Gazze Şeridi

“Barış Kurulu” İlk Defa Toplandı: Finansman Açıklandı, Meşruiyet Tartışmaları Sürüyor

Donald Trump’ın başkanlığında Washington’da toplanan Barış Kurulu’nda ABD’nin 10 milyar dolarlık katkısı ve dokuz ülkenin 7 milyar doları aşan taahhüdü açıklandı. 20 bin kişilik uluslararası güç planı ve yeniden inşa vizyonu gündeme gelirken, Gazze’nin salt ekonomik projeksiyonlarla ele alınması, Filistinli temsilin yokluğu ve Kurul’un meşruiyeti yine tartışma konusu oldu.

“Barış Kurulu” İlk Defa Toplandı: Finansman Açıklandı, Meşruiyet Tartışmaları Sürüyor
Gazze amacıyla kurulan Barış Kurulu ilk toplantısını, ABD Başkanı Donald Trump'ın başkanlığında Washington'da yaptı. | Fotoğraf: Murat Gök - AA.

Gazze’nin yeniden inşası ve güvenliğinin sağlanması amacıyla oluşturulan Barış Kurulu, 19 Şubat 2026’da Washington’da ilk toplantısını gerçekleştirdi. Toplantıya başkanlık eden ABD Başkanı Donald Trump, ABD’nin Kurul’a 10 milyar dolarlık katkı sağlayacağını açıkladı. Trump ayrıca dokuz ülkenin toplamda 7 milyar doları aşan bağış taahhüdünde bulunduğunu duyurdu.

Toplantı, Trump’ın Ekim 2025’te duyurduğu 20 maddelik Gazze planının ikinci aşaması kapsamında düzenlendi. Plan, 17 Kasım 2025’te Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) tarafından alınan 2803 sayılı kararla “geçici ve sınırlı bir çerçevede” tanınmıştı. Karar, Gazze’de 2027’ye kadar geçici bir idari ve koordinasyon yapısına izin verirken, Kurul’un BMGK’ye düzenli rapor sunmasını öngörüyor. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Kurul’un yürütme organında yer alan isimler de toplantıya katıldı. 45’ten fazla ülkenin Kurul’da temsil edildiği bildirildi.

ABD’den 10 Milyar Dolar, Dokuz Ülkeden 7 Milyar Doların Üzerinde Katkı

Trump konuşmasında, ABD’nin 10 milyar dolarlık katkısını “iki haftalık savaş maliyetine denk, küçük bir rakam” olarak nitelendirdi. Bu kaynağın Kongre onayına tabi olup olmayacağına ilişkin ise ayrıntı verilmedi.

Trump’ın açıkladığı listeye göre Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Fas, Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan, Özbekistan ve Kuveyt toplamda 7 milyar dolardan fazla bağış taahhüdünde bulundu. Bu rakam, uluslararası kuruluşların bölgenin yeniden inşası için gerekli olduğunu söylediği 70 milyar doların sadece küçük bir kısmını oluşturuyor.

Ayrıca Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisinin (OCHA) Gazze için 2 milyar dolarlık ilave bağış toplamayı kabul ettiği belirtildi. Japonya’nın da yeni bir bağış etkinliği düzenleyeceği açıklandı.

Toplantıda söz alan Dünya Bankası Grubu Başkanı Ajay Banga, yeniden inşa projeleri için ayrılacak kaynağın Dünya Bankası bünyesinde oluşturulan “Gazze Yeniden İnşa ve Kalkınma Fonu” altında toplanacağını söyledi. Banga, fonun uluslararası standartlara uygun şekilde yönetileceğini ve Barış Kurulu için Dünya Bankası’ndan bir finansal denetçi görevlendirildiğini açıkladı.

Uluslararası basında yer alan analizlerde, Barış Kurulu Şartı’na göre bazı ülkelerin yüksek mali katkı karşılığında daha kalıcı üyelik statüsü elde edebileceği yönündeki düzenlemelere dikkat çekildi. Trump daha önce kalıcı üyelik için 1 milyar dolar şartı arayacağını açıklamıştı.

Gazze’ye 20 Bin Kişilik Uluslararası Askerî Güç Gönderilmesi Planlanıyor

Toplantının güvenlik başlığında “Uluslararası İstikrar Gücü” (ISF) planı öne çıktı. ABD’li General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Arnavutluk, Kazakistan ve Kosova’nın asker göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Endonezya’nın 8 bine kadar asker hazırlığında olduğu belirtildi.

Jeffers, ISF’nin ilk etapta Refah’a konuşlanacağını, daha sonra beş ayrı sektöre yayılacağını söyledi. Orta vadede 12 bin polis ve 20 bin askerden oluşan bir güvenlik mimarisinin hedeflendiği ifade edildi. Mısır ve Ürdün’ün ise Filistinli bir polis gücünün eğitilmesine katkı sağlayacağı açıklandı. Ancak planın uygulanmasına ilişkin net bir takvim paylaşılmadı.

Trump: “BM ile Yakın Çalışacağız ve Denetleyeceğiz”

BMGK’nin 2803 sayılı kararıyla oluşturulan Barış Kurulu, Gazze’de 2027’ye kadar geçici ve sınırlı bir yetkiyle tanınmış durumda. Çin ve Rusya oylamada çekimser kalmıştı. Kurul’un altı ayda bir Güvenlik Konseyi’ne rapor sunması gerekiyor. Trump konuşmasında Birleşmiş Milletler ile “çok yakın çalışacaklarını” söyledi; ancak aynı zamanda Barış Kurulu’nun BM’nin “potansiyelini gerçekleştirmesini sağlamak üzere onu denetleyeceğini” ifade etti.

Bazı ülkeler ise Kurul’un BM’nin rolünü zayıflatabileceği yönündeki endişelerini kamuoyuna yansıttı. İngiltere, Fransa, Almanya, Norveç ve İsveç gibi bazı Avrupa ülkeleri Kurul’a katılmadıklarını açıkladı. Brezilya, İspanya ve Meksika, Filistinli temsilcilerin yer almamasını gerekçe göstererek üyeliği kabul etmedi. Vatikan da kriz yönetiminin Birleşmiş Milletler çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini bildirdi ve Kurul’a katılmadı.

“Gerçek Test, Ateşkes İhlallerini Durdurmak”

Toplantının ardından Hamas Sözcüsü Hazem Kasım yazılı bir açıklama yaptı. Kasım, Barış Kurulu üyelerinin “gerçek testinin”, İsrail’i ateşkes ihlallerini durdurmaya ve yükümlülüklerini yerine getirmeye zorlayabilmeleri olduğunu söyledi.

Kasım açıklamasında, “Ateşkes yürürlüğe girdiğinden bu yana yaşananlar, gerçek bir baskı olmadığı sürece işgalin bu tür pozisyonları dikkate almadığını göstermiştir.” ifadelerini kullandı. Ayrıca herhangi bir istikrar girişiminin “sorunun kök nedenini, yani işgali ve Filistin halkının tam ve eksiksiz haklarına kavuşmasını” ele alması gerektiğini belirtti. 10 Ekim’de başlayan ateşkesin İsrail tarafından 1300’den fazla kez ihlal edildiği ve bu saldırılarda yaklaşık 500 Filistinlinin hayatını kaybettiği açıklanmıştı.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar ise toplantıda yaptığı konuşmada planın merkezinde Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze’nin askerden arındırılmasının bulunduğunu savundu. Toplantıda yinelenen silahlasızlanma sürecinin nasıl yapılacağı hâlâ netleşmiş değil. İsrail Kabine Sekreteri Yossi Fuchs, 16 Şubat’ta yaptığı konuşmada, ABD’nin Hamas’a silahsızlanması için 60 günlük bir süre verdiğini, İsrail’in bu süreye saygı duyduğunu ancak Hamas’ın sözünü tutmaması durumunda savaşı yeniden başlatmaya hazır olduğunu söylemişti.

Trump Planının Tepki Çeken Yeniden İnşa Vizyonu: “Gazze Rivierası”

Toplantının en dikkat çekici sunumlarından biri, Trump’ın damadı ve danışmanlarından Jared Kushner tarafından yapıldı. Kushner, Gazze’nin yeniden inşası için “7 milyar dolardan fazla kaynağın hazır olduğunu” belirterek, asıl meselenin finansman değil, bu kaynağın “ölçülebilir ve disiplinli şekilde uygulanması” olduğunu söyledi.

Sunumda Refah’tan başlayacak geniş çaplı bir yeniden yapılanma planı detaylandırıldı. İlk aşamada 100 bin konut inşa edilmesi, altyapı için 5 milyar dolarlık kaynak ayrılması ve uzun vadede toplam 400 bin konut kapasitesine ulaşılması hedefleniyor. Ulaşım ağlarının yeniden kurulması, su ve enerji sistemlerinin modernize edilmesi, ticaret koridorlarının açılması ve yüz binlerce kişiye istihdam sağlanması planın temel unsurları arasında yer aldı.

“İbrahimi Geçit” olarak adlandırılan bir ticaret hattıyla Gazze’nin Mısır, İsrail, Ürdün, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri üzerinden Hindistan ve Avrupa’ya bağlanmasının hedeflendiği ifade edildi. Nihai amaç olarak Gazze’nin 10 yıl içinde kendi kendini yöneten, ekonomik olarak entegre bir yapıya kavuşması gösterildi.

Uluslararası basında, bu vizyonun savaşın insani bilançosu ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekildi. Gazze nüfusunun büyük bölümünün yerinden edildiği ve altyapının ağır hasar aldığı bir ortamda “Akdeniz’in yeni yatırım merkezi” ya da “Riviera” benzeri ifadelerin öne çıkması tartışmalara yol açtı.

Kurul’un yürütme organında yer alan eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair de konuşmasında Gazze’nin 25 millik Akdeniz kıyı şeridinin ekonomik potansiyeline vurgu yaptı. Blair’in adı daha önce [Filistinli teknoratlardan oluşan komisyon ile Barış Kurulu arasındaki irtibattan sorumlu] “Gazze Yüksek Temsilcisi” olarak atanacağı yönündeki iddialarla gündeme gelmiş, ancak Irak Savaşı’ndaki rolü nedeniyle gelen tepkiler sonrası bu atamanın gerçekleşmediği bildirilmişti.

Uluslararası basında, bazı iş çevrelerinin Gazze kıyı şeridinde turizm ve emlak yatırımlarına yönelik projeksiyonlarına yer verildi. Toplantıya katılan İsrailli iş insanı Yakir Gabay’ın “Akdeniz Rivierası” benzeri ifadeleri kamuoyuna yansıdı.

ABD’nin başkenti Washington’daki Barış Enstitüsü’nde düzenlenen Barış Kurulu toplantısı sırasında Filistin yanlısı göstericiler ile Halistan hareketi destekçileri protesto gösterisi düzenledi. Göstericiler, binanın önünde toplanarak çeşitli pankart ve sloganlarla tepkilerini dile getirdi. | Fotoğraf: Nathan Posner – AA.

Trump Kurul İçin Daha Fazla Yetki İsterken, Sahadaki Gerçeklik Ne Diyor?

Reuters ve Time gibi yayın organlarının değerlendirmelerinde, Kurul’un finansmanı, hukuki yetki sınırları ve temsil yapısına ilişkin soruların gündemde olduğu belirtildi. Kurul’un Gazze ile sınırlı geçici bir yapı mı olacağı yoksa daha geniş bir uluslararası rol mü üstleneceği henüz netleşmiş değil.

Uluslararası basında yer alan analizlerde, Trump’ın Kurul’a ilişkin hedeflerinin yalnızca Gazze’nin yeniden inşası ve yönetimiyle sınırlı olmadığı, aynı zamanda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin çatışma çözümündeki rolüne meydan okuyan daha geniş bir vizyon içerdiği ifade edildi. Ancak aynı değerlendirmelerde, bu geniş hedeflerin Gazze’deki mevcut sahadaki gerçeklik tarafından sınanabileceği vurgulandı. Ateşkesin daha dar hedeflerinde dahi şu ana kadar sınırlı ilerleme kaydedildiğine dikkat çekildi.

Gazze’de İsrail’in militanlara yönelik olduğunu söylediği saldırılar sürerken, Filistinli sivillerin de hayatını kaybetmeye devam ettiği bildiriliyor. Hamas silahsızlanmış değil. Hamas’ın yerine geçmesi planlanan Filistinli teknokrat komitesinin ise komşu Mısır’da beklediği ve fiilen göreve başlayamadığı aktarılıyor.

Associated Press‘e konuşan Uluslararası Kriz Grubu’nun İsrail-Filistin Proje Direktörü Max Rodenbeck de toplantı öncesinde yaptığı değerlendirmede, Barış Kurulu’nun güvenilirliğinin sahadaki gelişmelere bağlı olacağını söyledi. Rodenbeck, “Eğer bu toplantı sahada hızlı ve somut iyileşmelere -özellikle insani alanda- yol açmazsa, güvenilirliği hızla aşınacaktır.” ifadelerini kullandı.

Toplantı sürerken Aralık 2025’te Donald Trump’ın adı verilen Barış Enstitüsü binası önünde Filistin’e destek gösterileri düzenlendi. Göstericiler, Filistinli temsilcilerin Kurul’da yer almamasını ve İsrail’in katılımını protesto etti. Trump toplantı sırasında İran’ı bölgesel istikrar açısından “tehdit” olarak nitelendirdi ve nükleer programına ilişkin sert mesajlar verdi. Bu açıklamalar, Barış Kurulu’nun yalnızca Gazze ile sınırlı kalmayabileceği yönündeki değerlendirmeleri yeniden gündeme getirdi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise Gazze’deki durumun “mevcut uluslararası yapılar çerçevesinde çözülemeyecek kadar özel bir kriz” olduğunu belirterek Barış Kurulu’nun başka karmaşık krizler için model oluşturabileceğini söyledi. Toplantı sonunda bağış taahhüdünde bulunan ülkeler resmî metinlere imza attı. Trump, “Gazze’yi başarının, güvenliğin ve birliğin örneği yapacağız” dedi.

“Bu Bir Barış Mimarisi Değil, Kontrol Mimarisi”

Vatikan’ı Gazze’de de temsil eden ve toplantı öncesinde görüşleri sorulan Kudüs Latin Patrikhanesi’nin başındaki Kardinal Pierbattista Pizzabella, Kurul’u “sömürgeci bir operasyon”a benzettiğini söylemişti.

Kurul’da İsrail yer alırken 193 BM üyesinden 157’sinin devlet olarak tanıdığı Filistin Ulusal Yönetimi’nden veya Gazze’den davet edilmiş bir temsilcinin bulunmaması, uluslararası basında dikkat çekti. Eski ABD Filistin İlişkileri Özel Temsilcisi Hady Amr, Al Jazeera’ye yaptığı değerlendirmede Kurul’un mevcut yapısını “barış mimarisi değil, kontrol mimarisi” olarak tanımladı. Amr, kalıcı bir barış için Filistin yönetiminin tek çatı altında yeniden birleşmesi ve Filistinlilerin kendi kaderini tayin hakkının esas alınması gerektiğini söyledi. (P/AA)

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler