ABD’de İsrail yanlısı lobicilik faaliyetlerinin önde gelen kuruluşlarından Amerikan İsrail Halkla İlişkiler Komitesi (AIPAC), beş yıl önce benimsediği seçim finansmanı stratejisini değiştiriyor. Kuruluş, 21 Ekim Çarşamba günü üyelerine gönderdiği mektupta, 2026 ara seçimlerinin ardından federal seçimlerde adaylara resmî destek açıklamayacağını, kendi siyasi eylem komitesi (PAC) aracılığıyla doğrudan bağış yapmayacağını ve belirli adaylara yönelik bağışların yönlendirilmesi uygulamasına son vereceğini duyurdu.
Karar, AIPAC’ın 2021’de doğrudan seçim finansmanına katılmaya başlamasıyla benimsediği yöntemden geri adım attığını gösteriyor. Ancak bu değişiklik, kuruluşun Amerikan seçimlerine sağladığı mali desteğin sona ereceği anlamına gelmiyor. AIPAC, bundan böyle bireysel bağışçılarını desteklediği adaylara yönlendirmeye ağırlık verecek. Kuruluşla bağlantılı, milyonlarca dolarlık seçim harcamaları yapan United Democracy Project (UDP) adlı süper siyasi eylem komitesi de faaliyetlerini sürdürecek.
AIPAC yönetimi üyelerine gönderdiği mektupta kararın, kuruluşun siyasi etkisini artırmak amacıyla yürütülen bir değerlendirmenin ardından alındığını belirtti. Yeni strateji kapsamında, ABD-İsrail ittifakını destekleyen adaylara yönelik bireysel bağışların artırılması ve yeni bağış toplama araçlarından daha fazla yararlanılması hedefleniyor. Kuruluş, böylece daha stratejik, etkili ve esnek bir siyasi yapı oluşturmayı amaçlıyor.
AIPAC yönetimi, değişikliği siyasi etkisini artıracak bir adım olarak sunarken, eleştirmenler farklı bir görüşte. Onlara göre kuruluş, seçimlerde karşılaştığı tepkiler nedeniyle eski yöntemine dönerek adaylara sağladığı mali desteği daha az görünür yollarla sürdürmeye hazırlanıyor.
Doğrudan Bağışlar Bitecek, Milyon Dolarlık Destek Sürecek
AIPAC’ın açıkladığı değişiklik, kuruluşun seçim kampanyalarına sağladığı mali desteğin yalnızca bir bölümünü kapsıyor. Adaylara doğrudan bağış yapan siyasi eylem komitesi faaliyetlerini sürdürecek ancak bundan böyle adaylara para aktarmak yerine parti yönetimleriyle bağlantılı siyasi komitelere ve diğer kuruluşlara bağış yapabilecek.
Asıl büyük harcamaların yapıldığı United Democracy Project ise faaliyetlerine mevcut yapısıyla devam edecek. ABD’de PAC olarak adlandırılan siyasi eylem komitelerinin adaylara doğrudan yapabileceği bağışlar yasal sınırlarla kısıtlanıyor. Buna karşılık super PAC adı verilen kuruluşlar, adayların kampanyalarıyla doğrudan koordinasyon kurmamak koşuluyla seçim reklamlarına ve diğer bağımsız kampanya faaliyetlerine sınırsız miktarda para harcayabiliyor.
Wall Street Journal gazetesinin Federal Seçim Komisyonu (FEC) kayıtlarına dayandırdığı verilere göre UDP, 2026 seçim döneminde 110 milyon doların üzerinde bağış topladı ve 30 Eylül’e kadar 80 milyon dolardan fazla harcama yaptı. AIPAC’ın kendi siyasi eylem komitesinden adaylara doğrudan aktardığı para ise aynı dönemde 3 milyon doların biraz üzerinde kaldı.
Kuruluşun asıl mali gücünü yalnızca kendi komitesinden yapılan bağışlar oluşturmuyor. AIPAC üyeleri, bu seçim döneminde destekledikleri adaylara bireysel olarak 90 milyon dolardan fazla bağış yaptı. Yeni stratejide de bu bağışçı ağının daha etkin kullanılması hedefleniyor.
AIPAC Sözcüsü Deryn Sousa, NPR‘ye yaptığı açıklamada kuruluşun hedeflerinde herhangi bir değişiklik olmadığını vurguladı. Sousa, ABD-İsrail ilişkilerine verilen desteği güçlendirmeye devam edeceklerini belirterek, üyelerin örgütlü bireysel bağışlarının önümüzdeki dönemde daha da artacağını söyledi.
Milyonlarca Dolar Harcandı, Desteklenen Adaylar Seçimleri Kaybetti
AIPAC’ın strateji değişikliğinin arka planında, kuruluşun son seçimlerde karşılaştığı siyasi tepkiler de bulunuyor. Özellikle İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının ardından ABD’nin İsrail’e verdiği destek, Demokrat Parti içerisinde giderek daha fazla görüş ayrılığına yol açtı. Bu ayrışma, AIPAC’ın milyonlarca dolar harcadığı ön seçimlerde de kendisini gösterdi.
En dikkat çekici örneklerden biri Michigan’da yaşandı. Ağustos 2026’da yapılan Demokrat Parti Senato ön seçimlerinde, İsrail’e güçlü desteğiyle tanınan Temsilciler Meclisi Üyesi Haley Stevens ile İsrail’in Gazze’deki saldırılarını soykırım olarak nitelendiren Abdul El-Sayed karşı karşıya geldi.
AIPAC’ın bağlantılı kuruluşu UDP, Stevens’ı desteklemek ve El-Sayed’in kazanmasını engellemek amacıyla 30 milyon doların üzerinde harcama yaptı. Ancak seçimleri El-Sayed kazandı. Böylece AIPAC, bu seçim dönemindeki en yüksek bütçeli müdahalelerinden birinde istediği sonucu alamadı.
Benzer sonuçlar başka eyaletlerde de görüldü. Illinois’in 9. Kongre Bölgesi’nde Mart 2026’da yapılan Demokrat Parti ön seçimlerinde Laura Fine, AIPAC bağlantılı siyasi komitelerin kendisini desteklemek için 5,8 milyon doların üzerinde harcama yapmasına rağmen üçüncü sırada kaldı.
Aynı eyaletin 7. Kongre Bölgesi’nde Melissa Conyears-Ervin, UDP’nin milyonlarca dolarlık desteğine karşın La Shawn Ford’a yenildi. New Jersey’de ise AIPAC’ın desteklediği Tahesha Way, Şubat 2026’daki Demokrat Parti ön seçiminde kuruluşu eleştiren Analilia Mejia karşısında kaybetti.
Bu yenilgilerin tamamını AIPAC’a yönelik tepkiye bağlamak mümkün değil. Adayların yerel siyasi konumları, kampanyalarının içeriği ve seçmenlerin diğer öncelikleri de sonuçlarda rol oynadı. Bununla birlikte AIPAC’ın seçim kampanyalarına yaptığı yüksek harcamalar, bazı yarışlarda İsrail politikasını ve lobi kuruluşlarının Amerikan siyasetindeki etkisini başlıca tartışma konularından biri hâline getirdi.
Demokrat Parti’de AIPAC’tan Uzaklaşan Siyasetçiler Artıyor
AIPAC açısından değişen siyasi ortam yalnızca desteklediği adayların aldığı sonuçlarla sınırlı değil. Kuruluşla geçmişte yakın ilişkiler kurmuş bazı Demokrat siyasetçiler de artık AIPAC’ın mali desteğini kabul etmek istemediklerini açıkça dile getiriyor.
New Jersey Senatörü Cory Booker, Arizona Senatörü Ruben Gallego ve California Valisi Gavin Newsom, AIPAC’tan bağış kabul etmeyeceklerini açıklayan veya bu yönde taahhütte bulunan isimler arasında yer alıyor.
Demokrat Parti içerisindeki İsrail tartışması, Temmuz 2026’da Temsilciler Meclisinde yapılan bir oylamada da belirginleşti. İsrail’e yönelik bazı yardımların kesilmesini öngören değişiklik önergesine 103 Demokrat milletvekili destek verdi. Önerge kabul edilmedi ancak AIPAC’ın bu oylamaya tepkisi dikkat çekti.
Kuruluş, daha önce yeniden seçilmelerini desteklediği ve önerge lehinde oy kullanan bir düzineden fazla Demokrat milletvekilinin bağış bağlantılarını internet sitesinden kaldırdı. Böylece AIPAC’ın desteğinin, adayların İsrail’e ilişkin siyasi tutumlarıyla ne ölçüde bağlantılı olduğu bir kez daha gündeme geldi. AIPAC’a yönelik mesafe yalnızca Demokratlarla sınırlı kalmadı. Cumhuriyetçi Parti’nin bazı kesimlerinde de kuruluşun seçimlerdeki rolüne itirazlar yükseldi.
Times of Israel gazetesinin aktardığına göre Michigan’da Cumhuriyetçilerin Senato adayı Mike Rogers’ın, AIPAC’ın kendisi adına kampanya yürütmesini istemediği öne sürüldü. Haberde, Rogers’ın bu desteğin seçim yarışında aleyhine kullanılmasından endişe duyduğu belirtildi.
Açık Destek Yerine Perde Arkasından Finansman
AIPAC’ın yeni stratejisine yönelik eleştiriler, kuruluşun seçimlerdeki mali etkisinin azalmasından çok, bu etkinin kamuoyu tarafından nasıl takip edilebileceği üzerinde yoğunlaşıyor. Washington Post gazetesinin haberine göre AIPAC ve bağlantılı siyasi yapılanmaları, Michigan’daki Senato yarışında Cumhuriyetçi Mike Rogers’ı destekleyen bir kuruluşa yaklaşık 9 milyon dolarlık mali destek sağlamak üzere harekete geçti. Söz konusu aktarım, Federal Seçim Komisyonunun genel seçimlerden önceki son düzenli bağış bildirim tarihinin ardından gerçekleşti. Bu nedenle paranın kaynağına ve aktarım biçimine ilişkin ayrıntıların bir bölümü ancak seçim sonrasındaki bildirimlerle kamuoyuna açıklanabilecek.
İsrail yanlısı ancak mevcut İsrail hükûmetinin politikalarına yönelik eleştirel tutumuyla AIPAC’tan ayrışan J Street kuruluşunun başkanı Jeremy Ben-Ami, değişikliğin kuruluşun seçimlerde karşılaştığı tepkilerle bağlantılı olduğunu düşünüyor. Arab News gazetesine konuşan Ben-Ami, AIPAC’ın 2021’den önce de seçimlerde etkili olduğunu ancak desteklediği adayları kamuoyuna açık biçimde duyurmadığını hatırlattı. Ben-Ami’ye göre kuruluş, şimdi yeniden eski yöntemine dönüyor.
Michigan’daki ön seçimleri örnek gösteren Ben-Ami, UDP’nin Abdul El-Sayed’i yenilgiye uğratmak ve Haley Stevens’ın kazanmasını sağlamak için yaklaşık 34 milyon dolar harcadığını, buna rağmen istediği sonucu alamadığını vurguladı. Ben-Ami, AIPAC’ın kendi siyasi eylem komitesi üzerinden doğrudan bağış yapmayı bırakırken UDP’yi korumasının, kuruluşun itibarına yönelik eleştirileri gidermeyeceği görüşünde. J Street Başkanı, bu tercihin siyasi finansmanda bağışçıların ve harcamaların izlenebilirliğine ilişkin tartışmaları daha da büyüteceğini savundu.
AIPAC’in Desteklediği Aday Hep Kazanır Algısı Kayboldu”
Siyaset analisti Trita Parsi de X platformunda yaptığı paylaşımda, AIPAC’ın geçmişte sahip olduğu yenilmezlik algısının kuruluşun siyasi gücünde önemli rol oynadığını belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“AIPAC, tarihsel olarak girdiği mücadelelerin çoğunu rakipleriyle karşı karşıya gelmeden kazanmasını sağlayan bir yenilmezlik algısına sahipti. Çünkü yenilmez olarak görülüyorsanız karşı taraf sizinle mücadele etmeye bile kalkışmaz. Ancak bugün AIPAC’ın adı, geçmişteki yenilmezlik algısının aksine öylesine olumsuz bir çağrışım taşıyor ki kuruluş artık siyasi bağışlarında kendi adının görünmesini bile istemiyor.”
Siyasi yazar Max Blumenthal ise AIPAC’ın yüksek profilli destek açıklamaları yerine bireysel bağışçılarını harekete geçireceği daha az görünür bir yönteme yöneldiğini savundu. AIPAC’ın artık siyasetçiler açısından ciddi bir siyasi yük hâline geldiğini savunan Blumenthal şu değerlendirmede bulundu:
“AIPAC, İsrail adına siyasetçileri satın almak için daha ‘esnek’ (aslında daha gizli) bir yönteme yöneliyor. Kamuoyuna açık destek açıklamaları ve siyasi eylem komitesi (PAC) üzerinden yapılan bağışlar yerine, bireysel bağışçılarını sessizce harekete geçirerek adaylara doğrudan bağış yapmalarını sağlayacak.”
Bununla birlikte ABD’de süper PAC’lerin bağış ve harcamaları Federal Seçim Komisyonunun bildirim kurallarına tabi olmaya devam ediyor. Dolayısıyla AIPAC’ın doğrudan bağış uygulamasından vazgeçmesi, seçimlere yönelik mali faaliyetlerinin tamamen gizleneceği anlamına gelmiyor. Eleştirilerin odağında daha çok, bağışların farklı kuruluşlar üzerinden yönlendirilmesi ve seçmenlerin bu mali bağlantıları zamanında takip edebilmesi meselesi bulunuyor.
AIPAC: “2028 Seçimleri Daha da Zorlu Geçecek”
AIPAC yönetimi ise strateji değişikliğini siyasi bir geri çekilme olarak değerlendirmiyor. Kuruluşun üyelerine gönderdiği mektupta, 2026 ara seçimlerinin son yılların en zorlu siyasi ortamlarından birinde gerçekleştiği belirtilirken, önümüzdeki yıllarda karşılaşılacak güçlüklerin daha da artabileceği uyarısında bulunuldu.
AIPAC, 2028 seçimlerinin İsrail yanlısı siyasi faaliyetler açısından daha güçlü bir örgütlenme gerektireceğini vurguladı. Yeni strateji kapsamında hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat Parti’de ABD-İsrail ittifakını destekleyen siyasetçilere yönelik mali desteğin artırılması planlanıyor.
Kuruluş, resmî aday desteklerine ve doğrudan PAC bağışlarına son verse de geniş bağışçı ağı üzerinden seçim kampanyalarına mali destek sağlamaya devam edecek. Milyonlarca dolarlık seçim harcamaları yapan UDP de faaliyetlerini sürdürecek. Dolayısıyla bu karar, AIPAC’ın Amerikan seçimlerindeki etkisinden vazgeçmesinden çok, bu etkiyi kullanma biçimini değiştirmesi anlamına geliyor.
Bir dönem adaylar için önemli bir siyasi avantaj olarak görülen AIPAC desteğinin artık bazı seçimlerde tartışma konusu hâline gelmesi, kuruluşun karşı karşıya olduğu değişimi gözler önüne seriyor. AIPAC bundan böyle desteklediği adayları kendi internet sitesinde duyurmayacak. Ancak eleştirmenlere göre ABD’deki seçim kampanyalarına aktarılan milyonlarca dolar ve bu paranın siyasi sonuçları tartışılmaya devam edecek. (P)










