İş Gücü Açığı Büyüyen Almanya’da Mültecilerin İstihdamı 800 Bini Aştı
Almanya’da ülkeye iltica yoluyla gelmiş yaklaşık 800 bin kişi bugün aktif olarak çalışma hayatında yer alırken, istihdam ve girişimcilik verileri göçün ekonomi içindeki ağırlığının arttığını ortaya koyuyor. Ancak araştırmalar, bürokratik engeller ve denklik süreçleri nedeniyle bu katkının iş gücü açığını kapatmada henüz tam karşılık bulmadığına işaret ediyor.
Avrupa’nın en büyük ekonomisi olan Almanya, tarihinin en ciddi demografik darboğazlarından biriyle karşı karşıya. Nüfusun hızla yaşlanmasıyla derinleşen nitelikli iş gücü açığı, göç olgusunu insani boyutun ötesine taşıyarak ekonomik bir zorunluluk hâline getiriyor. 2024 verilerine göre ülkede yaşayanların yüzde 14,8’ini yabancı ülkelerin vatandaşlarından oluşuyor. Uzmanlar, ek göç mekanizmaları devreye alınmazsa 2040’a kadar iş gücü arzının yüzde 10 oranında azalacağını öngörüyor. Bu nedenle Almanya’da mülteci ve sığınmacı statüsüyle bulunan insanların topluma ve iş gücü piyasasına entegrasyonu, artık yalnızca insani bir sorumluluk değil, ekonomik sürdürülebilirlik açısından da kritik bir zorunluluk olarak görülüyor.
Alman İş Gücü Piyasasındaki Mülteci Varlığı
Bundesagentur für Arbeit (Federal İş Ajansı) verileri, ülkeye iltica yoluyla gelmiş ve yerleşmiş iş gücünün entegrasyonunda önemli bir hızlanma olduğunu ortaya koyuyor. Ekim 2025 itibarıyla yaklaşık 800 bin mülteci aktif olarak çalışma hayatına katılıyor. Bunların 695 bini sosyal güvenlik kapsamında tam sigortalı olarak vergi ve prim sistemine doğrudan katkı sağlarken, 104 bin 500’ü -genelde haftalık 8-12 saatlik mesaiye denk gelen- düşük ölçekli işlerde (Minijob) çalışıyor.
Eylül 2025 itibarıyla istihdam oranları, mültecilerin iş gücüne katılımını net biçimde gösteriyor: Genel yabancı nüfusta istihdam oranı yüzde 57,8, ülke genelinde ise yüzde 70,2 seviyesinde. Mülteci kökenlilerde ise oran yüzde 50,2. Bu oran, sosyal yardım alanların yüzde 41,9’unu ve işsizlerin yüzde 27’sini geride bırakıyor. Uzmanlar, bunun mülteci nüfusun ekonomik sisteme yük olmaktan çıkarak aktif katkı sağlayan bir aktöre dönüştüğünün göstergesi olduğunu söylüyor.
Nürnberg merkezli İş Gücü Piyasası ve Meslek Araştırmaları Enstitüsü (IAB) tarafından yapılan araştırmaya göre mültecilerin istihdam oranı son on yılda çarpıcı biçimde artış gösterdi. 2014 sonunda yalnızca 70 bin sigortalı mülteci varken, bugün bu sayı on katını aşmış durumda. Sekiz yıldan uzun süredir ülkede yaşayan mülteci erkeklerin istihdam oranı yüzde 86’ya ulaşarak Alman erkeklerin yüzde 81’lik ortalamasını geride bıraktı. Buna karşın mülteci kadınlarda oran yüzde 33.
Mültecilerin Mesleki Yeterlilikleri ve İstihdamı Zorlaştıran Denklik Süreçleri
Çalışan mültecilerin yüzde 70’i nitelikli işlerde görev yapıyor. DIW verileri, mültecilerin yüzde 60’ının Alman standartlarına göre “Fachkraft”, yani uzman iş gücü kategorisine girdiğini ortaya koyuyor. Bu, Almanya’nın kronikleşen kalifiye eleman açığını kapatmada kritik bir potansiyel olarak değerlendiriliyor.
Bu tablo her ne kadar umut verici olsa da yapısal sorunlar devam ediyor. Mültecilerin yüzde 41’i, eğitim ve mesleki deneyimlerinin altında pozisyonlarda çalışıyor. Uzmanlar buna “de-skilling” diyor. Diploma denklik süreçlerinin yavaş ilerlemesi ve bürokratik engeller, mültecilerin gerçek potansiyellerine uygun işlere erişimini engelliyor. Bu durum hem bireyler hem de Alman ekonomisi açısından verimlilik kaybına yol açıyor. Bu çerçevede, mesleki niteliklerin iş gücü piyasasında tam karşılık bulamaması, mültecilerin istihdamda karşılaştığı yapısal sınırlamalardan biri olarak öne çıkıyor. Denklik ve bürokratik süreçlerin uzaması, iş gücüne katılımın yalnızca ücretli istihdam üzerinden değil, göçmen nüfus içinde girişimcilik gibi alternatif kanallar üzerinden de şekillenmesine yol açıyor.
Göçmen Kökenlilerin Girişimcilik Karnesi ve Sektörlere Göre Dağılım
Göçmenler sadece çalışan olarak değil, işveren olarak da Alman ekonomisine katkı sağlıyor. ifo Migrationsmonitor 2025 verilerine göre yabancılar, nüfus oranlarına göre Almanlardan daha yüksek oranda işletme kuruyor. 2019 verileri, Polonya ve Romanya gibi AB ülkelerinin öncülüğünü koruduğunu, ancak Suriye, Irak ve Afganistan gibi mülteci kökenli ülkelerden gelenlerde de potansiyelin yükseldiğini gösteriyor.
Göçmen işletmeleri özellikle belirli sektörlerde yoğunlaşıyor: Yüzde 35,8’i konaklama ve gastronomi, yüzde 33,6’sı ulaştırma ve lojistik, yüzde 31,3’ü inşaat alanında faaliyet gösteriyor. Uzmanlar, bu katılımın Almanya’nın kronikleşen konut krizinin çözümünde ve tedarik zincirinin sürdürülmesinde kritik rol oynadığını belirtiyor.
Araştırmalar, göçün ekonomik çarpan etkisini de ortaya koyuyor: Her 10 mülteci girişimi, piyasada ortalama 0,7 yeni işletme ve 2,7 yeni tam zamanlı iş yaratıyor. Göçmen işletmelerindeki çıraklık oranı yüzde 6,1, Alman işletmelerinin yüzde 5,5’lik ortalamasını geçiyor. Ancak uzmanlar, girişimlerin yüzde 38’inin “zorunlu girişim” niteliğinde olduğunu ve kalıcı olmaları için danışmanlık, finansmana erişim ve bürokratik destek gerektiğini vurguluyor.
Göçmenlerin Girişimcilik Kapasitesini Kısıtlayan Bürokratik Engeller
Almanya’nın göç politikasında paradigmatik bir dönüşüm kaçınılmaz görünüyor. Artık politikaların, yalnızca “iş gücü açığını kapatma” veya “ucuz emek” hedefiyle değil; inovasyon ve girişimcilik potansiyelini merkeze alacak bir vizyonla sürdürülmelisi gerektiği ön plana çıkıyor. Dil engellerinin azaltılması, finansmana erişimin kolaylaştırılması ve diploma denklik süreçlerinin dijitalleştirilerek hızlandırılması önerilen başlıca adımlar arasında yer alıyor. Uzmanlar, bu reformların Almanya’nın küresel rekabet gücünü doğrudan etkileyeceğini vurguluyor.
Ülkenin ekonomik geleceğinin yalnızca iş gücüne katılım oranıyla değil, bu katılımın niteliği ve girişimciliğin yaratacağı çarpan etkisiyle şekilleneceğini belirten uzmanlar, doğru politikalarla göçün bir maliyet unsuru olmaktan çıkarak büyümenin itici gücüne dönüşebileceğini ifade ediyor. (P)