Tartışmalı Karar: NSU’ya Destekten Suçlu Bulunan Susann Eminger’in Hapis Cezası Ertelendi
Dresden Yüksek Eyalet Mahkemesi, NSU’nun cinayet ve saldırılarından haberdar olduğu hâlde örgütün yeraltındaki yaşamını kolaylaştıran Susann Eminger’i iki yıl hapse mahkûm etti; ceza üç yıllık denetim süresiyle ertelendi. Eminger’in suçluluğunu açıkça tespit eden karar, cezanın düşüklüğü nedeniyle mağdur yakınları ve sivil toplum çevrelerince “fiilî beraat” olarak eleştirildi.
Dresden Yüksek Eyalet Mahkemesi, aşırı sağcı terör örgütü NSU’nun (Nasyonal Sosyalist Yeraltı) yıllarca yer altında faaliyet göstermesine yardımcı olan Susann Eminger’i iki yıl hapis cezasına çarptırdı. Ancak mahkeme, cezayı üç yıllık denetim süresiyle erteledi. Böylece karar kesinleşirse 45 yaşındaki Eminger, denetim süresi içinde yeni bir suç işlemediği müddetçe cezaevine girmeyecek.
17 Temmuz 2026 tarihinde açıklanan kararda Eminger, üç ayrı eylem nedeniyle terör örgütünü desteklemekten ve bunlardan biriyle bağlantılı olarak silahlı nitelikli yağma suçuna yardım etmekten suçlu bulundu. Mahkeme, Federal Başsavcılığın yönelttiği suçlamaların tamamını sabit gördüğünü açıkladı. Federal Başsavcılık dört yıl hapis cezası talep etmiş, savunma ise beraat istemişti. Karar henüz kesinleşmedi; taraflar temyiz yoluna başvurabilir.
Eminger, NSU Üyesi Beate Zschäpe’ye Kimlik Belgesi ve Sağlık Kartı Sağlamıştı
Davanın merkezinde, Susann Eminger’in NSU’nun hayatta kalan tek çekirdek üyesi Beate Zschäpe’yle yakın ilişkisi bulunuyordu. Mahkemeye göre Eminger, Zschäpe’ye kendi sağlık sigortası kartını vererek kimliği ortaya çıkmadan doktor ve diş hekimi randevularına gitmesini sağladı. Ayrıca Eminger adına düzenlenen, ancak üzerinde Zschäpe’nin fotoğrafının bulunduğu, Almanya’da tren yolculuklarında indirim sağlayan kişiye özel bir demir yolu kartı olan BahnCard’ın kullanılmasına imkân tanıdı. Zschäpe, bu kartı gerektiğinde kimlik belgesi yerine de kullanıyordu.
Mahkeme, Eminger’in desteğinin yalnızca gündelik ihtiyaçların karşılanmasıyla sınırlı kalmadığı sonucuna vardı. Ekim 2011’de Eminger, Zschäpe ile Uwe Böhnhardt’ı bir karavan kiralama şirketine götürdü. Söz konusu araç daha sonra NSU’nun 4 Kasım 2011’de Eisenach’ta gerçekleştirdiği son banka soygununda kullanıldı. Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhardt, soygunun ardından polisin kendilerine yaklaşması üzerine bu karavanın içinde yaşamlarına son vermişti.
Dresden’deki mahkeme, Eminger’in karavanın bir soygunda kullanılacağını bildiğine ya da en azından bu ihtimali kabullendiğine hükmetti. Bu nedenle terör örgütünü destekleme suçunun yanı sıra nitelikli yağmaya yardım suçundan da mahkûmiyet kararı verildi.
Mahkeme: “Susann Emiger NSU’nun İşlediği Cinayetleri Biliyordu”
Davanın en önemli sorusu, Susann Eminger’in yalnızca NSU üyelerinin yeraltında yaşadığını ve banka soygunları yaptığını mı bildiği, yoksa örgütün ırkçı cinayetlerinden ve bombalı saldırılarından da haberdar olup olmadığıydı. Eminger dava boyunca kendisne yöneltilen suçlamalar hakkında ifade vermedi. Tanık olarak dinlenen Zschäpe ise eski arkadaşını suçlayacak açıklamalardan kaçındı. Savunma, Eminger ile NSU üyeleri arasında cinayetlere ilişkin bir “bilgi aktarımının” kanıtlanamadığını ileri sürdü.
Mahkeme ise doğrudan bir itiraf ya da tek bir belirleyici delil bulunmasa da delillerin bütününün Eminger’in örgütün suçlarından haberdar olduğunu ispatladığına karar verdi. Mahkeme Başkanı Simone Herberger, Eminger’in yalnızca soygunlar gerçekleştiren bir grupla değil, cinayetler ve bombalı saldırılar düzenleyen bir terör örgütüyle karşı karşıya olduğunu bildiği konusunda kuşku bulunmadığını söyledi.
Mahkeme bu değerlendirmede Eminger’in Zschäpe’yle yakın arkadaşlığını, Eminger ve eşi André ile NSU’nun üç çekirdek üyesi arasındaki güven ilişkisini ve Eminger’in örgütün kullandığı eve yaptığı ziyaretleri dikkate aldı. Zschäpe’nin anlatımına göre evde silahlar açıkta bulunuyordu. Mahkeme, Eminger’in bu silahları görmemiş olmasının düşünülemeyeceği sonucuna vardı.
Eminger Çifti Çocuklarına NSU Üyesinin Adını Vermişti
Mahkemenin Eminger’in örgütün faaliyetlerinden haberdar olduğu sonucuna ulaşmasında, NSU’nun Kasım 2011’de ortaya çıkmasının ardından sergilediği tutum da etkili oldu. Mahkeme Başkanı Herberger’e göre Susann Eminger’in eşi André Eminger, cinayetler ve saldırılar kamuoyuna açıklandığında ne şaşırmış ne de NSU üyelerinden uzaklaşmıştı.
2013 yılında çiftin evinde yapılan aramada, Mundlos ve Böhnhardt’ın kurşun kalemle çizilmiş portreleri ile “Unutulmadılar” anlamına gelen “Unvergessen” yazısı bulundu. Çizim, çiftin çocuklarına ait çerçeveli fotoğrafların arasında yer alıyordu. Çiftin 2015 yılında doğan üçüncü oğluna üçüncü isim olarak “Uwe” adını vermesi de mahkemenin değerlendirdiği göstergeler arasında yer aldı.
André Eminger, NSU’nun yeraltındaki üç çekirdek üyesinin en yakın destekçilerinden biri olarak kabul ediliyor. Örgüt üyelerine konut ve karavan temin ettiği, sahte kimlik belgeleri konusunda yardımcı olduğu ve kaçak yaşamlarını sürdürmelerini kolaylaştırdığı gerekçesiyle 2018’de Münih’te görülen ilk NSU davasında terör örgütüne destek suçundan iki yıl altı ay hapis cezasına çarptırıldı. Federal Başsavcılık hakkında 12 yıl hapis talep etmişti; verilen cezanın düşük bulunması o dönemde de mağdur yakınları ve davayı izleyen çevreler tarafından eleştirilmişti. Aynı davada Beate Zschäpe, on cinayetin ortak faili olarak ömür boyu hapse mahkûm edilmişti.
“Skandal Karar”: Eminger’in 2 Yıllık Hapis Cezası Neden Ertelendi?
Mahkeme Eminger’in suçunu sabit görmesine rağmen ceza belirlenirken çeşitli hafifletici nedenleri dikkate aldı. Bunlar arasında Eminger’in sabıkasının bulunmaması, düzenli aile ilişkileri içinde yaşaması ve mahkemenin olumlu olarak değerlendirdiği sosyal gelecek tahmini yer aldı. Soruşturma ve yargılama sürecinin yaklaşık 15 yıl sürmesi de cezanın düşürülmesinde belirleyici oldu.
Mahkeme ayrıca Eminger ailesinin yaşadığı evin kira sözleşmesinin feshedilmesini ve medya ilgisinin aile üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Federal Başsavcılığın talep ettiği dört yıllık ceza yerine iki yıl hapis verilmesi, cezanın hukuken ertelenebilmesini mümkün kıldı.
Bu gerekçeler, mağdur yakınları ve NSU sürecini izleyen sivil toplum örgütleri tarafından eleştirildi. 2005 yılında Münih’te NSU tarafından öldürülen Theodoros Boulgarides’in kızı Michalina Boulgarides, kararı “skandal” olarak nitelendirdi ve mağdurların ne zaman adalete kavuşacağını sordu.
“Faillere, Daha Fazla Anlayış Gösterilen Bir Ülkede Yaşıyoruz”
Federal hükûmetin NSU mağdurları ve mağdur aileleri için görevlendirdiği temsilci Barbara John da cezanın suçların ağırlığına ve ailelerin yaşadığı acıya karşılık gelmediğini belirtti. John, kararın ardından Belltower.News’e yaptığı açıklamada, “Faillere, mağdurlara duyulan empatiden daha fazla anlayış gösterilen bir ülkede yaşadığımız izlenimine kapılıyoruz.” dedi. Bu eleştiriyi güçlendiren bir başka unsur ise mahkeme başkanının karar açıklanırken NSU tarafından öldürülen kişilerin isimlerini okumaya yeterince hazırlanmadığının açıkça görülmesi ve isimlerin neredeyse tamamını yanlış telaffuz etmesiydi.
NSU davasını ve bağlantılı soruşturmaları yıllardır izleyen bağımsız sivil toplum ağı NSU Watch adına konuşan Caro Keller ise kararın mağdurlar ve davayı takip edenler açısından bir “beraat hissi” yarattığını ifade etti. Eleştiriler yalnızca cezanın düşüklüğüne değil, mahkemenin gerekçelendirmesine de yöneldi. Özellikle Eminger’in eylemlerinde “inisiyatifin eşinde olduğu” ve Zschäpe’yle arkadaşlığının belirleyici sayılması, onun ideolojik ve bilinçli desteğini geri plana ittiği gerekçesiyle eleştirildi. Bu yoruma göre Eminger’in Zschäpe’yle ilişkisi yalnızca kişisel bir dostluktan değil, paylaşılan aşırı sağcı ve ırkçı dünya görüşünden de besleniyordu.
Buna karşılık karar, Eminger’in NSU’nun cinayetlerini ve bombalı saldırılarını bildiğinin, buna rağmen örgütün yeraltındaki yaşamını bilinçli biçimde kolaylaştırdığının mahkeme tarafından açıkça tespit edilmesi bakımından önem taşıyor. Mahkeme Başkanı Simone Herberger, Eminger’in yalnızca banka soygunları yapan bir grupla değil, cinayetler ve saldırılar düzenleyen bir terör örgütüyle karşı karşıya olduğunu bildiği konusunda kuşku bulunmadığını vurguladı.
Bununla birlikte davanın NSU kompleksindeki açık soruların aydınlatılması açısından sınırlı kaldığı da belirtiliyor. Eminger’in susma hakkını kullanması, Zschäpe’nin ise kritik sorularda “hafıza kaybı” yaşadığını söylemesi nedeniyle mağdurların seçimi, olay yerlerindeki olası destekçiler ve güvenlik kurumlarının rolü gibi başlıklarda yeni ve kapsamlı bilgiler elde edilemedi.
NSU Terör Örgütü ve İşlediği Irkçı Cinayetler
Nasyonal Sosyalist Yeraltı (Nationalsozialistischer Untergrund, NSU) adlı aşırı sağcı terör yapılanmasının çekirdek kadrosunu Beate Zschäpe, Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhardt oluşturuyordu. NSU, 2000 ile 2007 yılları arasında sekizi Türk, biri Yunan kökenli dokuz göçmeni ve bir Alman polis memurunu öldürdü; Köln başta olmak üzere bombalı saldırılar düzenledi ve çok sayıda banka soygunu gerçekleştirdi.
Onlarca kişinin yaralandığı saldırılara rağmen güvenlik makamları uzun süre ırkçı ve aşırı sağcı bir saik üzerinde durmadı; soruşturmalar büyük ölçüde mağdurların aileleri ve çevreleri üzerinde yoğunlaştı. Örgütün destek ağı, olay yerlerindeki olası yardımcıları ve Federal Anayasayı Koruma Teşkilatıyla (Verfassungsschutz) bağlantılı muhbirlerin rolü ise aradan geçen yıllara rağmen bütünüyle aydınlatılmış değil. (P)