Google’a 890 Milyon Avroluk Ceza: AB Büyük Teknoloji Şirketlerinden Ne İstiyor?
Avrupa Birliği, arama sonuçlarında kendi hizmetlerini öne çıkardığı ve Play Store’daki rekabeti sınırladığı gerekçesiyle Google’a 890 milyon avro ceza verdi. Google’dan platformlarında köklü değişiklikler yapmasını isteyen karar, Brüksel’in teknoloji devleriyle mücadelesini sertleştirirken ABD’nin gümrük vergileri tehdidiyle karşılık vermesine yol açtı.
Avrupa Birliği, Google’a arama sonuçları ile uygulama mağazasındaki rekabet kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle toplam 890 milyon avro ceza verdi. Karar, yalnızca şirketin ödeyeceği tutarla sınırlı kalmıyor. Google’ın arama hizmetlerini ve Google’a ait olan Android işletim sistemini kullanan telefonlarda uygulamaların indirildiği dijital mağaza olan Play Store’un kurallarını da değiştirmesi isteniyor. Bu gelişme, Brüksel’in büyük teknoloji şirketlerinin dijital pazarlardaki gücünü sınırlamaya yönelik uzun süredir devam eden çabasında daha sert bir döneme girildiğini gösteriyor.
Politico’nun haberine göre, Avrupa Komisyonu iki ayrı soruşturma sonunda Google’ın AB’nin Dijital Piyasalar Yasası’na (DMA) uymadığı sonucuna vardı. Cezanın 460 milyon avroluk bölümü, Google’ın arama motoru sayfasında kendi alışveriş, otel, ulaşım ve spor hizmetlerini rakiplerinin önüne çıkarmasıyla ilgili. Kalan 430 milyon avro ise Play Store adlı uygulama mağazası üzerinden uygulama dağıtan geliştiricilerin kullanıcıları mağaza dışındaki, çoğu zaman daha ucuz satın alma seçeneklerine yönlendirmesini kısıtlayan kurallardan kaynaklanıyor.
Avrupa Komisyonunun açıklamasında, arama motorunu işleten şirketin kendi ürünlerine ayrıcalık tanımaması ve üçüncü taraf hizmetlere “adil ve ayrım gözetmeyen” biçimde davranması gerektiği vurgulandı. Google’a gerekli değişiklikleri yapmak için 60 gün, yani 21 Eylül 2026’ya kadar süre verildi. Şirket bu sürede kurallara uymazsa ek para cezalarıyla karşılaşabilecek.
Google Karara Neden İtiraz Ediyor?
Google’ın Küresel İlişkiler Başkanı Kent Walker, düzenlemelere uyabilmek için kullanıcıların alıştığı güncel otel, uçuş ve restoran bilgilerini arama sonuçlarında daha sınırlı göstermek zorunda kaldıklarını söyledi. Şirket ayrıca kullanıcıların Play Store dışındaki ödeme ve indirme bağlantılarına yönlendirilmesine daha fazla izin verilmesinin dolandırıcılık ve kötü amaçlı yazılım riskini artırabileceğini ileri sürüyor.
The Verge internet sitesinin aktardığına göre, Google son iki yılda arama sonuçlarının görünümünde çeşitli değişiklikler denedi; bazı karşılaştırma sitelerini daha görünür hâle getirdi ve Avrupa’daki kullanıcılara gösterilen Google’ın uçuş arama ve fiyat karşılaştırma hizmeti olan Google Flights için ayrılan kutuyu kaldırdı. Buna rağmen Komisyon, önceki düzenlemelerin yeterli olmadığı görüşüne vardı.
Bununla birlikte Brüksel ile şirket arasındaki görüşmeler tamamen kopmuş değil. Reuters’ın haberine göre Komisyon, arama sonuçlarında rakiplerin görünürlüğünü artıran, Google’ın alışveriş ve seyahat hizmetlerine tanıdığı önceliği azaltan ve geliştiricilerin Play Store dışındaki ödeme ve indirme seçeneklerine bağlantı vermesine izin veren değişiklikleri incelemeyi sürdürüyor. Arama sonuçları ile reklamların nasıl gösterileceğine ilişkin yeni tasarımların yeterli olup olmadığı ise henüz karara bağlanmış değil.
Bu Karar Neden Önceki Cezalardan Farklı?
Google daha önce de AB’den milyarlarca avroluk rekabet cezaları almıştı. Komisyon, 2017’de Google Shopping’e ayrıcalık tanındığı gerekçesiyle 2,42 milyar avro, 2018’de Android işletim sistemi üzerinden rakiplerin önünün kesildiği gerekçesiyle 4,34 milyar avro ve 2019’da online reklam sözleşmelerindeki kısıtlamalar nedeniyle 1,49 milyar avro ceza vermişti. Şirket, 2025’te reklam teknolojileri pazarındaki uygulamaları nedeniyle 2,95 milyar avroluk yeni bir cezayla karşılaştı.
Son kararın farkı, geleneksel rekabet hukukundan ziyade Dijital Piyasalar Yasası’na dayanması. Eski sistemde Komisyonun şirketin belirli bir pazarda hâkim konumda bulunduğunu ve bu konumu kötüye kullandığını ayrıntılı biçimde kanıtlaması gerekiyordu. Soruşturmalar yıllarca sürebiliyor, nihai kararlar geldiğinde dijital pazar çoktan değişmiş olabiliyordu. Dijital Piyasalar Yasası ise “eşik bekçisi” (gatekeeper) olarak tanımlanan büyük platformlara -yani kullanıcıların ve işletmelerin internetteki ana platformlara giriş kapısını kontrol eden, arama motoru, uygulama mağazası ya da sosyal ağ gibi kritik dijital geçiş noktalarını elinde tutan çok büyük teknoloji şirketlere- önceden belirlenmiş yükümlülükler getiriyor. Dijital Piyasalar Yasası’nın teknoloji ürünlerine somut etkisi, Apple’ın Siri AI’ı Avrupa’da piyasaya sürmeyi ertelemesi üzerinden yürütülen tartışmalarda da görülmüştü.
AB’nin güncel listesinde Alphabet, Amazon, Apple, Booking, ByteDance, Meta ve Microsoft olmak üzere yedi eşik bekçisi bulunuyor. Google Arama, Google Play, Amazon Marketplace, App Store, Facebook, Instagram, TikTok, WhatsApp, YouTube, Chrome, Safari, Android, iOS ve Windows gibi 23 temel platform hizmeti bu çerçevede denetleniyor. Nitekim düzenlemenin odağında şirketlerin hangi ülkeden geldiğinden çok, işletmeler ile tüketiciler arasındaki geçiş noktalarını kontrol edip etmedikleri yer alıyor. Ama dünyanın en büyük platformlarının önemli bölümü ABD merkezli olduğu için yaptırımlar çoğunlukla Amerikan şirketlerine yöneliyor.
AB Neden Sürekli Teknoloji Şirketlerine Ceza Kesiyor?
Brüksel’in yaklaşımının arkasında birkaç farklı kaygı bulunuyor. Rekabet hukuku, büyük şirketlerin kendi ürünlerini öne çıkarmasını veya rakiplerini platformdan dışlamasını engellemeye çalışıyor. Dijital Piyasalar Yasası, uygulama mağazaları ve arama motorları gibi hizmetleri rakiplere daha açık hâle getirmeyi amaçlıyor. Dijital Hizmetler Yasası (DSA) ise yasa dışı ürünler, platform riskleri, reklam şeffaflığı ve kullanıcı güvenliği gibi başka bir alanı düzenliyor. Veri koruma kuralları da kişisel bilgilerin nasıl işlendiğine odaklanıyor.
Bu farklı düzenlemeler kamuoyunda tek bir “AB teknoloji cezaları” başlığı altında birleşse de hukuki dayanakları ve hedefleri aynı değil. Apple’ın 2025’te aldığı 500 milyon avroluk ceza, uygulama geliştiricilerinin App Store dışındaki teklifleri duyurmasını engellemesiyle ilgiliydi. Meta’ya verilen 200 milyon avroluk ceza ise kullanıcıların kişisel verilerinin daha az kullanıldığı gerçek bir seçeneğe sahip olmadığı sonucuna dayanıyordu. Google dosyası, bu iki kararın ardından Dijital Piyasalar Yasası kapsamında verilen en yüksek ceza oldu.
Teknoloji şirketlerine uygulanan yaptırımlarda AB’nin tek amacı para cezası kesmek değil. Dijital Piyasalar Yasası ihlallerinde şirketin dünya genelindeki yıllık cirosunun yüzde 10’una, tekrar eden ihlallerde yüzde 20’sine kadar ceza verilebiliyor. Buna karşın Komisyon çoğu dosyada şirketlerle uzun görüşmeler yürütüyor, teknik değişiklikleri test ediyor ve uyum planları talep ediyor. Zira asıl hedef, rekabet sorunu ortaya çıktıktan yıllar sonra tazminat ödemek yerine pazarın işleyişini daha erken değiştirmek.
AB’nin Verdiği Cezalar Gerçekten İşe Yarıyor mu?
Bu sorunun kesin bir cevabı henüz yok. Bir yandan cezalar şirketleri uygulama mağazalarının ücretlerini, kullanıcıların varsayılan hizmetleri seçme biçimini ve rakiplerle veri paylaşımını yeniden düzenlemeye zorluyor. Microsoft’un Teams’i Office paketine bağlamasıyla ilgili dosyada taahhüt vermesi, Apple ve Google’ın mağaza kurallarını değiştirmesi ve platformların yıllık uyum raporları yayımlaması bu baskının bazı somut sonuçları arasında.
Öte yandan Google’ın 2017’de aynı hizmet kayırma meselesinden ceza aldıktan sonra 2026’da benzer bir ihlalle yeniden karşılaşması, para cezalarının tek başına sorunu çözmediğini gösteriyor. Büyük teknoloji şirketlerinin yıllık gelirleri düşünüldüğünde yüz milyonlarca avroluk yaptırımlar ağır görünse de iş modelini kökten değiştirecek düzeyde etkili olmayabiliyor. Open Markets Institute Europe Direktörü Max von Thun da The Guardian’a yaptığı değerlendirmede, cezanın Google’ın geliri karşısında sınırlı kaldığını ve rekabete aykırı davranışın hızla sona erdirilmesinin daha önemli olduğunu söyledi.
Avrupa Komisyonunun Nisan 2026’da yayımladığı ilk kapsamlı değerlendirme raporu da temkinli bir tablo çiziyor. Raporda, platformların temel yükümlülükleri ancak Mart 2024’te uygulamaya başladığı, bu nedenle uzun vadeli pazar etkilerini ölçmek için henüz erken olduğu belirtiliyor. Komisyon, uygulamanın ana aracını şirketler, rakipler ve iş kullanıcılarıyla yürütülen sürekli düzenleyici diyalog olarak tanımlıyor. Aynı rapor, bazı hizmetlerde değişiklik sağlandığını ama şirketlerin tam uyumu geciktiren veya kuralların etkisini sınırlayan yöntemlere başvurmaya devam edebildiğini de kaydediyor. Dolayısıyla başarı, yalnızca ceza sayısına değil, bu görüşmelerin kalıcı davranış değişikliği üretip üretmediğine bağlı.
Rekabet hukuku ve dijital platformlar üzerine çalışan iki uzmanın araştırması, yasanın başarısının yalnızca kesilen ceza miktarı veya pazardaki rakip sayısındaki artış üzerinden ölçülemeyeceğini ortaya koyuyor. Araştırmacılar, tüketici tercih alanının genişlemesi, platformların daha açık ve birlikte çalışabilir hâle gelmesi, büyük teknoloji şirketlerinin yapısal avantajlarının sınırlandırılması ve genel şeffaflık düzeyindeki artış gibi daha niteliksel göstergelerin de dikkate alınması gerektiğini vurguluyor.
Cezaların bir başka etkisi özel tazminat davalarında görülüyor. Euronews’un haberine göre, Almanya’nın önde gelen ürün fiyatı karşılaştırma sitesi Idealo 2025’te Berlin’de görülen davada 465 milyon avro tazminata hak kazandı. Yeni karar, Google’ın kendi hizmetleri kayırma sorununu 2017’den sonra da tamamen gidermediği iddiasını güçlendirebilir ve Avrupa’nın farklı ülkelerinde yeni davaların önünü açabilir. Böylece Komisyon cezasının mali etkisi, doğrudan ödenecek 890 milyon avronun ötesine geçebilir.
Washington ile Brüksel Hattındaki Vergi Tarifeleri Gerilimi
Karar, AB ile ABD arasındaki ticaret ilişkilerinin zaten gergin olduğu bir dönemde geldi. Politico’nun değerlendirmesine göre, Komisyon cezanın Washington’da tepki doğuracağını biliyordu; ama kuralların uygulanmasını tarife görüşmelerine bağlamamayı seçti. ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, yayımladığı açıklamada AB’nin yaklaşımını Amerikan teknoloji şirketlerini hedef alan “giderek daha saldırgan” bir politika olarak tanımladı. Greer, kararların ABD’nin Avrupa’ya mal ve hizmet ihracatı açısından belirsizlik yarattığını ve transatlantik ticaret istikrarını riske attığını savundu.
Euractiv internet sitesinin aktardığına göre, Donald Trump da cezanın ardından AB’nin ticaret uygulamalarına karşı 1974 Ticaret Yasası’nın 301. maddesi kapsamında soruşturma başlatılacağını açıkladı. Trump, cezaları “yasa dışı” olarak niteleyerek AB ürünlerine yeni gümrük vergileri uygulanabileceği tehdidinde bulundu.
Brüksel ise şirketlerin milliyetine göre değil, Avrupa pazarındaki konumlarına göre denetlendiğini söylüyor. Komisyon yetkilileri, AB sınırları içinde faaliyet gösteren şirketleri düzenlemenin Birliğin egemenlik hakkı olduğunu vurguluyor. Bununla birlikte mevcut tablo, teknoloji düzenlemelerinin artık yalnızca rekabet hukuku konusu olmadığını gösteriyor. Uygulama mağazalarının komisyon oranları, arama sonuçlarının sıralanması ve veri paylaşımı gibi teknik görünen meseleler, ticaret politikası ve diplomatik pazarlıkların parçası hâline geliyor. Google’ın ise cezaya itiraz etmesi bekleniyor. Ancak olası bir dava, şirketin 60 gün içinde değişiklik yapma yükümlülüğünü otomatik olarak ortadan kaldırmıyor. (P)