Çaresizliği Sömüren Bir Tarikat Lideri Olarak Donald Trump
Trump’ın dili, politikaları ve etrafında inşa edilen mutlak sadakat kültürü; gerçeklik ile kurgu arasındaki sınırları aşındıran, eleştiriyi sistematik biçimde dışlayan ve toplumsal kırılganlıkları derinleştirerek bunları siyasi tahkimatın aracına dönüştüren, Amerika’ya özgü “tarikat” (cult) yapılanmalarını andıran kapalı bir iktidar formu ortaya çıkarıyor.
“Amerikalı Faşistler: Hristiyan Sağı and Amerika için Verilen Savaş” adlı kitabımı yazmak için harcadığım iki yıl boyunca çok sayıda “mini-Trump” ile karşılaştım. Kendisini papaz ilan eden bu kişiler -çok azının herhangi bir resmî dinî eğitimi vardı- cemaatlerinin çaresizliğini sömürüyordu. Etrafları dalkavuklarla çevriliydi ve sorgulanamazlardı. Gerçekle kurguyu iç içe geçiriyor, büyüsel düşünceler pazarlıyor ve takipçileri üzerinden zenginleşiyorlardı. Malikâneler ve özel jetler dahil gösterişli yaşam tarzlarını “ilahi lütuf” olarak sunuyorlardı. Tanrı tarafından seçildiklerini ve ilham aldıklarını iddia ediyorlardı. Mega kiliselerinin kapalı dünyasında adeta mutlak güç sahibiydiler.
Amerika’daki Tarikat Lideri Profili: Takipçilerini Aşağılayan ve Hayranlık Talep Eden
Bu tarikat (cult – kült)[1] papazları, sahip oldukları bu mutlak gücü takipçilerinin hayatlarını mahveden “şeytani güçleri” -işsizlik, güvencesizlik, tahliyeler, iflaslar, yoksulluk, bağımlılık, cinsel ve aile içi şiddet ile derin umutsuzluk- yok etmek için kullanacaklarını vaat ediyordu. Takipçilere göre lider ne kadar güçlü ise vaat edilen cennet o kadar kesindi. Tarikat liderleri (cult leader) hukukun üstündeydi; onlara umutsuzca inananlar da onların hukukun üstünde olmasını istiyordu.
Tarikat liderleri narsisttir. Mutlak itaat ve aşağılayıcı düzeyde hayranlık talep ederler. ABD Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr.’ın Donald Trump’ın Orta Doğu’nun “kusursuz haritasını” çizebildiğini iddia etmesi ya da Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt’in Trump’ın her zaman “odadaki en bilgili kişi” olduğunu söylemesi, tarikat liderinin yakın çevresinden beklenen bu aşağılayıcı bağlılığın sayısız örneğinden sadece ikisidir. Kör sadakat, yetkinliğin önüne geçer.
Tarikat liderleri, onlara umut bağlayanlar nezdinde rasyonel ve olgusal eleştirilerden muaftır. Bu yüzden Trump’ın çekirdek destekçileri onu terk etmedi ve etmeyecek. MAGA dünyasında çatlaklar olduğuna dair söylemler, Trump kültünü yanlış okumaktadır.
Trump’ın Cemaatindekilere Dayattığı Lüks ve Zevksiz Estetik Tarzı
Tüm tarikatlar birer kişilik kültüdür. Liderin önyargılarının, dünya görüşünün, tarzının ve fikirlerinin uzantısıdır. Trump, sahte “Trump arması” ile, XVI. Louis’den esinlenen zevksiz, altın kaplama rokoko süslemeler ve gösterişli avizelerle dolu kitsch bir estetikten haz duyar. Trump’ın çevresindeki kadınlar “Mar-a-Lago yüzlerine” sahiptir: Abartılı dolgun dudaklar, gerilmiş ve kırışıksız cilt, silikon dolgulu göğüsler, keskin elmacık kemikleri ve yoğun makyaj. İnce topuklu ayakkabılar ve Trump’ın beğendiği gösterişli kıyafetler giyerler. Trump’ın erkekleri ise onun gözünde televizyona uygun olmalı ve “eski Amerikan filmlerinden fırlamış gibi” görünmelidir; 1950’lerin reklam yöneticileri gibi giyinirler. Trump’ın hediye ettiği Florsheim marka siyah ayakkabılar -özellikle 145 dolarlık Lexington Cap Toe Oxford modeli- kullanırlar.
Tarikatlar, liderin tarzını ve zevkini yansıtan kıyafet kuralları dayatır.
Hintli guru Bhagwan Shree Rajneesh (Osho olarak da bilinir) takipçileri kırmızı ve turuncu cüppeler giyerdi; çoğu zaman balıkçı yaka ve boncuklarla tamamlanırdı. Heaven’s Gate olarak anılan bu tarikatın üyeleri Nike Decade spor ayakkabılar ve siyah eşofman altları giyerdi. “Moonies” olarak bilinen Unification Church erkekleri ütülü beyaz gömlekler ve pantolonlar giyerken kadınlar elbise tercih ederdi; pazar günü kiliseye ders almaya giden talebeler gibi görünürlerdi.
Peoples Temple adlı grubun lideri Jim Jones’un, aralarında 17 yaş ve altı 304 çocuğun da bulunduğu 900’den fazla takipçisini siyanürlü içecek içmeye ikna etmesi ya da zorlaması gibi, Trump da kolektif bir intihara doğru agresif biçimde yönlendiriyor.
Trump Cemaatinin Benzediği Totalistik Model: “Dünyayı Yok Eden Tarikat”
Trump, iklim krizini bir aldatmaca olarak nitelendiriyor. Nükleer silah anlaşmalarından tek taraflı olarak çekiliyor. Rusya ve Çin gibi nükleer güçlerle gerilim yaratıyor. Dürtüsel biçimde savaşlar başlatıyor. ABD müttefiklerini yabancılaştırıyor ve aşağılıyor. Grönland ve Küba’yı ilhak etmeyi hayal ediyor. Müslümanlara karşı kutsal bir savaş söylemini benimsiyor. Siyasi rakiplerini düşman ve hain ilan ederek kaba hakaretlerle küçümsüyor. Toplumun kırılgan kesimlerini destekleyen sosyal programları buduyor. İç güvenlik aygıtını -maskeli ICE ajanları- genişleterek toplumda terörize ediyor. Tarikatlar koruyup büyütmez; boyun eğdirir, yok eder ve yıkar.
Trump, ABD ordusunu denetim ve sınırlama olmaksızın kullanıyor. Bu yaptıkların hareketle bir tanımlama olursak; Trump psikiyatrist Robert Jay Lifton’ın “dünyayı yok eden tarikat” olarak adlandırdığı yapının başında yer alır. Lifton, bu tür tarikatların “totalistik ortamlar” yaratan sekiz özelliğini sıralar:
- Ortam kontrolü: Grup içindeki iletişimin tamamen kontrol edilmesi.
- Dil yüklemesi: Eleştiriyi bastırmak için ortak bir grup dili ve klişeler kullanılması.
- Saflık talebi: “Biz ve onlar” ayrımı; muhaliflerin şeytanlaştırılması ve bir zorunluluk olarak onların yok edilmesi.
- İtiraf: Geçmişteki “hataların” kamuoyu önünde açıkça inkâr edilmesi; örneğin JD Vance gibi isimlerin Trump’a yönelik eleştirilerini geri çekmesi ve geçmişteki dediklerini “yanlış” olarak nitelendirmesi
- Mistik manipülasyon: Grubun özel ve ilahi bir misyona sahip olduğuna inanılması.
- Doktrinin bireyin önüne geçmesi: Kişisel geçmişin yeniden yazılması.
- Kutsal bilim: Trump’ın iddialarının bilimsel gerçek gibi sunulması.
- Varlık dağıtımı: Grup dışındakilerin değersiz ve ahlaken önemsiz görülmesi.
Trump, Marshall Herff Applewhite ve Bonnie Lu Nettles, Sun Myung Moon, Credonia Mwerinde, Li Hongzhi ve David Koresh gibi geçmiş tarikat liderlerinden farklı değildir.
Tarikat liderleri derin güvensizlikler taşır; bu nedenle en küçük eleştiride öfkeyle saldırırlar. Bu güvensizliği zalimlik, aşırı erkeksilik ve abartılı büyüklük iddialarıyla maskelerler. Paranoyaktırlar, ahlaki sınırları yoktur, duygusal olarak sakattırlar ve çoğu zaman fiziksel şiddet uygularlar. Çevrelerindeki insanlar -çocuklar dahil- onların zenginleşmesi ve tatmini için kullanılan nesnelere indirgenir.
Tarikatlar, pedofili ve cinsel istismarla da karakterizedir. Jeffrey Epstein çevresinde bulunanlar -Trump dahil- bu istismar düzenini yeniden üretmiştir.
Margaret Singer, “İçimizdeki Kült Yapıları: Gizli Tehlikeye Karşı Süren Mücadele” adlı eserinde Peoples Temple grubundaki çocukların sıkça cinsel istismara uğradığını yazar. Kaliforniya döneminde 15 yaşındaki kızlar dahi Jones’un etkili bağlantılarıyla cinsel ilişkiye zorlanmış, -Guyana’da kurdukları komün olan- Jonestown’daki çocuk sorumlularından biri istismar geçmişine sahip olmuş, Jones bizzat çocuklara saldırmıştır. Toplantılarda özel konuşan çiftlerin kızları, tüm topluluk önünde cinsel eylemlere zorlanmıştır.
Tarikat Lideri, Bilinçi Olarak Kafa Karıştıcı Şekilde Konuşur
Singer’a göre tarikatlar, liderin iç dünyasının bir yansımasıdır. Lider, kendi yarattığı dünyada fantezilerini gerçeğe dönüştürür; insanlar onun iradesine göre hareket eder. Bu durum, oyuncaklarıyla kendi dünyasını kuran bir çocuğun fantezilerine benzer. Farklı kılan unsur ise, tarikat liderinin gerçek insanları kullanmasıdır:
“O, kendi yarattığı dünyada fantezilerini ve arzularını gerçeğe dönüştürebilir. İnsanları kendi isteklerini yerine getirmeye yönlendirebilir. Çevresindeki dünyayı gerçekten kendi dünyası haline getirebilir. Çoğu tarikat liderinin başardığı şey, oyun oynayan bir çocuğun oyuncaklar ve eşyalarla bir dünya yaratmasına benzer. Bu oyun dünyasında çocuk her şeye kadir hisseder ve birkaç dakika veya birkaç saatliğine kendi krallığını yaratır. Oyuncak bebekleri hareket ettirir. Onlar onun isteklerini yerine getirir. Onun sözlerini ona söylerler. Onları istediği gibi cezalandırır. O her şeye kadirdir ve fantezisini gerçeğe dönüştürür. Bazı çocuk terapistlerinin ofislerinde bulunan kum masalarını ve oyuncak koleksiyonlarını gördüğümde, bir tarikat liderinin de tıpkı çocuğun kum masasında kendi arzularını ve fantezilerini yansıtan bir dünya yaratması gibi, kendi yarattığı dünyaya insanları yerleştirdiğini düşünüyorum. Fark şu ki, tarikat lideri kendi kafasının içinden fışkıran bir dünya yaratırken, gerçek insanlar onun isteklerini yerine getiriyor.”
Tarikat liderinin dili bilinçli bir kafa karışıklığına dayanır. Yalanlar, komplo teorileri, çelişkili ve absürt ifadeler, rasyonel değerlendirme yapmaya çalışanları felç eder. Amaç budur. Lider söylediklerini ciddiye almaz, çoğu zaman inkâr eder. Hakikat önemsizdir; önemli olan duygusal etki yaratmaktır.
Joost A.M. Meerloo, “Zihnin Tecavüzü: Kontrol Düşüncesi ve Mental Katliamın Psikolojisi” adlı eserinde Adolf Hitler’in düşmanlarını sürekli belirsizlik içinde tuttuğunu, mantıksızlığın mantık karşısında üstünlük sağladığını ve “Büyük Yalan”ın duygusal etkisinin daha güçlü olduğunu belirtir.
Trump Tarikatı Ara Seçimleri İptale Bile Kalkışabilir
Trump’ın söylediği yalanların belgelenmiş olması önem taşımaz. Forbes’a göre son bir yılda başkanlık makamını kullanarak 1,4 milyar dolar kazanmış olması da önem taşımaz. Yetersiz, tembel ya da bilgisiz olması da. Tarifelerden İran’a karşı başlattığı savaşa kadar krizler üretmesi de. Geleneksel siyasi düzen, işçi sınıfını terk edip milyarderlere hizmet ettiği için inandırıcılığını kaybetmiştir ve Trump destekçileri üzerinde etkisi yoktur. Bu kesimin öfkesi, Trump’ın popülaritesini artırır.
Trump’ın onay oranı The New York Times verilerine göre yaklaşık yüzde 40 civarında olsa da tabanı sarsılmazdır.
Demokrat Parti ise eşitsizlikle yüzleşmek yerine vergi indirimleriyle iktidarı geri kazanmayı hedeflemekte, krizi Trump’ın kişiliğine indirgemekte ve sistemsel reformlar önermemektedir. Bu yaklaşım Trump’a hizmet eder. Demokratlar da, Trump destekçileri gibi, büyüsel düşünceye başvurmaktadır.
Bu siyasi çıkmazdan çıkış, ancak halk hareketlerinin devlet ve ekonomik düzeni felç edecek ölçekte yükselmesiyle mümkündür. Ancak zaman daralıyor. Trump ve çevresi, yenilgi ihtimali görürse ara seçimleri iptal etmeye ya da geçersiz kılmaya hazır. Bu gerçekleşirse Trump kültü dokunulmaz hâle gelecektir.
Çevirenin Notu
[1] “Cult” kavramı Türkçede çoğu zaman “tarikat” ya da “kült” olarak çevrilse de, bu karşılıklar anlamı tam olarak yansıtmaz. Sosyolojik bağlamda cult, genellikle karizmatik bir lider etrafında örgütlenen; mutlak sadakat, sorgusuz itaat ve kapalı bir inanç sistemi talep eden yapıları ifade eder. Bu tür oluşumlarda lider, çoğu zaman eleştiriden muaf tutulur, hakikat üzerindeki tek otorite olarak konumlanır ve takipçilerinin sosyal, psikolojik hatta ekonomik hayatı üzerinde belirleyici bir kontrol kurar. Dinî görünümlü olabileceği gibi siyasi ya da ideolojik biçimler de alabilir.
NOT: Pulitzer ödüllü gazeteci ve savaş muhabiri Chris Hedges’e ait bu yazı, 20 Nisan’da X sosyal medya hesabında yayımlanmıştır. Yazının İngilizce aslına buradan erişebilirsiniz.