Birleşik Krallık Müslümanları Birleşik Krallık’ta Yeni Terörle Mücadele Yasası

Birleşik Krallık İçişleri Bakanı Theresa May, yeni terörle mücadele yasasının yurt dışında teröre bulaştığından şüphelenilen Birleşik Krallık vatandaşlarının ülkeye alınmamasını içereceğini belirtti. Yasa tasarısı, Batılı ülkelerden silahlı gruplara katılmak için Suriye ve Irak’a giden vatandaşların sayısının artması sonucu yükselen endişenin bir yansıması.

Mahmoud Ibrahim 1 Ocak 2015

Birleşik Krallık’taki yeni terörle mücadele yasa tasarısı, yurt dışında teröre bulaşmış İngiliz vatandaşlarının geçici süreyle yurda girişini engelleyen düzenlemeler içeriyor. Bu kişiler, ülkeye giriş ve ülkeden çıkış yapamayacaklar. Tasarıya göre yolcu listelerini önceden tedarik etmeyen havayolu şirketlerinin Birleşik Krallık topraklarına inişine müsaade edilmeyecek.

Yeni oluşturulacak bu birimler, yurt dışındayken teröre bulaşmış ya da bulaşma riski taşıyan Britanya vatandaşlarının pasaportlarını iptal ettiğinde, bu tamamen masum olma ihtimali olan insanları da potansiyel bir sürgüne ve insan hakları kara deliğine gönderme anlamına gelecek. İnsanlar Birleşik Krallığa geri dönebilmek için izin başvurusunda bulunacak, bu izin verilse bile bulundukları ülkelerde terör şüphelisi olarak işkenceye maruz kalma riskiyle karşılaşacaklar.

Verilen kararların gerekçelerinin birçoğunun kapalı kapılar ardında kalacağından yola çıkarak Theresa May’in kendisine hem hâkim, hem jüri, hem de infaz merci olma yetkisi verdiği açık. Yasa tasarısı ayrıca hükûmete, yurt dışında terörle bağlantılı faaliyetlere katılan veya katıldığından şüphelenen Birleşik Krallık vatandaşlarının ve ülkede ikamet edenlerin Birleşik Krallık’a dönüşlerini iki yıla kadar engelleyen “geçici sınır dışı birlikleri”ni (İng. “temporary exclusion orders”) oluşturma yetkisi veriyor. Birleşik Krallık vatandaşları bu süreç içerisinde uyruksuz hâle gelecek. Bir kişinin vatandaşlığı İçişleri Bakanlığı tarafından elinden alındıktan sonra, bu durumdaki kişilerin temyiz başvurularını yapacağı merci olan, kendi duyumlarına göre karar verme ve duyumları delil olarak kabul etme yetkisiyle donatılmış Özel Göç Başvuruları Komisyonu devreye girecek.

Yasa tasarısı; kolejlere, okullara ve polise bireylerin terörizme sürüklenmelerini engelleme yükümlülüğü öngören yeni bir düzenleme içeriyor. Bakanlar, mükerreren radikal konuşmacıları davet eden veya başka türlü yollarla bu yükümlülüklerini yerine getirmeyen teşkilatlara emir verme yetkisine sahip olacaklar. Örneğin May, üniversitelere radikal konuşmacıların dışlanması konusunda emir verebilecek. Polise ise Birleşik Krallığı terör faaliyetlerine katılmak amacıyla terk ettiği düşünülen vatandaşların pasaportlarına ve bilet de dâhil olmak üzere seyahat dokümanlarına 30 güne kadar el koyma yetkisi verilecek. Bu uygulama hem Britanya vatandaşları için hem de diğerleri için geçerli olacak.

“Ekstremist” kavramından tam olarak neyin kastedildiği yasa tasarısında tanımlanmadığı için ortada suistimal edilmeye açık bir durum var. Aslında Manchester Emniyet Müdürü Sir Peter Fahy’nin de dediği gibi, Birleşik Krallık bir polis devleti olma yolunda ilerliyor.

Yasa tasarısı, bazı kullanıcıların tespit edilebilmesi için internet sunucuları üzerinden internet protokol adreslerinin tutulmasını öngörmesinden ötürü uzmanlar tarafından bireysel özgürlükleri tehdit ettiği yönünde eleştiriliyor.

İnsan hakları örgütleri, hürriyeti ve ifade özgürlüğünü kısıtlayıcı, aile hayatına zarar verici geniş kapsamlı önlemler içerdiği ve Müslümanlar gibi toplumun bazı kesimlerini damgalayıcı içeriğe sahip olduğu gerekçesiyle yasa tasarısının uluslararası insan hakları sözleşmesini ihlal ettiğini söylüyorlar. Hâl böyle olunca hükûmetin, kişilerin yurtlarına dönmelerini keyfî bir şekilde engellemeyi yasaklayan Birleşmiş Milletler Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin 12. maddesini yürürlükten kaldırmanın yollarını arıyor olması hiç de şaşırtıcı değil. Oysa kişinin vatandaşı olduğu ülkeye geri dönme hakkı 1948 İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde koruma altına alınmış durumda.

İsveç, Almanya ve Danimarka gibi ülkelerdeki deradikalizasyon programlarından, aşırı fikirlerle başa çıkma ve bunları bertaraf etme konusunda aile ve arkadaş çevresinin çok önemli bir yere sahip olduğunu anlıyoruz. Fakat bu yasa tasarısı tam aksine insanları sürgüne göndermeye sevk ediyor.

Sadece May’in inisiyatifiyle 2010’dan bu yana vatandaşlıktan çıkarma uygulaması koalisyon hükûmeti zamanında dehşet verici bir orana (27 kişi) ulaşmış durumda. Bu yetki bilhassa hükûmet nezdinde ikinci sınıf vatandaş olarak görülen Müslümanlara karşı uygulanmaktadır.

Birleşik Krallık’ta ulusal güvenliği temel adalet prensiplerinin önüne koymak gerektiğini vurgulayan, “Teröre Karşı Savaş” sloganıyla çeşitli yürüyüşler yapıldı. Sonuç olarak, 2001 yılından bu yana Birleşik Krallık hükûmetleri 1215 Magna Carta’ya kadar uzanan yüzlerce yıllık bir yargı geleneğini çiğneyen politikalar izlemiş ve yasalar çıkarmıştır. Birçok uzman; ön yargının, sağlıksız bilginin ve hatta fabrikasyon terör eylemlerinin Birleşik Krallık’taki bütün terörle mücadele yasalarının ve yasa dışı olduğu kadar ahlak dışı da olan faaliyetlerin dayanağı olduğu görüşünde. Bu durum, Müslüman toplumun yabancılaştırılmasına ve kriminalleştirilmesine sebep olmanın yanı sıra bir “güvenlik devleti”nin de oluşmasına vesile olarak Britanya toplumunun büyük kesiminin yaşamında olumsuz etkilere sebebiyet verdi.

Geçerli bir delil olmadan hükûmeti devirme veya vatana ihanet suçlamalarında bulunma, aynı zamanda haksız iddialar ortaya atma ve hukuksuz soruşturma teknikleri uygulama anlamına da gelir. Bu uygulamanın özellikle muhalif veya siyasal eleştirileri kısıtlama adına kullanılabilme ihtimali de ortadadır.

Fotoğraf: ©Flickr.com/The Prime Minister’s Office

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar