yatırımları ve göç ekonomiye katkı sağlıyor. Enerji faturalarının birçok Avrupa ülkesine kıyasla daha düşük seyretmesi, toplu taşımanın yaygınlığı ve yaşam beklentisinin yüksekliği, hükûmetin savunabileceği güçlü başlıklar arasında.
Buna rağmen konut fiyatlarındaki artış, ücretlerin uzun süredir durağan kalması ve hayat pahalılığı, seçmenin günlük deneyiminde ekonomik başarı anlatısını sınırlıyor. Hükûmetin makroekonomik göstergeler üzerinden kurduğu olumlu tablo, özellikle gençler, kiracılar ve düşük gelirli kesimler açısından aynı karşılığı üretmiyor.
Üçüncü sorun ise İspanya’da kamusal hayatın neredeyse her başlığının sert bir partizan çatışmanın parçası hâline gelmesi. Yargı süreçleri, medya haberleri, sağlık krizleri, göç tartışmaları ve dış politika pozisyonları hızla kutuplaşma eksenine yerleşiyor. Bu atmosfer yalnızca sağ seçmeni mobilize etmiyor; sol seçmende de yorgunluk ve sandıktan uzaklaşma eğilimi yaratıyor. Endülüs’te PSOE’nin yaşadığı mobilizasyon sorunu, bu açıdan uyarıcı bir örnek olarak öne çıkıyor.
Aşırı Sağla Mücadele Gerekçesi Sánchez’i İktidarda Tutmaya Yeter mi?
Sánchez’in 2027’ye kadar görevde kalma ihtimali tamamen ortadan kalkmış değil. Muhalefetin güvensizlik oyu için yeterli desteği bulması zor görünüyor. Halk Partisinin aşırı sağcı Vox ile birlikte iktidara gelme ihtimali, Sánchez’e destek veren küçük partilerin en azından kısa vadede hükûmeti düşürmesini engelliyor.
Ancak Sánchez’in asıl sorunu yalnızca görevde kalmak değil; 2027’ye giderken siyasi anlatıyı yeniden kurmak. PSOE’nin seçmeni yeniden mobilize edebilmesi için yalnızca “aşırı sağ tehdidi” söylemine yaslanması yeterli olmayabileceği tahmin ediliyor. Parti, yolsuzluk iddiaları karşısında daha ikna edici bir hesap verebilirlik dili geliştirmek, ekonomik başarılarını gündelik hayatla ilişkilendirmek ve sol seçmende büyüyen yılgınlığı aşmak zorunda. (P)