Rus Paralı Asker Grubu Wagner Orta Afrika Cumhuriyeti’ne Nasıl Çöktü?
Yevgeny Prigojin’in ölümünden sonra Wagner’in büyük bölümü Moskova’nın denetimine girse de Orta Afrika Cumhuriyeti’nde kalan yüzlerce Rus paralı asker, tramadol kaçakçılığını altın, silah ve nüfuz ağlarıyla birleştirdi. Son araştırmalar, bu yapının iktidarı koruma karşılığında doğal kaynaklara ve ekonomik imtiyazlara erişen, devlet kurumlarından madenlerdeki emeğe uzanan bir sömürü düzeni kurduğunu gösteriyor.
Rus paralı asker grubu Wagner, Haziran 2023’teki başarısız isyanın ve kurucusu Yevgeny Prigojin’in iki ay sonra bir uçak kazasında ölmesinin ardından eski gücünü büyük ölçüde kaybetti. Personelinin ve yurt dışındaki faaliyetlerinin önemli bir bölümü Rusya Savunma Bakanlığına bağlı yapılara devredildi. Orta Afrika Cumhuriyeti ise bu dönüşümün dışında kalan en önemli ülke oldu. Burada, ülkenin güvenlik aygıtına ve doğal kaynaklarına yıllardır yerleşen Wagner ağı yalnızca ayakta kalmadı; uyuşturucu, altın ve silah ticaretini birbirine bağlayan daha özerk bir yapıya dönüştü.
The Wall Street Journal’ın temmuz ayında yayımladığı araştırmaya göre Yukarı Oubangui Nehri çevresinde sayıları 500’e varan Wagner mensubu faaliyet gösteriyor. Grubun ülkedeki yapılanmasının başında artık Prigojin’in oğlu Pavel Prigojin’in bulunduğu öne sürülüyor. Moskova’nın başka ülkelerde Wagner’i doğrudan devlet denetimindeki Afrika Kolordusu ile değiştirmesine karşılık, Orta Afrika Cumhuriyeti’nde eski yapı ekonomik varlıklarını, yerel milislerle bağlarını ve kaçakçılık güzergâhları üzerindeki etkisini koruyor.
Wagner’i Zenginleştiren Uyuşturucu Ticareti: Yüksek Dozlu Bir Opioid Olan Tramadol
Yeni düzenin merkezinde tramadol bulunuyor. Konunun kimi haberlerde “afyon ticareti” olarak aktarılması teknik açıdan doğru değil. Tramadol, orta ve şiddetli ağrıların tedavisinde kullanılan sentetik bir opioid. Dünya Sağlık Örgütüne (WHO) göre tıbbi gözetim dışında ve yüksek dozlarda tüketilmesi bağımlılık, doz aşımı ve ölüm riski taşıyor. Orta Afrika Cumhuriyeti’nde olağan tedavi aralığı olan 50 ila 100 miligramın çok üzerinde, 120 ve 200 miligramlık tabletler yaygın biçimde satılıyor.
Haziran 2026’da yayımlanan Küresel Organize Suçlara Karşı Girişim (GI-TOC) tarafından hazırlanan “Kötü Niyetli Pazarlar: Orta Afrika Cumhuriyeti’ndeki Şedit Suç Ekosisteminin Haritası” başlıklı rapor, bazı silahlı kişilerin günde altı ila on adet 200 miligramlık tablet kullandığına ilişkin saha anlatımlarına yer veriyor. Bu miktar 2 bin miligrama kadar çıkabiliyor. Rapora göre böylesi dozlar korku ve acı algısını bastırırken saldırganlığı ve risk alma eğilimini artırıyor; nöbet, hafıza kaybı ve davranış kontrolünün yitirilmesi gibi ağır sonuçlara yol açabiliyor.
GI-TOC’nin bulguları, 2022 ile 2025 başı arasında yürütülen saha çalışmasına; kaçak ekonomilerde yer alan kişiler, yetkililer, diplomatlar, silahlı aktörler ve sivil toplum temsilcileriyle görüşmelere dayanıyor. Araştırmacılar anlatımları ticaret verileri, ruhsat kayıtları, açık kaynak incelemeleri ve uydu görüntüleriyle karşılaştırdı. Raporda görüş istenen cumhurbaşkanlığı ile bazı şirketlerin yanıt vermediği de belirtiliyor.
