Sosyal medya

Fransa’da 15 Yaş Altına Sosyal Medya Yasağı Neden Yürürlüğe Girmedi?

Fransa’nın 15 yaşından küçüklere sosyal medya yasağı getirme girişimi, Anayasa Konseyinin iptal kararıyla sonuçsuz kaldı. Peki çocukların korunması konusunda geniş bir uzlaşma varken yasa neden ifade özgürlüğü, özel hayat ve AB hukukuna takıldı?

Fransa’da 15 Yaş Altına Sosyal Medya Yasağı Neden Yürürlüğe Girmedi?
Fotoğraf: Thrive Studios ID/Shutterstock

Fransa, 15 yaşından küçüklerin sosyal medyaya erişimini engellemek için hazırladığı yasayı yayımladı; ancak yasanın merkezindeki yasak Anayasa Konseyi tarafından iptal edildi. Çocukların çevrim içi ortamda korunması gerektiği konusunda geniş bir uzlaşma bulunurken karar, devletin bu amaçla ifade özgürlüğünü ne ölçüde sınırlayabileceği ve herkesi yaşını kanıtlamaya zorlayıp zorlayamayacağı sorularını Avrupa’nın gündemine taşıdı.

Fransa’da 2026-2027 eğitim yılı başlarken 15 yaşından küçüklerin artık Instagram, TikTok, Snapchat veya X gibi sosyal medya platformlarına giremeyeceği düşünülüyordu. Parlamento tarafından 21 Temmuz’da kesin olarak kabul edilen düzenleme, yeni hesaplar bakımından 1 Eylül 2026’da uygulanmaya başlayacak; daha önce açılmış hesaplara ise dört aylık bir geçiş süresi tanınacaktı. Böylece Fransa, Avrupa Birliği’nde çocukların sosyal medyaya erişimini belirli bir yaşın altında bütünüyle yasaklayan ilk ülke olmayı hedefliyordu.

Ancak okul yılının başlamasına iki haftadan biraz fazla zaman kala Anayasa Konseyi düzenlemenin merkezindeki birinci maddeyi iptal etti. Geriye kalan hükümleriyle 24 Ağustos’ta yayımlanan yasa, adında çocukları sosyal medyanın risklerinden koruma amacını taşısa da artık 15 yaşından küçüklere sosyal medya yasağı getirmiyor. Dolayısıyla Fransa’da yeni eğitim yılında çocukların mevcut hesapları kapatılmayacak ve sosyal medya kullanabilmek için yeni bir yaş kontrolü uygulanmayacak.

Ortaya çıkan tablo yalnızca başarısız olmuş bir ulusal düzenlemenin hikâyesi değil. Fransa’daki tartışma, çocukların korunması, ifade özgürlüğü, kişisel verilerin güvenliği ve Avrupa Birliği’nin dijital platformlar üzerindeki yetkilerinin aynı noktada nasıl çatıştığını gösteriyor.

Fransa’nın bu arayışı yeni değil. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Haziran 2025’te AB düzeyinde sonuç alınamazsa ülkesinin 15 yaş altına tek başına kısıtlama getireceğini açıklamış; aynı dönemde yaş kontrolü Avrupa’nın ortak gündemine yerleşmişti. 2026’daki süreç, bu siyasi hedefin ulusal anayasa ve AB hukuku karşısındaki sınırlarını somutlaştırdı.

Beş Yıllık Araştırmadan Genel Yasağa

Yasa teklifinin gerisinde çocukların sosyal medya kullanımına ilişkin giderek büyüyen bir sağlık ve güvenlik kaygısı bulunuyor. Fransa Ulusal Meclisinde Mart 2025’te kurulan TikTok Araştırma Komisyonu, platformun dikkat çekme mekanizmalarını, intihar ve kendine zarar verme içeriklerini, bağımlılık riskini ve yaş kontrol sistemlerini araştırdı. Komisyonun raportörü Laure Miller, daha sonra 15 yaş altına yasak getiren teklifin de sahibi oldu.

Ocak 2026’da yayımlanan kapsamlı bir bilimsel değerlendirme tartışmaya yeni bir dayanak sağladı. Fransa Gıda, Çevre ve İş Sağlığı Güvenliği Ajansı ANSES, yaklaşık 50 uzmanın beş yıllık çalışmasına ve binden fazla bilimsel yayının incelenmesine dayanan raporunda, sosyal medya kullanımının ergenlerde uyku bozuklukları, kaygı ve depresif belirtiler, beden algısı sorunları, yeme bozuklukları ve siber şiddetle bağlantılı olduğunu belirtti. Bununla birlikte etkilerin tek yönlü ve tek nedenli olmadığına da dikkat çekti: Psikolojik güçlük yaşayan bir genç sosyal medyaya daha fazla yönelebiliyor, yoğun ve sorunlu kullanım da mevcut kırılganlığı ağırlaştırabiliyor.

Avrupa ölçeğindeki veriler de sorunun yaygınlaştığını gösteriyor. Dünya Sağlık Örgütünün Avrupa, Orta Asya ve Kanada’daki yaklaşık 280 bin genci kapsayan araştırmasına göre, bağımlılık benzeri belirtilerle tanımlanan “sorunlu sosyal medya kullanımı” 2018’de yüzde 7 iken 2022’de yüzde 11’e çıktı. Oran kız çocukları için yüzde 13, erkeklerde yüzde 9 olarak ölçüldü. Bununla birlikte aynı araştırma, kontrollü kullanımın arkadaş desteğini ve toplumsal bağları güçlendirebildiğini de kaydediyor.

Fransa’daki kullanım yaşı ise platformların kâğıt üzerindeki 13 yaş sınırının çok altına inmiş durumda. Santé publique France’ın Enabee araştırması, 2022’de 9-11 yaş grubundaki çocukların yüzde 25’inin sosyal medyaya eriştiğini; bu oranın kız çocuklarında yüzde 30’a çıktığını gösteriyor.

Ancak ANSES’in önerdiği çözüm, bütün sosyal ağları aynı şekilde yasaklamaktan ziyade riskin kaynağına müdahale etmekti. Ajans, 13 yaş sınırının güvenilir biçimde uygulanmasını; reşit olmayanların yalnızca sağlıklarını koruyacak şekilde tasarlanmış platformlara erişebilmesini; sonsuz kaydırma, yoğun bildirimler ve aşırı etkileşimi teşvik eden tasarımların sınırlandırılmasını; zararlı içeriklerin algoritmalar tarafından büyütülmesinin önlenmesini ve dijital okuryazarlığın güçlendirilmesini önerdi.

Yasa Neyi Öngörüyordu, Anayasa Konseyi Neden İptal Etti?

Parlamentonun kabul ettiği hüküm son derece açıktı: Çevrim içi bir platform tarafından sunulan sosyal ağ hizmetlerine 15 yaşından küçüklerin erişmesi yasaklanacaktı. Yalnızca çevrim içi ansiklopediler, eğitim ve bilim dizinleri ile açık kaynaklı eğitim projeleri açıkça kapsam dışında bırakılmıştı. Ebeveynlerin çocukları adına istisna tanıma yetkisi bulunmuyordu.

Anayasa Konseyi 14 Ağustos tarihli kararında, öncelikle yasanın amacını meşru buldu. Çocukların bağımlılık, izolasyon, pornografi, taciz ve dolandırıcılık gibi risklerden korunmasının hem çocuğun üstün yararıyla hem de kamu düzeninin korunmasıyla bağlantılı olduğunu kabul etti. Karar bu nedenle sosyal medya erişiminin hiçbir şekilde sınırlanamayacağını söylemiyor.

Konseyin itirazı yasağın kapsamına ve uygulanma yöntemine yöneldi. Yasa metni, platformları sundukları özelliklere, içeriklere, yarattıkları tehlikelere veya mevcut koruma tedbirlerine göre ayırmıyordu. Böylece TikTok veya Instagram ile eğlence, bilgi paylaşımı, yardımlaşma, oyun ya da okul ve dernek faaliyetleri çevresinde kurulmuş sosyal işlevli hizmetler aynı yasak içinde kalabiliyordu. Çocuğun 10 ya da 14 yaşında olması, olgunluk derecesi, aile durumu ve kullanmak istediği hizmetin niteliği bakımından da herhangi bir farklılaştırma yapılmamıştı.

Konsey, bu kadar genel bir yasağın çocukların çevrim içi hizmetlere erişme, bilgi edinme ve kendilerini ifade etme özgürlüğüne “gerekli, uygun ve ölçülü” olmayan bir müdahale oluşturduğu sonucuna vardı. Ebeveynlere belirli platformlar için izin verme veya yasağın kapsamını çocuğun yararına göre daraltma yetkisi tanınmaması da ölçüsüzlük değerlendirmesinde etkili oldu.

İkinci sorun yaş doğrulamaydı. Bir platformun 15 yaşından küçükleri dışarıda tutabilmesi için yalnızca çocukların değil, yetişkinler dâhil bütün kullanıcıların yaşını kontrol etmesi gerekiyor. Buna karşın yasa, kullanıcıların yaşlarını hangi koşullarda ve hangi sınırlar içinde kanıtlayacaklarını belirlememişti. Konsey, bu nedenle özel hayatın korunmasını sağlayacak yeterli yasal güvencelerin oluşturulmadığına hükmetti.

Bu iki gerekçeyle yasağın tamamı iptal edildi. Konsey yasanın diğer maddelerini kendiliğinden incelemedi. Yürürlükte kalan metin, intihar yöntemlerinin propagandası veya reklamı için kullanılan çevrim içi hesapların mahkeme kararıyla askıya alınabilmesine ilişkin ceza hükmünü genişletiyor. Ayrıca okulların dijital teknoloji kullanımı ve ekranların zararları konusunda bilinçlendirme planı hazırlamasını öngörüyor ve hâlihazırda ilkokul ve ortaokullarda bulunan cep telefonu kullanma yasağını, okul yönetmeliklerinin belirleyeceği istisnalarla liselere taşıyor.

Paris ile Brüksel Arasında Yetki Sorunu

Fransa’nın karşılaştığı tek engel kendi Anayasası değildi. Düzenleme henüz parlamentoda görüşülürken Avrupa Komisyonu da Dijital Hizmetler Yasası’yla, yani DSA’yla yetki çatışması bulunduğu uyarısında bulunmuştu.

DSA, dijital platformların yükümlülüklerini AB genelinde büyük ölçüde tek biçimli hâle getiriyor. Üye devletler sosyal politika tercihi olarak bir asgari erişim yaşı belirleyebiliyor. Ancak platformlara yaş doğrulama yöntemi kurma, kullanıcıları engelleme veya yeni bir ulusal denetim makamına hesap verme gibi ek yükümlülükler getirildiğinde AB’nin ortak düzenleme alanına giriliyor.

Fransız Danıştayının Ocak 2026 tarihli görüşü üzerine, platformlara doğrudan yaş kontrolü yapma ve 15 yaş altındaki kullanıcıların hesaplarını kapatma yükümlülüğü getiren ilk hükümler metinden çıkarıldı. Danıştay, DSA’nın düzenlediği alanda ulusal yasayla platformlara ek yükümlülük getirilemeyeceği görüşündeydi.

Avrupa Komisyonu ise Temmuz tarihli ayrıntılı görüşünde yasağın ilkesinden ziyade Fransa’nın Görsel-işitsel ve dijital iletişim düzenleme otoritesi’ne (ARCOM) verilmek istenen gözetim ve bildirim yetkilerine itiraz etti. Komisyon, bu yetkileri DSA’nın uygulama ve denetim sistemiyle bağdaşmaz buldu. Söz konusu hükümler nihai metinde yer almadı. Böylece kabul edilen yasa, 15 yaş altındakilere erişim yasağı getiriyor fakat bu yasağın hangi ulusal mekanizmayla uygulanacağını düzenlemiyordu.

Bu, Fransa’nın aynı konuda karşılaştığı ilk başarısızlık değil. Temmuz 2023’te çıkarılan “dijital erginlik” yasası, 15 yaşından küçüklerin sosyal medya hesabı açmasını ebeveyn iznine bağlamış ve platformlardan yaş kontrolü istemişti. Fakat uygulama kararnamesi ve Avrupa Komisyonunun onayı çıkmadığı için bu düzenleme hiçbir zaman fiilen uygulanmadı. 2026 yasası ebeveyn izninden genel yasağa geçerek siyasi hedefi büyüttü, ancak uygulama ve yetki sorununu çözemedi.

Yasağın Sonu mu, Yeni Bir Modelin Başlangıcı mı?

Anayasa Konseyinin kararı, Fransa’nın 15 yaş sınırından tamamen vazgeçtiği anlamına gelmiyor. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Başbakan Sébastien Lecornu’dan anayasal ve Avrupa hukukuna uygun yeni bir düzenlemeyi 2027 ilkbaharına kadar hazırlamasını istedi. Yeni metnin başarı şansı, Konseyin kararında çizdiği yolu ne ölçüde izleyeceğine bağlı olacak.

Danıştay daha yasa hazırlanırken daha dar ve kademeli bir model önermişti. Buna göre, tavsiye algoritmaları veya tasarımları nedeniyle çocukların gelişimine somut tehlike yaratan belirli platformlar 15 yaş altına tamamen kapatılabilir; diğer sosyal ağlara ise ebeveyn izniyle erişim sağlanabilirdi. Ebeveyn izninin kullanım süresi, içerik türü veya özel mesajlaşma gibi özellikler bakımından sınırlandırılması da mümkündü. Danıştay ayrıca yüz tanımaya dayanmayan, işletim sistemi düzeyinde çalışan yaş doğrulama çözümlerinin değerlendirilmesini istemişti.

AB de kimlik belgesini veya kesin doğum tarihini platformlarla paylaşmadan yalnızca gerekli yaş eşiğinin aşıldığını kanıtlamaya yarayan bir yaş doğrulama altyapısı geliştiriyor. Fransa, Danimarka, Yunanistan, İtalya ve İspanya bu çözümü ulusal uygulamalara uyarlayan pilot ülkeler arasında. Bununla birlikte Fransa’daki karar, teknik çözümün tek başına yeterli olmadığını gösteriyor: Yaş kontrolünün amacı, kapsamı, veri koruma güvenceleri ve itiraz yolları kanunda açıkça düzenlenmek zorunda.

Fransa’daki tartışmanın bundan sonraki aşamasında temel soru, çocukların korunup korunmayacağı değil, korumanın yükünün kime ve nasıl dağıtılacağı olacak. Genel bir yasak sorumluluğu çocuklara ve ailelere yöneltirken ANSES’in yaklaşımı platformların bağımlılık yaratan tasarımlarını ve algoritmalarını hedef alıyor. Anayasa Konseyi ise korumanın çocukları bilgiye erişim ve ifade özgürlüğünden bütünüyle mahrum bırakmadan, yetişkinlerin özel hayatını da toplu yaş kontrolüne açmadan sağlanması gerektiğini söylüyor.

Bu nedenle 14 Ağustos kararı sosyal medya düzenlemesini durduran son sözden çok, Fransa ve Avrupa için yeni bir hukuki eşik oluşturuyor. Bir sonraki düzenlemenin yalnızca siyasi açıdan güçlü bir “yasak” ilan etmesi değil; riskli platformları ayırt etmesi, ebeveyn ve çocuk haklarına yer açması, veri koruma kurallarını belirlemesi ve AB’nin ortak dijital düzeni içinde uygulanabilir bir mekanizma kurması gerekecek.

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler