Kuzey Afrika

Ceuta Krizi Avrupa’nın Fas’a Bağımlılığını Açığa Çıkardı

30-31 Temmuz’da yaklaşık 60 bin kişinin Fas’tan Ceuta’ya geçmesiyle yaşanan kriz, kısa sürede sınır güvenliği meselesini aşarak jeopolitik bir pazarlığa dönüştü. Yaşananlar, Avrupa’nın göç kontrolünde Fas’a bağımlılığını ve Rabat’ın bu bağımlılığı dış politikada nasıl bir baskı aracına çevirebildiğini yeniden görünür kıldı.

Ceuta Krizi Avrupa’nın Fas’a Bağımlılığını Açığa Çıkardı
İspanya'nın Kuzey Afrika'daki toprağı Ceuta (Sebte) kentine yasa dışı yollarla geçen çoğunluğu genç erkeklerin oluşturduğu binlerce düzensiz göçmen, İspanya'da yasal statü elde etme ihtimallerinin bulunmadığını anlamalarının ardından Fas'a geri dönmeye başladı. 31 Temmuz 2026 | Fotoğraf: Abu Adem Muhammed - AA.

30-31 Temmuz gecesi, yaklaşık 24 saat içinde 60 bine yakın insan Fas’tan İspanya’nın Kuzey Afrika’daki kenti Ceuta’ya (Sebte) geçti. Ekranlardan canlı izlediğimiz görüntüler, denizi yüzerek aşan gençleri, sınır çitine tırmanan kalabalıkları ve bu kargaşadan kaynaklanan can kayıplarını gösterdi.

Ceuta’nın barınma kapasitesi çökerken, bu durum İspanya’yı alarma geçirdi. Yaşananlar, olayı saatler içinde bir sınır güvenliği sorunu olmaktan çıkarıp İspanya-Fas ilişkilerinin ve Avrupa Birliği göç politikasının tartışıldığı bir krize dönüştürdü.

Fas’ın Misilleme Amacıyla Ceuta Krizini Çıkardığı İddia Ediliyor

Bu göç akınının üzerinden belli bir süre geçmesine rağmen krizin sebebi hâlâ net bir şekilde ortaya çıkmış değil. Çünkü hem Fas Krallığı akının arkasında yatan nedenlerle ilgili ikna edici bir resmî açıklama yapmadı, hem de İspanyol yetkililer göçmenlerin geri gönderilmesini zorlaştıran yeni bir yüksek mahkeme kararının zamanlaması üzerinde durmadı.

Ancak sınır geçişlerin nicel büyüklüğü, Faslı jandarmaların sınırda çoğu yerde araya girmemesi ve Fas tarafındaki kaçakçıların ortaya çıkan söylemleri, sınırda denetimlerin bilinçli biçimde gevşetildiği şüphesini güçlendiriyor. Basına yansıyan görüntülerde, normalde geçişleri sertçe engelleyen Fas güvenlik güçlerinin bu kez kalabalığın önünde büyük ölçüde geri çekildiği görülüyor. Bu görüntüler ve ortaya atılan iddialar da yaşanan bu krizin merkezine, en az göçmenler kadar Rabat’ın tavrını yerleştirmektedir. Ayrıca krizin zamanlamasının da manidar bulunuyor. Kriz, İspanya Başbakanı Pedro Sánchez‘in Fas’ın bölgesel rakibi Cezayir’i ziyaret edip iki ülke arasında yeni bir dönem ilan etmesinden yalnızca on gün sonra patlak verdi.

Peki Afrika’daki bu İspanyol toprağına yönelen kalabalık nasıl oldu da Fas’ın elinde bir dış politika kozuna dönüştü? Fas göçü nasıl bir pazarlık aracına çevirdi ve İspanya’yı neden bu kadar kolay zor durumda bıraktı? Bu sorular iki aşamada cevaplanabilir. Cevap, önce Afrika kıtasındaki İspanyol topraklarının ne anlama geldiğini, ardından bu kentlere yönelen göçün Fas Krallığı’nın elinde nasıl bir dış politika aracına dönüştüğünü anlamaktan geçiyor. Nitekim Avrupa’nın güney sınırının güvenliği büyük ölçüde Fas’ın iş birliğine bağlıdır ve bu bağımlılık Rabat’a Madrid ile Brüksel karşısında güçlü bir kaldıraç sunmaktadır.

Avrupa’nın Afrika’daki “Seçici Geçirgen” Sınırı: Ceuta ve Melilla Neden Önemli?

Ceuta -ya da Arapça telaffuzuyla Sebte- ve Melilla, Afrika kıtasında yer alan ama İspanya’ya bağlı iki özerk kenttir. Fas, 1956’da bağımsızlığını kazandığından bu yana her iki kent üzerinde de egemenlik iddiasını sürdürmektedir. İspanya ise bu kentlerin, Fas’taki İspanyol Himayesi kurulmadan yüzyıllar önce kendi egemenliğine girdiğini, dolayısıyla 1956 bağımsızlık sürecinin bir parçası sayılamayacağını savunmaktadır. Bu iki kentin yerleşik bir nüfusa sahip olması ve Birleşmiş Milletlerin kendi kendini yönetmeyen bölgeler listesine hiç alınmamış olmaları da İspanya’nın egemenlik tezini destekleyen başlıca dayanaklardır.

Uluslararası hukukçu Jamie Trinidad’ın değerlendirmesi bu tabloyu netleştiriyor: Fas’ın Ceuta ve Melilla üzerindeki iddiası hukuken zayıf; buna karşılık kıyıdaki küçük ve meskûn olmayan İspanyol toprakları Vélez, Alhucemas, Chafarinas Adaları için Fas’ın elinde daha güçlü bir hukuki zemin olduğu söylenebilir. Nitekim 2002’de Fas’ın küçük Perejil adacığına asker çıkarması ve İspanya’nın ABD arabuluculuğuyla adayı kansız bir operasyonla geri alması, en küçük kaya parçasının bile iki ülke arasında nasıl bir gerilime yol açabildiğini bize göstermiştir.

Ancak bu kentlerin günümüzdeki asıl önemi egemenlik tartışmasının ötesinde bir konudur. Ceuta ve Melilla, Avrupa Birliği’nin Afrika kıtasındaki tek kara sınırıdır. Bu sınır; zengin kuzey ile yoksul güneyi, eski sömürgeci ile eski sömürgeyi, AB alanı ile dışını aynı noktada karşı karşıya getirmektedir. Coğrafyacı Xavier Ferrer-Gallardo’nun dikkat çektiği gibi, bu sınır mal ve sermayeye görece açık ama düzensiz göçe kapalı tutulmaya çalışılır. İşte bu seçici geçirgenlik, sınırın neden hem sıkı korunduğu hem de hiçbir zaman tam anlamıyla kapatılamadığını ortaya koymaktadır. Ceuta’ya ulaşmak da İspanya anakarasına geçmek anlamına gelmez; kente varan göçmenler çoğu zaman Fas sınırı ile Cebelitarık Boğazı arasında, bir tür bekleme alanında sıkışıp kalır.

Bu hâliyle Ceuta, aynı anda üç sınırı temsil eder: Hem bir ulus-devletin sınırıdır hem AB’nin bir dış sınırıdır hem de göçmenler için askıya alınmış bir eşiktir. Buradaki krizin şiddeti de büyük ölçüde bu üç katmanın 19,5 kilometrekarelik dar bir alanda çakışmasından artmaktadır.

Fas’ın Düzensiz Göçü Bir Dış Politika Aracı Olarak Kullanması

Bu iki şehirden bağımsız olarak Fas’ın Avrupa göç denklemindeki rolü tek boyutlu değildir. Fas Krallığı hem kendi vatandaşlarının Avrupa’ya göç ettiği bir kaynak, hem Sahraaltı Afrika’dan gelenler için bir transit güzergâh, hem de giderek daha fazla göçmenin yerleştiği bir hedef ülke konumundadır. Bu üç rolün aynı ülkede toplanması, Rabat’ı bölgedeki komşularından çok daha belirleyici bir aktör hâline getirmektedir.

Bu roller içinde Rabat’ın elini asıl güçlendiren, ülkenin transit boyutudur. Sahraaltı Afrika’dan Avrupa’ya uzanan güzergâhların önemli bir kısmı Fas üzerinden geçtiği için ülke, bu akışın yönü ve yoğunluğu üzerinde önemli ölçüde etkili olabilmektedir. Bu nedenle başta İspanya, Fransa ve İtalya olmak üzere Avrupa Birliği, yıllar içinde sınır denetimi, geri kabul ve kaçakçılıkla mücadele konularında Fas’la kapsamlı bir iş birliği geliştirmiştir. 2000’lerden itibaren kurulan bu iş birliği, mali ve teknik destekle birlikte Fas’ı Avrupa Birliği’nin güney sınırındaki temel ortaklardan biri hâline getirmiştir. Ancak bu ilişkinin kaçınılmaz sonucu olarak Avrupa’nın güney sınırının güvenliği giderek Fas’ın günlük iş birliğine bağımlı hâle gelmiştir. Böylece Rabat, sınır denetimini sıkılaştırma veya gevşetme kapasitesi sayesinde elinde hazır bir baskı aracı bulmaktadır.

İspanya ile İlişkileri Geren Batı Sahra Meselesi

Bu baskı aracının en çarpıcı örneği Mayıs 2021’de yaşandı. İspanya, Batı Sahra bölgesini Fas kontrolünden çıkarmayı amaçlayan örgütün (Polisario Cephesi) lideri İbrahim Ghali’nin Covid-19 tedavisi için ülkeye girmesine izin verince, Fas bunu Batı Sahra meselesinde açık bir düşmanlık olarak değerlendirdi. Kısa süre sonra sekiz binden fazla kişi Ceuta’ya geçti. Bu olay, göç baskısının bir dış politika aracına nasıl dönüştüğünün en açık örneklerinden biriydi. Araştırmacılar bunu, zayıf bir devletin nüfus hareketini araçsallaştırarak güçlü bir devletten taviz koparması, bir başka deyişle zorlayıcı biçimde yönlendirilmiş göç olarak tanımlamaktadır.

Ne var ki Fas’ın elini güçlendiren tek unsur göç değildi. ABD’nin 2020’de Fas’ın Batı Sahra üzerindeki egemenliğini tanıması, aynı dönemde gerçekleşen Fas-İsrail normalleşmesi ve Avrupa’nın enerji-güvenlik kaygıları, dengeyi topluca Rabat lehine çevirdi. İspanya’nın Mart 2022’de Fas’ın önerdiği özerklik planına destek vermesi de bu tablonun bir sonucuydu. Madrid bu adımı atarken Cezayir’le ilişkilerini bozmayı göze aldı.

Dolayısıyla Fas’ın göç diplomasisi, basit bir “kapıları açarım” tehdidinden ibaret değildir. Batı Sahra, balıkçılık, ticaret ve diplomatik tanınma dosyalarının iç içe geçtiği geniş bir pazarlık ilişkisidir. Göç ise bu pazarlıkta hem bir sonuç hem de bir müzakere kartıdır.

Son Ceuta Krizi ve Avrupa’nın Daha Ziyade İspanya’ya Yönelen Tepkileri

Son krizi 2021’in bir tekrarı gibi okumak mümkündür, ancak iki durum arasında belirleyici farklar bulunmaktadır. 2021’de gerilimin merkezinde Ghali’nin kabulü ve Batı Sahra meselesi yer almaktaydı, 2026’da ise Fas’ın açıkça dile getirdiği bir talep henüz ortada bulunmamaktadır. Sánchez’in Cezayir’e yeniden yaklaşması Rabat’ı rahatsız etmiş olabilir. Buna karşın kriz, sosyal medyada yayılan çağrıların ve ekonomik hoşnutsuzluğun tetiklediği, Fas’ın dahi öngöremediği kendiliğinden bir hareket olarak da okunabilmektedir. Olayın Kral VI. Muhammed’in tahta çıkışının 27. yıl dönümüne denk gelmesi kimilerine kontrollü bir mesaj gibi görünse de büyük bir insani krizin monarşi için önemli bir günü gölgede bırakması bu ihtimali zayıflatmaktadır.

Daha net olan, krizin Avrupa’da yarattığı bölünmedir. İtalya Başbakanı Giorgia Meloni İspanya’yı suçlayarak ülkenin Schengen’den çıkarılmasını istemiş, Finlandiya benzer bir çağrıya katılmış, Avrupa Halk Partisi (EPP) lideri Manfred Weber, Sanchez’i sınırı koruyamamakla eleştirmiş, Fransa ise kendi sınırındaki denetimleri artırmıştır. Bu tepkilerde asıl dikkat çeken nokta, eleştirilerin neredeyse hiçbirinin Fas’a yönelmemiş olmasıdır.

Benzer bir söylemsel baskı ABD ve İsrail cephesinden de gelmiştir. ABD Temsilciler Meclisi’nin bir komite raporu Ceuta ve Melilla’yı Fas toprağı olarak nitelerken, İsrail’in BM Büyükelçisi Danny Danon, İsrail’i eleştiren İspanya’yı kendi sömürge topraklarını savunmakla suçlamıştır. Bu açıklamalar, ABD veya İsrail’in krizde operasyonel bir rol oynadığını kanıtlamasa da Fas’ın Washington ve Tel Aviv’le geliştirdiği ilişkilerin İspanya üzerindeki diplomatik baskıyı artıran elverişli bir zemin oluşturduğunu göstermektedir.

Avrupa Dış İlişkiler Konseyi’nin uyarısı tam da bu noktada anlam kazanmaktadır. Üye devletlerin İspanya’yı değil Fas’ı sorgulaması gerekirken tersini yapması, göçü bir baskı aracı olarak kullanmanın maliyetini düşürmektedir. Öte yandan her yorum krizi bir istila olarak okumamaktadır. Fransız tarihçi Patrick Weil, çarpıcı görüntülere rağmen Ceuta’nın Avrupa için gerçek bir göç kriziyle eş tutulamayacağını, meselenin özünde bu Afrika içindeki AB kentinin kendine has coğrafyasından kaynaklandığını savunmaktadır.

Yine de ortaya çıkan siyasi sonuç açıktır. Haziran 2026’da yürürlüğe giren yeni AB Göç Paktı, dış sınır denetimini üçüncü ülkelerle kurulan ortaklıklara daha da bağlamaktadır. Böylece Avrupa, komşularına olan bağımlılığını azaltmak yerine bunu kurumsallaştırmakta ve Fas gibi ülkelere Birlik üzerinde kalıcı bir baskı imkânı tanımaktadır.

Ceuta Krizinde Avrupa’nın Fas’a Bağımlılığı Görüldü

Ceuta krizi, Avrupa’nın göç ve sınır güvenliğinde Fas’a duyduğu bağımlılığı bütün açıklığıyla ortaya koymuştur. Rabat’ın son kitlesel geçişleri doğrudan planladığı henüz kanıtlanmış değildir; ancak Avrupa’nın sınır güvenliğini Fas’ın iş birliğine bağlayan modelin Rabat’a ciddi bir dış politika aracı sunduğu açıktır. 2021 krizi ve ardından İspanya’nın Batı Sahra politikasını değiştirmesi, göç kontrolünün egemenlik ve diplomatik tanınma dosyalarıyla nasıl iç içe geçebildiğini göstermiştir.

2026 krizinin farkı ise etkinin İspanya-Fas hattını aşmasıdır. Avrupa ülkelerinin Fas’ın rolünü sorgulamak yerine Madrid’i suçlaması, İspanya’yı yalnızlaştırmış ve AB dayanışmasını aşındırmıştır. Böylece Ceuta’da açılan kapı, yalnızca insanların geçtiği bir sınırı değil, Avrupa’nın göç politikasını komşularına devretmesinden doğan yapısal kırılganlığı da görünür kılmıştır. Avrupa açısından asıl soru, Rabat’ın niyetinden çok, kendi kurduğu bu bağımlılık modelinin benzer krizleri yeniden üretip üretmeyeceğidir.

Dr. Burak Yetimoğlu

Dr. Burak Yetimoğlu, Hacettepe Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde öğretim görevlisi ve Müslüman Azınlıklar Araştırma Merkezinde (MAM) araştırmacıdır. Çalışmaları Kuzey Afrika, dinî kurumlar, Avrupa İslamı ile Fransa ve Belçika’daki Müslüman azınlıklara odaklanmaktadır.

Yazarın diğer yazıları
Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler