Deprem

Venezuela 215. Yılına Enkaz Altında Girdi: 50 Bin Kişiden Haber Alınamıyor

Venezuela, 7.2 ve 7.5 büyüklüğündeki depremlerin ardından bağımsızlığının 215. yılına ağır ve çok katmanlı bir insani krizle girdi. Binlerce kişinin hayatını kaybettiği, 50 bine yakın kişiden haber alınamadığı felaket, geçici devlet başkanı Delcy Rodríguez yönetiminin afet müdahalesini ve Washington destekli geçiş stratejisinin kırılganlığını da tartışmaya açtı.

Venezuela 215. Yılına Enkaz Altında Girdi: 50 Bin Kişiden Haber Alınamıyor
Arama kurtarma ekipleri ve arama köpekleri, Venezuela'nın La Guaira bölgesinde depremin ardından ağır hasar gören yerleşim alanlarında enkaz altında kalanlara ulaşmak için çalışmalarını sürdürüyor. | Fotoğraf: ABD Deniz Piyade Kolordusu/Wikimedia Commons

Venezuela, 24 Haziran 2026 tarihinde meydana gelen 7.2 ve 7.5 büyüklüğündeki yıkıcı depremlerin yaralarını sarmaya çalışırken, 5 Temmuz’daki 215. bağımsızlık yıl dönümüne ağır bir insani ve siyasi krizin gölgesinde girdi. Başkent Karakas’ın kuzeyindeki kıyı bölgesi La Guaira’yı ve çevresini vuran sarsıntıların ardından on bir gün geride kaldı. Bir yandan uluslararası arama kurtarma ekipleri ülkeden ayrılmaya hazırlanırken, diğer yandan binlerce aile kayıp yakınlarına ulaşmaya veya hastane morglarındaki cenazelerini teslim almaya çalışıyor. Meydana gelen felaket, 1999 yılındaki ani sel felaketlerinden bu yana ülkenin yaşadığı en ölümcül doğal afet olarak kayıtlara geçerken, aynı zamanda ocak ayında göreve gelen Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez yönetiminin ilk büyük sınavı niteliğini taşıyor.

Al Jazeera‘nin haberine göre, Venezuela İletişim ve Enformasyon Bakanlığı pazar günü yaptığı resmî açıklamada, depremler sonucunda tespit edilebilen can kaybının 3.342’ye ulaştığını ve arama kurtarma çalışmaları ilerledikçe bu sayının daha da artmasının beklendiğini duyurdu. Sadece cuma gününden bu yana ölü sayısında 300’den fazla artış yaşandı ve yetkililer enkaz altından çıkarılan bedenlerle bu sayının daha da yükseleceğini öngörüyor. Aynı verilere göre 16.470 kişi yaralanırken, 17.345 kişi evsiz kaldı. Venezuela devletinin sağladığı barınaklarda ve kurulan çadır kentlerde yaşam mücadelesi veren binlerce insanın yanı sıra, Birleşmiş Milletler verileri hâlen 50.000 civarında insandan haber alınamadığına işaret ediyor. Depremin ardından bugüne kadar 942 artçı sarsıntı kaydedildi.

Arama Kurtarma Süresi Tükeniyor

Enkaz altında hayatta kalma ihtimali için kritik sayılan 72 saatlik pencere çoktan kapandı. Hafta içinde mucizevi bir şekilde birkaç kişi canlı bulunsa da umutların tükenmesiyle birlikte uluslararası kurtarma ekipleri operasyonlarını yavaş yavaş sonlandırıyor. Aralarında Florida, Virginia ve Los Angeles bölgesi itfaiye teşkilatının da bulunduğu ABD’li ve Güney Amerikalı ekipler ülkelerine dönmeye başladı. Los Angeles ekibi, son arama operasyonlarında hiçbir yaşam belirtisine rastlamamalarının ardından görev sürelerini tamamladıklarını açıkladı.

