Abrahamisches Forum

Almanya’da Dinî Cemaatler Tabiatı Korumak İçin Bir Araya Geliyor

Almanya’da farklı inanç toplulukları, biyolojik çeşitliliğin korunması amacıyla ortak bir platformda bir araya geldi. "İbrahimî Forum" (Abrahamisches Forum) bünyesinde beş yıl süreyle faaliyet gösterecek olan “Dinler Tabiatı Koruyor” adlı yeni çalışma grubu, tabiatı korumaya yönelik projeleri koordine edecek.

Almanya’da Dinî Cemaatler Tabiatı Korumak İçin Bir Araya Geliyor
Berlin İslam Federasyonu bünyesinde hizmet veren Mevlana Camii | Fotoğraf: shutterstock.com | Değişiklikler: Perspektif

Almanya’da her sene Federal Çevre Bakanlığı ve Tabiatı Koruma Dairesi tarafından gerçekleştirilen Doğa Bilinci Araştırması’na göre ülkede yaşayan her dört kişiden üçü, tabiat ve iklim krizine karşı geniş çaplı bir dönüşümün gerekli olduğu görüşünde. Aynı araştırma, Alman toplumunda, dünyanın taşıma sınırlarına ilişkin yüksek bir farkındalığın bulunduğunu da ortaya koyuyor.

Bununla birlikte, dünyanın karşı karşıya kaldığı çevre krizine dair farkındalık yüksek olmasına rağmen, bilinç ile eylem arasında ciddi bir boşluk da mevcut. Zira araştırma, Almanya’da çevre ve iklim kriziyle mücadele için yaşam ve ekonomik üretim biçimlerinin sosyo-ekolojik olarak dönüşmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Araştırmanın temel tavsiyesi ise, tabiatı korumak için bireylerin, toplumsal aktör ve farklı sektörlerin bir araya gelerek ortak bir amaç için çalışması.

Çalışma Grubu: “Dinler Tabiatı Koruyor ve Ekolojik Bilinci Teşvik Ediyor”

Almanya’da 2001 yılında İbrahimi üç dinin, Hristiyan, Müslüman ve Yahudi cemaatlerin bir araya gelerek oluşturduğu İbrahimî Forum (Abrahamisches Forum), çevre krizine dindarların katkısını sağlamak amacıyla bir çalışma grubu hayata geçirdi.

“Dinler tabiatı koruyor ve ekolojik bilinci teşvik ediyorlar” isimli çalışma grubunda Aleviler, Bahailer, Budistler, Ezidiler, Hindular, Hristiyanlar, Müslümanlar, Sihler ve Yahudilerden oluşan dokuz farklı inanç topluluğu, doğayı ve biyolojik çeşitliliği koruma hedefiyle ortak çalışmalar yürütecek. Çalışma grubu, dinî toplulukların çevre ve doğa koruma alanındaki potansiyelini harekete geçirmeyi amaçlıyor.

İbrahimî Forum’un taşıyıcılığını yaptığı projenin 2031 yılına kadar sürmesi ve Federal Tabiatı Koruma Dairesi tarafından finansal olarak desteklenmesi planlanıyor. Projenin ana finansörü olan Federal Tabiatı Koruma Dairesi’ne göre özellikle büyük dünya dinleri, kendi ilahiyatlarından ve yaratılışa dair kabullerinden hareketle tabiatı koruma konusunda çok daha büyük bir rol oynayabilir. Özellikle semavi dinlerde ağaçlar, bitkiler ve hayvanlara yapılan atıflar, günümüzün ekolojik ve sürdürülebilir dönüşüm süreci için önemli hareket noktaları sunuyor.

İbrahimî Forum’un bünyesinde oluşturulan çalışma grubu ile dinlerin çevre ve doğa ile olan ilişkilerinin görünür kılınması ve eylem odaklı yaklaşımların geliştirilmesi hedefleniyor. Proje kapsamında daha somut olarak cami bahçelerinin biyolojik çeşitliliği destekleyen yeşil alanlara dönüştürülmesi, tehlike altındaki hayvan ve bitki türleri için bu alanlarda yaşam alanlarının oluşturulması ve dinî referanslardan hareketle tabiatı koruma günlerinin hayata geçirilmesi planlanıyor.

Çalışma grubu, önümüzdeki dönemde üç temel faaliyet düzenleyecek. Bu kapsamda 21 Mart’ta “Ağaçlar için Beş Hafta” kampanyası başlatılacak. 6 ila 11 Eylül 2026 tarihleri arasında Dindarlararası Doğa Koruma Günleri hayata geçirilecek ve son olarak da her dinî cemaat içinde doğa temalı bayram ve etkinliklerde dindarlararası karşılaşma ve tanışma imkânları sağlanacak.

Dindarların Biyolojik Çeşitliliğe Katkısı

Çalışma grubunun açılış toplantısında konuşan Almanya Federal Doğa Koruma Dairesi (BfN) temsilcisi Liridon Hoxha, Almanya’nın “Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Stratejisi 2030” hedeflerinin hayata geçirilmesinde dinî toplulukların faaliyetlerinin desteklenmesinin önemli olduğunu vurguladı.

İbrahimî Forum Genel Müdürü Jürgen Micksch ile proje sorumlusu Dr. Claudia Willms ise dinlerin doğa koruma alanında büyük bir toplumsal etki gücüne sahip olduğuna dikkat çekti. Dinî cemaatlerin hem geniş kitlelere ulaşabilmesi hem de etik ve ahlaki referanslar sunabilmesi, çevre bilincinin yaygınlaşmasında önemli bir imkân olarak değerlendiriliyor.

Projeyi destekleyen kurumlardan birisi olan İslam Toplumu Millî Görüş (IGMG) Genel Sekreteri Ali Mete, Perspektif’e yaptığı açıklamada özellikle Müslüman cemaatlerin tabiat koruması alanında çalışmalarının önemine dikkat çekti. Mete açıklamalarına şöyle devam etti:

“Camilerimiz, yalnızca ibadet edilen mekânlar değil; aynı zamanda kâinata karşı sorumluluk duygusunun ve toplumsal katılımın güçlendiği merkezler. Biz kendimizi yeryüzünün sahipleri olarak değil, emanetçileri olarak görüyoruz. Kur’ân-ı Kerîm’de insanın ‘halife’ olarak tanımlanması, tabiat üzerinde sınırsız bir tasarruf yetkisine sahip olmadığını, bu emaneti sorumluluk ve titizlikle koruma görevi olduğunu ortaya koymaktadır.”

İklim krizi, biyolojik çeşitliliğin kaybı ve doğal kaynakların hoyratça tüketimi karşısında Müslüman cemaatlerin sorumluluklarını daha yüksek bir bilinçle yerine getirmesi gerektiğini söyleyen Mete, “İsrafı yasaklayan, ölçü ve mizanı esas alan bir inanç geleneğinin mensupları olarak çevre bilincini gündelik hayatımızın merkezine yerleştirmeliyiz. Camilerimizin bahçelerini biyolojik çeşitliliği destekleyen alanlara dönüştürmekten enerji tasarrufuna, gençlerimize yönelik çevre eğitimlerinden yerel çevre projelerine kadar geniş bir yelpazede çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bunları yaparken tabiatı korumayı yalnızca çevreci bir hassasiyet olarak değerlendirmiyoruz, bu biz Müslümanlar için kulluk bilincinin de bir gereği. Zira toprağa, suya, ağaca ve tüm canlılara emanet bilinciyle yaklaşmak, bizim temel esaslarımız arasında yer alıyor.” dedi.

“Dinler Doğayı Koruyor” projesi, Federal Doğa Koruma Dairesi (BfN) tarafından, Federal Çevre Bakanlığı kaynaklarıyla yürütülen “Biyolojik Çeşitlilik Federal Programı” kapsamında destekleniyor. Çalışma grubunun kuruluş toplantısı, Mainz’daki Hessen ve Nassau Evanjelik Kilisesi Eğitim ve Toplum Merkezi’nde 13 Şubat 2026’da gerçekleştirildi.

admin

Lisans eğitimini Münster Üniversitesinde Sosyoloji ve Siyaset Bilimi bölümlerinde çift anadal olarak tamamlayan Kandemir, Duisburg-Essen Üniversitesinde sosyoloji yüksek lisans eğitimini sürdürmektedir. Ağırlıklı çalışma alanları göç sosyolojisi ve ulusaşırı Türk toplulukları olan Kandemir Perspektif dergisi editörüdür.

Yazarın diğer yazıları
Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler