Devletler Susarken Sivil Toplum Harekette: Küresel Sumud Filosu Yeniden Gazze Yolunda
Gazze’ye yönelik ablukayı kırmak ve insani yardım ulaştırmak amacıyla oluşturulan Küresel Sumud Filosu, katılımını neredeyse iki katına çıkararak yeniden yola çıktı. 70 ülkeden yaklaşık bin gönüllünün yer aldığı girişim, uluslararası topluma “hesap verebilirlik” çağrısı yapıyor. Bu yıl ayrıca Greenpeace ve Open Arms gibi önde gelen uluslararası kuruluşların katılımı, girişimin ölçeğini ve görünürlüğünü daha da artırıyor.
İsrail’in Gazze ablukası, 10 Ekim 2025’te başlayan ateşkese rağmen fiilen sürerken; ablukayı kırmak ve insani yardım ulaştırmak amacıyla kurulan Küresel Sumud Filosu yeniden yola çıktı. 50’den fazla ülkeden sivil toplum kuruluşlarının desteğiyle 2025’te oluşturulan filo, bu yıl gemi sayısını iki katına çıkararak Barselona’dan Gazze Şeridi’ne doğru hareket etti. Filo, Ağustos 2025’te gerçekleştirdiği ilk yolculukla uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırmış, Gazze’deki insani krize dikkat çekmişti. Ketziot Cezaevi’nde tutulan aktivistlere yönelik kötü muamele iddiaları ise uzun süre dünya gündeminde yer almıştı.
Küresel Sumud Filosu Barselona’dan Gazze’ye Yelken Açtı
Barselona Limanı’ndan 12 Nisan günü hareket eden, yaklaşık 70 ülkenin vatandaşlarının bulunduğu onlarca tekneyi İspanyol halkı, Filistin bayrakları, “Özgür Filistin” sloganları ve alkışlarla uğurladı. Küresel Sumud Filosu organizatörleri, hareketten önce düzenledikleri basın toplantısında, Gazze’ye uygulanan ambargoyu kırma, insani yardım ulaştırma ve soykırıma uğrayan Gazze’nin çığlığını tüm dünyaya duyurma hedeflerini yineleyerek uluslararası toplumdan tam destek istedi.
Filonun sözcülerinden Pablo Castilla, girişimin temel amacının “Gazze’de yaşananlara yönelik uluslararası suç ortaklığını kınamak, hesap verebilirlik talep etmek ve deniz ile kara yoluyla insani bir koridor açmak” olduğunu belirtti.
Castilla, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ile İsrail’in Lübnan’daki eylemleri nedeniyle Gazze’ye yönelik uluslararası ilginin azaldığına dair endişelerini dile getirdi. “İsrail, Gazze’ye yönelik ablukayı yoğunlaştırdı, yardımların girişini kısıtladı, yerleşimleri genişletti ve toprak gasbını hızlandırdı,” dedi.
Diğer organizatörler, uluslararası hukuka uygun hareket ettiklerini ve misyonun Filistinli sivil toplum kuruluşları, hukukçular, siyasetçiler ile deniz güvenliği ve medya stratejisi uzmanlarıyla koordinasyon içinde yürütüldüğünü vurguladı.
Greenpeace: “Sessizlik Kalmak Tarafsızlık Değil, Suç Ortaklığı Olmaktır”
Bu yıl ayrıca Greenpeace ve Open Arms gibi dünya genelinde tanınan sivil toplum kuruluşlarının katılımı ve Barselona belediyesinden artan destek öne çıkıyor. İlk kez Küresel Sumud Filosu misyonuna katılan uluslararası çevre örgütü Greenpeace’in İspanya Direktörü Eva Saldana ve Filistin’i görmezden gelen uluslararası topluma seslendi:
“Bu misyona katılmak, Gazze’ye gitmek, Filistin halkına destek vermek, ahlaki bir sorumluluktur. Sessizlik, tarafsız olmak demek değildir, suç ortaklığıdır. Tüm hükümetler, buna son vermeli. Hükûmetler, bu insani eyleme destek vermeli ve Filistin’deki ablukayı sonlandırmak için her şeyi yapmalı.”
Greenpeace olarak sadece çevre için değil barış için de mücadele verdiklerinin altını çizen Greenpeace barış ve silahsızlanma kampanyası sorumlusu Valentina Carvajal, Küresel Sumud Filosu’na katılmaları için diğer STK’ların da taleplerinin ve büyük desteklerinin olduğunu, “Filistin’e destek için sivil toplumun sesini yükseltmeye devam etmesi gerektiğini” söyledi. Carvajal, Greenpeace olarak denizdeki 50 yıllık tecrübeleriyle filoya katkı sağlamak istediklerini kaydederek, 1995 yılında satın alınan, buz kırıcı ve araştırma gemisi olarak kullanılan “Arctic Sunrise” ile filoya teknik ve lojistik destek vereceklerini ifade etti.
Aktivist Carvajal, “Bizim bu misyondan beklentimiz, organize olan sivil toplumun her zaman sesini duyurmaya devam etmesidir. Bunun yasa dışı ambargoyu kırmak için en iyi yol olduğuna inanıyoruz. Gazze’deki kuşatmayı sona erdirmek istiyoruz. Ayrıca dünyadaki tüm gözlerin bir kez daha Filistin üzerinde olmasını istiyoruz.” açıklamasında bulundu.
Gazze’deki soykırımı gerçekleştirenlerin ve buna sessiz kalıp suç ortağı olanların şimdiye kadar hesap vermemesinin “normal olmadığını” vurgulayan Greenpeace temsilcisi, “Cezasızlık bizim bu filoya katılma sebeplerimizden biri. Yeni bir filo ile doğrudan, şiddet içermeyen bir toplum anlayışıyla elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Amacımız on yıllardır devam eden, yasa dışı ambargoyu kırmak ve soykırımın durmasını sağlamak.” şeklinde konuştu.
Carvajal, uluslararası toplumun da üzerine düşen görevi yapması gerektiğini vurgulayarak, “Gazze’de barbarlık sona ermedi. Bunun sorumluları aynı zamanda bizi hayal kırıklığına uğratan siyasi liderlerimiz. Eğer siyasi liderler soykırımı durdursaydı, bugün Lübnan’a atılan bombalar, İran’a yapılan saldırılar, Filistin halkının ambargoyla devam eden acıları olmazdı.” ifadelerini kullandı.
Open Arms: “Avrupa İnsan Haklarını Araçsallaştırıyor”
Greenpeace gibi ilk kez Küresel Sumud Filosu misyonuna katılan, Akdeniz’de düzensiz göçmenlere yaptığı yardım ve kurtarma çalışmalarıyla tanınan Open Arms örgütünün direktörü Oscar Camps da “İnsan haklarında Avrupa bir fener değildir, sadece dekorasyondur.” diyerek, Avrupa’nın “iki yüzlü tutumunu” eleştirdi. Camps, Avrupa’nın insan haklarından kendi özel hakkı gibi bahsettiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“İnsan hakları belgesini bir müze parçası gibi yaptılar. İstedikleri zaman ziyaret edip, istedikleri kısmı görüyorlar, reklam aracı olarak kullanıyorlar. Avrupa, bir yandan kendini insan haklarının koruyucusu ilan ediyor ama daha sonra silah satıyor. Yani empati gösterip bunun aksine işler yapmak, Avrupa’nın en büyük özelliği. Avrupa, aynı doğallıkla insan haklarından ve silah satmaktan konuşuyor.”
Camps, her şeye rağmen Avrupa’nın küçük bir bölümü de olsa umut veren insanların bulunduğunu, Küresel Sumud Filosu gibi girişimlerin de bunun bir parçası olduğunu, gerçek birlik, beraberlik ve insan hakları savunuculuğu olan sivil toplumlara sarılmak gerektiğini ifade etti.
70 Ülkeden Gelen 80’ini Aşkın Tekne Gazze’ye Ulaşmayı Hedefliyor
Eylül 2025’teki denemesinin ardından ikinci kez Gazze’ye ulaşmayı hedefleyen Küresel Sumud Filosu, önceki girişimine kıyasla katılımını önemli ölçüde artırdı. Filo, 80’den fazla tekne ve yaklaşık 70 ülkeden bin kadar katılımcıyla Gazze’ye ulaşmayı planlıyor.
Olumsuz hava şartlarından dolayı Barselona Limanı’ndan çıktıktan sonra geceyi yakın bir limanda demirleyerek geçiren filo, deniz ve hava koşullarına bağlı olarak Akdeniz’deki yolculuğuna devam edecek. Filo, bu yıl deniz yolu dışında karadan konvoyla ablukayı kırmayı deneyecek.
Filonun yola çıkışıyla eş zamanlı olarak organizatörler, filonun ilerleyişi sürerken karada eşgüdümlü seferberliklerle siyasi, ekonomik ve toplumsal baskıyı artırmayı amaçlayan senkronize uluslararası kampanya olan We Rise’ı da başlattı.
Kampanya; silah tedarik zincirlerini hedef alan liman kapatma eylemlerini, kamusal alanlarda sanat ve kültürel müdahaleleri ve boykot ile yatırımların geri çekilmesi (divestment) çağrılarının yoğunlaştırılmasını içeriyor. Ayrıca organizatörler, Kuzey Afrika ve Asya genelinde dayanışmayı harekete geçirecek ve İsrail’in yasa dışı kuşatmasını karadan aşmayı hedefleyen iki kara konvoyunun detaylarını paylaştı. Organizatörlere göre filo artık tekil bir deniz eylemi olarak değil, giderek genişleyen uluslararası bir ayaklanmanın denizdeki dayanak noktası olarak ilerliyor.
Küresel Sumud Filosu’nun Eylül 2025’teki girişiminde İsrail güçleri, filoyu yasa dışı şekilde durdurup zorla teknelere çıkarak buradaki gönüllüleri gözaltına almış ve İsrail’e götürmüştü.
İsrail deniz kuvvetleri, ilk olarak Gazze kıyılarından yaklaşık 70 deniz mili açıkta olan birkaç tekneye çıkarak iletişimi kesip sinyalleri engellemişti. İnsansız hava araçlarıyla da tacizde bulunan İsrail güçleri, acil durum sinyallerini ve gemiye çıkma anının canlı yayınını bozmuştu.
Önceki Filoyu İsrail Hukuksuz Şekilde Durdurmuştu
Filonun Eylül 2025’te bir önceki girişiminde, organizatörlerin “uluslararası hukuka aykırı bir müdahale” olarak nitelendirdiği şekilde İsrail güçleri gemileri durdurmuş, gemilere çıkarak gönüllüleri gözaltına almış ve İsrail’e götürmüştü.
İsrail deniz kuvvetleri, ilk olarak Gazze kıyılarından yaklaşık 70 deniz mili açıkta bazı teknelere çıkarak iletişimi kesmiş ve sinyalleri engellemişti. Ayrıca dronlar kullanarak müdahalede bulunmuş, acil durum sinyallerini ve gemilere çıkılmasına ilişkin canlı yayınları kesintiye uğratmışlardı. Filonun en öndeki gemisi Mikeno Gazze’ye 21 kilometreden daha fazla yaklaşarak İsrail’in ablukasını deniz yoluyla kırmıştı.
Aralarında Fransız siyasetçiler, gazeteciler ve İsveçli aktivist Greta Thunberg’in de bulunduğu katılımcıların bir kısmı sınır dışı edilirken, İsrail’in şartlarını kabul etmeyen bazı aktivistler cezaevlerinde açlık grevine başlamıştı.
Ateşkese Rağmen Abluka Altındaki Gazze’de İşkence ve Ölümler Devam Ediyor
İsrail hapishanelerinde 350’si çocuk ve 73’ü kadın olmak üzere 9.500’den fazla Filistinli tutuluyor. Filistinli ve İsrailli insan hakları grupları, tutukluların işkence, aç bırakma ve tıbbi ihmalle karşı karşıya kaldığını ve bunun onlarca ölüme yol açtığını belirtiyor.
İsrail’in Gazze’de Filistinlilere karşı soykırım niteliğinde bir savaş başlatmasından bu yana, aktivistlere ve insani yardım çalışanlarına göre bölgeye yönelik yardım tedariki büyük ölçüde kısıtlandı ve bu durum bölgede kıtlık benzeri koşullara yol açtı. Ekim ayında başlayan bir “ateşkes” sonrası bölgeye bir miktar yardım ulaşmış olsa da, Birleşmiş Milletler bunun acil ihtiyaçları karşılamaktan çok uzak olduğunu belirtiyor.
Gazze Hükûmeti Medya Ofisi de, kısa süre önce, Barış Kurulu temsilcisi Nickolay Mladenov’un X platformunda bir günde Gazze’ye 602 yardım kamyonunun girdiğine dair iddiasına itiraz etti. Ofis, gerçekte yalnızca 207 kamyonun giriş yaptığını ve bunlardan sadece 79’unun insani yardım taşıdığını açıklamıştı. Ofis ayrıca, bölgeye ulaşan yardımın “gerekli insani müdahale düzeyini karşılamadığını” ve “ölçeklendirilmiş erişimin” oldukça gerisinde kaldığını belirtti.
Açıklamada, ateşkes anlaşması kapsamındaki insani protokolün İsrail tarafından uygulanmasının, üzerinde mutabık kalınan seviyelerin yüzde 38’ini aşmadığı ifade edilerek, “gerçeklerin çarpıtılmasının felaketin boyutunu gizleyemeyeceği ve hiçbir tarafı hukuki ve insani sorumluluklarından muaf tutmayacağı” vurgulandı. Ofis, Filistinli sivillerin korunması için uluslararası müdahale çağrısında bulundu. (P/AA)