İsrail 430 Sumud Aktivistini Alıkoydu, ABD Organizatörlere Yaptırım Uyguladı
Gazze ablukasını denizden aşmayı hedefleyen Küresel Sumud Filosu bünyesindeki tüm tekneleri İsrail donanması tarafından durduruldu; İsrail, 430 aktivistin ülkeye götürüldüğünü açıkladı. Operasyon uluslararası sularda alıkoyma, abluka hukuku ve sivillere yönelik muamele başlıklarında yeni tartışmalar doğururken, ABD’nin filo organizatörleriyle bağlantılı isimlere yaptırım kararı krizi denizden diplomasi ve finans alanına taşıdı.
Gazze Şeridi’ne uygulanan ablukayı kırmayı ve bölgeye insani yardım ulaştırmayı hedefleyen Küresel Sumud Filosu bünyesindeki tüm tekneler İsrail tarafından durduruldu. Filo organizatörleri, 19 Mayıs Salı akşamı yaptıkları açıklamada son tekne olarak seyir halinde bulunan Lina al-Nablusi adlı geminin de İsrail güçlerince ele geçirildiğini ve teknedeki altı kişinin “kaçırıldığını” duyurdu.
Filo, organizatörlerin ifadesiyle Gazze’ye yönelik deniz ablukasına karşı “sivil ve doğrudan eylem” niteliği taşıyordu. Küresel Sumud Filosu yaklaşık 50 tekneden ve 40’tan fazla ülkeden 428 katılımcıdan oluşuyordu; filoda 78 Türkiye vatandaşı da bulunuyordu. İsrail Dışişleri Bakanlığı ise 430 aktivistin alıkonulduğunu, İsrail donanmasına ait gemilere bindirildiğini ve İsrail’e götürüldükten sonra konsolosluk temsilcileriyle görüştürüleceklerini açıkladı.
Müdahale Yine Uluslararası Sularda Başladı
Organizatörlerin bilgilendirmesine göre İsrail güçleri, filoya yönelik müdahaleyi 18 Mayıs Pazartesi günü Kıbrıs açıklarında, tekneler uluslararası sularda seyir halindeyken başlattı. Uluslararası basın, görüntülere ve organizatörlerin açıklamalarına dayanarak bazı teknelere ateş açıldığını aktardı; kullanılan mühimmatın niteliği netleşmezken İsrail, gerçek mermi kullanılmadığını, uyarıların ardından “ölümcül olmayan araçlara” başvurulduğunu ve yaralanma yaşanmadığını savundu.
İsrail Dışişleri Bakanlığı müdahaleden kısa süre önce filoya “rotasını değiştirme ve derhal geri dönme” çağrısı yaptı. İsrail tarafı, Gazze’ye yönelik deniz ablukasının güvenlik gerekçesiyle sürdürüldüğünü ve Hamas’a silah ulaşmasını engellemeyi amaçladığını savunuyor. Tel Aviv yönetimi ayrıca filoyu “Hamas lehine bir provokasyon” ve “siyasi gösteri” olarak niteledi. Filo organizatörleri ise bu suçlamaları reddederek teknelerin sivil, insani ve hukuki bir girişimin parçası olduğunu belirtiyor.
Küresel Sumud Filosu, son müdahaleden önce de 29 Nisan gecesi Girit açıklarında İsrail güçlerinin baskınına uğramıştı. Bu operasyonda 22 tekne durdurulmuş, yaklaşık 175 aktivist alıkonulmuş; filo yöneticilerinden Saif Abu Keshek ile Brezilyalı aktivist Thiago Ávila ise diğer katılımcılardan ayrı biçimde İsrail’e götürülmüş, sorgulama ve gözaltı sürecinin ardından sınır dışı edilerek serbest bırakılmıştı.
RED ALERT!
Military vessels are currently intercepting our fleet and IOF forces are boarding the first of our boats in broad daylight.
We demand safe passage for our legal, non-violent humanitarian mission. Governments must act now to stop these illegal acts or piracy meant to… pic.twitter.com/4RmPuswZNo
— Global Sumud Flotilla (@gbsumudflotilla) May 18, 2026
Organizatörler: “Hedef Sadece İnsani Yardım Götürmek Değil, Ablukayı Kırmaktı”
Filo hareketinin önde gelen isimlerinden Filistinli-Amerikalı aktivist Huwaida Arraf, girişimin temel amacının yalnızca yardım taşımak olmadığını, Gazze ablukasının kendisine meydan okumak olduğunu söyledi. Arraf, “Teknelerimiz hiçbir zaman yeterli miktarda yardım taşıyamaz; Filistinliler de yardımla hayatta kalmak istemiyor. Bu yüzden ana hedef bu değil,” diyerek filoların uzun yıllardır “hukuka aykırı ve ölümcül” gördükleri ablukayı kırmaya çalıştığını ifade etti.
Arraf’a göre teknelerin durdurulması, eylemin başarısız olduğu anlamına gelmiyor. Aktivistlerin değerlendirmesine göre filo, Gazze çevresinde kurulan siyasi ve askerî düzeni görünür kılıyor; hükümetlerin sessizliğini ve İsrail’in cezasızlık alanını uluslararası kamuoyunun gündemine taşıyor. Haaretz’de yer alan bir yorumda da İsrail’in “küçük sivil yelkenli teknelerden” duyduğu kaygının, filonun askerî kapasitesinden değil, Gazze’deki insani krizi yeniden görünür kılma gücünden kaynaklandığı belirtildi. Yazıda, teknelerin canlı yayınlar, çevrim içi takip sistemleri ve aktivistlerin önceden kaydedilmiş mesajlarıyla İsrail’in anlatı kontrolünü zorlaştırdığı vurgulandı.
10 Ülkeden Ortak Tepki: “Uluslararası Hukukun Açık İhlali”
İsrail’in müdahalesi birçok ülkeden tepki çekti. Türkiye, İspanya, Ürdün, Pakistan, Bangladeş, Brezilya, Endonezya, Kolombiya, Libya ve Maldivler’in dışişleri bakanları ortak açıklamalarında İsrail’in filoya baskınını “uluslararası hukuk ve uluslararası insancıl hukukun açık ihlali” olarak niteledi. Açıklamada, filodaki sivil katılımcıların güvenliği konusunda “ciddi endişe” duyulduğu belirtilerek, alıkonulan tüm aktivistlerin derhal serbest bırakılması ve haklarına saygı gösterilmesi çağrısı yapıldı.
Filistin Dışişleri Bakanlığı ise İsrail’in müdahalesini “savaş suçu” ve “tam anlamıyla deniz korsanlığı” olarak tanımladı. Bakanlık açıklamasında, teknelere uluslararası sularda müdahale edilmesinin Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi dahil uluslararası hukuk kurallarının ağır ihlali olduğu savunuldu. Açıklamada ayrıca İsrail’in Gazze’deki “kuşatma, aç bırakma politikası ve soykırımı” örtbas etmeye çalıştığı ileri sürülerek, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve insan hakları kuruluşlarına caydırıcı yaptırım çağrısı yapıldı.
İrlanda’da ise filoda alıkonulan isimlerden birinin Cumhurbaşkanı Catherine Connolly’nin kardeşi Dr. Margaret Connolly olması gelişmeyi daha görünür hâle getirdi. İrlanda Dışişleri, Ticaret ve Savunma Bakanı Helen McEntee, İsrail’in uluslararası hukuktan doğan yükümlülüklerini yerine getirmesi ve alıkonulan İrlanda vatandaşlarına insani muamele edilmesi gerektiğini söyledi. İrlanda Başbakanı Micheál Martin de filonun uluslararası sularda durdurulmasını “kabul edilemez” bularak kınadı.
ABD’den Filo Organizatörlerine Yaptırım
İsrail’in denizdeki müdahalesi sürerken ABD yönetimi de filo organizasyonlarıyla bağlantılı dört kişiye yaptırım uyguladı. ABD Hazine Bakanlığı, yaptırımları “Hamas’ın küresel finansal destek ağlarını kesme” politikasının parçası olarak sundu ve filoyu “terör yanlısı” bir girişim olarak niteledi. Hazine Bakanı Scott Bessent, filonun Başkan Donald Trump’ın bölgede “kalıcı barış” yönündeki çabalarını baltalamaya dönük “gülünç” bir girişim olduğunu savundu.
Yaptırım listesine alınanlar arasında Filistinli Esirlerle Dayanışma Ağı Samidoun’dan Muhammed Hatib ve Jaldia Abubakra ile Yurtdışındaki Filistinliler Halk Konferansı’ndan Saif Abu Keshek ve Hisham Abu Mahfouz yer aldı. Aktivistler ve hak örgütleri ise bu yaptırımların Filistin’le dayanışma ağlarını kriminalize etmeyi amaçladığını savundu. Huwaida Arraf, yaptırımların dayandırıldığı “Hamas’a destek” iddiasını “tamamen yanlış” ve “Filistin dayanışma çabalarını kırmaya dönük yeni bir girişim” olarak niteledi.
ABD merkezli insan hakları kuruluşu DAWN da yaptırımları eleştirerek Washington’ın Filistinliler ve destekçileri uluslararası ölçekte örgütlendiğinde “terörizm etiketi”ne başvurduğunu belirtti. Kuruluşun savunuculuk yöneticisi Isabelle Hayslip, “Filistin diasporası toplulukları haklarını talep ettikleri için sürekli yaptırım tehdidi altında yaşıyor.” dedi.
Abluka, Yardım Krizi ve Filoların Siyasi Anlamı
İsrail, Gazze’ye yönelik deniz ablukasını 2007’den bu yana sürdürüyor ve bunu Hamas ile diğer Filistinli silahlı gruplara silah ulaşmasını engellemek için gerekli bir güvenlik tedbiri olarak savunuyor. İnsan hakları örgütleri ve insani yardım kuruluşları ise ablukayı, Gazze’deki sivil nüfusa yönelik kolektif cezalandırma olarak değerlendiriyor. Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkese rağmen bölgede gıda, ilaç ve temel ihtiyaçlara erişimde ciddi sıkıntıların devam ettiği; Gazze’nin büyük ölçüde yıkılmış durumda olduğu ve yüz binlerce kişinin çadırlarda yaşadığı bildiriliyor.
Gazze’ye deniz yoluyla ulaşma girişimleri yeni değil. Aktivistler 2008’den bu yana farklı dönemlerde sivil filolarla ablukayı kırmaya çalışıyor. 2010’da Mavi Marmara’nın da yer aldığı Özgürlük Filosu’na İsrail güçlerinin düzenlediği baskında dokuz aktivist öldürülmüş, olay Türkiye-İsrail ilişkilerinde uzun süreli bir krize yol açmıştı. Sonraki yıllarda da Gazze’ye yönelen birçok sivil tekne İsrail donanması tarafından uluslararası sularda durduruldu.
Küresel Sumud Filosu da bu uzun hattın devamı olarak ortaya çıktı. Ağustos 2025’te 40’tan fazla tekneyle Gazze’ye yönelen ve aralarında iklim aktivisti Greta Thunberg gibi tanınmış isimlerin de bulunduğu yüzlerce aktivisti taşıyan önceki Sumud girişimi İsrail tarafından durdurulmuş; aktivistler gözaltına alınıp daha sonra sınır dışı edilmişti. (P/AA)