Lidl ve Kaufland’ın Sahibi Schwarz Grubu Avrupa’nın Teknoloji Devi Olmayı Hedefliyor
Lidl ve Kaufland’ın sahibi Schwarz Grubu, 11 milyar avroluk veri merkezi, bulut hizmetleri ve yapay zekâ yatırımlarıyla Avrupa merkezli bir teknoloji devine dönüşmeyi hedefliyor. Schwarz Digits’in yükselişi, kıtanın Amerikan Big Tech şirketlerine bağımlılığını azaltma arayışında dikkat çekici bir örnek sunuyor.
Avrupa’nın hemen her köşesinde görülen Lidl ve Kaufland marketlerinin arkasında Almanya merkezli Schwarz Grubu bulunuyor. Ancak grubun faaliyetleri artık perakendeyle sınırlı değil. Gıda üretiminden lojistiğe, geri dönüşümden dijital hizmetlere uzanan şirketler topluluğunun sahibi, Forbes’un 2026 listesine göre 62 milyar avroluk servetiyle Almanya’nın en zengin insanı olan Dieter Schwarz.
Kamuoyu önüne nadiren çıkan 86 yaşındaki iş insanı, Heilbronn’da büyüttüğü market imparatorluğundan sağladığı sermayeyi şimdi Avrupa’nın en büyük teknoloji yatırımlarından bazılarını finanse etmek için kullanıyor.
Almanya’nın güneyindeki Bad Friedrichshall, küresel teknoloji yarışının doğal merkezlerinden biri sayılmıyor. Heilbronn yakınlarındaki küçük kent, Silikon Vadisi’nden çok, küçük ve orta ölçekli sanayi kuruluşlarıyla tanınıyor. Ancak 21 Temmuz’da açılması planlanan Schwarz Digits kampüsü, bölgenin hem görünümünü hem de ekonomik hikâyesini değiştirmeye hazırlanıyor.
Teknoloji Atılımı Planının Merkezindeki Schwarz Digits Kampüsü
Deutsche Welle’nin haberine göre ilk etapta yaklaşık 3 bin 500 kişinin çalışacağı kampüs, beş kavisli cam binadan oluşuyor. Kreş, restoran, spor alanları ve geniş ortak çalışma bölümlerinin yer aldığı yerleşke, bir süpermarket grubunun merkezinden çok Google veya Amazon kampüslerini andırıyor. Projenin sonraki aşamaları tamamlandığında çalışan kapasitesinin 5 bine ulaşması planlanıyor.
Lidl ve Kaufland’ın sahibi Schwarz Grubu, yıllardır perakendenin dışında geliştirdiği iş kollarına şimdi teknoloji altyapısını da ekliyor. Grubun dijital kolu Schwarz Digits, yalnızca mağazaların yazılımını ve verilerini yöneten şirket içi bir birim olmaktan çıkarak Avrupa merkezli bir bulut bilişim, siber güvenlik ve yapay zekâ sağlayıcısına dönüşmeyi hedefliyor.
Bu hikâyeyi dikkat çekici kılan yalnızca yatırımların büyüklüğü değil. Avrupa’nın Amerikan teknoloji şirketlerine bağımlılığı giderek daha fazla tartışılırken, kıtanın olası yeni büyük teknoloji şirketlerinden biri bir yazılım girişiminden değil, ucuzluk marketlerinden doğuyor.

Bad Friedrichshall’da inşa edilen Schwarz Digits kampüsü, grubun bulut bilişim, siber güvenlik ve yapay zekâ alanındaki büyüme planlarının merkezinde yer alıyor. İlk etapta yaklaşık 3 bin 500 çalışana ev sahipliği yapması planlanan kampüsün 21 Temmuz 2026’da açılması bekleniyor. | Görsel: © Schwarz Digits basın kiti
Perakende Sermayesiyle Teknolojiye Açılmak
Schwarz Grubu bu dönüşüme küçük bir teknoloji şirketinin risk sermayesiyle değil, Avrupa’nın en büyük perakende ağlarından birinin bilançosuyla giriyor. Grup, 2025 mali yılında gelirini yüzde 5,8 artırarak 185,6 milyar avroya çıkardı. Lidl’in geliri 140,2 milyar, Kaufland’ın geliri ise 36,7 milyar avroya ulaştı. Yaklaşık 14 bin 500 mağazadan oluşan ağda 604 bin kişi çalışıyor.
Schwarz Digits’in geliri de aynı dönemde yüzde 15,8 artarak 2,2 milyar avroya yükseldi. Bu rakam küresel bulut bilişim şirketlerinin gelirlerinin hâlâ çok gerisinde. Ancak teknoloji kolunun artık grubun tali bir departmanı olmadığını ve bağımsız bir büyüme alanına dönüştüğünü gösteriyor.
Schwarz Digits’in çıkış noktası, grubun kendi operasyonel ihtiyaçlarıydı. Binlerce mağazanın stok, ödeme, lojistik, müşteri sadakat programı ve e-ticaret sistemlerini tek çatı altında çalıştırmak, büyük miktarda veriyi kesintisiz biçimde işleyebilecek bir bilişim altyapısı gerektiriyor.
Üretimden geri dönüşüme kadar birçok faaliyeti kendi bünyesinde tutan Schwarz Grubu, bu yaklaşımı dijital alana da taşıdı. Başlangıçta Lidl ve Kaufland’ın sistemleri için geliştirilen çözümler, zamanla başka şirketlere ve kamu kurumlarına sunulan ticari ürünlere dönüştürüldü.
Bu yapının merkezinde Schwarz Digits’in bulut bilişim platformu STACKIT bulunuyor. Platform, şirketlerin verilerini saklamasına, uygulamalarını çalıştırmasına ve dijital altyapılarını yönetmesine imkân sağlıyor. Bu yönüyle Amazon Web Services ve Microsoft Azure gibi büyük bulut sistemlerine benzer temel hizmetler sunuyor.
STACKIT’in başlıca iddiası ise Almanya’da işletilmesi sayesinde verilerin Avrupa sınırları içinde tutulması ve Avrupa hukukuna tabi olması. Schwarz Digits’in portföyünde ayrıca siber güvenlik şirketi XM Cyber, güvenli iletişim platformu Wire, yapay zekâ çözümleri ve kurumsal çalışma araçları bulunuyor. Grup böylece tek bir dijital hizmet satmak yerine buluttan iletişime, siber güvenlikten yapay zekâya uzanan bütünleşik bir teknoloji altyapısı kurmaya çalışıyor.
Lidl ve Kaufland’ın operasyonları, bu ürünler için büyük ölçekli bir deneme alanı sağlıyor. Lidl Plus ve Kaufland Card gibi sadakat programlarının toplam kullanıcı sayısı 100 milyonu aşmış durumda. Her gün gerçekleşen milyonlarca mağaza işlemi, lojistik hareketi ve çevrim içi sipariş, grubun yazılım ve veri altyapısının gerçek koşullarda sınanmasına imkân tanıyor.
Lübbenau’da 11 Milyar Avroluk Veri Merkezi
Bad Friedrichshall’daki kampüs, grubun insan kaynağına yaptığı yatırımın görünen yüzünü oluşturuyor. Finansal açıdan asıl büyük yatırım ise Berlin’in yaklaşık bir saat güneyindeki Lübbenau’da gerçekleştiriliyor.
Schwarz Digits, eski bir elektrik santralinin bulunduğu 13 hektarlık alanda 11 milyar avroluk bir veri merkezi kuruyor. Grubun tarihindeki en büyük yatırım olan projenin ilk bölümünün 2027 sonunda tamamlanması planlanıyor.
Tesis yaklaşık 200 megavatlık bağlantı gücüne sahip olacak ve zaman içinde 100 bin grafik işlemciye kadar ölçeklenebilecek. Şirket, merkezin grubun mevcut hesaplama kapasitesini yedi katına çıkaracağını belirtiyor. Bu kapasite yalnızca Lidl ve Kaufland’ın verilerini yönetmek için değil, dış müşterilere bulut hizmeti sunmak ve büyük yapay zekâ modellerini çalıştırmak için de kullanılacak.
Projenin çevresel boyutu da tesisin tasarımında önemli bir yer tutuyor. Eski sanayi alanından kalan beton ve taşların bir bölümü inşaatta yeniden kullanıldı. Veri merkezinin tamamen yenilenebilir elektrikle işletilmesi ve sunuculardan açığa çıkan ısının 2028’den itibaren bölgesel ısıtma şebekesine aktarılması hedefleniyor. Şirkete göre tesisin üreteceği atık ısı, 75 bin hanenin ısı ihtiyacını karşılayabilecek kapasiteye ulaşabilir.
fDi Intelligence’a konuşan ve kısa süre öncesine kadar Schwarz Digits’in eş genel müdürlüğünü yürüten Rolf Schumann, veri merkezlerinin geleceğinde teknik kapasite kadar “egemenlik” meselesinin de belirleyici olacağını savunmuştu.
Schumann’a göre şirketler artık verilerinin hangi ülkede saklandığını, hangi hukuk düzenine göre işlendiğini ve üçüncü tarafların erişimine açık olup olmadığını daha fazla sorguluyor. Schwarz Digits’in satış stratejisi de bu kaygı üzerine kuruluyor. Şirket, Avrupa’da faaliyet gösteren, Avrupa hukukuna tabi olan ve müşterilerin kendi verileri üzerindeki denetimlerini kaybetmediği bir altyapı sunmayı hedefliyor.
Yapay Zekâda Aleph Alpha ve Cohere Hamlesi
Schwarz Grubunun yapay zekâ stratejisindeki ilk önemli adımlardan biri, Heidelberg merkezli Aleph Alpha’ya yaptığı yatırım oldu. Bir dönem “Almanya’nın OpenAI’ı” olarak anılan şirket, büyük dil modelleri geliştirmenin yüksek maliyetleri karşısında kamu kurumları ve sıkı biçimde düzenlenen sektörler için daha özel çözümler üretmeye yöneldi.
Schwarz Grubu, Ocak 2026’da Bosch Ventures’ın Aleph Alpha’daki hisselerini satın alma niyetini açıkladı. Handelsblatt’ın haberine göre söz konusu hisseler, gelecekteki finansman turlarında önemli karar hakları sağlayabilecek imtiyazlı payları da içeriyordu. İşlemin gerçekleşmesi hâlinde Schwarz Grubu yalnızca Aleph Alpha’nın büyük yatırımcılarından biri olmayacak, şirketin gelecekteki yönü üzerinde de daha fazla söz sahibi olabilecek.
Aleph Alpha, Schwarz Grubu açısından yalnızca finansal yatırım yapılan bir girişim değil. Grup, şirketin geliştirdiği teknolojiyi sözleşme hazırlama, hukuki metinleri inceleme ve belgeleri karşılaştırma gibi günlük iş süreçlerinde aktif olarak kullanıyor.
Daha geniş stratejik hedef ise yapay zekâ modellerini Schwarz Digits’in bulut platformu STACKIT üzerinde çalıştırarak bu altyapıya sürekli talep oluşturmak. Başka bir ifadeyle grup, hem veri merkezlerini hem de bu merkezlerde çalışan yapay zekâ yazılımlarını aynı teknolojik yapı içinde toplamayı amaçlıyor.
Nisan ayında açıklanan Cohere-Aleph Alpha anlaşması, bu stratejiyi daha geniş bir ölçeğe taşıdı. Kanadalı Cohere, Aleph Alpha’yı bünyesine alarak Almanya ve Kanada merkezli yeni bir yapı kurmayı planlıyor.
Financial Times’ın haberine göre birleşik şirketin yaklaşık 20 milyar dolarlık değerlemeye ulaşması hedefleniyor. Daha büyük ortak olan Cohere, yeni yapıda kendi adını koruyacak. Aleph Alpha ise Avrupa’daki kamu ve sanayi ilişkilerini, uzman kadrosunu ve düzenlemeye tabi sektörlerdeki deneyimini yeni şirkete taşıyacak.
Schwarz Grubu, anlaşmanın hem finansmanını hem de teknolojik altyapısını sağlayan başlıca aktörlerden biri konumunda. Grup, Cohere’in yeni yatırım turuna 500 milyon avro yatırmayı planlıyor.
Lidl ve Kaufland Mağazaları Yapay Zekâ İçin Veri Tedariki Sağlayacak
TechCrunch’ın haberine göre süreç beklendiği gibi ilerlerse yeni şirketin yapay zekâ sistemleri STACKIT altyapısı üzerinde çalışacak. Bu durum Schwarz Digits’e önemli ve sürekli bir müşteri kazandırırken, grubun yatırım yaptığı yapay zekâ şirketinin kullanacağı altyapı üzerinde de söz sahibi olmasını sağlayacak.
Ortaya çıkan model, klasik bir perakende yatırımından çok dikey biçimde bütünleşmiş bir teknoloji stratejisine benziyor. Schwarz Grubu, veriyi üreten mağaza ağına, veriyi saklayan bulut altyapısına, sistemi koruyan siber güvenlik araçlarına ve veriyi işleyen yapay zekâ modellerine aynı anda yatırım yapıyor.
Lidl ve Kaufland bu yapının yalnızca finansman kaynağını oluşturmuyor. Market ağı aynı zamanda yeni ürünlerin milyonlarca işlem üzerinde sınanabildiği büyük bir laboratuvar işlevi görüyor.
Avrupa’nın Teknoloji Açığındaki Fırsat
Schwarz Digits’in teknoloji alanındaki iddiası, Avrupa bulut pazarındaki mevcut dengesizliklerle yakından bağlantılı. Synergy Research Group’un araştırmasına göre Avrupa bulut pazarı 2024’te 61 milyar avroluk büyüklüğe ulaştı.
Avrupa merkezli sağlayıcıların gelirleri 2017’den bu yana üç kattan fazla artmasına rağmen pazar payları yüzde 29’dan yaklaşık yüzde 15’e geriledi. Amazon, Microsoft ve Google birlikte pazarın yüzde 70’ini kontrol ediyor. SAP ve Deutsche Telekom gibi Avrupa’nın en büyük sağlayıcılarının pazar payları ise yüzde 2 civarında kalıyor.
Araştırmaya göre yapay zekâya yönelik bulut hizmetleri, pazardaki en hızlı büyüyen alanlar arasında bulunuyor. Bu tablo, Avrupa merkezli ve büyük ölçekli altyapı sağlayıcıları için hem ciddi bir rekabet dezavantajına hem de önemli bir büyüme fırsatına işaret ediyor.
Mevcut dengesizlik Avrupa Birliği’ni de daha büyük altyapı yatırımlarına yöneltiyor. Avrupa Komisyonu, 200 milyar avroluk InvestAI programı kapsamında beş yapay zekâ “gigafabrikası” kurulması için 20 milyar avroluk bir fon oluşturmayı planlıyor. Her tesisin 100 binden fazla gelişmiş yapay zekâ işlemcisini bir araya getirmesi hedefleniyor.
Bu çerçevede Lübbenau’daki veri merkezinin öngörülen kapasitesi, Schwarz Digits’in kendisini Avrupa’nın yeni yapay zekâ altyapısı ölçeğine göre konumlandırdığını gösteriyor.
Bununla birlikte “dijital egemenlik”, tamamen dışa kapalı ve yalnızca Avrupa şirketlerinden oluşan bir teknoloji zinciri anlamına gelmiyor. Schwarz Grubu, örneğin Google ile birlikte çalışarak verilerin STACKIT altyapısında tutulduğu ve kullanıcı tarafında şifrelendiği çözümler geliştiriyor. Aleph Alpha’nın birleşeceği Cohere de Kanada merkezli bir şirket.
Bu tercihler, Avrupa’nın bütünüyle kendi içine kapanmış bir teknoloji ekosistemi kurmaktan çok veriler ve kritik altyapı üzerindeki denetimini koruyabileceği ortaklıklar aradığını gösteriyor. Cohere anlaşması da bu nedenle yalnızca bir şirket birleşmesi olarak değil, Almanya ve Kanada gibi ABD ile Çin arasında daha bağımsız bir teknoloji alanı açmaya çalışan ülkelerin iş birliği şeklinde sunuluyor.
Heilbronn çevresindeki yatırımlar ise bu arayışın insan kaynağı boyutunu oluşturuyor. Dieter Schwarz Vakfı’nın desteklediği IPAI yapay zekâ kampüsü, 30 hektarlık bir alanda 5 binden fazla araştırmacı ve teknoloji çalışanını bir araya getirmeyi hedefliyor. Bad Friedrichshall’daki yeni Schwarz Digits kampüsüyle birlikte bölge, bir perakende merkezinden teknoloji kümelenmesine doğru ilerliyor.

Heilbronn’da kurulmakta olan IPAI yapay zekâ kampüsünün tamamlandığında nasıl görünmesinin planlandığını gösteren mimari görselleştirme. 5 binden fazla araştırmacı ve teknoloji çalışanına ev sahipliği yapması hedeflenen kampüsün ilk binalarının 2027 sonunda tamamlanması planlanıyor; yerleşkenin kalan bölümleri ise aşamalı olarak inşa edilecek. | Görsel: © IPAI / MVRDV basın kiti
Bir Avrupa “Big Tech”i Çıkabilir mi?
Schwarz Digits’in küresel teknoloji şirketleriyle rekabet edebilmesi için hâlâ uzun bir yol katetmesi gerekiyor. Amerikan şirketleri yalnızca daha büyük veri merkezlerine değil, onlarca yılda oluşturulmuş yazılım ekosistemlerine, küresel satış ağlarına ve milyonlarca geliştiricinin kullandığı platformlara sahip.
Schwarz Digits’in 2,2 milyar avroluk geliri hızlı bir büyümeye işaret etse de şirket henüz küresel rakipleriyle aynı ölçekte değil. Cohere-Aleph Alpha birleşmesinin hedeflenen 20 milyar dolarlık değerlemeyi kalıcı bir ticari başarıya dönüştürüp dönüştüremeyeceği de belirsizliğini koruyor.
Buna karşılık Schwarz Grubunun iki önemli avantajı bulunuyor: Uzun vadeli yatırımları finanse edebilecek güçlü bir sermaye yapısı ve kendi teknolojilerini büyük ölçekte sınayabileceği geniş bir işletme ağı.
Market raflarından elde edilen gelir, sonuçları ancak yıllar sonra alınabilecek veri merkezi ve yapay zekâ yatırımlarını finanse ediyor. Grubun lojistik, ödeme sistemleri, e-ticaret ve tedarik zinciri alanlarındaki tecrübesi de yeni teknolojilerin hem geliştirilmesi hem de büyük ölçekte işletilmesi için güçlü bir başlangıç zemini sağlıyor.
Ancak bu avantajların dış müşteri kazanımına, sürdürülebilir pazar payına ve küresel ölçekte rekabet edebilen bir teknoloji ekosistemine dönüşüp dönüşmeyeceği henüz açık değil. Schwarz Digits’in bir Avrupa “Big Tech”ine dönüşüp dönüşemeyeceğini, perakende sermayesinin teknoloji alanındaki bu iddialı hamleyi ne ölçüde kalıcı bir işletme modeline çevirebildiği belirleyecek.
Grubun İsrail Bağlantılı Yatırımları Boykot Çağrılarına Yol Açmıştı
Schwarz Grubunun İsrail teknoloji sektörüyle kurduğu ilişkiler, şirketin dijital büyüme hikâyesinin tartışmalı tarafını oluşturuyor. Grup, Kasım 2021’de İsrail’in Herzliya kentinde kurulan XM Cyber’ın çoğunluk hisselerini yaklaşık 700 milyon dolara satın aldı. XM Cyber, eski Mossad Direktörü Tamir Pardo’nun da aralarında bulunduğu İsrail istihbarat kurumlarında görev yapmış isimler tarafından kuruldu. Şirket, 2022’de yine İsrail merkezli siber güvenlik şirketi Cyber Observer’ı da bünyesine kattı.
İsrail’le bağlantılı yatırımlar XM Cyber’la da sınırlı değil: Dieter Schwarz’ın özel yatırım fonu Zukunftsfonds Heilbronn, 2018’de İsrail’deki erken aşama teknoloji şirketlerine yüz binlerce dolardan birkaç milyon dolara uzanan yatırımlar yapmak üzere girişim arayışına girmişti. Fonun hedeflediği alanlar arasında nesnelerin interneti, robotik, otonom ulaşım, enerji sistemleri, yeni malzemeler ve biyoteknoloji bulunuyordu.
Bu ilişkiler, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının ardından Lidl ve Kaufland’a karşı düzenlenen bazı boykot kampanyalarında öne çıkarıldı. Filistin dayanışma grupları, perakende faaliyetlerinden elde edilen gelirin İsrail teknoloji ekosistemine sermaye sağladığını ve İsrailli şirketlerin Avrupa pazarına açılmasını kolaylaştırdığını savunuyor. Bazı eylemlerde Lidl mağazalarındaki İsrail menşeli ürünler işaretlenirken, boykot çağrılarında XM Cyber yatırımı da gerekçeler arasında gösterildi.
Schwarz Grubu ise kamuya açık açıklamalarında XM Cyber yatırımının siyasi boyutuna değinmiyor. Şirket satın almayı, artan siber saldırılara karşı grubun kendi sistemlerini koruyacak teknik kapasiteyi oluşturma ve güvenlik hizmetlerini Alman ve Avrupa pazarlarında dış müşterilere sunma adımı olarak anlatıyor. XM Cyber da bugün Schwarz Digits’in “Avrupa’nın dijital egemenliği” hedefinin temel unsurlarından biri olarak tanıtılıyor. (P)