Tramadol yalnızca çatışmalarda kullanılmıyor. Wagner bağlantılı altın madenlerinde çalışan işçilerin uzun vardiyalara dayanmak, motosiklet taksicilerinin ve ağır işlerde çalışanların yorgunluk ile açlığı bastırmak için bu haplara yöneldiği belirtiliyor. Rusya yanlısı gösterilere katılanlara da tramadol verildiği öne sürülüyor. TVP World, Wagner komutanlarının çatışma öncesinde savaşçılara yüksek dozlu hap dağıttığını; ilacın cumhurbaşkanlığı muhafızlarına ve muhalifleri sindirmekle suçlanan “Sharks” adlı hükûmet yanlısı gençlik milisine kadar ulaştığını aktarıyor.
Uyuşturucu pazarının büyümesi, maden bölgelerindeki şiddetin ağırlaşmasıyla aynı döneme rastlıyor. Wall Street Journal’ın aktardığı Uppsala Üniversitesi verilerine göre bu bölgelerdeki çatışma ölümleri son bir yılda yaklaşık yüzde 20 artarak 500’e yaklaştı. Şubat 2025’te Wagner’le bağlantılı bir anti-balaka milisinin Kamerun sınırı yakınında yaklaşık 130 Fulani çobanı öldürdüğü saldırı ise son yılların en ağır sivil katliamlarından biri oldu.
Oubangui Üzerinden İşleyen Kaçakçılık Hattı
Kaçakçılık zincirinin başlangıcı küresel ilaç ticaretine uzanıyor. Tramadol ürünleri Hindistan’dan ruhsatlı şirketler aracılığıyla Afrika ülkelerine yasal olarak ihraç ediliyor. Ancak sahada yaygınlaşan yüksek dozlu tabletlerin kaynağı belirsiz. Wall Street Journal’ın araştırmacı ve tüccarlara dayandırdığı bilgilere göre standart dozlu ürün olarak kayda geçirilen sevkiyatların arasına yüksek dozlu haplar da gizleniyor.
Ürünler Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nden Kinşasa, Zongo ve Gbadolite güzergâhlarıyla Oubangui Nehri’ne, oradan başkent Bangui’ye taşınıyor. Wagner mensupları ve müttefik silahlı gruplar, nehir hattını ve ülke içindeki dağıtımı kontrol ederek hem satıştan hem de geçişlerden gelir sağlıyor. GI-TOC’nin görüştüğü bir satıcıya göre 2026 başında Orta Afrika Cumhuriyeti’nde 4 milyon CFA frangı değerindeki bir sevkiyat, Kamerun’da 12 milyon franga satılabiliyordu. Bunun yaklaşık 2 milyon frangı yol üzerindeki rüşvetlere gidiyordu.
Rapora göre tramadol pazarının denetimi 2022’den bu yana milislerden giderek ülkenin güvenlik aygıtındaki üst düzey isimlere geçti. Böylece kaçakçılık, devletin dışında işleyen bir yeraltı faaliyeti olmaktan çıkarak devlet görevlileri, paralı askerler ve vekil milisler arasında paylaştırılan bir gelir düzenine dönüştü.
Asıl Büyük Para Altından Geliyor
Tramadol ticareti Wagner’e hızlı nakit, milisleri için kaynak ve güzergâhlar üzerinde denetim sağlasa da ağın en büyük geliri hâlâ altında. GI-TOC, Wagner’in ülkede yasa dışı çıkarılan altından yılda en az 180 milyon dolar elde ettiğini tahmin ediyor. Grubun paravan şirketi Midas Ressources tarafından işletilen Ndassima madeninin yıllık kapasitesi beş tonun üzerinde. Raporda bu üretimin ihracat fiyatlarıyla yaklaşık 250 milyon dolar değerinde olduğu belirtiliyor.
Buna karşın şirketin anlamlı bir üretim ya da ihracat beyanında bulunmadığı ve Orta Afrikalı yetkililerin madeni denetlemesine izin vermediği aktarılıyor. Ülkenin resmî altın ihracatı 2023’te 1,7 ton iken 2025 sonunda yedi tona kadar çıktı. Bu hacmin zanaatkâr madenciliğinin kapasitesini aşması, Wagner’in endüstriyel üretiminin bir bölümünün yasal ihracat görünümü altında aklandığı şüphesini güçlendiriyor. Araştırmaya göre altının bir kısmı Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) bağlantılı ihracatçılar üzerinden, önemli bir bölümü ise Orta Afrika Cumhuriyeti siciline kayıtlı askerî kargo uçaklarıyla ülke dışına çıkarılıyor.

Orta Afrika Cumhuriyeti Devlet Başkanı’nı koruyan Rus paralı askerler. 16 Şubat 2022 | Fotoğraf: Clément Di Roma/VOA – Wikimedia Commons.
Devletin Yanında Değil, Devletin İçinde
Wagner, 2018’de Cumhurbaşkanı Faustin-Archange Touadéra yönetimini isyancılara karşı desteklemek üzere ülkeye gelmişti. 2021’de Orta Afrika ordusuyla yürüttüğü harekât, silahlı grupların birçok bölgeden çıkarılmasını sağladı. Fakat GI-TOC’ye göre bu süreç yasa dışı ekonomileri ortadan kaldırmadı; onları cumhurbaşkanlığı çevresi ile Wagner’in merkezinde bulunduğu daha hiyerarşik bir düzende yeniden örgütledi.
GI-TOC raporu bu yapıyı “kriminalleşmiş yönetim düzeni” (criminalized governance) olarak tanımlıyor: Siyasi sadakat, maden ruhsatlarına, kamu sözleşmelerine ve kaçak gelir kanallarına erişimle ödüllendiriliyor; şiddet ise rakipleri uzaklaştırmanın, bölgeleri tutmanın ve pazarları düzenlemenin aracı hâline geliyor. Hükümet destekli akaryakıt tekeli dahi yılda 17,5 ila 30 milyon dolar arasında haksız kazanç üretiyor. Silah ve paralı asker taşıyan askerî kargo uçakları da ülkeyi Batı Afrika’daki Rusya bağlantılı operasyonlar için bir lojistik merkeze dönüştürüyor.
Güvenlik Karşılığında Kaynak: Yeni Bir Sömürgecilik Biçimi
Tramadol ticaretine ilişkin son bulgular, Wagner’in Orta Afrika Cumhuriyeti’nde kurduğu düzenin akademik literatürde nasıl kavramsallaştırıldığı sorusunu da gündeme getiriyor. Grubun güvenlik hizmetlerini doğal kaynaklara ve ekonomik imtiyazlara erişimle birleştiren modeli, bazı araştırmacılar tarafından neo-kolonyal ilişkilerin yeni bir biçimi olarak değerlendiriliyor.
Devlet dışı aktörlere dair araştırmalar yapan siyaset bilimciler Bohumil Doboš ve Alexander Purton, Wagner’in Orta Afrika Cumhuriyeti’ndeki faaliyetlerini “vekil aktörler üzerinden işleyen neo-kolonyalizm” tanımlamasıyla açıklıyor. Araştırmacılara göre Wagner, siyasi iktidarı isyan ve darbe ihtimaline karşı korurken karşılığında doğal kaynaklara, ekonomik imtiyazlara ve ülkenin diplomatik desteğine erişiyor. Bu ilişki, devletin kendi kapasitesini geliştirmesinden çok, egemenliğin belirli işlevlerinin dış bağlantılı silahlı bir aktöre devredildiği neo-kolonyal bir model oluşturuyor.
GI-TOC’nin son araştırması, tramadol ticaretinin bu modele eklenen yeni bir gelir alanından ibaret olmadığını gösteriyor. Raporda silah, yakıt ve tramadol ülkeye giren “savaş girdileri”; altın, elmas ve kereste ise dışarı aktarılan kaynaklar olarak aynı ekonomik sistem içinde ele alınıyor. The Wall Street Journal’ın tramadolün hem savaşçıların çatışma kapasitesini hem de maden işçilerinin çalışma süresini artırmak için kullanıldığına ilişkin bulguları da bu neo-kolonyal düzenin yalnızca doğal kaynakları değil, kaynak çıkarımını mümkün kılan emek ve şiddeti de denetim altına aldığını ortaya koyuyor. Böylece Moskova’nın Batı karşıtı ve anti-kolonyal söylemine rağmen Wagner’in sahadaki modeli, akademik literatürün işaret ettiği güvenlik karşılığında kaynak aktarımına dayalı neo-kolonyal ilişkiyi yeniden üretiyor. (P)