Saksonya-Anhalt

Almanya’da Tarihî Kırılma: İlk AfD Hükûmeti Kapıda mı?

Almanya’da 1945 sonrası dönemde ilk kez aşırı sağcı bir parti, bir eyalet seçiminden birinci çıkarak tek başına iktidara gelme ihtimaliyle karşı karşıya. Saksonya-Anhalt eyaletinde aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin yükselişi, ülke siyasetinde yeni bir dönemin habercisi olarak değerlendiriliyor. Peki AfD’nin eyalette hükûmeti kurması ne anlama gelir? Parti iktidara gelirse Saksonya-Anhalt’ta hangi politikalar değişebilir?

Almanya’da Tarihî Kırılma: İlk AfD Hükûmeti Kapıda mı?
Fotoğraf: Mahmoud Mahdi Photo / Shutterstock.com | Değişiklikler: Perspektif

Almanya’da aşırı sağcı bir partinin hükûmet kurma yetkisini elde etmesi hâlinde neler yaşanacağı sorusu, ülkede Almanya için Alternatif Partisi’nin (AfD) kuruluşundan bu yana belirli aralıklarla tartışılıyor. Ancak bu soru artık uzak bir ihtimale işaret eden muğlak bir senaryo olmaktan çıkmış durumda.

6 Eylül’de eyalet seçimlerinin yapılacağı Saksonya-Anhalt’ta yayımlanan son anketler, AfD’nin dikkat çekici bir yükseliş içinde olduğunu gösteriyor. 13 Mayıs 2026 tarihli anketlere göre parti, yüzde 42’lik oy oranıyla açık ara birinci sırada bulunuyor. Bu tablo, AfD’nin eyalette hükûmet kurma sorumluluğunu üstlenmesini güçlü bir ihtimal hâline getiriyor. Parti açısından bir diğer olasılık ise seçimlere kadar oy oranını yüzde 50’nin üzerine çıkararak tek başına iktidar olması.

Eyalette AfD’nin ardından ikinci sırada yer alan ve federal hükûmetin büyük ortağı olan CDU’nun oy oranı ise yaklaşık yüzde 24 seviyesinde seyrediyor. Böylece AfD, seçimlere yalnızca birkaç ay kala yarışa rakiplerinin açık farkla önünde giriyor.

Brandmauer’in Geleceği ve AfD’nin Tek Başına İktidar İhtimali

6 Eylül’de seçimlerin yapılacağı Saksonya-Anhalt’ta AfD anketlerde yüzde 40’ın üzerinde görünüyor. Parti, Şubat 2025’te gerçekleştirilen Federal Meclis seçimlerinde ülke genelinde yüzde 20,6 oy almıştı. Aynı seçimlerde Saksonya-Anhalt’taki seçmenlerin yüzde 38,8’i ise tercihini AfD’den yana kullanmıştı. Bu sonuç, eyaletin AfD’nin en güçlü olduğu bölgelerden biri olduğunu ortaya koymuştu.

Mevcut durumda Saksonya-Anhalt’taki diğer partiler, AfD ile koalisyon kurmayacaklarını açıklamış durumda. Bu nedenle aşırı sağcı parti, seçim kampanyasını büyük ölçüde “tek başına iktidar” hedefi üzerine kuruyor.

Özellikle bazı partilerin yüzde 5 seçim barajını aşamayıp Magdeburg’daki eyalet parlamentosuna girememesi hâlinde, AfD’nin tek başına iktidar olması ihtimali güçlenebilir.

Mevcut anketlere göre BSW yüzde 4, FDP yüzde 3 ve Yeşiller yüzde 4 seviyesinde bulunuyor. Federal hükûmetin merkez sol ortağı SPD ise yüzde 6 ile baraj sınırına yakın bir görünüm sergiliyor. Bununla birlikte, seçim gününe kadar siyasi dengelerin değişmesi ve sandıktan anketlerden farklı sonuçların çıkması da ihtimaller arasında yer alıyor.

Her hâlükârda AfD’nin Almanya’daki bir eyalette hükûmet sorumluluğunu üstlenmesi, ülkede uzun süredir uygulanan ve diğer partilerin AfD ile iş birliği yapmamasını ifade eden “güvenlik duvarı” (Brandmauer) ilkesinin geleceğine ilişkin tartışmaları da yeniden alevlendirecek gibi görünüyor.

AfD, Saksonya-Anhalt’te Seçmene Ne Vadediyor?

AfD, Saksonya-Anhalt seçimleri öncesinde 154 sayfalık bir “hükûmet programı” yayımladı. Programın “Müezzin ve Minareye Hayır” başlıklı bölümünde, “İslam ne Almanya’ya ne de Saksonya-Anhalt’a aittir.” ifadelerine yer verilirken, İslam’ın “siyasi bir din olarak, arkaik şeriat sistemi ve onun içerdiği hukuk kurallarıyla Batılı devlet anlayışıyla bağdaşmadığı” savunuluyor.

Programda ayrıca Müslümanlar için Alman Anayasası’ndaki din ve vicdan özgürlüğünün geçerli olduğu belirtilse de, “Bu haklar son yıllarda tartışmalı yorumlarla adeta bir ‘süper temel hak’ hâline getirilmiştir.” deniliyor. Metinde İslam’a ilişkin şu ifadeler de yer alıyor:

“AfD, din özgürlüğünü yeniden makul sınırlar içine çekecektir. Din özgürlüğü, Almanları İslam lobisinin her talebini yerine getirmeye zorlamaz. Camilerin, uzaktan fark edilen gösterişli doğu mimarisi yapıları olması gerekmez. Müezzin çağrısı da Müslümanların din özgürlüğünü güvence altına almak için vazgeçilmez değildir. AfD hükûmeti, hukuken mümkün olduğu ölçüde, bu yabancı kültüre ait dinin Saksonya-Anhalt üzerindeki etkisini sınırlandırmak için tüm imkânları kullanacaktır.”

Programda ayrıca iltica hakkının kaldırılması, düzensiz göçmenlerin Almanya sınırlarından geri çevrilmesi, eyalete mülteci kabulünün durdurulması, geçici koruma statülerinin sonlandırılması, Avrupa içindeki sözde “yoksulluk göçü”nün engellenmesi ve Alman vatandaşlığına geçişte doğum yeri ilkesinin kaldırılması gibi, önemli ölçüde federal düzenlemeleri ilgilendiren vaatler de sıralanıyor.

AfD’nin liste başı adayı ve başbakan adayı Ulrich Siegmund ise seçimi kazanmaları hâlinde ilk icraatlarından birinin kamu yayıncılarıyla yapılan devlet anlaşmalarını feshetmek olacağını söylüyor. Parti, Almanya’daki kamu yayıncılarını ülkedeki “dezenformasyonun temeli” olarak nitelendiriyor.

AfD ayrıca devlet eliyle kilise vergisi toplanmasına da son verilmesini istiyor. Partinin din politikaları sözcüsü Hans-Thomas Tillschneider, eyalette vatandaşları kiliseden ayrılmaya çağırırken, büyük kiliseleri “şeytanın araçları”, hatta “şeytani organizasyonlar” olarak tanımlıyor.

Seçim kampanyasını büyük ölçüde sosyal medya üzerinden yürüten başbakan adayı Siegmund, yaptığı bir konuşmada, “Biz tarih yazıyoruz, ülkemizi geri alıyoruz. Hem de buradan, Saksonya-Anhalt’tan.” ifadelerini kullandı. Sosyal medyada yayımladığı bir videoda ise Almanya’da AfD liderliğindeki ilk eyalet hükûmetini kurmayı hedeflediklerini belirterek şunları söyledi: “İnsanlara yeniden, kendi ülkesi için iyi siyaset yapan ve dünyayı kurtarmak zorunda olduğunu düşünmeyen bir hükûmete sahip olmanın ne anlama geldiğini göstermek istiyoruz.”

Siegmund, eğitim politikalarına ilişkin açıklamalarında da şu ifadeleri kullandı:

“Okulların çocuklarımızı olgun, cesur, akıllı, özgüvenli ve özgür düşünceli bireyler olarak yetiştirmesini sağlayacağız; onları gökkuşağı imparatorluğunun beyni yıkanmış, beceriksiz ve korkak ideoloji askerlerine dönüştürmeye çalışmayacağız.”

AfD’nin güvenlik politikaları arasında “gönüllü vatandaş devriyeleri” kurulması da yer alıyor. Siegmund bu konuda, “Güvenlik ve düzen söz konusu olduğunda yardımcı olmak isteyen birçok insan var. Biz de bunu vatandaş devriyeleri aracılığıyla mümkün kılmak istiyoruz.” dedi.

Anayasayı Koruma Dairesi Aşırı Sağcılara Karşı Uyarıyor

Seçimlere kısa bir süre kala Saksonya-Anhalt Eyaleti Anayasayı Koruma Dairesi, eyalette aşırı sağcı tehdit unsurlarının arttığına dikkat çekti.

Dairenin verilerine göre 2025 yılında eyalette toplam 7 bin 310 kişi “anayasa karşıtı oluşumlarla bağlantılı” kategorisinde değerlendirildi. Bu sayı, bir önceki yıla kıyasla yüzde 19,4’lük bir artışa işaret ediyor. Eyaletteki aşırı sağcıların sayısı ise aynı dönemde yüzde 27,5 artarak 5 bin 100’e yükseldi.

Anayasayı Koruma Dairesi, aşırı sağcı potansiyeldeki artışın başlıca nedenlerinden biri olarak AfD’nin Saksonya-Anhalt teşkilatındaki hızlı üye artışını gösteriyor. AfD’nin eyalet teşkilatı, Ekim 2023’ten bu yana “kesin olarak aşırı sağcı oluşum” kategorisinde sınıflandırılıyor.

Saksonya-Anhalt Eyalet İçişleri Bakanı Tamara Zieschang (CDU), açıklanan verilerle ilgili yaptığı değerlendirmede, “Aşırı sağcılık demokrasimiz açısından hâlâ en büyük tehdittir.” ifadelerini kullandı. Zieschang, Saksonya-Anhalt’taki tüm aşırılıkçı potansiyelin yaklaşık yüzde 70’inin aşırı sağcı çevrelerden oluştuğunu ve bu eğilimin artmaya devam ettiğini belirtti.

Toplumdaki aşırılıkçı eğilimlerin güçlenmesinin kaygı verici olduğunu vurgulayan Zieschang, “Giderek daha fazla insanın insan onurunu, demokrasiyi ve hukuk devletini hiçe sayan gruplara yönelmesi endişe verici. Bu eğilime karşı koymak toplumsal bir görev olmaya devam ediyor.” dedi.

Öte yandan Almanya’daki bazı eyaletlerin içişleri bakanları da AfD’nin bir eyalette hükûmet ortağı hâline gelmesi ihtimaline karşı önlem alınmasını talep ediyor. Handelsblatt’ın haberine göre, konunun haziran ortasında Hamburg’da yapılacak İçişleri Bakanları Konferansı’nın gündemine alınması istendi.

Thüringen İçişleri Bakanı Georg Maier (SPD), “AfD’nin Saksonya-Anhalt’ta olası bir iktidar devralmasının Almanya’nın güvenlik mimarisi açısından ne gibi riskler taşıdığını ve buna karşı hangi önlemlerin alınabileceğini acilen görüşmemiz gerekiyor.” dedi.

Brandenburg İçişleri Bakanı Jan Redmann (CDU) da olası bir AfD hükûmetinin ciddi riskler doğurabileceği uyarısında bulundu. Handelsblatt’a konuşan Redmann, “Kısmen aşırı sağcı bir partinin güvenlikle ilgili bilgilere erişmesi hepimizin güvenliğini tehlikeye atar. Bu teorik değil, somut bir risktir.” ifadelerini kullandı.

AfD Saksonya-Anhalt’te Kazanırsa Olabilecek Senaryolar

Amadeu Antonio Vakfı, Saksonya-Anhalt eyalet seçimlerinden önce, AfD liderliğinde kurulacak bir eyalet hükûmetinin olası sonuçlarına dair kapsamlı bir senaryo analizi hazırladı. Analize göre AfD’nin eyalette iktidara katılması durumunda, devlet kurumları yeniden yapılandırılacak ve demokratik süreçler sistematik bir şekilde zayıflatılacak.

Konuyla ilgili açıklama yapan Amadeu Antonio Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Timo Reinfrank, Almanya’da aşırı sağcı güçlerin güçlenebileceği, fakat hiçbir zaman gerçekten bir eyaleti yönetemeyeceği düşüncesine Alman toplumunun alıştığını belirterek bu kesinliğin Saksonya-Anhalt’ta ortadan kalkmakta olduğunu belirtti. Reinfrank şu uyarıda bulundu:

“Çok fazla insan hâlâ Saksonya-Anhalt’taki olası bir AfD seçim başarısının önemini küçümsüyor. Bu ölümcül bir yanılgı. Çünkü AfD, Saksonya-Anhalt’ı siyasi bir deney laboratuvarı olarak kullanarak demokratik kurumların, kamu yönetiminin, medyanın ve toplumsal yaşamın kendi ideolojik tasavvurlarına göre adım adım nasıl dönüştürülebileceğini göstermek istiyor.”

Amadeu Antonio Vakfı, analizinde hukuk devleti standartlarının zayıflatılması sonucunda sağcı şiddetin büyük ölçüde artacağı uyarısında bulunuyor. Analize göre AfD’nin iktidara gelmesi durumunda eyalette sözde “yüksek suç oranına” sahip bölgelerde “gönüllü vatandaş devriyeleri”, “yardımcı polis” olarak yasallaştırılacak. Ayrıca AfD, silah yasasını değiştirerek 18 yaş üzerindeki kişilerin kurusıkı, gazlı ve işaret fişeği silahlarını kamuya açık alanlarda taşımasına izin vermeyi planlıyor. Eğitim alanında da müfredat ve destek yapılarında kapsamlı müdahaleler öngörülüyor. Engelli çocuklara yönelik kapsayıcı eğitim sona erdirilecek, okullar ideolojik olarak yeniden yapılandırılacak ve üniversitelerde bilim özgürlüğü sınırlandırılacak.

Vakfın analizine göre Saksonya-Anhalt’ta AfD liderliğinde kurulacak bir hükûmet, eyaleti Almanya genelindeki otoriter dönüşüm için bir model bölge hâline getirebilir. Reinfrank bu nedenle şu uyarıda bulunuyor:

“Aşırı sağcı güçler devlet iktidarını kullandığında mesele yalnızca siyasi yön değişikliği değildir. Burada özgürlüğümüz ve güvenliğimiz açısından derin kesintiler ve onların dünya görüşüne uymayan herkesin sistematik biçimde dışlanması söz konusu.”

Eyalet Parlamentosunda Reform Yasası Geçti

AfD’nin Saksonya-Anhalt eyalet meclisindeki sandalyelerin 1/3’ünden fazlasını alması durumunda, eyalet anayasa mahkemesi hakimlerinin seçilmesi gibi 2/3’lük çoğunluk gerektiren kararları bloke etme riski de mevcut. Almanya siyasi sisteminde “blokaj azınlığı” (“Sperrminorität”) olarak isimlendirilen bu durumda azınlık bir parti, tüm siyasi sistemin karar almasını engelleyebiliyor.

Bu durumun önüne geçmek için eyalet parlamentosundaki CDU, SPD, Sol Parti, Yeşiller ve FDP, Mart 2026’da eyalet anayasa mahkemesi ve meclis iç tüzüğünü değiştirmeyi hedefleyen bir yasa paketi sundu.

Uzun tartışmaların ardından 2026 Parlamento Reformu yasa tasarısı, CDU, Die Linke, SPD, FDP ve Bündnis 90/Die Grünen meclis gruplarının yanı sıra bağımsız bir milletvekilinin toplam 72 oyuyla kabul edildi. AfD grubu ve bağımsız bir milletvekili ise tasarıya 22 oyla karşı çıktı. Eyalet anayasasında değişiklik öngörülmesi nedeniyle isimli oylama yapıldı ve yasanın kabulü için gerekli olan üçte iki çoğunluk sağlandı.

Saksonya-Anhalt’taki parlamento reformu, eyalet anayasa mahkemesine belirli bir koruma sağlamayı amaçlıyor. Buna göre eyalet meclisi yeni hâkim seçemezse mahkeme gelecekte kendi adaylarını önerebilecek. Bu adayların seçimi için artık üçte iki çoğunluk değil, salt çoğunluk yeterli olacak. Yeni düzenleme, AfD’nin seçimlerden sonra elde etmesi beklenen bloke edici azınlık sayesinde hâkim atamalarını engellemesini önlemeyi amaçlıyor. Ancak AfD’nin tek başına hükûmet kurması hâlinde bu düzenleme etkisiz kalacak.

Oliver Kirchner (AfD), bu reformun seçim sonuçlarına duyulan “korkunun” ürünü olduğunu öne sürerek, söz konusu reformun AfD’ye mutlak çoğunluğu elde etmesi durumunda yarayacağını savundu.

Saksonya-Anhalt’taki Başarı, Berlin’i Sarsabilir mi?

Almanya’da CDU/CSU ile SPD arasında kurulan büyük koalisyon, toplumda en düşük sempatiyle karşılanan hükûmetlerden biri olarak öne çıkıyor. ARD-DeutschlandTrend araştırmasına göre Almanların yalnızca yüzde 13’ü, Friedrich Merz (CDU) liderliğindeki koalisyon hükûmetinin çalışmalarından memnun. Bu oran, koalisyonun göreve başlamasından bu yana kaydedilen en düşük memnuniyet seviyesi oldu.

AfD’nin yüksek anket sonuçlarına rağmen Federal İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt ise, siyah-kırmızı hükûmetin yürürlüğe koyduğu “göç politikasındaki paradigma değişikliği”nin toplumdaki kutuplaşmayı azaltmaya katkı sunduğunu söyledi. Eleştirmenler ise, federal hükûmetin göç politikaları konusunda AfD’nin siyasi tutumlarını benimseyerek aşırı sağcı partiyi bilerek ya da bilmeyerek daha da güçlendirdiği görüşünde.

6 Eylül’de düzenlenecek Saksonya-Anhalt seçimlerinden sonra, 20 Eylül’de Mecklenburg-Vorpommern eyaletinde de seçimler düzenlenecek. AfD her iki eyalet için de mutlak aday çoğunluğu elde etmeyi hedefliyor. Partinin başkanı Alice Weidel, AfD’nin Saksonya-Anhalt’ta tek başına iktidar olması durumunda Berlin’de parti içi baskılar nedeniyle bir “trafik lambası senaryosu”nun gerçekleşmesini, yani büyük koalisyonun dağılmasını beklediğini söyledi.

admin

Lisans eğitimini Münster Üniversitesinde Sosyoloji ve Siyaset Bilimi bölümlerinde çift anadal olarak tamamlayan Kandemir, Duisburg-Essen Üniversitesinde sosyoloji yüksek lisans eğitimini sürdürmektedir. Ağırlıklı çalışma alanları göç sosyolojisi ve ulusaşırı Türk toplulukları olan Kandemir Perspektif dergisi editörüdür.

Yazarın diğer yazıları
Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler