İsrail’de 27 Ekim’de yapılan parlamento seçimlerinin ardından oy sayımı sürerken, Başbakan Benjamin Netanyahu liderliğindeki iktidar bloku ile eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot’un başını çektiği muhalefet bloku, parlamentoda çoğunluğu sağlayacak sandalye sayısına ulaşamıyor. İlk sonuçlar, hükûmetin geleceğinin partiler arasında yürütülecek müzakerelere bağlı olacağını gösteriyor.
Anadolu Ajansının aktardığı, oyların yüzde 57,3’ünün sayıldığı aşamadaki sonuçlara göre Netanyahu ve müttefikleri 55, Eisenkot liderliğindeki muhalefet bloku ise 49 sandalye çıkarıyor. İsrail vatandaşı Filistinlileri temsil eden Arap partileri toplam 16 sandalyede görünüyor. Böylece iki ana blok da 120 sandalyeli İsrail Meclisinde (Knesset) mutlak çoğunluk için gereken 61 sandalyenin altında kalıyor.
Seçim gecesi yayımlanan sandık çıkış anketlerinde ise iki blok başa baş görünürken Arap partilerine daha yüksek bir sandalye sayısı öngörülüyordu. Sayımın farklı aşamalarında dağılım değişse de mevcut verilerin ortak sonucu, hiçbir blokun kendi bileşenleriyle çoğunluğu elde edememesi.
Kısmi Sayımda Likud Önde, İki Blok da Çoğunluğun Gerisinde
Oy sayımı ilerlerken oluşan kısmi sonuçlarda Netanyahu’nun Likud Partisi 27 sandalyeyle ilk sırada yer alırken, Eisenkot’un Yashar Partisi 21 sandalyeyle ikinci sırada bulunuyor. Likud’un en büyük parti konumunu koruması, Netanyahu’nun mevcut müttefikleriyle hükûmeti kurabileceği anlamına gelmiyor.
Muhalefet kanadında eski başbakanlar Naftali Bennett ve Yair Lapid’in Birlikte Listesi 11, Yair Golan liderliğindeki Demokratlar Partisi 9, Avigdor Liberman’ın İsrail Evimiz Partisi ise 8 sandalye çıkarıyor. Yashar ile birlikte bu partilerin toplamı 49’a ulaşıyor.
Netanyahu blokunda ise Ultra-Ortodoks Yahudileri temsil eden Şas Partisi 7, Birleşik Tevrat Yahudiliği 9 sandalyede görünüyor. Netanyahu’nun aşırı sağcı müttefikleri Itamar Ben-Gvir’in Yahudi Gücü Partisi ile Bezalel Smotrich’in Dinî Siyonizm Partisinin 6’şar sandalye elde edeceği öngörülüyor.
Bu dağılım korunursa Netanyahu bloku çoğunluk için altı, Eisenkot bloku ise 12 ek milletvekilinin desteğine ihtiyaç duyacak. Dolayısıyla hükûmet arayışında, seçim öncesinde çizilen ittifak sınırlarının değişip değişmeyeceği belirleyici olacak.
Arap Partilerinin Sandalye Sayısında Belirgin Artış Bekleniyor
Seçimin en dikkat çekici gelişmelerinden biri, Arap partilerinin Meclisteki temsilini artırma ihtimali. İsrail kamu yayıncısı ile Kanal 13’ün güncellenmiş sandık çıkış anketleri Netanyahu ve Eisenkot bloklarını 51’er sandalyede gösterirken, Arap partilerine toplam 18 sandalye öngördü. Bu tahmin gerçekleşirse söz konusu partilerin mevcut Meclisteki toplam 10 sandalyelik temsili sekiz sandalye artmış olacak. Ancak 18 sandalye henüz kesinleşmiş bir seçim sonucu değil.
Yüzde 57,3’lük sayım aşamasında aktarılan tabloda ise üç partinin birleşmesiyle oluşan Ortak Liste 12, Mansur Abbas liderliğindeki Raam 4 sandalye çıkarıyor. Arap partileri bu aşamada toplam 16 sandalyeye ulaşarak iki ana blokun dışında önemli bir parlamenter güç oluşturuyor.
Kanal 12’nin veridği ilk verilere göre, İsrail vatandaşı Filistinliler arasında katılım yüzde 80 dolayında gerçekleşti. Ülke genelinde katılım da yüzde 77,7’ye ulaşarak son yirmi yılı aşkın dönemin en yüksek seviyesine çıktı.
Uzmanlar Yüksek Katılımı Eşit Yurttaşlık ve Güvenlik Talepleriyle Açıklıyor
Arap seçmenin sandığa yönelişini değerlendiren uzmanlar, hükûmet değişikliği isteğinin arkasında günlük yaşamı doğrudan etkileyen sorunların bulunduğunu belirtiyor.
Givat Haviva Ortak Toplum Merkezi Strateji Direktörü Mohammad Darawshe, seçimden bir gün önce ABD merkezli WBUR radyosuna yaptığı değerlendirmede, Arap vatandaşlar açısından oy vermenin eşit siyasi katılım ve yurttaşlık iddiası taşıdığını vurguladı. Darawshe, bu yaklaşımı “Misafir olarak burada değiliz; devletin ev sahipleriyiz” sözleriyle ifade etti.
Darawshe’ye göre Arap siyasi partileri Eisenkot’tan bütün sorunları çözmesini beklemiyor. Ancak medeni haklar ve yaşam güvenliği konusunda somut iyileşmeler sağlanması, dışarıdan parlamenter destek veya siyasi ortaklık için zemin oluşturabilir.
Aynı programda konuşan kamuoyu araştırmacısı ve Haaretz yazarı Dahlia Scheindlin ise Arap toplumunda örgütlü suç ve cinayetlere ilişkin kaygıların seçmeni harekete geçirdiğini söyledi. Scheindlin, polis teşkilatından sorumlu Ulusal Güvenlik Bakanı Ben-Gvir’in yaklaşımının ve suçla mücadele programlarının gerilemesinin toplumda doğrudan tehdit algısını güçlendirdiğini belirtti.
Scheindlin’in seçim öncesi değerlendirmesine göre, Arap vatandaşları hedef alan siyasi söylem bu kez katılımı azaltmak yerine hükûmeti değiştirme isteğini besleyen bir etkene dönüşüyordu. Bu yorum, yükselen temsilin arkasındaki toplumsal taleplerin anlaşılması açısından da önem taşıyor.
Muhalefetin Açmazı: Arap Desteğine İhtiyaç Duyarken Ortaklığı Reddetmek
Arap partilerinin artan sandalye sayısının hükûmet değişikliğine dönüşmesinin önünde ciddi siyasi engeller bulunuyor. Netanyahu Arap partilerinin desteğine dayanan bir hükûmeti reddederken, Eisenkot ve muhalefet blokundaki diğer bazı liderler de seçim kampanyasında bu partilerle koalisyon kurmaya karşı çıktı.
The Times of Israel’in aktardığına göre, Yahudi partilerinden oluşan muhalefet blokundaki dört partiden üçü, Arap çoğunluklu partilerle koalisyon ortaklığını dışladı. Bu tutumun sürmesi, Netanyahu karşıtlığının ortak bir hükûmet programına dönüşmesini zorlaştırıyor.
Kısmi sayımın ortaya koyduğu aritmetik de muhalefetin seçeneklerini daraltıyor. Eisenkot blokunun 49 sandalyesine Raam’ın dört sandalyesinin eklenmesi, toplamı ancak 53’e çıkarıyor. Aynı tabloda Ortak Liste’nin 12 sandalyesi ise muhalefet blokuyla birlikte tam 61’e ulaşıyor. Bu hesap bir koalisyon anlaşmasına işaret etmese de Ortak Liste’nin hükûmet görüşmelerindeki potansiyel ağırlığını gösteriyor.
Arap partileriyle hükûmet ortaklığının geçmişte kuruldu: Raam’ın 2021’de Bennett liderliğindeki koalisyona katılmıştı. Ortak Liste’den Ahmed Tibi de seçim öncesinde, Netanyahu hükûmetini değiştirecek bir yönetime dışarıdan destek sunabileceklerini açıklamıştı. Al Jazeera’ya konuşan analist Asaf Ronel, Arap partileriyle iş birliğini reddeden seçim vaatlerinin sürdürülmesinin ülkeyi yeniden seçime götürebileceği uyarısında bulunuyor.

İsrail’in kuzeyinde yer alan Nasıra kentinde yaşayan İsrail vatandaşı Arap seçmenler, genel seçimler kapsamında oy kullandı. | Fotoğraf: Adri Salido – AA.
Abu Nassar: “Hükûmet Kurulması İçin Dört Olası Senaryo Var”
İsrail siyaseti uzmanı Wadie Abu Nassar, seçim günü yaptığı değerlendirmede, iki blokun da çoğunluğa ulaşamaması hâlinde dört ihtimalin gündeme geleceğini belirtti: Yeni ortaklarla çoğunluk koalisyonu, Arap partilerinin dışarıdan desteklediği azınlık hükûmeti, ulusal birlik hükûmeti veya yeniden seçim.
Abu Nassar’a göre ilk ihtimal, bloklardan birinin mevcut ittifakının dışından destek bularak çoğunluğa ulaşması. Uzman, Eisenkot’un Haredi partilerinden destek arayabileceğine ilişkin haberlerin bu seçenek kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
İkinci senaryoda Arap partileri kabineye katılmadan Eisenkot hükûmetine parlamentoda destek sağlayabilir. Abu Nassar, bu desteğin konut yıkımlarının durdurulması, Arap yerleşimlerindeki suçla mücadele ve Filistinlilerle siyasi bir perspektif geliştirilmesi gibi taleplerle bağlantılı olduğunu aktardı.
Üçüncü seçenek, Likud ve Yashar’ın başka partilerle birlikte ulusal birlik hükûmeti kurması. Ancak Abu Nassar’a göre muhalefetin temel itirazı Likud’dan çok Netanyahu’nun şahsına yönelik. Bu nedenle böyle bir formül de liderlik konusunda uzlaşma gerektiriyor.
Dördüncü ihtimal ise bütün girişimlerin sonuçsuz kalması ve seçimin yenilenmesi. Abu Nassar, hükûmet kuramaması hâlinde Netanyahu’nun mevcut yönetimin geçici olarak görevde kalmasını sağlayacak bu senaryoyu tercih edebileceğini değerlendiriyor.
Çoğunluğu Kaybetmek, Netanyahu’nun Görevden Ayrılması Anlamına Gelmiyor
İsrail Demokrasi Enstitüsü Başkanı Yohanan Plesner de seçim sonuçlarının siyasi anlamı konusunda temkinli olunması gerektiğini belirtiyor. Reuters’a konuşan Plesner, sandık çıkış anketlerini Netanyahu koalisyonu açısından önemli bir yenilgi olarak değerlendirirken, Eisenkot’un açık bir kazanan olarak ortaya çıkmadığını ve sayım ilerledikçe tablonun değişebileceğini vurguladı.
Scheindlin de seçim öncesinde CBS News’e, Netanyahu’nun koalisyon pazarlıklarındaki deneyiminin bir yıl sonra dahi başbakan kalmasını mümkün kılabileceğini söylemişti.
Bu değerlendirmelerin işaret ettiği temel ayrım, seçimde sandalye kaybetmek ile iktidarı devretmek arasındaki fark. Netanyahu’nun müttefikleriyle çoğunluğa ulaşamaması, karşısındaki partilerin ortak bir hükûmet üzerinde anlaşmasını kendiliğinden sağlamıyor. Muhalefetin kendi içindeki farklılıklar ve Arap partileriyle ilişkisi, sayım sonrasında da siyasi belirsizliğin sürmesine yol açabilir.
Trump, Netanyahu’nun Performansını Kendi Desteğine Bağladı
ABD Başkanı Donald Trump ise sayım devam ederken Netanyahu’ya seçim öncesinde verdiği desteğin yarışın gidişatını değiştirdiğini savundu. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Sonuç, büyük bir başbakan için kesin bir yenilgi olmak yerine, geriden gelerek ulaşılan bir beraberliğe, hatta Netanyahu adına bir zafere dönüştü” ifadelerini kullandı.
Netanyahu’nun beklentilerin üzerinde performans sergilediğini öne süren Trump, bunu kendisinin verdiği destekle ilişkilendirdi. Trump seçim öncesinde İsrailli seçmenlere seslenerek Netanyahu’yu “olağanüstü bir savaşçı başbakan” olarak nitelendirmiş ve seçmenlerden onu desteklemelerini istemişti.
Trump’ın açıklaması, henüz tamamlanmamış sayıma ilişkin siyasi bir değerlendirme niteliğinde. Netanyahu’nun mevcut müttefikleriyle çoğunluğun altında kalması nedeniyle, bu aşamada hükûmeti kurabilecek bir seçim zaferinden söz etmek mümkün görünmüyor.
Sayımın Ardından Gözler Hükûmet Görüşmelerine Çevrilecek
Sonuçların netleşmesinin ardından Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, parti temsilcileriyle görüşerek hükûmeti kurma ihtimali en yüksek gördüğü adaya görev verecek. En büyük partinin lideri olmak, bu görevin otomatik olarak alınacağı anlamına gelmiyor. Görevlendirilen adayın hükûmet kurma süresi, verilecek olası uzatmayla birlikte altı haftaya ulaşabiliyor.
Görüşmelerin başarısız olması hâlinde yeni seçim ihtimali gündeme gelecek; yeni hükûmet kurulana kadar Netanyahu yönetimi geçici olarak görevini sürdürecek. İsrail, benzer siyasi tıkanmalar nedeniyle 2019-2022 döneminde beş kez sandığa gitmişti.
Mevcut tablo, Arap partilerinin artan temsilini hükûmet arayışının merkezine yerleştiriyor. Ancak bu temsilin siyasi etkiye dönüşmesi, muhalefetin iş birliği konusundaki tutumuna ve Arap partilerinin seçmenlerine verdikleri sözler doğrultusunda hangi koşulları öne süreceğine bağlı olacak. (P/AA)










