Berlin CSD Saldırısı: Şüpheli Ölü Ele Geçirildi, Olası Bağlantıları Araştırılıyor
Berlin’de CSD etkinliklerinin yakınında bir kişinin öldüğü, 29 kişinin yaralandığı saldırının baş şüphelisi Abdul B., polis operasyonunda vurularak öldürüldü. Federal Savcılığın devraldığı soruşturma, olası suç ortaklarının yanı sıra güvenlik birimlerince uzun süredir izlenen şüphelinin nasıl serbest kaldığına odaklanıyor.
Bir kadının hayatını kaybettiği ve 29 kişinin yaralandığı Berlin CSD saldırısının baş şüphelisi Abdul B., Spandau’daki operasyonda polis tarafından vurularak öldürüldü. Federal Savcılığın devraldığı soruşturma, olası suç ortaklarının yanı sıra yetkililerin uzun süredir izlediği şüphelinin nasıl serbest kaldığına da odaklanıyor.
Berlin’deki Saldırı Nasıl Gerçekleşti?
Berlin’de LGBTİ+ kimlikli bireylerin katıldığı Christopher Street Day (CSD) etkinliklerinin sürdüğü 25 Temmuz Cumartesi akşamı, saat 22.00 sıralarında beyaz bir minibüs Potsdamer Platz yönünden Tiergarten’a girerek Ahornsteig üzerindeki insanlara çarptı. Araç, çok sayıda kişiyi sürükledikten sonra bir ağaca çarparak durabildi. Bir kadın olay yerinde hayatını kaybetti, 29 kişi yaralandı. Yaralılardan bazılarının durumu başlangıçta ağır ve hayati tehlikeli olarak açıklansa da Berlin polisi son durum itibarıyla hastanede tedavi gören hiç kimsenin hayati tehlikesinin bulunmadığını bildirdi.
Saldırı, güvenlik çemberine alınan asıl CSD güzergâhında değil, etkinlik alanının yaklaşık 400 metre uzağında gerçekleşti. Mağdurların Tiergarten’da bulunan ya da festival alanına gidip gelen kişiler olduğu belirtiliyor. Federal İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, araç ağaca çarptıktan sonra saldırganın pala olduğu düşünülen kesici bir aletle çevredekilere saldırdığını açıkladı. Ancak polis bu aşamaya ilişkin tanık ifadelerini ve olayın tam seyrini incelemeyi sürdürüyor. Tagesschau’nun aktardığına göre, araçta ikinci bir kişinin bulunup bulunmadığı ve Abdul B.’nin direksiyonda olup olmadığı henüz kesin biçimde ortaya konulmuş değil. Şüphelinin aracı kiraladığı ve kendisine ait olduğu değerlendirilen bir telefonun minibüste bulunduğu biliniyor.
Gegen 18 Uhr konnte der Tatverdächtige des gestrigen Anschlags im Großen Tiergarten in einer Kleingartenanlage in #Spandau lokalisiert werden. Nach bisherigen Erkenntnissen soll er mit einer Stichwaffe auf unsere Einsatzkräfte zugelaufen sein, daraufhin kam es zum polizeilichen… pic.twitter.com/ncslEZom7N
— Polizei Berlin (@polizeiberlin) July 26, 2026
Abdul B. Spandau’daki Operasyonda Öldürüldü
Yaklaşık 20 saat süren aramanın ardından Abdul B., 26 Temmuz Pazar günü saat 18.00 sularında Spandau’daki Ruhlebener Straße yakınlarında bulunan bir hobi bahçesinde tespit edildi. Berlin polisinin açıklamasına göre 21 yaşındaki şüpheli, kesici bir aletle özel harekât polislerinin (SEK) üzerine koştu. SEK ekiplerinin ateş açması sonucu ağır yaralanan Abdul B., olay yerindeki müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Polisin silah kullanmasına ilişkin koşullar ayrıca bir cinayet masası tarafından inceleniyor.
Federal İçişleri Bakanı Dobrindt, operasyonun ardından mevcut bilgiler ışığında yeni bir saldırı tehlikesi bulunmadığını açıkladı. Saldırı gecesi gözaltına alınan İran vatandaşı bir erkeğin olayla bağlantılı olduğuna ilişkin şüphe ise doğrulanmadı. Şahıs serbest bırakılırken Federal Savcılık, muhtemel suç ortakları, yardım edenler ve saldırının arkasındaki olası bağlantılar hakkındaki soruşturmayı sürdürüyor. Federal Savcılık dosyayı, “İslamcı saikle işlendiği değerlendirilen bir eylem” şüphesiyle devraldı.
Yıllardır Güvenlik Birimlerinin Takibindeydi
Berlin’de doğup büyüyen, Lübnan kökenli Alman vatandaşı Abdul B.’nin 16 yaşından bu yana Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı tarafından bilindiği ve Kasım 2025’te “İslamcı tehlikeli kişi” olarak sınıflandırıldığı bildirildi. Şüphelinin 2025 yılında birkaç kez Suriye’ye geçerek IŞİD’e katılmaya çalıştığı, 24 Temmuz’da Lübnan’da yakalandığı ve üç ay hapis yattıktan sonra Almanya’ya döndüğü belirtildi.
Abdul B., 17 Kasım 2025’te Berlin Brandenburg Havalimanı’nda yeniden gözaltına alınmış, 12 Mayıs 2026’da devlet güvenliğini ağır bir tehlikeye atan şiddet eylemine hazırlık ve yasaklı örgüt sembolleriyle ilgili suçlardan bir yıl on ay gençlik cezasına çarptırılmıştı. Ancak mahkeme, cezanın ertelenip ertelenmeyeceğine daha sonra karar verilmesini öngören “ön denetimli serbestlik” uygulamasına hükmetmişti. Savcılık daha ağır ve ertelenemeyecek bir ceza talebiyle karara itiraz etmişti.
Serbest bırakıldıktan sonra kısmen gözetim altında tutulan Abdul B.’nin telefonu da takip ediliyordu. Ayrıca bir radikalleşmeden uzaklaştırma programına katılması istenmişti. RBB’nin ulaştığı bilgilere göre iki ön görüşmeye katılan şüphelinin üçüncü randevusu saldırıdan sonraki haftaya planlanmıştı.

Almanya’nın başkenti Berlin’de CSD yürüyüşünün yapıldığı alanda araçla düzenlenen saldırıda hayatını kaybeden ve yaralanan kişiler için vatandaşlar, olay yerine çiçek ve mum bıraktı. Almanya İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt olay yerine gelerek basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. | Fotoğraf: Volodymyr Sindieiev – AA
Almanya Saldırıyı Nasıl Tartışıyor?
20 Eylül’deki Berlin eyalet seçimleri öncesinde saldırı; şüphelinin neden serbest bırakıldığı, güvenlik takibinin yeterliliği ve gençlik ceza hukukunun sertleştirilmesi taleplerini siyasi tartışmanın merkezine taşıdı.
Saldırının ardından binlerce kişi Brandenburg Kapısı önünde düzenlenen anmada bir araya geldi. Polis, katılımı yaklaşık 5 bin, organizatörler ise 10 bin olarak açıkladı. Bölgede bir dakikalık saygı duruşunda bulunulurken Brandenburg Kapısı gökkuşağı renkleriyle aydınlatıldı. CSD organizatörleri saldırının siyasi amaçlarla araçsallaştırılmaması ve toplum kesimlerinin zan altında bırakılmaması çağrısında bulundu.
Siyasi tepkilerde saldırının özgür ve demokratik topluma yöneldiği vurgusu öne çıktı. Berlin Eyalet Başbakanı Kai Wegner, olayı “özgür ve açık toplumumuza yönelik bir saldırı” olarak nitelendirerek hoşgörülü ve barışçıl bir Berlin için bir araya gelen insanların hedef alındığını söyledi. Buna karşılık Junge Union Başkanı Johannes Winkel, diğer açıklamalardaki yas ve dayanışma vurgusundan ayrılan, çok daha sert ve çatışmacı bir dil kullandı. Winkel, radikal İslamcı ideolojinin Batı toplumuna “savaş ilan ettiğini” savunarak bu tehdidin uzun süre görmezden gelindiğini ve “tüm sertliğiyle” karşılık verilmesi gerektiğini ileri sürdü.
Başbakan Friedrich Merz, saldırının amacının toplumu bölmek ve özgürlükleri ortadan kaldırmak olduğunu belirterek “Kendinizi sindirmelerine izin vermeyin” çağrısında bulundu. Siyasi partiler saldırıyı ortak bir dille kınarken, şüphelinin neden serbest bırakıldığı ve takibin yeterli olup olmadığı tartışmanın merkezine yerleşti. Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partilerinden gençlik ceza hukukunun sertleştirilmesi talepleri gelirken Sosyal Demokrat Partili (SPD) isimler, yalnızca cezaları artırmak yerine mahkeme kararının ve gözetimdeki muhtemel boşlukların incelenmesi gerektiğini savundu.
Kiliseler ve Camilerden Kınama ve Nefrete Karşı Duruş Mesajları
Berlin’deki Protestan ve Katolik kiliseleri de saldırıyı kınayarak toplumsal dayanışma çağrısında bulundu. Protestan Piskopos Christian Stäblein, insanları “bir arada kalmaya” çağırdı. Katolik Başpiskopos Heiner Koch ise barış içinde birlikte yaşamanın önemini vurgulayarak “Nefret kazanmamalı” dedi.
Almanya’daki Müslüman kuruluşlar da saldırıyı ortak bir dille kınadı. İslam Toplumu Millî Görüş (IGMG), IŞİD’in insanlık dışı ideolojisinin İslam’ın değerleriyle temelden çeliştiğini belirterek soruşturmanın genelleştirici suçlamalara yol açmaması çağrısında bulundu. Almanya Müslümanlar Merkez Konseyi (ZMD) ise hiç kimsenin cinsel yönelimi veya cinsiyet kimliği nedeniyle şiddetin hedefi olamayacağını vurguladı. İslam Konseyi (Islamrat) Başkanı Burhan Kesici de saldırıyı en sert biçimde kınayarak “Bu insanlık dışı ideoloji asla başarıya ulaşamayacak.” dedi.
Beş büyük Müslüman cemaatin oluşturduğu çatı kuruluş Almanya Müslümanlar Koordinasyon Konseyi (KRM) de saldırıyı kınayarak mağdurların yakınlarına ve yaralılara dayanışma mesajı iletti. İnsanların yaşam tarzları veya dünya görüşleri nedeniyle hedef alınmasının demokratik düzene yönelmiş bir saldırı olduğunu belirten KRM, toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesi ve her türlü nefret ile şiddete kararlılıkla karşı çıkılması çağrısında bulundu. (P/AA)