Savaşın Rusya’ya Ağır Faturası: Cephede İlerleme Durdu, Zayiat 1,4 Milyona Ulaştı
Yeni bir rapora göre Rusya’nın Ukrayna’daki toplam zayiatı 1,4 milyona, can kaybı ise 450 bine yaklaştı. Raporda, yapay zekâ destekli dronlar, derinlikli savunma hatları ve yavaşlayan kara harekâtı nedeniyle Rus ordusunun cephede askerî inisiyatifi büyük ölçüde kaybettiği belirtilirken, artan maliyetlere rağmen Putin yönetiminin savaşı tırmandırma ihtimalinin sürdüğü değerlendiriliyor.
Şubat 2022’de başlayan geniş çaplı askerî işgalin üzerinden geçen zaman, Rusya için savaşın maliyetini giderek daha taşınmaz bir noktaya çekiyor. Yapılan son tahminlere göre bugün Ukrayna topraklarındaki can kaybı, İkinci Dünya Savaşı’nın dönüm noktası kabul edilen ve insanlık tarihinin en kanlı çatışması olarak bilinen Stalingrad Muharebesi ile kıyaslanabilecek bir seviyeye gelmiş durumda. Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezinin (CSIS) yayımladığı yeni rapora göre artan kayıplar ve cephede yaşanan tıkanıklıklar nedeniyle Rusya, Ukrayna’da askerî inisiyatifi büyük ölçüde kaybetmiş durumda.
Rusya’nın En Zor Savaşı: 1 Milyon 400 Bin Zayiat
CSIS raporunun derlediği veriler, Rus ordusunun performansını somut bir zemine oturtuyor. Rapora göre, Şubat 2022 ile Haziran 2026 arasında verilen 450 bin ölü ve 1,4 milyon zayiat, modern askerî tarih açısından inanılmaz boyutlarda. Rusya nüfusunun yaklaşık yüzde birine tekabül eden bu güncel zayiat tahminleri, resmî açıklamalar yapılmasa da Batılı devletlerin istihbarat kurumlarının hesaplamalarıyla büyük ölçüde örtüşüyor.
Araştırmacılar, Rusya’nın Ukrayna’da verdiği can kaybının, Amerika Birleşik Devletleri’nin İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana girdiği tüm savaşlarda verdiği toplam kayıpların dört katından daha fazla olduğunu belirtiyor. Kendi tarihiyle kıyaslandığında ise tablo daha da karanlık. Rusya’nın Ukrayna’daki kayıpları, Sovyetler Birliği’nin 1980’lerde Afganistan’da verdiği kayıpların 28 katını, Birinci ve İkinci Çeçen savaşlarındaki ölü sayısının ise 18 katını aşıyor. Bu rakam, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana gerçekleşen tüm Sovyet ve Rus savaşlarının toplam can kaybının tam dokuz katına denk geliyor.
Üstelik bu yüksek zayiat oranları, Rusya’nın askere alma kapasitesini de aşmış durumda. 2026 yılı itibarıyla Rusya’nın aylık asker alım kapasitesi 27 bin civarında kalırken, aylık zayiat oranı 30 bini aşıyor. Savaşın büyük bir bölümünde Rusya ile Ukrayna arasındaki zayiat oranı Ukrayna lehine ikiye bir veya üçe bir seviyelerinde seyrederken, 2026’nın ilk yarısında bu oran dramatik bir şekilde sekize bire kadar yükseldi. Bir başka deyişle, öldürülen, yaralanan veya kaybolan her bir Ukrayna askerine karşılık sekiz Rus askerî cephe dışı kalıyor. Araştırma, Ukrayna güçlerinin aynı dönemde 525 bin ile 625 bin arasında zayiat verdiğini, can kaybının ise 125 bin ile 150 bin arasında olduğunu tahmin ediyor.
Yapay Zekâ Temelli Savaş Teknolojisi ve Dronlar Cephede Dengeleri Değiştiriyor
Zayiat oranındaki bu keskin artışın arkasındaki en büyük etkenin, Ukrayna’nın hava saldırılarının bir parçası olarak yapay zekâ destekli insansız hava araçlarını yoğun bir şekilde kullanması olduğu ifade ediliyor. Cephe hattının etrafındaki bölge drone’larla öylesine doyurulmuş durumda ki uzmanların “ölüm bölgesi” olarak adlandırdığı bu alana Rus birliklerinin girmesi neredeyse imkânsız hâle geliyor.
Ukrayna ve ABD şirketlerinin ortaklığıyla sahaya sürülen Hornet adlı insansız hava aracı bu değişimin en net örneklerinden biri. Yaklaşık 6 bin dolar maliyeti olan ve 150 kilometreye kadar menzile sahip olan bu tek yönlü otonom saldırı aracı, canlı video akışlarını analiz etmek için yapay zekâdan faydalanıyor. Gece ve gündüz hedefleri tespit edebilen Hornet, uçuşun son aşamasında uydu bağlantısına ihtiyaç duymadan tamamen yapay zekâ ile yönlenerek Rus elektronik harp sistemlerini aşabiliyor. Ukrayna ayrıca, SkyFall gibi şirketler tarafından üretilen yapay zekâ destekli sistemleri, Rusların birinci şahıs görüşlü drone’larını tespit edip imha etmek için de aktif biçimde kullanıyor.
Bu teknolojik dönüşüme Avrupa’dan da önemli destekler geliyor. Deutsche Welle‘nin sahadan aktardığı bir habere göre, Alman savunma şirketi Helsing, Alman hükûmetinin finansmanıyla Ukrayna’ya binlerce yapay zekâ destekli HX-2 savaş drone’u sağlıyor. Özellikle Rus ordusunun ilerlemeye çalıştığı doğudaki Pokrovsk cephesinde aktif olarak kullanılan bu drone’lar, yapay zekâ sayesinde hedefleri bağımsız olarak tespit edebiliyor.
Kötü hava koşullarına ve elektronik harp sistemlerine karşı zaman zaman bağlantı sorunları yaşansa da üretici firma sahadaki askerlerden gelen geri bildirimlerle sistemi sürekli güncelliyor. Ukraynalı askerler, dört adet ön motora sahip olan ve bu sayede yüksek hız ile manevra kabiliyeti kazanan HX-2’nin, Rusların meşhur Lancet adlı kamikaze tarzı dronlardan çok daha üstün olduğunu ve Rusya’nın elinde buna eş değer bir model bulunmadığını belirtiyor.
Rusya’nın Cephedeki İlerleyişi Neden Durdu?
Yeni savaş teknolojileri ve Ukrayna’nın derinlikli savunma stratejisi, Rusya’nın kara harekatını neredeyse tamamen durma noktasına getirdi. 2026’nın ilk yarısında Kostiantynivka çevresinde günde ortalama 50 metre, Pokrovsk civarında günde 70 metre ve Sloviansk yönünde günde 90 metrelik bir ilerleme kaydedilebildi. CSIS raporuna göre bu rakamlar, Birinci Dünya Savaşı’nın en yıpratıcı cephelerinden biri olan Somme Muharebesi’ndeki ilerleme hızıyla neredeyse aynı. 2022’de günde üç bin ile yedi bin metre arasında ilerleyen Rus ordusunun şu anki hızı, o günlere kıyasla otuz ila yüz kat daha yavaş.
CSIS araştırmacıları bu tabloyu Rusya’nın yıpratma savaşı stratejisine, müşterek harekatları etkili bir şekilde yürütememesine, zayıf taktiklere, yolsuzluğa ve düşük morale bağlıyor. Büyük zırhlı birliklerle saldırmak yerine, küçük ve genelde eğitimsiz piyade gruplarını sızma taktikleriyle öne sürmek, ölüm bölgesinde fark edilen küçük grupların sürekli yok edilmesiyle sonuçlanıyor.
4 Yıllık Savaşın Giderek Artan Faturası Rusya’yı Vuruyor
Bu ağır kayıplar sadece cephe hattıyla sınırlı kalmıyor; savaşın etkileri Rusya’nın içlerine, büyük şehirlere ve sıradan halkın günlük yaşamına kadar uzanıyor. CNN‘in analizine göre bu kayıplar Rusya coğrafyasına eşit bir şekilde dağılmıyor. Daha yoksul bölgeler ve etnik azınlıklar, savaşın bedelini orantısız bir biçimde ödüyor ve uzak köylerdeki erkek nüfusunun haritadan silindiğine dair haberler giderek daha sık yer buluyor.
Ekonomik sıkıntılar, artan gıda fiyatları, yükselen vergiler ve ifade özgürlüğüne yönelik yoğun baskılar 2026 yılını pek çok Rus vatandaşı için oldukça zor bir hale getirdi. Project Syndicate internet sitesinde yayımlanan analizinde siyaset bilimci Ian Bremmer da bu tabloyu destekleyerek, halihazırda tamamen savaş çabalarını desteklemeye odaklanmış olan Rusya ekonomisinin ciddi ters rüzgarlarla karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Merkez Bankasının 2026 yılındaki büyümenin yüzde 0,5 gibi düşük bir seviyeye inebileceği konusunda uyarması bunun en net kanıtı.
Durumun ciddiyetini gösteren en çarpıcı sembollerden biri ise geçtiğimiz mayıs ayında yaşandı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna’nın uzun menzilli saldırıları ve cephedeki zorluklar nedeniyle, Kremlin’in gövde gösterisi yaptığı geleneksel mayıs ayı askerî geçit törenini ciddi şekilde küçültmek zorunda kalmıştı.
Ukrayna, kendi topraklarından çok uzaktaki St. Petersburg ve Moskova’nın yanı sıra, Ukrainka Hava Üssü gibi noktalara uzun menzilli saldırılar düzenlemeyi başardı. Kırım’da yaşanan yoğun saldırılar akaryakıt tedarikini kesintiye uğratırken, plajların kapanmasına, hatta elektrik kesintilerine yol açtı. Bremmer’ın değerlendirmesine göre bu saldırılar, savaşın asla kapılarına dayanmayacağına inanan birçok Rus vatandaşı için illüzyonun parçalanması anlamına geliyor. Nitekim Putin’in 28 Haziran’da devlet televizyonunda bu saldırıların akaryakıt kıtlığı yarattığını itiraf etmesi, halkın yaşadığı zorlukların farkında olduğu sinyalini verdi. Bremmer, birçok cephede baskı altında olan Putin’in çeyrek asırlık iktidarının en sıkıntılı dönemini yaşadığını ve içinde bulunduğu bu zor durumdan kurtulmak için Batı ile çatışmayı tırmandırma riskinin giderek arttığına dikkat çekiyor.
Kilitlenen Cephede Bundan Sonra Ne Olacak?
Savaşın genel gidişatına bakıldığında, uzmanlar Putin’in ana hedeflerinin değişmediğini belirtiyor. Ukrayna’yı doğrudan askerî güçle işgal etmek veya dolaylı yoldan Kiev’e müttefik bir yönetim yerleştirerek ülkeyi yeniden Rusya’nın etki alanına sokmak isteyen Putin, ortak siyasi tarihlerine atıf yaparak Rusları ve Ukraynalıları tek bir halk olarak tanımlamaya devam ediyor. Fakat analistlere göre savaş bu efsaneyi yıkmakla kalmadı, Ukrayna kimliğini daha da güçlendirerek halkı Rusya’dan tamamen uzaklaştırdı.
Bugün gelinen noktada Rusya, 2026 ilkbaharında elindeki topraklardan da olmaya başladı. Nisan ve mayıs aylarında Rus güçleri ele geçirdiklerinden daha fazla toprak kaybederek yaklaşık 400 kilometrekarelik net bir kayıp yaşadı; bu, Ağustos 2024’ten bu yana yaşanan ilk aylık net toprak kaybı olarak kayıtlara geçti. Rus güçleri şu anda Ukrayna’nın yaklaşık yüzde yirmisine tekabül eden 118 bin kilometrekarelik bir alanı kontrol ediyor olsa da, işgal edilen bu alan yıllar sonra ilk kez 2026 baharında büyümeyi durdurdu.
CSIS analize göre savaş şu anda savunan tarafa büyük avantaj sağlıyor. Bu durum Rus saldırılarını durdurduğu gibi, Ukrayna’nın kaybettiği devasa toprakları hızla geri almasını da zorlaştırıyor. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana devletler arası savaşların yüzde 30 ateşkesle, yüzde 16 barış anlaşmasıyla, yüzde 21 ise taraflardan birinin kesin zaferiyle sonuçlandı. Uzmanlar, Ukrayna için en olası umudun, savaşı bir barış anlaşmasına veya ateşkese götürecek bir kilitlenme durumu olabileceğini belirtiyor.
Buna rağmen rapor, Rusya’nın cephedeki başarısızlıklarına ve ekonomik kırılganlıklarına karşın Batı’nın ekonomik ve askerî baskıyı şimdiye kadar tam kapasiteyle kullanamadığı değerlendirmesinde bulunuyor. CSIS’e göre Moskova üzerindeki maliyetler daha da artırılmadığı sürece, Putin’in ülkesini ağır askerî, siyasi ve ekonomik bedeller pahasına savaşa sürüklemeye devam etmesi olası görünüyor.(P)