Geçici Devlet Başkanı Rodriguez’in, ayrılan uluslararası ekiplere ve arama kurtarma köpeklerine madalyalar takması, kurtarma misyonlarının resmî olarak kapandığının en somut işareti olarak yorumlandı. La Guaira bölgesinde ise ağır iş makineleri artık ayakta kalamayacak kadar hasar gören yapıları yıkmaya ve enkazı temizlemeye başladı. Bu bölgede çalışan gönüllüler, çalışmaların zorluğunu vurgulayarak hâlâ ceset aradıklarını ve kısa süre önce iki cesedi bularak ailelerine teslim ettiklerini belirtiyor.

venezuela deprem maduro rodriguez trump amerika ekonomik siyasi kriz

Venezuela’nın depremden etkilenen La Guaira bölgesinde çok sayıda apartman ağır yapısal hasar alırken, bölge sakinleri hasarlı yapıların çevresinde yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor. | Fotoğraf: Muhammed Emin Canik/AA

Adli Tıp ve Cenaze Hizmetlerinde Kriz

Arama kurtarma ekiplerinin yerini ağır iş makinelerine bırakması, felaketin adli tıp ve cenaze hizmetleri boyutundaki krizini derinleştiriyor. The Guardian gazetesinin haberine göre, bulunan ceset sayısı arttıkça ailelerin cenazelerini teşhis etme ve defnetme süreci büyük bir mücadeleye dönüşüyor. 25 yaşındaki güvenlik görevlisi José Antonio Toledo’nun hikâyesi bu durumun en net örneklerinden biri. Toledo’nun cansız bedeni, deprem sırasında çalıştığı binanın enkazından çıkarıldıktan sonra yerel bir hastaneye götürüldü. Fakat hastane personeli, kapasitelerinin tamamen dolduğunu belirterek cenazeyi geri çevirdi. Başka bir tesise yönlendirilen beden, en sonunda açık bir otoparka bırakılmak zorunda kaldı.

Ailesi, günler süren aramaların ardından cumartesi günü bir adli tıp doktorunun yardımıyla Toledo’nun cesedini teşhis etti. Ne var ki aile, bir cenaze evinin talep ettiği 450 dolar ederindeki bedeli ödeyemediği için cenazeyle ne yapacağını bilemedi. Gece yarısına doğru belediyenin yerel bir mezarlıkta ücretsiz alan tahsis ettiğini öğrenen López ve kızı, tahsis edilen yeri kaybetmemek için cenazeyi bir tepeden yukarı taşıyarak defnetti. Ailesi en azından sevdiklerini bir toplu mezara gömülmekten kurtardıkları için teselli bulduklarını anlatıyor.

Ölenlerin kimlik tespiti de ayrı bir kriz başlığı. 7.2 ve 7.5 büyüklüğündeki sarsıntıların ardından yedi gündür aralıksız çalışan sağlık çalışanları, kurbanların yüzde 60 ila 70’inin akrabaları veya komşuları tarafından teşhis edilebildiğini söylüyor. Buna rağmen teşhis işlemleri oldukça zor geçiyor. Aileler genellikle dövmeler, yara izleri veya aşina oldukları kıyafetler üzerinden kimlik tespiti yapıyor. Sağlıkçılar, kurbanların durumunu “Gerçek hayattaki hallerine yüzde 10 bile benzemiyorlar” sözleriyle özetliyor.

Kimliği belirlenemeyen cesetler, La Guaira limanında çalışan adli tıp uzmanlarına gönderiliyor. Özel şirketler, cesetlerin muhafazası için büyük soğutuculu konteynerler bağışlasa da ölü sayısının sürekli artması nedeniyle bu önlemler yetersiz kalıyor. Adli tıp teknisyenleri, ceset toplama işlemlerinin üç aya kadar sürebileceğini tahmin ediyor.

Depremin Ekonomik Maliyeti

Felaketin boyutu sadece insani değil, aynı zamanda ekonomik olarak da yıkıcı bir tablo sunuyor. Venezuelalı gazeteci Tony Frangie-Mawad’ın aktardığına göre, BM Kalkınma Programı (UNDP) tarafından yapılan, uydu görüntülerini baz alan hızlı değerlendirmeye göre Venezuela’daki depremlerin doğrudan fiziksel hasarı 4,7 ila 8,7 milyar dolar aralığında tahmin ediliyor. Fakat bu rakam sadece konut ve ekonomik varlıkları kapsarken, UNDP bu tür afetlerde toplam etkinin tipik olarak doğrudan hasar tahmininin 1,5 ila 3 katı olduğunu, bunun da faturayı savaş sonrası yeniden inşaya eşdeğer bir rakam olan 20 milyar dolara kadar çıkarabileceği konusunda uyarıyor.

Ekonomistler ise ülkenin hiç kredisi bulunmadığını ve nüfusun toparlanmayı kendi kendine finanse edemeyecek kadar yoksul olduğunu vurguluyor. Nitekim, yıllık GSYİH’si 2012’de 370 milyar dolardan 2026’da 111 milyar dolara düşen ve 240 milyar dolar civarında borcu bulunan Venezuela, modern tarihin en büyük barış zamanı ekonomik daralmasını yaşarken acil durum borçlanması yapamıyor. Nisan ayında yeniden ilişki kurduğu IMF’nin rezerv varlıklarının ise sadece ince bir dilimini kullanabiliyor.

Deprem Sonrası Venezuela Devletinin Kapasitesi Sorgulanıyor

Bu tabloya rağmen Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez, pazar günü düzenlenen bağımsızlık günü askerî törenlerinde güçlü bir imaj çizmeye odaklandı. Al Jazeera‘nin haberine göre Rodriguez, törende yaptığı konuşmada ülkede sosyal bir kargaşa çıkmayacağını belirterek, sokaklarda yalnızca derin bir sosyal dayanışma bulunduğunu savundu. Rodriguez, uluslararası yardım gelmeden önceki ilk saatlerde ve günlerde devletin müdahalede yavaş kaldığına dair eleştirileri kesin bir dille reddetti. Hükûmetin deprem sonrasındaki çalışmalarını savunan Geçici Devlet Başkanı, binlerce asker ve kamu görevlisinin arama kurtarma çalışmaları için seferber edildiğini dile getirdi.

Muhalifler ve yerel halk ise, 2007’den bu yana iktidarda olan Venezuela Birleşik Sosyalist Partisini (PSUV) kronik kötü yönetim ve yolsuzlukla suçluyor. Eleştirel isimler, bu sorunların ülkenin mevcut felaketle başa çıkma kapasitesini tamamen yok ettiğini öne sürüyor. Bölge sakinleri, uluslararası yardım kuruluşlarıyla birlikte enkazı kendi elleriyle kazdıklarını, gıda ve tıbbi malzeme gibi yardımların geciktiğini ve enkazı kaldırmak için gereken ağır iş makinelerinin yetersiz olduğunu vurguluyor.

Bölge sakinleri, Venezuelalı itfaiyecilerin ne yakıtı ne de aletleri olduğunu ifade ederken, hükûmetin kurtarma çabaları hakkında halkı bilgilendirecek hiçbir yönlendirme yapmadığı ve bağışlanan mallar için resmî toplama merkezleri açmadığı belirtiliyor. Bunun sonucunda da müdahale sivil toplum kuruluşlarına, mahalle derneklerine, kiliselere, okullara, üniversitelere ve özel şirketlere kaldı.

venezuela deprem maduro rodriguez trump amerika ekonomik siyasi kriz

Deprem sonrası ağır hasar alan yapıların bulunduğu bölgede güvenlik önlemleri sürerken, enkaz kaldırma çalışmaları devam ediyor. | Fotoğraf: Muhammed Emin Canik/AA

Venezuela Halkının Tepkileri ve Artan Sosyal Gerilim

Yardımların yetersizliği bir yana, devletin bazı yardım çabalarını doğrudan engellediği de rapor ediliyor. Foreign Policy dergisinde yazan Venezeulalı gazeteci Tony Frangie-Mawad’a göre Mérida eyaletinde Rodriguez’in partisinden bir belediye başkanı, sivil toplum gruplarının toplama merkezleri açmasını yasakladı. Karakas dışından gelen gönüllülerin felaket bölgelerine girebilmesi için başkentten verilmiş özel geçiş belgeleri talep edilirken, Kolombiyalı bir kurtarma ekibinin de Karakas uluslararası havalimanında bürokratik engeller nedeniyle saatlerce bekletildiği iddia ediliyordu.

Halkın öfkesi sokaklara da yansımış durumda; Rodriguez cuma günü Karakas’ın yıkıma uğramış Chacao bölgesini gezerken sakinler tarafından yuhalanırken, Falcón eyaletinde güvenlik güçlerinin etkilenen bölgelere erişimi engellemesinin ardından yerel halkın küreklerle askeri bir kordonu aştığı belirtiliyor. Tepkiler, Rodriguez’in kurtarma görevlilerini La Guaira’da çalışmaya devam etmelerine izin vermek yerine televizyonda yayınlanan bir törene davet etmesi ve afetzedelerle buluşurken 1.000 dolardan daha değerli bir Moncler marka ceket giymesiyle daha da büyüdü. Sokaklardaki bu hayal kırıklığı ve öfke hâlihazırda yağma olaylarına da dönüşmüş durumda; La Guaira’daki Catia La Mar kentinde meydana gelen yağma olaylarına polis ve askerlerin de katıldığına, özellikle hasar gören evlerden ve yıkıntılardan değerli eşyaların çalındığına dair raporlar bulunuyor.

Uzmanlar, afet senaryolarında yağmanın nadir görüldüğünü ve genellikle daha önceki bir sosyal çöküşün işareti olduğunu belirtiyor. Rodriguez ise bu şikayetleri devlete karşı “nefret” kışkırtma çabaları olarak tanımlayarak, Venezuela kurumlarına saldırma girişimleri olduğunu ve hiçbir iç veya dış komploya geçit vermeyeceklerini ifade etti.

Venezuela’ya Saldıran Washington’ın Rodríguez Stratejisi İlk Büyük Sınavını Veriyor

Deprem felaketi, ülkedeki olağanüstü siyasi geçiş sürecinin tam ortasına denk geldi. Eski Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun 3 Ocak’ta ABD askerî operasyonuyla kaçırılıp uyuşturucu ve silah suçlamalarıyla New York’ta yargılanmak üzere hapse atılmasının ardından göreve gelen Rodriguez, altı aylık iktidarının ilk büyük kriziyle yüzleşiyor. Foreign Policy‘nin aktardığına göre, Washington’daki yetkililer Rodriguez’in ABD vesayeti altında yönetmeye ve Venezuela’yı yabancı yatırımcılara açmaya istekli, disiplinli ve teknokratik bir yönetici olacağını düşünüyordu. Aralarında eski Chevron yöneticisi Ali Moshiri’nin de bulunduğu bazı özel sektör devleri, Irak tarzı bir çözülme riskini almaktansa kurumların sürekliliğini ve kesintisiz petrol akışını garanti altına almak için güvenlik aygıtının yerinde tutulması gerektiğini savunarak ABD’nin bu stratejisini desteklemişti. Al Jazeera‘nin aktardığına göre, deprem sonrası ortaya çıkan tepkilere rağmen Trump yönetimi Rodriguez hükûmetinin arkasında durmaya devam ediyor.

Fakat depremin yarattığı hasar ve oluşan otorite boşluğu olarak yorumlanan tablo, Washington’ın Rodríguez üzerinden kurduğu istikrar hesabının ilk büyük stres testinde ciddi biçimde zorlandığını gösteriyor. Aylar önce Rodriguez’in Venezuela’da istikrar ve toparlanmayı garanti edebileceğini düşünen ABD’li yetkililer yanılırken, deprem sadece binaları yerle bir etmekle kalmadı, aynı zamanda Washington’ın güvendiği bu devletin ne kadar kırılgan olduğunu da gözler önüne serdi.

Öte yandan, muhalefet cephesinde ABD yönetimiyle ilişkiler karmaşık bir hal aldı. Medyada yer alan haberler, ABD’nin, Venezuela’nın sürgündeki ana muhalefet lideri Maria Corina Machado’nun ülkeye dönüşüne yardım etme taleplerini defalarca reddettiğini gösteriyor. Maduro yönetimi altında siyasi nedenlerle tutuklanma tehlikesi yaşayarak saklanan Machado, aralık ayında Nobel Barış Ödülü’nü almak için gizlice ülkeden çıkmıştı. Sürgündeki Machado , yardım çalışmalarını çevrimiçi ağlar üzerinden koordine etmeye çalışıyor ve yakında ülkeye dönebileceğinin sinyallerini veriyor.

Hâlihazırda oldukça düşük bir popülariteye sahip olan, Nisan 2026’daki anketlere göre sadece yüzde 31 destek oranı olan Rodriguez hükûmetine karşı Machado’nun bu meydan okuması, doğal afetin kısa süre içinde büyük bir siyasi krize dönüşebileceğine işaret ediyor. (P)

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler