“Almanya’da Müslüman Karşıtı Irkçılık Toplumun Temel Değerlerini Hedef Alıyor”
Almanya’da Marwa el-Sherbini'nin öldürülüğü 1 Temmuz tarihi, Müslüman Karşıtı Irkçılıkla Mücadele Günü olarak anılıyor. Müslüman kurumlar ve sivil toplum kuruluşları, artan nefret vakalarına dikkat çekerek mevcut verilerin ciddiye alınmasını ve Müslüman karşıtı ırkçılıkla daha kararlı mücadele edilmesini talep ediyor.
Almanya’da her yıl 1 Temmuz’da sivil toplum kuruluşları ile Müslüman kurumların öncülüğünde Müslüman Karşıtı Irkçılıkla Mücadele Günü anılıyor. Bu gün, 2009 yılında Dresden Eyalet Mahkemesinde görülen bir duruşma sırasında aşırı sağcı Alex W. tarafından öldürülen Marwa el-Sherbini’nin (Merve el-Şerbini) katledilişinin yıl dönümüne ithafen düzenleniyor. Anma günü, yalnızca Marwa’yı hatırlatmayı değil, aynı zamanda Almanya’da giderek görünür hâle gelen Müslüman karşıtı ırkçılığa karşı toplumsal farkındalığı artırmayı ve mücadeleyi güçlendirmeyi de amaçlıyor.
“Müslüman Karşıtı Irkçılık Toplumun Değerlerini Hedef Alıyor”
İslam Toplumu Millî Görüş (IGMG) Kadınlar Teşkilatı Başkanı Aynur Handan Yazıcı ile Kadınlar Gençlik Teşkilatı Başkanı Zehra Karataş, Müslüman Karşıtı Irkçılıkla Mücadele Günü dolayısıyla yaptıkları ortak basın açıklamasında, Almanya’da Müslüman karşıtı ırkçılığın hukuk devleti açısından önemli bir sınav teşkil ettiğini vurguladı.
Kadınlar Teşkilatı Başkanı Aynur Handan Yazıcı, Marwa el-Shrerbini cinayetini Almanya için bir dönüm noktası olarak nitelendirerek, 1 Temmuz anmasının sembolik bir gün olmanın ötesine geçmesi gerektiğini ifade etti:
“Hukuk devletini savunanlar, ona sığınanları da korumak zorundadır. Marwa el-Sherbini adalet ararken, kendisini koruması gereken bir yerde, bir adliye binasında öldürüldü. Bu çelişki, bugün de devlete ve topluma önemli sorumluluklar yüklemektedir.”
Müslüman karşıtı ırkçılığın özellikle Müslüman kadınları hedef aldığını belirten Yazıcı, “Bugün hâlâ birçok Müslüman kadın kamusal alanda, eğitim kurumlarında, iş yerlerinde ve resmî dairelerde ayrımcılık ve düşmanca tutumlarla karşı karşıya kalıyor. Eşitlikten söz edenler, bu deneyimleri görmezden gelmemelidir.” ifadelerini kullandı.
Kadınlar Gençlik Teşkilatı Başkanı Zehra Karataş ise Müslüman karşıtı ırkçılığın yalnızca Müslüman bireyleri değil, özgür ve demokratik bir toplumun temel değerlerini de hedef aldığını söyledi. “Irkçılığı kararlılıkla reddetmek; siyasetin, medyanın, eğitim kurumlarının ve sivil toplumun ortak sorumluluğudur.” diyen Karataş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Açık bir toplum, çeşitliliği ne kadar sık dile getirdiğiyle değil; bu çeşitlilik saldırıya uğradığında insanları ne kadar kararlı bir şekilde koruyabildiğiyle kendini gösterir.”
Öte yandan, Almanya’da Müslüman karşıtı ırkçılığı belgeleyen CLAIM ağının yayımladığı son durum raporuna göre, ülkede 2024 yılında 1.926, 2025 yılında ise 4.096 Müslüman karşıtı vaka kayda geçti. Sözlü saldırılardan ayrımcılığa, mala zarar vermeden fiziksel şiddete kadar uzanan geniş bir yelpazeye yayılan bu vakalar, Müslüman karşıtı ırkçılığın boyutunu gözler önüne seriyor. Uzmanlar ve sivil toplum kuruluşları ise kayıtlara geçmeyen vakaların çok daha fazla olduğuna dikkat çekerek, gerçek tablonun açıklanan rakamların ötesinde olabileceğini vurguluyor.
1 Temmuz 2009’da Ne Yaşanmıştı?
Mısır doğumlu eczacı Marwa el-Sherbini, Almanya’nın Dresden kentindeki bir çocuk parkında başörtüsü nedeniyle aşırı sağcı Alex W. tarafından hakarete uğradı. El-Şerbini’nin saldırgan hakkında şikâyette bulunmamasına rağmen açılan kamu davasında taraflar 1 Temmuz 2009’da Dresden Eyalet Mahkemesinde görülen duruşmada karşı karşıya geldi.
Duruşma sırasında Alex W., Marwa el-Sherbini eşi ve o dönem üç yaşında olan oğlunun gözleri önünde defalarca bıçakla saldırdı. Ağır yaralanan El-Şerbini olay yerinde hayatını kaybetti. Saldırıyı engellemeye çalışan eşi Elvi Ali Okaz da polis tarafından saldırgan sanılarak vurularak ağır yaralandı.
Marwa’nın adliye binasında, adalet ararken öldürülmesi Almanya’da ve uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Cinayet, ülkede Müslüman karşıtı ırkçılık tartışmalarında bir dönüm noktası olarak kabul edilirken, 1 Temmuz da sonraki yıllarda Müslüman Karşıtı Irkçılıkla Mücadele Günü olarak anılmaya başlandı.