Savaş

İşgal Altındaki Ukraynalı Çocuklar Rus Ordusunda Savaşmak Üzere Yetiştiriliyor

AGİT bünyesinde yürütülen bir araştırma, Rusya’nın işgal altındaki Ukrayna topraklarında çocukların kimliğini sistematik biçimde dönüştürmeye ve onları gelecekte askerî hizmete hazırlamaya yönelik kapsamlı politikalar uyguladığını ortaya koydu. Tanıklıklar ve uluslararası kuruluşların verileri; ailelerin Rusya pasaportu almaya zorlandığını, okullarda Ukraynacanın engellendiğini ve çocuklara silah kullanımından drone eğitimine uzanan askerî içerikler verildiğini gösteriyor.

İşgal Altındaki Ukraynalı Çocuklar Rus Ordusunda Savaşmak Üzere Yetiştiriliyor
Temsili fotoğraf. | Fotoğraf: Oleg Kopyov - Shutterstock.

Rusya’nın 2014’ten bu yana işgal altında tuttuğu Ukrayna topraklarında yaşayan çocuklara yönelik ideolojik telkin ve askerileştirme politikalarını araştırmamız istendiğinde Kremlin’in işgal uygulamalarına ilişkin genel bir fikrimiz vardı. İkimiz, o dönem Sovyet işgali altında bulunan Letonya ve Doğu Almanya’da büyümüştük. Dolayısıyla Sovyetlerin “çocuk yetiştirme” anlayışına zaten aşinaydık.

Ancak Ukrayna’ya gittiğimizde karşılaştığımız tablo yine de bizi sarstı. Rusya Federasyonu’nun kontrolü altındaki Ukraynalı çocukların kimliğini silmeye yönelik politikalarının sistematik ve zorlayıcı niteliğini gösteren çok sayıda kanıt vardı.

Rusya’nın İşgal Ettiği Yerlerden Kaçan Ukraynalılarla Yapılan Saha Araştırması

Araştırmamız, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı geniş çaplı işgalle bağlantılı insan hakları ihlallerini incelemek üzere Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) tarafından 2022’den bu yana oluşturulan altıncı misyondu. Aynı zamanda doğrudan çocuklara odaklanan ikinci misyondu.

Bu iki misyondan ilki, çocukların zorla Rusya Federasyonu’na nakledilmesini ele almıştı. Bizim görevimiz ise ilk misyonun çalışmalarını ilerleterek Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaş sırasındaki eylemlerinin Cenevre Sözleşmeleri ve Çocuk Haklarına Dair Sözleşme gibi yürürlükteki uluslararası hukuk düzenlemelerini ihlal edip etmediğini değerlendirmekti.

Üç hafta süren misyonumuz boyunca çok büyük miktarda veri topladık ve analiz ettik. Bunlar arasında Birleşmiş Milletler, AGİT, Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği gibi uluslararası kuruluşların hazırladığı yazılı raporlar, değerlendirmeler ve açıklamalar yer alıyordu.

Rusya işgali altındaki Ukrayna topraklarında çocukluk dönemlerinde ideolojik telkin ve askerileştirme uygulamalarına maruz kalmış genç yetişkinlerin tanıklıklarını da hem çevrim içi görüşmelerle hem de yüz yüze mülakatlarla topladık. Ayrıca bir süre işgal altında yaşadıktan sonra Ukrayna hükûmetinin kontrolündeki bölgelere kaçmayı başaran öğretmenleri dinledik.

Kiev ziyaretimiz sırasında Ukrayna’daki kamu kurumlarının ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle de bir dizi görüşme gerçekleştirdik.

9 Temmuz’da AGİT Daimî Konseyine sunduğumuz rapor, yer yer son derece sarsıcı ayrıntılar ve ağır tanıklıklar içeriyor.

18 Yaşına Giren Ukraynalılar, Zorla Rus Ordusuna Alınıyor

Örneğin bize ulaştırılan yazılı tanıklıklardan birinde tanık, yerel okul müdürünün ağır silahlı askerler eşliğinde ev ev dolaştığını anlatıyordu. Müdür, çocuklarını okula göndermeyen ve henüz Rusya pasaportu için başvurmamış aileleri sorgulamış, ebeveynlik haklarının ellerinden alınacağı tehdidinde bulunmuştu. Ayrıca bu baskıya boyun eğmedikleri takdirde çocuklarının kurumlara yerleştirileceğini söylemişti. Devlet gücünün bu denli açık biçimde sergilenmesi karşısında aileler sonunda talepleri kabul etmek zorunda kalmıştı.

Birleşmiş Milletler ve AGİT’in topladığı kanıtlara göre münferit olmaktan çok uzak olan bu olay, yalnızca çocuklara değil, ailelerin tamamına uygulanan baskının boyutunu gösteriyor. Aynı zamanda farklı devlet kurumlarının bu süreçte ne ölçüde iş birliği yaptığını da ortaya koyuyor.

İşgal altındaki bölgelerde yaşayan Ukraynalıların Rusya Federasyonu pasaportu almaya zorlanması, raporumuzda “askere alma hattı” olarak tanımladığımız mekanizma bakımından da önem taşıyor. Çocuklar gelecekte silahlı kuvvetlerde görev yapmaları için sistematik biçimde hazırlanıyor. Rus vatandaşlığına zorlanan erkek çocukları, 18 yaşına girer girmez zorunlu askerlik kapsamına da alınıyor.

Artık bu gençlerin yalnızca olağan askerlik hizmetini yerine getirmediğini gösteren açık kanıtlar var. Birçoğu cephe hatlarına gönderiliyor ve bunların bir kısmı hayatını kaybetmiş durumda.

Ukraynalı Gençler Nasıl Rus Askerlerine Dönüştürülüyor?

Peki bu ideolojik telkin ve askerileştirme sistemi nasıl bir yapıya sahip ve nasıl işliyor? Ukraynacanın okullarda kullanılması yasaklanırken kamusal ve özel hayatta kullanımı da ciddi biçimde engelleniyor. Ukraynalı çocuklara Rus devlet müfredatı doğrultusunda eğitim veriliyor. Bu müfredat artık yoğun bir tarihsel çarpıtma ve ideolojik telkin içeriyor.

Çarpıcı örneklerden yalnızca biri, 11. sınıflar için hazırlanan tarih ders kitabında sözde “özel askerî operasyona” 29 sayfa ayrılması. Kitap, Ukrayna’nın işgalini Batı’nın saldırganlığına karşı verilmiş savunma amaçlı bir karşılık olarak sunuyor. Beşinci sınıftan itibaren daha küçük yaş grupları için hazırlanan farklı versiyonları da 2025-2026 eğitim öğretim yılının başından bu yana işgal altındaki bölgelerdeki okullarda okutuluyor.

Uluslararası Af Örgütü, bu ders kitabını “Rusya’daki ve Rusya işgali altındaki Ukrayna topraklarındaki okul çocuklarını hukuka aykırı biçimde ideolojik telkine tabi tutmaya yönelik açık bir girişim” olarak değerlendirdi.

Ukraynalı çocuklar, Rusya’nın askerileştirme yöntemlerinin tamamına maruz bırakılıyor. Örneğin “Ana Vatanın Güvenlik ve Savunmasının Temelleri” başlıklı ders, 2023-2024 eğitim öğretim yılının başından bu yana işgal altındaki bölgelerde bulunan bütün okullarda zorunlu.

Rus medyasındaki haberlere göre bu düzenleme, “temel askerî eğitimin can güvenliği derslerinin bir parçası olarak geri getirilmesi” anlamına geliyor. BM ise söz konusu programın “başlıca el bombası türleri, hafif silahlar, taşınabilir tanksavar bombaatarları ve keskin nişancı tüfekleri hakkında verilen eğitim de dâhil olmak üzere 170 saatlik askerî eğitim” içerdiğini tespit etti.

Ukraynalı Çocuklardan Rus Ordusuna Asker Yetiştirmek

Uygulamalar bunlarla da sınırlı değil. Vladimir Putin tarafından Aralık 2022’de kurulan “İlkler Hareketi” adlı yurtsever gençlik örgütü, Sovyet döneminden kalma bir askerî savaş oyununu yeniden canlandırdı. Bu oyun, 2024 eğitim öğretim yılının başından itibaren işgal altındaki bölgelere de yayıldı.

Oyundaki askerî faaliyet simülasyonları kapsamında çocuklar ordulara ayrılıyor. Silahların sökülüp takılması, insansız hava araçlarının kullanılması, “taarruz birlikleri” gibi hareket edilmesi ve “askerî-taktik” engelli parkurların tamamlanması konularında eğitim alıyorlar. Ayrıca siber savaş ve enformasyon operasyonları üzerine tatbikatlar yapıyorlar.

Savaş Araştırmaları Enstitüsü, sahnelenen bu oyunu “Ukraynalı çocukları askerîleştirmek, onları Ukrayna kimliklerinden uzaklaştıracak biçimde ideolojik telkine tabi tutmak ve Rus ordusu adına savaşmaları için eğitmek amacıyla işgal altındaki Ukrayna’nın tamamında faaliyet gösteren daha geniş bir Rus ekosisteminin” parçası olarak tanımlıyor.

Rusya, bütün bunların yapıldığını inkâr etmiyor. Aksine üst düzey Rus yetkililer, Ukraynalı çocuklara yönelik ideolojik telkin ve askerileştirme politikalarını açıkça savunuyor. Örneğin daha önce Devlet Duması Eğitim Komitesi Başkan Yardımcılığı yapan ve hâlen Rusya İnsan Hakları Komiseri olan Yana Lantratova, özellikle Rusya işgali altındaki Ukrayna’da yaşayan çocuklardan söz ederken Rusya Federasyonu’nun “her şeyden önce en önemli meseleyle, yani çocuklarımızla ilgilenmesi gerektiğini” söyledi. Lantratova, “Onları geliştirmeli ve aydınlatmalı, içlerinde ana vatan duygusunu yeşertmeliyiz.” ifadelerini kullandı.

Ancak söz konusu çocuklar Rus değil, Ukraynalı.

Raporumuz için topladığımız kanıtlar, Rusya’nın işgal politikalarının kontrolü altındaki bölgelerde yaşayan Ukraynalı çocukların ideolojik telkine tabi tutulması ve askerileştirilmesi bakımından uluslararası hukukun ağır ihlalleri anlamına geldiğine dair hiçbir şüphe bırakmadı.

Örneğin işgal altındaki bölgelerde eğitim sisteminin hukuka aykırı biçimde dönüştürülmesi, Lahey Yönetmeliği’nin 43. maddesi ile Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’nin 50. maddesinin açıkça ihlali niteliğinde.

Bu nedenle bütün taraflara, devam eden savaşta ve yürütülecek tüm müzakerelerde Ukraynalı çocukların güvenlikleri, kimlikleri ve aile hayatları bakımından karşı karşıya bulunduğu ağır koşulları derhâl ve gerçek anlamda dikkate alma çağrısında bulunduk.

Kiev’de görüştüğümüz kişilerden birinin sözleriyle: “Savaşı sona erdirecek herhangi bir anlaşma yalnızca kilometrelerden ibaret olamaz.”

NOT: Bu yazının İngilizce aslı, 31 Temmuz’da The Conversation tarafından yayımlanmıştır. Orijinal içerik Creative Commons Attribution 4.0 International (CC BY 4.0) lisansı altında tercüme edilmiştir.

Stefan Wolff

Stefan Wolff, Birmingham Üniversitesinde uluslararası güvenlik profesörü ve siyaset bilimcidir. Çalışmaları etnik çatışmaların ve iç savaşların çözümü, çatışma sonrası yeniden yapılanma ve Avrasya’daki büyük güç rekabetine odaklanmaktadır.

Yazarın diğer yazıları

Elīna Šteinerte

Elīna Šteinerte, Bristol Üniversitesi İnsan Hakları Uygulama Merkezinde misafir araştırmacı olarak görev yapan akademisyen ve insan hakları hukukçusudur. BM İşkenceyi Önleme Alt Komitesi üyesi olan Šteinerte, keyfî tutukluluk, göçmenlerin idari gözetimi ve çocuk hakları alanlarında çalışmaktadır.

Yazarın diğer yazıları

Hervé Ascensio

Hervé Ascensio, Paris 1 Panthéon-Sorbonne Üniversitesinde uluslararası hukuk profesörüdür. Uluslararası Adalet Divanı önündeki çeşitli davalarda danışmanlık yapan Ascensio’nun çalışmaları uluslararası kamu hukuku, ceza hukuku ve ekonomi hukukuna odaklanmaktadır.

Yazarın diğer yazıları
Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler