Avrupa Şehirlerinde Ramazan Işıkları: Yeni Bir Kamusal Gelenek mi?
Ramazan ayında Avrupa şehirlerinin sokaklarında yeni bir manzara ortaya çıkıyor: Hilaller, yıldızlar ve “Happy Ramadan” yazılarıyla parlayan ışıklar. Londra, Frankfurt ve Köln gibi şehirlerde son yıllarda yaygınlaşan bu uygulama, ramazanın Avrupa’da kamusal alanda yeni bir geleneğe dönüşüp dönüşmediği sorusunu gündeme getiriyor. Bu yıl ise Belçika’nın Gent kenti de bu şehirler arasına katıldı. Gent Camiler Birliği ile projenin arkasındaki motivasyonu ve şehirde yarattığı yankıları konuştuk.
Avrupa’da ramazan ayı son yıllarda her zamankinden daha görünür hâle geliyor. Londra, Gent, Frankfurt ve Köln gibi şehirler, kurulan ışıklandırmalar ve düzenlenen etkinliklerle ramazanın atmosferini kamusal alanlara taşıyor. Görünürlüğü arttıran bu tarz düzenlemelerle birlikte ramazan artık yalnızca evlerde ve camilerde yaşanan bir dönem olmaktan çıkıp şehirlerin gündelik hayatında da kendine yer buluyor. Peki özellikle Ramazan ışıkları uygulaması yalnızca tekil girişimler mi, yoksa zamanla şehirlerin kültürel takvimine yerleşecek yeni bir geleneğin başlangıcı mı?
Belçika’da Bir İlk: Hilaller ve Fenerlerle Gent’te Ramazan Atmosferi
Belçika’nın Gent kentinde bu yıl ilk kez ramazan ışıkları şehir sokaklarını aydınlatıyor. Yaklaşık yüz Müslüman esnafın faaliyet gösterdiği Bevrijdingslaan–Phoenixstraat ve Wondelgemstraat caddelerinde kurulan ışıklandırmalar, ramazan ayı boyunca her akşam gün batımında yakılıyor. Girişim, Gent Camiler Birliği (VGM) tarafından koordine edildi. Birliğin başkanı Mohamed Abd El Motleb Omar, Perspektif’e projenin fikrinin birkaç yıl önce ortaya çıktığını anlatıyor:
“Bu proje Belçika’da türünün ilk örneği; daha önce Belçika’daki hiçbir şehirde yapılmadı. Fikrin başlangıcı ise birkaç yıl öncesine dayanıyor. Londra’da ilk kez ramazan ışıkları kurulduğunda biz de Gent’te benzer bir şey yapma fikrini konuşmaya başladık. Şehirde 24 cami var ve bunların 23’ü Gent Camiler Birliğinin üyesi. Türk, Faslı, Pakistanlı ve Afgan camileri gibi farklı kökenlerden toplulukları bir araya getiriyoruz. Bu topluluklarla çok yakın bir ilişkimiz var ve ramazanın şehirde görünür olmasına yönelik bir istek olduğunu hissettik.”
Bu isteğin ardından birlik, yerel esnaflarla temasa geçmiş. Omar’a göre proje büyük ölçüde topluluk içi dayanışma sayesinde hayata geçti:
“Bazı caddelerdeki yerel esnafla iletişime geçtik. Işıkların üretim ve kurulum masraflarını karşılamayı kabul ettiler. Daha sonra Londra’daki ışıkları üreten aynı üreticiyle iletişime geçtik ve belediyeyle gerekli izin süreçlerini başlattık. Kent yönetimi de fikre oldukça olumlu yaklaştı.”
Süreç genel olarak sorunsuz ilerlese de, kamuoyunda yanlış anlaşılmaları önlemek için özellikle şeffaf bir iletişim yürüttüklerini belirten Omar, şu değerlendirmeyi yapıyor:
“Başlangıçta özellikle aşırı sağcı siyasetçilerden tepki gelebileceğini düşündük. Bu yüzden girişimi ve anlatıyı belirli bir çerçeve içinde sunmak istedik ve girişimi detaylıca açıklayan bir yazı yayımladık. Böylece herkes bunun toplum ve esnaf tarafından finanse edildiğini, vergi parasıyla yapılmadığını anlasın istedik. Sonrasında bazı olumsuz tepkiler geldi, özellikle aşırı sağdan. Ama bizi sevindiren şey, aşırı sağ dışında diğer tüm siyasi partilerin girişimi desteklemesiydi.”
Omar’a göre bu tür projelerin en güçlü etkisi özellikle çocuklar üzerinde görülüyor:
“İlk gün ışıklar kurulduğunda sabah erken saatlerde oradaydım. İşe giden insanlar durup ışıklara bakıyordu. Pek çok kişi sokağın çok daha güzel göründüğünü söyledi. Bazı anneler çocuklarının ışıkları gösterip heyecanlandığını anlatıyordu. Bu aslında çok güçlü bir mesaj veriyor: Bu ülke sizin de eviniz.”
Projenin önümüzdeki yıllarda da devam etmesi planlanıyor. Omar, belediyeyle bu konuda görüşmeler yaptıklarını ve ramazan ışıklarının Gent’te zamanla gelenek hâline gelmesini umduklarını söylüyor:
“Eğer bu tür girişimlerle şehirlerimize ramazan atmosferi getirebiliyorsak, bunun için çaba göstermeliyiz. Özellikle bu ülkelerde doğan Müslüman çocuklar için bu çok önemli. Onlar burada büyüyor, okuyacak, çalışacak ve belki de gelecek nesillerini burada yetiştirecekler.”

Gent şehrindeki Brugsepoort adlı caddeye asılan ramazan ışıkları.
Londra: Ramazan Işıklandırmasını İlk Defa Yapan Avrupa Şehri
Ramazan ışıkları projesinin ilk defa hayata geçiren şehir ise 2023 yılında Londra olmuştu. Bu sene de kentin merkezinde 4.sefer ışıklar yerini aldı ve Aziz Foundation tarafından finanse edilen proje kapsamında Londra’nın West End bölgesindeki Coventry Street, 30 binden fazla enerji tasarruflu LED ışık ile aydınlatılıyor.
Projeyle ilgili daha önce Perspektif’e konuşan Aisha Desai, ramazan ayının kamusal alanda temsil edilmesinin önemine dikkat çekmişti. Desai, insanların aidiyet hissi yaşamasını ve Müslümanların kendilerini pozitif bir şekilde temsil edebilmelerini sağlamak istediğini şu sözlerle vurgulamıştı: “Komşularımızla ramazanın anlamını paylaşmak ve farkındalık yaratmak ayrıca Müslümanların kendilerini pozitif bir şekilde temsil edildiklerini hissetmelerini istedim. ”
Bu Ramazan boyunca Coventry Street’de gökyüzünde “Happy Ramadan” mesajı yer alırken, 18 Mart 2026’dan itibaren ışıklar “Happy Eid” mesajına dönüşerek bayramın gelişini simgelemesi planlanıyor.

Ramazan Işıkları, Londra 2023. Fotoğraf: Shutterstock- Zeynep Demir Aslim
Köln: Londra’dan İlham Alan Bir Proje
Londra’daki Ramadan Lights projesinden ilham alan bir diğer şehir ise Almanya’nın en büyük dördüncü şehri konumundaki Köln olmuştu. Yaklaşık 120 bin Müslümanın yaşadığı şehirde ışıklar ilk defa 2024 yılında kuruldu. Projenin başlatıcılarından Saliha Bektaş, Londra’daki atmosferin kendilerine ilham verdiğini şu sözlerle anlatmıştı: “Ramazanda Piccadilly Circus’ta asılı ışıkları görmek çok farklı ve güzel bir duyguydu. İftardan sonra arkadaşlarla oraya gidip o atmosferi yaşıyorduk.”
Ramadan Project Association tarafından bu yıl üçüncü kez düzenlenen proje kapsamında, 30 gün boyunca caddede ışıklı mesajlar sergileniyor ve topluluk için festivalvari bir atmosfer oluşturuluyor. Bektaş, projenin amacını şöyle özetliyor:
“Bu faaliyetlerle çoğulcu bir toplumda yaşamanın güzelliklerini vurgulamak, toplumumuzun kültürel zenginliğini açıkça yaşamak ve bir diyalog platformu oluşturmak istiyoruz. Farklı etnik ve dini kökenlerden gelen insanlar olarak ancak bir araya gelip birbirimizi tanıyabilirsek önyargıları kırabiliriz.”

Almanya, Köln, Venloer Caddesi. Fotoğraf: Mesut Zeyrek – Anadolu Ajansı
Frankfurt ve Utrecht: Çokkültürlülük Mesajı
Yaklaşık 800 bin nüfuslu Frankfurt, 2024 yılında şehir merkezindeki ana caddelerden birini hilaller, yıldızlar ve fenerlerle aydınlatarak Almanya’da bir ilke imza atmıştı. Kent yönetimi bu girişimi, şehirde yaşayan Müslümanlara yönelik kapsayıcılık ve takdir mesajı olarak değerlendirmişti.
Bu yıl da Eski Opera Binası ile Hauptwache’yi birbirine bağlayan ana cadde ramazan ayına özel olarak süslendi. Üçüncü kez kurulan ışıklandırmada “Happy Ramadan” yazısının yanı sıra yıldız, hilal ve fener figürleri yer aldı.
Hollanda’nın Utrecht şehrinde de Lombok semtindeki Kanaalstraat gibi bölgeler hilaller, ışıklar ve “Fijne Ramadan” (Hayırlı Ramazanlar) yazılarıyla süslendi.

Frankfurt’ta kurulan ramazan ayı ışıklandırması. 11 Mart 2024. | Fotoğraf: Mahmoud Mahdi Photo – Shutterstock.
Avrupa’da Ramazan: Açık İftarlar ve Dayanışma
Ramazan ayı Avrupa’da yalnızca ışıklandırmalarla değil, kamusal iftarlar ve kültürel etkinliklerle de görünürlük kazanıyor. Berlin’de Gesundbrunnen Center’ın çatı katında düzenlenen Halal Food Festival, ziyaretçilere dünyanın farklı mutfaklarından helal yemekleri keşfetme imkânı sunuyor. Söyleşiler, müzik dinletileri ve çocuk etkinliklerinin yer aldığı festival iftarla başlıyor.
Londra’da National Gallery, Trafalgar Square ve 22 Bishopsgate gibi simgesel mekânlarda açık iftar sofraları kurulurken, İngiltere’nin Cambridge kentindeki King’s College’da düzenlenen iftar programı yüzlerce Müslüman ve Müslüman olmayan katılımcıyı bir araya getirerek dinler arası buluşmaya sahne oldu.
Ramazan aynı zamanda dayanışma faaliyetlerinin de yoğunlaştığı bir dönem. Brüksel’in Schaerbeek belediyesinde faaliyet gösteren SBAR adlı dernek, ihtiyaç sahipleri için her gün yüzlerce ücretsiz iftar hazırlıyor. Tamamen bireysel bağışlarla yürütülen organizasyonda bir iftarın maliyeti yaklaşık 7,5 avro. Yerel basına konuşan dernek yetkilileri artan ihtiyaca dikkat çekerek şunu söylüyor: “Kimse buradan eli boş dönmez.”
Ramazan Ayı Artık Avrupa Şehirlerinin Kültürel Takviminin Bir Parçası mı?
Londra, Frankfurt, Köln ve Gent gibi şehirlerde ortaya çıkan Ramazan ışıkları, Avrupa’daki Müslüman varlığının kamusal alanda nasıl görünürlük kazandığını gösteren yeni bir şehir pratiğine işaret ediyor. Henüz birkaç şehirle sınırlı olsa da, her yıl yeni örneklerin ortaya çıkması ve bazı belediyelerin bu girişimlere destek vermesi dikkat çekici bir eğilime dönüşmüş durumda.
Benzer bir girişim Almanya’nın Freiburg kentinde de bu yıl hayata geçirildi. Belediye ve dört cami cemaatinin ortaklaşa kurduğu Ramazan ışıklandırması kısa süre sonra aşırı sağcı bir grubun hedefi oldu; elektrik kabloları kesildi ve “Happy Ramadan” yazısı pankartla kapatıldı. Kent yönetimi ve dinî cemaatler saldırıyı kınayarak uygulamanın şehirdeki birlikte yaşamın bir sembolü olduğunu vurguladı. Freiburg’daki saldırı, Ramazan’ın Avrupa şehirlerinde giderek daha görünür hâle gelen kamusal bir deneyime dönüştüğünü gösteriyor. Işıklandırmalar, açık iftarlar ve kültürel etkinliklerle Ramazan, Avrupa’nın çokkültürlü şehir hayatında giderek daha fazla yer buluyor.
Bugüne kadar Avrupa şehirlerinin kamusal takvimi ağırlıklı olarak Noel pazarları, yılbaşı ışıkları ya da paskalya etkinlikleri gibi Hristiyan geleneğiyle ilişkili sembollerle şekilleniyordu. Ramazan ışıkları ise bu takvime yeni bir kültürel katman eklenip eklenmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor. Bu girişimler yalnızca sembolik bir süsleme olarak değil, Avrupa toplumlarının değişen demografisi ve kültürel çeşitliliğinin kamusal alana nasıl yansıdığına dair bir işaret olarak da okunuyor.