Müze, Üniversite, Hastane: İngiltere’de “Filistin” Adını Silme Girişimleri
British Museum’un sergi metinlerinden “Filistin” ifadelerini kaldırmasının ardından ortaya çıkan kurum içi yazışmalar, değişikliklerin kamuoyuna açıklandığı gibi ziyaretçi talepleri nedenli değil, İsrail yanlısı lobi faaliyetlerine dayandığını gösterdi. Müzelerden üniversitelere, ansiklopedilerden hastanelere kadar uzanan benzer örnekler, İngiltere’de Filistin’in tarihsel ve kültürel izlerinin kamusal alandan çıkarılmasına yönelik daha geniş bir baskı sürecine işaret ediyor.
7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları yalnızca Filistin halkının yaşamını değil, Filistin’in kültürel mirasını da hedef alıyor. UNESCO, 24 Mart 2026 itibarıyla Gazze Şeridi’ndeki tarihî yapılar, ibadethaneler, müzeler ve arkeolojik alanlar dâhil en az 164 kültürel miras alanının zarar gördüğünü doğruladı. Filistinli kurumlar, fiziksel olarak yok edilen ya da İsrail’in kontrolüne geçen kültürel mirası ve kolektif hafızayı dijital arşivlerle korumaya çalışırken, Avrupa’da ise Filistin’e ilişkin tarihî ve kültürel referansların kamusal kurumlardan çıkarılmasına yönelik girişimler dikkat çekiyor.
Bu bağlamda İngiltere’de son dönemde Filistin’e ilişkin tarihî ve kültürel referansların kamusal kurumlardan çıkarılmasına yönelik çeşitli girişimler birbiri ardına medyaya yansıyor. Ansiklopedilerden üniversitelere, hastanelerden müzelere kadar uzanan bu süreçte, “Filistin” adının haritalardan, eğitim materyallerinden ve sergi metinlerinden çıkarılması yönünde çeşitli baskılar yapıldığı görülüyor. Bu girişimlerin arkasında ise çoğu zaman İsrail yanlısı hukuk ve lobi kuruluşlarının yürüttüğü kampanyalar bulunuyor. Son olarak British Museum’da ortaya çıkan kurum içi yazışmalar, bu baskıların müzenin sergi metinlerine nasıl yansıdığını ve karar alma süreçlerinin kamuoyuna anlatıldığı gibi işlemediğini gözler önüne serdi.
British Museum Sergilerinde “Filistin” İfadesi Kaldırıldı
British Museum’un, Antik Yakın Doğu galerilerindeki bazı sergi metinlerinden “Filistin”, “Filistinli” ve “İsrailoğulları’nın işgali” gibi ifadeleri kaldırarak bunların yerine “Kenan” ve “Kenan kökenli” ifadelerini kullanmaya başlaması uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Müze, değişikliklerin bilimsel değerlendirmeler ve ziyaretçi araştırmaları doğrultusunda yapıldığını savunurken, sonradan ortaya çıkan kurum içi yazışmalar ise kararların İsrail yanlısı lobi faaliyetlerinin ardından alındığını ve kamuoyuna yapılan bazı açıklamaların gerçeği yansıtmadığını ortaya koyuyor.
Tartışmalar bu yılın başında Telegraph gazetesinin İngiltere’de İsrail’i destekleyen bir avukat grubu olan UK Lawyers for Israel (UKLFI) adlı kuruluşun müzeye baskı yaparak sergilerden “Filistin” ifadelerinin kaldırılmasını sağladığını öne süren haberiyle başladı. Tarihçi William Dalrymple değişikliği “saçma”, “acınası” ve “dehşet verici” sözleriyle eleştirirken, “Filistin” adına ilişkin bilinen en eski kaydın MÖ 1186 yılına ait olduğunu ve bu ismin “Britanyalı” (British) kelimesinden bile daha eski olduğunu hatırlattı. Yaklaşık 200 akademisyen ve kültür insanı da yayımladıkları açık mektupla müzeye “Filistin’i tarihten silmeye son verin.” çağrısında bulundu.
British Museum ise basına yaptığı açıklamalarda değişikliklerin “ziyaretçiler üzerinde yapılan testler” doğrultusunda gerçekleştirildiğini savundu. Müze yönetimi, “Filistin” teriminin tarihî kullanımının bazı ziyaretçiler için artık anlamlı olmadığını ve kafa karışıklığına yol açtığını ileri sürdü. Ancak Middle East Eye‘ın bilgi edinme başvurusu üzerine ortaya çıkan belgeler, müzenin iddia ettiği türde herhangi bir ziyaretçi testi ya da bu iddiayı destekleyen bir araştırmanın bulunmadığını gösterdi. Üstelik kurum içi yazışmalar, sergi metinlerinde yapılan değişikliklerin 2024 yılı boyunca süren İsrail yanlısı lobi faaliyetlerinin ardından kararlaştırıldığını ortaya koyuyor.
Müzeyi “Filistin” Adlandırmalarını Kaldırmaya Götüren Süreç Nasıl Başladı?
Müzenin basına yansıyan belgelerine göre süreç, Hiksosların “Filistin kökenli” olarak tanımlandığı bir sergi etiketine yapılan şikâyetle başladı. Bir müze çalışanının şikâyetin kurumun benzer durumlar için hazırladığı standart kurumsal yanıtla karşılanabileceğini belirtmesine rağmen, yönetim yalnızca bir gün içinde sergi panelini değiştirme kararı aldı. İlk olarak “Filistin kökenli yöneticiler” ifadesi önerilse de bu öneri 20 dakika içinde reddedildi ve metin “Kenan kökenli yöneticiler” olarak değiştirildi. Ardından benzer girişimler diğer sergilere de yayıldı.
Middle East Eye’ın ulaştığı belgeler, 2024 yılında British Museum’un direktörlüğüne getirilen Nick Cullinan’ın kamuoyuna yaptığı açıklamalarla da çelişiyor. Cullinan, tarihçi William Dalrymple’a gönderdiği mesajda değişikliklerin “rutin bir galeri güncellemesi” sırasında yapıldığını, küratörlerin konu üzerinde “uzun uzun düşündüğünü” ve İsrail yanlısı hukuk grubu UKLFI’nin mektubundan haberdar olmadığını öne sürmüştü. Ancak kurum içi yazışmalar, söz konusu mektubun doğrudan Cullinan’a hitaben yazıldığını, kurumsal e-posta adresine gönderildiğini ve Direktörlük Ofisi’nin dikkatine sunulduğunu ortaya koyuyor.
British Museum’un fosil yakıt şirketi BP ile yürüttüğü sponsorluk ve iş birliklerine karşı uzun süredir kampanya yürüten Culture Unstained (CU), ortaya çıkan belgelerin müzenin etik ilkelere aykırı hareket etmiş olabileceğini belirterek bağımsız bir soruşturma çağrısı yaptı. Grup, British Museum’un “uygunsuz siyasi etkiler altında kaldığını” ve Cullinan’ın “yanıltıcı açıklamalarla gerçeğin üzerini örttüğünü” savundu.
“Devam Eden Soykırım Nedeniyle Bu Karar, Filistinliler İçin Varoluşsal Bir Mesele”
Oxford Üniversitesi öğretim üyesi Dan Hicks ise kurum içi yazışmaların “karar alma süreçleri, dış etkiler ve akademik dürüstlük” konusunda ciddi soru işaretleri doğurduğunu belirterek, sergi metinlerinin sosyal medyadaki baskılarla değil, küratöryel uzmanlık ve şeffaf süreçlerle belirlenmesi gerektiğini söyledi. Hicks, “Bu değişikliklerin hangi gerekçeyle ve nasıl yapıldığına ilişkin kapsamlı ve tamamen şeffaf bir açıklamaya acilen ihtiyaç var. Saklanmaya çalışılan ne olabilir ki?” ifadelerini kullandı.
Birleşik Krallık’taki Filistin Büyükelçisi Husam Zomlot ise 16 Şubat’ta görüştüğü Nick Cullinan’ın kendisine “Hiçbir şey değişmedi.” dediğini ancak buna inanmadığını belirterek, “British Museum’un anlattıkları ilk günden beri tutarlı değildi.” dedi. Zomlot, Filistin tarihine yapılan atıfların silinmesinin “devam eden soykırım karşısında kendileri için varoluşsal bir mesele” olduğunu söyledi.
Palestine Solidarity Campaign (PSC) Genel Başkan Yardımcısı Peter Leary de belgelerin, İsrail yanlısı grupların Filistin’in geçmişine dair her türlü izi silmeye çalıştığını gösterdiğini belirterek, British Museum’u “Filistinlileri ve onların tarihini silmeye yönelik girişimlere ortak olmak yerine kendi utanç verici siciliyle yüzleşmeye” çağırdı.
UKLFI, Birleşik Krallık’ta kamu kurumları ve özel kuruluşlara hukuki işlem tehdidi içeren mektuplar göndermesiyle tanınıyor. İsrail yanlısı lobi grubu, eğitim alanındaki içeriklere de defalarca müdahale etti. Ders kitapları ve sınavlarda “Filistin yanlısı ön yargı” bulunduğunu öne sürerek okulları ve eğitim yayıncılarını hedef alan UKLFI, Haziran 2023’te Pearson Yayınevi’nin GCSE sınavında yer alan, Gazze’deki Şifa Hastanesi’nde bir çocuğu ameliyat eden bir doktorun deneyimlerini konu alan soruyu, “İsrail’i destekleyen öğrencileri rahatsız edebileceği” gerekçesiyle geri çekmesini sağladı.
“Antik Filistin” İfadesinin Kaldırılması İçin Üniversiteye Baskı
Benzer bir tartışma 2025’in sonunda Birleşik Krallık’taki Open University’de yaşandı. İsrail yanlısı hukuk grubu UK Lawyers for Israel (UKLFI), üniversitenin Discovering the Arts and Humanities adlı dersinde yer alan “Antik Filistin” ifadesinin kaldırılmasını talep etti. Şikâyette, Hz. Meryem’in “Antik Filistin’de yaşamış Yahudi bir kadın” olarak tanımlanması, Aramice’nin “Antik Filistin’de yaygın olarak konuşulan bir dil” şeklinde anlatılması ve ders materyalindeki “Antik Filistin” haritasının tarihsel olarak yanlış olduğu öne sürüldü. UKLFI ayrıca, bu kullanımın 2010 Eşitlik Yasası kapsamında Yahudi ve İsrailli öğrenciler açısından “düşmanca ve rahatsız edici bir ortam” oluşturabileceğini savunarak, son dönemde öne çıkan “İsa Filistinliydi” söylemini güçlendirdiğini iddia etti.
Üniversite yönetimi ise “Antik Filistin” ifadesinin akademik açıdan doğru ve yerleşik bir kullanım olduğunu kabul etmesine rağmen UKLFI’ye gönderdiği yanıtta, 2018’de ders materyalleri hazırlanırken sorun teşkil etmeyen bu ifadenin günümüzde “sorunlu” hâle geldiğini kabul ettiklerini belirtti. Üniversite ayrıca, gelecekte hazırlanacak ders materyallerinde “Antik Filistin” ifadesini kullanmayacağını, mevcut içeriklerde ise bu kullanımın açıklanarak bağlama oturtulacağını taahhüt etti. UKLFI ise kararı, “Yahudi tarihinin silinmesine karşı kazanılmış bir zafer” olarak nitelendirdi.
Üniversite yönetimi ve UKLFI arasındaki bu yazışmalar, Open University Filistin Dayanışma Grubu’nun Bilgi Edinme Yasası kapsamında elde ettiği belgelerin kamuoyuna açıklanmasıyla ortaya çıktı. Yazışmaların yayımlanmasının ardından üniversite yoğun eleştirilerin hedefi oldu. Aralarında Ilan Pappé, Avi Shlaim, Rashid Khalidi, Nur Masalha, Judith Butler, Yanis Varoufakis ve Jeremy Corbyn’in de bulunduğu 600’den fazla akademisyen ve kamuoyu temsilcisi açık mektup yayımlayarak kararın geri çekilmesini istedi. Akademisyenler, dışarıdan bir lobi grubuna verilen bu taahhüdün 2023 Yükseköğretimde İfade Özgürlüğü Yasası’na aykırı olabileceğini ve akademik özgürlüğü zedelediğini savundu.
Tepkilerin ardından Open University geri adım atarak, “Antik Filistin” ifadesinin kullanılmasının akademik değerlendirmeye bağlı olduğunu ve öğretim üyelerinin uygun gördükleri durumlarda bu terimi kullanmaya devam edebileceğini açıkladı. Üniversite ayrıca önceki yazışmaların yalnızca güncellenmesi planlanan tek bir ders modülüyle ilgili olduğunu savunsa da, eleştirmenler bu açıklamanın UKLFI’ye verilen taahhütle çeliştiğini belirtti.
Birleşik Krallık Orta Doğu Çalışmaları Derneği (BRISMES), Open University (OU)’yi, İsrail yanlısı lobi grubu UKLFI’nin baskısıyla ders materyallerinden “Antik Filistin” ifadesini çıkarmayı kabul ederek akademik özgürlüğü zedelemekle suçladı. BRISMES, yaşananları İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşı sırasında Filistin’e ilişkin anlatıların “silinmesine” yönelik daha geniş bir eğilimin parçası olarak değerlendirerek üniversitenin verdiği tavizin, “dışarıdaki lobi gruplarına üniversitelerin ders içeriklerini kendi siyasi bakış açılarına göre değiştirmelerini talep etme konusunda cesaret verecek tehlikeli bir emsal oluşturabileceği” uyarısında bulundu.
Britannica Kids’e Filistin Haritası Tepkisi
Benzer bir tartışma bu yılın başında dünyanın en eski ansiklopedilerinden Encyclopaedia Britannica için de yaşanmıştı. UKLFI, çocuklara yönelik Britannica Kids platformunda yer alan ve İsrail’in uluslararası alanda tanınan sınırlarını kapsayan bölgeyi “Filistin” olarak gösteren bir haritaya itiraz etmişti. Haritanın yanında yer alan açıklamada, “Filistin adı, Ürdün Nehri ile Akdeniz arasında yer alan Ortadoğu’daki bir bölgeyi ifade eder.” deniliyordu.
UKLFI, ansiklopedinin ABD’deki yayıncılarına gönderdiği mektupta, bu tanımların İsrail’in varlığını fiilen yok saydığını ve “Nehirden denize, Filistin özgür olacak!” sloganının kullandığı söylemle örtüştüğünü savunarak eğitim materyallerinin acilen değiştirilmesini talep etmişti. Bunun ardından The Telegraph gazetesinin Britannica yönetimiyle temasa geçmesi üzerine tartışmalara konu olan harita internet sitesinden kaldırılmış, “Filistin” tanımı da değiştirilerek “Bugün İsrail Devleti, Batı Şeria ve Gazze Şeridi bu bölge içinde yer almaktadır.” ifadesi eklenmişti.
Britannica yönetimi ise eleştirileri inceleyeceğini açıklamış, Genel Yayın Yönetmeni Theodore Pappas, kurumun 250 yılı aşkın süredir tarafsız ve doğrulanmış içerikler yayımladığını belirterek UKLFI’nin itirazlarının editoryal ilkeler çerçevesinde değerlendirileceğini söylemişti.
Buna karşılık bazı uzmanlar, eğitim materyallerinde “Filistin” adının kullanılmasına yönelik itirazların Filistin halkının tarihsel ve siyasi gerçekliğini göz ardı ettiğini savunmuştu. Onlara göre “Filistin” yalnızca coğrafi bir ad değil; uzun bir tarihsel geçmişi, kesintisiz insan varlığını ve uluslararası alanda tanınan siyasi bir gerçekliği ifade ediyor. Bu nedenle eğitim materyallerinde bu isme yer verilmesi, Batı eğitim söyleminde uzun yıllardır geri planda bırakılan Filistin anlatısını görünür kılan bir adım olarak değerlendiriliyor.
UKLFI Başvurdu, Filistinli Çocukların Çizimlerinde Oluşan Sergi Kaldırıldı
UKLFI müdahaleleri yalnızca müzeler, üniversiteler ve eğitim yayınlarıyla sınırlı kalmadı. Grup, 2023 yılında Londra’daki Chelsea and Westminster Hastanesi’nde 2012’den bu yana sergilenen “Crossing Borders – A Festival of Plates” (Sınırları Aşmak – Tabak Festivali) adlı sanat projesinin kaldırılması için de hukuki girişimde bulundu. Gazze’deki UNRWA okullarında eğitim gören Filistinli çocukların günlük yaşamını konu alan çizimler, hastaneye bağlı Chelsea Community Hospital School öğrencileri tarafından seramik tabaklara aktarılmış ve yıllardır çocuk polikliniğinde sergileniyordu.
Hastaneyi işleten Chelsea & Westminster Hospital Foundation Trust, eserin UKLFI’nin hukuki işlem tehdidi içeren mektubunun ardından kaldırıldığını doğruladı. UKLFI, bazı Yahudi hastalar adına yaptığı başvuruda, eserlerde yer alan Filistin bayraklarının kendilerini rahatsız ettiğini ve mağdur hissettirdiğini öne sürdü. Vakıf ise kaldırma kararının 2010 Eşitlik Yasası kapsamındaki yükümlülükler değerlendirilerek alındığını belirtirken, hastaneye UKLFI dışında doğrudan başka bir şikâyet ulaşıp ulaşmadığı sorusunu yanıtsız bıraktı.
Tartışmanın odağında, toplam 21 seramik tabaktan yalnızca üçünde yer alan Filistin bayrakları bulunuyordu. UKLFI özellikle, Kubbetü’s-Sahra üzerinde resmedilen Filistin bayrağının Kudüs’ün gelecekte Filistin devletinin parçası olacağı yönünde bir mesaj verdiğini savunarak bunun Yahudi hastalar açısından rahatsız edici olduğunu ileri sürdü.
Karar, Filistin’in Birleşik Krallık Büyükelçisi Hüsam Zomlot başta olmak üzere çok sayıda kişi ve kuruluşun tepkisini çekti. Zomlot, hastanenin “ırkçı ve ayrımcı bir baskıya boyun eğdiğini” belirterek sanat eserinin yeniden sergilenmesi çağrısında bulundu. Olay, İsrail yanlısı lobi gruplarının yalnızca tarih anlatılarını ve eğitim içeriklerini değil, Filistin’le dayanışmayı simgeleyen kültürel ve sanatsal çalışmaları da hedef aldığı yönündeki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Benzer bir tartışma 2024 yılında Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen “Global Peace Flag” (Küresel Barış Bayrağı) adlı sergide de yaşanmıştı. Dünyanın farklı ülkelerinden çocukların ve sanatçıların hazırladığı kumaş panellerden oluşan sergide yer alan, üzerinde “Nehirden denize, Filistin özgür olacak!” ifadesi ile Filistin sembollerinin bulunduğu bir panel, İsrail’in BM Daimî Temsilcisi Danny Danon’ın tepkisinin ardından kaldırılmıştı. BM yönetimi, tartışmalı panelin sergiden çıkarıldığını doğrularken, karar sanat çevrelerinde Filistin’e ilişkin sanatsal ifadelerin kamusal alandan uzaklaştırıldığı yönündeki eleştirileri beraberinde getirmişti.