Araba hırsızlığı ve organize suç temalı popüler video oyunu Grand Theft Auto’nun görsel dilini taklit eden bir videoda, geleneksel Körfez kıyafetleri giyen bir karakter Avrupa kentlerinde binalar satın alıp bunları camilere dönüştürüyor. Başka videolarda Londra, Paris ve Berlin’deki Müslümanlar gösteriliyor. Ekranda ise aynı mesaj beliriyor: “Bunun sorumlusu Katar.”
İlk bakışta internette rastlanabilecek sıradan provokatif içerikler gibi görünen bu videolar, aslında üç yıldır yürütülen ve milyonlarca dolarlık reklam bütçesiyle desteklenen uluslararası bir propaganda kampanyasının parçaları. Northwestern Üniversitesinin Katar kampüsünde öğretim üyesi olan dijital medya araştırmacısı Marc Owen Jones ile bağımsız araştırmacı Sohan Dsouza, 29 Ekim’de yayımladıkları Manufacturing the Great Replacement (Büyük Yer Değiştirmeyi Üretmek) başlıklı araştırmada, Ekim 2023’ten Ekim 2026’ya kadar sürdürülen operasyonun ayrıntılarını ortaya çıkardı.
Araştırma, kampanyanın özellikle Müslümanlara ve göçmenlere yönelik düşmanlığı körüklediğini, Katar’ı hedef aldığını ve bazı ülkelerde seçim takvimleriyle örtüşen dönemlerde yoğunlaştığını gösteriyor.
Üç Yılda 30 Ülkeye Yayılan Kampanya
Araştırmacılar, Facebook’ta 1.473 reklam, YouTube’daki 15 kanalda yayımlanan 189 video ve TikTok’ta 359 ücretli reklam tespit etti. Operasyonun X, Telegram, Wikipedia ve Change.org üzerinden de yürütüldüğü belirlendi. Kampanyanın belgelenebilen toplam erişim ve gösterim hacmi yaklaşık 533 milyona ulaşıyor. Arşivlerde bulunamayan reklamların da hesaba katılmasıyla bu rakamın 831 milyona çıkabileceği tahmin ediliyor. Araştırmacılar, hesaplamaların reklam gösterimlerini, platformların erişim verilerini ve video izlenmelerini bir araya getirdiğini, aynı kişinin birden fazla kez sayılmış olabileceğini belirtiyor.
Kampanya kapsamında yalnızca internette reklam satın alınmadı. New York’taki Times Meydanı’nda Katar karşıtı ilanlar yayımlandı, Lübnan sokaklarına afişler asıldı ve ABD’deki muhafazakâr siyasi etkinliklerde kampanyayla bağlantılı içerikler gösterildi. AFP’nin Temmuz 2024’te yayımladığı araştırma da operasyonun ilk aşamalarını ortaya çıkarmıştı. O dönemde Katar’ın uluslararası alanda boykot edilmesini isteyen internet siteleri, sahte kuruluşlar ve yüzlerce Facebook reklamının aynı ağın parçaları olabileceği belirtiliyordu.

Katar karşıtı propaganda kampanyasında yayımlanan “Grand Theft Qatar” başlıklı videodan görüntüler. Popüler bilgisayar oyunu Grand Theft Auto’nun görsel dilini taklit eden videoda, İspanya sınırından Avrupa’ya geçen göçmenler gösteriliyor. Ardından ekranda “Görev tamamlandı: Avrupa’nın İslamlaştırılması” mesajı beliriyor. Video, Müslüman göçünü Katar tarafından yönetilen bir plan olarak gösteriyor. Kaynak: Manufacturing the Great Replacement, Jones ve Dsouza, 2026.
Katar, “Büyük Yer Değiştirme” Komplo Teorisinin Merkezine Yerleştirildi
Kampanyanın en dikkat çekici yönü, Avrupa aşırı sağının uzun zamandır kullandığı bir komplo teorisini Katar karşıtı propagandayla birleştirmesi. Fransız yazar Renaud Camus’nün yaygınlaştırdığı “Büyük Yer Değiştirme” (Great Replacement) teorisi, Avrupa’nın beyaz nüfusunun göç yoluyla kasıtlı olarak başka etnik ve dinî topluluklarla değiştirildiğini ileri sürüyor. Bu iddia, göç ve demografik değişimi gizli bir siyasi planın sonucu olarak sunuyor.
Aşırılıkçılık üzerine araştırmalar yapan Institute for Strategic Dialogue (ISD), bu komplo teorisinin Avrupa’daki aşırı sağcı hareketler tarafından benimsendiğini ve Müslümanlara yönelik saldırıları meşrulaştırmak için kullanıldığını belirtiyor. Teori, 2019’da Yeni Zelanda’nın Christchurch kentindeki iki camiye düzenlenen terör saldırısının failinin manifestosunda da yer almıştı.
Jones ve Dsouza’ya göre yeni kampanya, bu teorinin temel anlatısını koruyor ama gizli planı yönettiği iddia edilen aktörü değiştiriyor. Antisemitik versiyonlarda sıklıkla hedef alınan Yahudi milyarder George Soros’un yerine bu sefer Katar konuluyor.
Reklamlarda Müslümanların Avrupa kentlerinde ibadet etmesi, göçmenlerin sokaklarda bulunması veya protestolara katılması, Katar’ın finanse ettiği bir “istila”nın kanıtları gibi sunuluyor. Yapay zekâyla hazırlanan Noel şarkıları bile Avrupa’nın Hristiyan kimliğinin Müslümanlar tarafından ortadan kaldırıldığı iddiasını işliyor. Bunlardan biri, İngiliz müzik grubu Wham!’in ünlü Last Christmas şarkısını taklit ediyor. Şarkının sözlerinde Katar yüzünden gelecek Noel’de Avrupalıların domuz eti yiyemeyeceği ve barlarda içki içemeyeceği ileri sürülüyor. Bir başka videoda ise Osmanlıların Bizans’ı fethetmesi ile günümüz Avrupa’sındaki Müslüman göçü arasında bağlantı kurularak Müslümanların varlığı “sessiz istila” olarak nitelendiriliyor.
Araştırmacılar ayrıca propaganda videolarının bir bölümünde, Tommy Robinson, Éric Zemmour ve RadioGenoa gibi aşırı sağcı isim ve hesapların paylaştığı görüntülerin kullanıldığını tespit etti. Bu görüntülere yeni altyazılar ve Katar karşıtı mesajlar eklenerek farklı ülkelerde yaşanan olaylar ortak bir komplonun parçalarıymış gibi sunuldu.
Araştırmacı Marc Owen Jones, Al Jazeera’ya yaptığı açıklamada, bu anlatının Müslüman göçünü gizlice yöneten bir güç bulunduğu düşüncesine dayandığını ve kampanyada bu rolün Katar’a verildiğini belirtiyor.
Katar’ın uluslararası medya, spor ve diplomasi alanındaki etkisi uzun süredir tartışma konusu. Ülke, İsrail ile Hamas arasındaki müzakerelerde de arabuluculuk yapıyor. Ama reklamların temel iddiası, Katar’ın Avrupa’daki Müslüman nüfusu bilinçli biçimde artırarak kıtayı dönüştürmeye çalıştığı yönündeki dayanaksız komplo teorisine dayanıyor.

Avrupa’da Müslümanları ve göçmenleri hedef alan propaganda kampanyasında yayımlanan “Sessiz İstila” (The Silent Invasion) başlıklı videodan görüntüler. Videoda Osmanlıların Bizans’ı fethetmesiyle günümüz Avrupa’sındaki Müslüman nüfus arasında bağlantı kuruluyor ve Müslümanların Avrupa’daki varlığı bir “istila” olarak sunuluyor. Videonun sonunda ise bu sözde istilanın arkasında Katar’ın bulunduğu iddia ediliyor. Kaynak: Manufacturing the Great Replacement, Jones ve Dsouza, 2026.
Kampanya Fransa ve Almanya’daki Seçimleri Hedef Aldı mı?
Kampanya için yayımlanan reklamların zamana göre dağılımı, Avrupa ülkelerindeki seçim takvimleriyle dikkat çekici biçimde örtüşüyor. Araştırmaya göre en fazla reklam yerleştirmesi Fransa’da yapıldı. Fransa’da yaklaşık 121 milyon gösterim ve izlenme kaydedilirken Almanya’da bu sayı 34 milyonu aştı. Birleşik Krallık, yaklaşık 154 milyonla kampanyanın en yüksek belgelenmiş gösterim hacmine ulaştığı ülke oldu.
Le Monde gazetesinin konuya dair yayımladığı haber, Fransa’daki reklamların 2024 Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesinde yoğunlaştığına dikkat çekiyor. Almanya’da ise reklam faaliyetleri, aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin kazandığı Eylül 2026’daki Saksonya-Anhalt eyalet seçimi döneminde sürdürüldü.
Araştırmada Almanya’ya yönelik reklam faaliyetlerinin özellikle Haziran 2026 sonunda yeniden hızlandığı görülüyor. Facebook üzerinden yayımlanan son Alman hedefli reklam, 6 Eylül’deki Saksonya-Anhalt seçimlerinin yapıldığı güne kadar gösterilmeye devam etti. Eylül sonunda başlayan yeni reklam dalgası ise ekim ayına kadar sürdü.
Araştırmacılar, kampanyanın Fransa ve İtalya’da 2027’de yapılacak önemli seçimler öncesinde de devam ettiğini belirtiyor. Bu durum, reklamların yalnızca Katar’ın uluslararası itibarını zedelemeyi değil, Avrupa’daki göç ve Müslümanlar hakkındaki siyasi tartışmaları da etkilemeyi amaçlamış olabileceği endişesini doğuruyor. Fakat reklamların seçim sonuçlarını ne ölçüde etkilediği bilinmiyor. Araştırma, kampanyanın zamanlamasını ve yayılma biçimini ortaya koysa da belirli bir partinin oylarını artırdığına ilişkin doğrudan kanıt sunmuyor.
Kampanyanın Arkasındaki İzler İsrail’e Uzanıyor
Araştırmanın en önemli bulgularından biri, propaganda içeriklerinin üretildiği yere ilişkin teknik veriler. Jones ve Dsouza, Telegram üzerinden paylaşılan bazı videoların düzenleme bilgilerini inceleyerek dosyalarda İbranice klasör ve sürücü adları bulunduğunu tespit etti. Videoların hazırlanma saatleri, pazarları başlayan ve perşembeleri biten çalışma günleri ve bilgisayar saatlerindeki değişiklikler de İsrail’deki çalışma takvimiyle örtüşüyor.
Ayrıca Wikipedia’daki kampanyayla bağlantılı sahte hesapların yürüttüğü düzenleme faaliyetlerinden birinde, İsrail’e ait bir IP adresi ortaya çıktı. Le Monde gazetesinin araştırmasına göre, video dosyalarında İsrailli siyasi reklam yapımcısı Shuki Duchovni’nin kullandığı “ShukiD” adına da rastlandı. Duchovni, geçmişte İsrailli siyasetçiler için seçim kampanyası videoları hazırlamış bir isim. Duchovni, gazetenin kendisine yönelttiği sorulara cevap vermedi.
Duchovni’nin geçmişte çalıştığı isimler arasında İsrailli siyasi iletişim danışmanı Lior Chorev de bulunuyor. İsrail gazetesi Haaretz, Chorev’in de yer aldığı bir grubun Ekim 2023’te Katar’a karşı uluslararası boykot kampanyası hazırladığını, ama bu girişimin daha sonra durdurulduğunu ortaya çıkarmıştı. Araştırmacılar, bütün bu izlerin operasyonun İsrail’de üretildiğine dair güçlü kanıtlar oluşturduğunu savunuyor. Bununla birlikte, hangi şirketin kampanyanın tamamından sorumlu olduğu veya finansmanı kimin sağladığı henüz doğrulanmış değil.
İsrail merkezli siyasi iletişim şirketlerinin daha önce benzer faaliyetlerde bulunduğu biliniyor. Reuters’ın 2024’te aktardığı Meta araştırması, Tel Aviv merkezli STOIC şirketinin sahte hesaplarla ABD’de İsrail yanlısı içerikler yaydığını ortaya koymuştu. Fakat STOIC’in bu yeni Katar karşıtı operasyonu yürüttüğünü gösteren kesin bir bağlantı bulunmuyor.
Sosyal Medya Platformları Kara Propagandayı Neden Durduramadı?
Operasyonun bu kadar uzun sürmesinde sosyal medya platformlarının reklam ve denetim sistemlerindeki boşluklar da etkili oldu. Meta, 2024’te kampanyayla bağlantılı hesapları kaldırdığını duyurdu. Şirketin verilerine göre operasyonun yalnızca ilk aşamasında Facebook reklamlarına yaklaşık 1,2 milyon dolar harcandı. Buna rağmen kampanya yeni hesaplarla geri döndü ve YouTube ile TikTok üzerinden genişlemeyi sürdürdü.
Reklamların ödemelerinde Vietnam ve Brezilya merkezli şirketler ve aracılar kullanıldı. Le Monde gazetesinin aktardığına göre, bazı YouTube hesapları kapatıldıktan kısa süre sonra aynı adlarla yeniden açıldı. TikTok’ta ise bazı reklamlar ancak milyonlarca gösterime ulaştıktan sonra kaldırıldı. Araştırma, reklam harcamalarının eldeki verilere göre yaklaşık 5 ila 8,2 milyon dolar arasında olabileceğini tahmin ediyor. İçerik üretimi, personel ve diğer faaliyetlerin maliyetleri bu hesabın dışında kalıyor.
Kampanya yalnızca Katar ve Avrupa’daki göç tartışmalarıyla da sınırlı kalmadı. Lübnan’da İran ve Hizbullah karşıtı mesajlar yayımlanırken Şubat 2026’da Avrupa’daki kullanıcılara İran’da rejim değişikliğini savunan TikTok reklamları gösterildi. Araştırmacılar, bu reklamların ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askerî saldırılarından dört gün önce başladığını tespit etti.
Milyonlarca dolarlık reklam bütçeleri, farklı ülkelerdeki aracılar ve sürekli yenilenen hesaplarla yürütülen operasyonlar, toplumların gündelik tartışmalarına da müdahale edebiliyor. Avrupa’da göç ve Müslümanlar üzerine zaten kutuplaşmış olan siyasi ortam, bu tür kampanyalar için geniş bir alan sunuyor. (P)










