Uluslararası Hukuk

UCM’ye Taraf Devletler Başsavcı Karim Khan’ı Görevden Aldı: Şimdi Ne Olacak?

UCM’ye taraf devletler, hakkındaki cinsel suistimal iddiaları ve tartışmalı disiplin sürecinin ardından Başsavcı Karim Khan’ı görevden aldı. Mahkeme tarihinde bir ilk olan karar, Netanyahu ve Gallant hakkındaki tutuklama emirlerini geçersiz kılmıyor; ancak Filistin soruşturmasının seyri ve yeni başsavcı seçimi açısından kritik bir dönemi başlatıyor.

UCM’ye Taraf Devletler Başsavcı Karim Khan’ı Görevden Aldı: Şimdi Ne Olacak?
Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Taraf Devletler Meclisi (ASP), hakkında cinsel taciz nedeniyle soruşturma yürütülen Başsavcı Kerim Han'ı görevden aldı. 2024 yılında Lahey'de düzenlenen Taraf Devletler Meclisi'nin (ASP) 23. dönem oturumunda, Başsavcı yardımcısı Nazhat Şamim Han (solda), UCM Başsavcısı Kerim Han (sol 2), Başsavcı Danışmanı Patricia Viseur Sellers (sağ 2) ve Başsavcı Yardımcısı Mame Mandiaye Niang (sağ) katılımcılara sunum yapmıştı. | Fotoğraf: Selman Aksünger - AA.

Hakkında cinsel suistimal iddiaları bulunan UCM Başsavcısı Karim Khan, Uluslararası Ceza Mahkemesinin (UCM) 125 taraf devleti tarafından görevden alındı. Mahkemenin 24 yıllık tarihinde ilk kez bir başsavcının görevden alınmasıyla sonuçlanan karar, yalnızca kurumun yönetiminde değil, Filistin soruşturması başta olmak üzere siyasi baskı altındaki dosyaların geleceğinde de yeni bir dönemin başlangıcı oldu.

New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi binasında 24 Temmuz’da yapılan gizli oylamada 82 ülke Khan’ın görevden alınmasını destekledi. Karara 13 ülke karşı çıkarken 15 ülke çekimser kaldı. Roma Statüsü uyarınca gereken 63 oyluk mutlak çoğunluk böylece rahatlıkla aşıldı. UCM Taraf Devletler Meclisi, Khan’ın “ağır suistimalde ve görevini ağır biçimde ihlal eden davranışlarda” bulunduğuna karar verdi. Görevden alma kararı derhâl yürürlüğe girdi.

“Suistimal Yok” Raporuna Rağmen Görevden Almaya Uzanan Süreç

Khan hakkındaki süreç, Başsavcılıkta doğrudan kendisine bağlı çalışan ve kamuoyunda “Sarah” adıyla bilinen bir personelin cinsel suistimal iddialarıyla başladı. Şikâyetçi, Khan’ın kendisine yönelik giderek artan biçimde uygunsuz ve rıza dışı davranışlarda bulunduğunu ileri sürdü. Khan ise aralarında rızaya dayalı ya da rıza dışı herhangi bir cinsel temas yaşandığını reddetti.

İddiaları incelemek üzere BM İç Denetim Hizmetleri Ofisi tarafından yürütülen soruşturmanın ardından hazırlanan yaklaşık 150 sayfalık rapor, UCM Taraf Devletler Meclisi Bürosuna sunuldu. Büro, Khan ile şikâyetçi arasında bir cinsel ilişki yaşandığı ve aralarındaki güç dengesizliği nedeniyle böyle bir ilişkinin uygun kabul edilemeyeceği sonucuna ulaştı. Khan önce Mayıs 2025’te gönüllü izne ayrıldı, ardından Haziran 2026’da geçici olarak görevden uzaklaştırıldı.

Ancak soruşturmanın hukuki değerlendirmesini yapan üç kıdemli yargıçtan oluşan bağımsız panel, Mart 2026’daki BM raporundaki bulguların ilgili kurallar çerçevesinde suistimal veya görev ihlali sonucuna varmak için yeterli olmadığını oy birliğiyle belirledi. Khan’ın avukatları da bu değerlendirmeye dayanarak savunma makamının Taraf Devletler Meclisi üyelerine hitap etmesine izin verilmediğini, oylama usulünün süreç içinde değiştirildiğini ve kararın hukuken yeterli bir bulguya dayanmadığını savundu.

Filistinli insan hakları kuruluşlarının da aralarında bulunduğu 180’den fazla kurum ve hukukçu ise iddiaların doğruluğu konusunda tutum almadıklarını özellikle belirterek, disiplin sürecindeki usul sorunlarının UCM’nin bağımsızlığını siyasi müdahalelere açık hâle getirdiği uyarısında bulundu. Buna karşılık Prof. Rebecca Hamilton ve Alex Whiting gibi bazı uluslararası hukukçular, soruşturmanın kapsamlı olduğunu ve taraf devletlerin Roma Statüsü’nün 46. maddesi uyarınca karar verdiğini belirtiyor.

Birleşik Krallık Khan’dan Desteğini Çekti

Middle East Eye’ın özel haberine göre Birleşik Krallık hükûmeti, oylamadan önce Britanya vatandaşı olan Khan’a görevine dönmesini desteklemeyeceğini bildirdi. Haberde, bir Birleşik Krallık yetkilisinin 17 Haziran’da ilettiği kararın BM soruşturması ile bağımsız yargıçlar panelinin taraf devletlere dağıtılan özetlerine dayandırıldığı belirtildi. Khan’ın ya da avukatlarının konuyu hükûmet üyelerine anlatmak üzere görüşme talebinde bulunduğu, ancak bu talebin 1 Temmuz’da reddedildiği aktarıldı. Gizli oylama nedeniyle Birleşik Krallık’ın hangi yönde oy kullandığı ise resmen bilinmiyor.

Birleşik Krallık, Roma Statüsü’nün kurucu tarafları arasında yer almış ve Khan’ın 2021’de başsavcı seçilmesini desteklemişti. Bununla birlikte Middle East Eye, dönemin Dışişleri Bakanı David Cameron’ın, Netanyahu ve Gallant hakkındaki tutuklama başvurularından haftalar önce Khan’ı telefonla arayarak emirlerin çıkarılması hâlinde Londra’nın UCM’den çekilebileceği ve kuruma sağladığı finansmanı kesebileceği uyarısında bulunduğunu da öne sürmüştü. Birleşik Krallık Dışişleri Bakanlığı bu iddiaya ilişkin kamuoyuna açık bir açıklama yapmadı. Khan’a desteğin çekilmesi, bu nedenle görevden alma sürecinin yalnızca disiplin hukukuyla değil, Filistin soruşturması etrafındaki diplomatik baskılarla da birlikte değerlendirilmesine yol açtı.

Filistin Soruşturması: UCM’nin Çıkardığı Tutuklama Emirleri Devam Edecek mi?

Khan’ın görevden alınması, Başsavcılık tarafından yürütülen soruşturmaları veya mahkemenin daha önce verdiği kararları kendiliğinden geçersiz kılmıyor. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında 21 Kasım 2024’te çıkarılan tutuklama emirleri başsavcının değil, UCM Ön Yargılama Dairesindeki üç yargıcın kararıyla verildi. Bu nedenle emirleri yalnızca mahkemenin yargıçları kaldırabilir veya değiştirebilir.

İnsan Hakları İzleme Örgütünün (HRW) eski direktörlerinden Kenneth Roth da emirlerin çok sayıda savcılık çalışanının hazırladığı delil dosyalarına ve yargıçların bağımsız değerlendirmesine dayandığına dikkat çekiyor. Dolayısıyla Khan hakkındaki karar, Netanyahu ve Gallant için çıkarılan emirlerin hukuki geçerliliğini doğrudan etkilemiyor.

İsrail’in UCM’nin yetkisine ve tutuklama emirlerine karşı yaptığı başvurular ise devam ediyor. Mahkemenin İsrail vatandaşı kişiler üzerinde yargı yetkisi bulunmadığı yönündeki itiraz, hâlen karara bağlanmayı bekliyor. Khan’ın taraflı olduğu iddiasıyla dosyadan uzaklaştırılması talebi ise görevden alınmasıyla büyük ölçüde konusuz kaldı.

Buna rağmen Khan’ın ayrılışının Filistin dosyasındaki öncelikleri ve yeni tutuklama başvurularının hızını etkilemesi mümkün. Ancak Khan’ın izne ayrılmasından sonra bu girişimlerin yaptırım baskısı altında yavaşladığı öne sürülmüştü. Geçtiğimiz mayıs ayına gelindiğinde ise -asaleten görevde bir Başsavcı olmamasına rağmen- Başsavcılığın İsrailli bakanlar Bezalel Smotrich ve Itamar Ben-Gvir dahil beş İsrailli için yeni tutuklama başvuruları üzerinde çalıştığını basına yansımıştı.

UCM Başsavcılığını Şimdilik Kim Yönetecek?

Başsavcılık, Khan’ın Mayıs 2025’te izne ayrılmasından bu yana olduğu gibi Fiji’den Nazhat Shameem Khan ile Senegal’den Mame Mandiaye Niang tarafından birlikte yönetilecek. Her iki başsavcı yardımcısı da Netanyahu ve Gallant hakkındaki tutuklama emirlerini sürdürdükleri gerekçesiyle Ağustos 2025’te ABD yaptırımlarına alınmıştı.

Roma Statüsü’nün 42. maddesi uyarınca taraf devletler şimdi yeni bir başsavcı seçmek zorunda. Başsavcı, gizli oylamada mutlak çoğunlukla ve kural olarak yenilenemeyen dokuz yıllık bir dönem için seçiliyor. Ancak taraf devletler Khan’ın Haziran 2030’da sona erecek görev süresinin kalan bölümü için daha kısa süreli bir seçim yapabilir.

Taraf Devletler Meclisinin sıradaki olağan toplantısı 7-17 Aralık 2026’da yapılacak. Bununla birlikte aday gösterme, inceleme ve uzlaşma arayışının yalnızca dört ay içinde tamamlanması güç görünüyor. Khan’ın seçildiği önceki süreç yaklaşık 22 ay sürmüştü. Bu nedenle yeni başsavcının 2027’den önce seçilmesi beklenmiyor.

Khan’ın avukatları karara karşı mevcut bütün hukuki yollara başvuracaklarını açıkladı. Muhtemel adreslerden biri Uluslararası Çalışma Örgütü İdari Mahkemesi olsa da Roma Statüsü, taraf devletlerin siyasi nitelikteki görevden alma kararına karşı açık bir temyiz yolu öngörmüyor. Olası bir başvurunun yetki yönünden kabul edilip edilmeyeceği ve olumlu karar çıksa bile Khan’ın görevine dönüp dönemeyeceği belirsizliğini koruyor. (P/AA)

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler