Rusya'da İslam Rusya Müslümanları ve Rusya’nın İslam Politikası

Türkiye’den sonra Avrupa’da en büyük Müslüman nüfusuna sahip ülke Rusya. Ülkede yaklaşık yirmi milyon Müslüman bulunuyor. Bu sayı, toplam nüfusun yüzde 14 ile 15’ini oluşturuyor. Müslümanların ülkede kültürel ve sosyo-politik alanlardaki katkılarını görmezden gelmek zor.

Elmira Akhmetova 1 Ocak 2014

Rusya Federasyonu, toplamda 182 etnik topluluk ve yerli halka yurtluk yapıyor; bunların içinde Volga Tatarları, Sibirya Tatarları, Çeçenler, İnguşlar, Başkırtlar, Dargiler, Balkarlar, Avarlar, Karaçaylar, Kabardeyler, Lengiler ve pek çok diğer Müslüman etnik topluluk bulunuyor. Ayrıca, Rusya’da İslam, ne postkoloniyal bir göçün ürünü, ne de son dönemde ivme kazanmış küreselleşme ve kültürel alışverişin tezahürü. Avrupa’daki diğer Müslüman azınlıkların aksine, Rusya’daki Müslümanlar yabancı göçmenler değil, binlerce yıldır memleketlerinde yaşayan, ülkenin sıradan vatandaşları.

2000 yılında, Rusyalı Müslümanlar, İslam’ın Rus topraklarındaki on dördüncü yüzyılını kutladılar. Modern Rusya topraklarındaki ilk Müslüman devlet, 922 senesinde Abbasi Halifesi Cafer el-Muktedir Billah’ın gönderdiği heyet huzurunda İslam’ı gönüllü olarak devletin resmî dini kabul eden Bulgar Krallığı idi. Bu asırlar boyunca Müslümanlar, bugün “Rus medeniyeti” diye adlandırdığımız şeyin inşasında aktif olarak yer aldı.

İslam’ın Rus Topraklarındaki Köklü Geçmişi

Rusya’da İslam, günümüzde, Ortodoks Hristiyanlık, Budizm ve Yahudilikle birlikte geleneksel bir din olarak tanımlanmaktadır. Mevcut Rus yetkili makamları ve siyasi liderleri, İslam’ın Rus toplumunun bir parçası olduğunu tekrar tekrar dile getirmektedir. Ekim 2003’te 10. İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi’nde yaptığı bir konuşmada, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “Ülkemiz vatandaşları için Rusyalı Müslümanlar, Rusya’nın çok etnisiteli yapısının bütünleyici, tam ve bütünlüklü birer parçasıdırlar. Ve bizler, ülkemizin bu dinlerarası uyumdaki gücünü, bunun değerini, zenginliğini ve faydasını görüyoruz.” şeklinde beyanda bulunmuştu. On yıl sonra, 22 Ekim 2013’te, ülkedeki kalabalık Müslüman topluluğun idari organı olan Rusya Müslümanları Merkezi Dinî İdaresi’nin 225. yıl dönümünü simgeleyen resmî törende yaptığı konuşmada Putin, yine Müslümanları, ülkenin çeşitli ve zengin toplumunun “hayati” bir bileşeni şeklinde tanımlayarak övgüde bulunmuştu. Rus tarihinde Müslüman devlet adamları, sanatçı, bilim insanları, asker ve iş adamlarının önemli rolüne değinen Putin, İslam’ın Rus kültürünün “parlayan” bir kodu olduğunu vurguladı.

Rus hükümeti, bazı eğitsel ve kültürel gelişmeleri finanse ederek Müslüman kuruluşlara gönüllü olarak yardımcı olmaktadır. Müslüman kuruluşları, burs, İslami etkinlikler, konferans, seminer, festival ve İslami basın organlarını desteklemek için, Rusya Devlet Başkanı tarafından Aralık 2006’da, yıllık bütçesi yaklaşık 200 milyon Rus Rublesi (yaklaşık 5 milyon avro) olan İslam Kültürü, Bilimi ve Eğitimini Destekleme Fonu kuruldu. Bahsedilen amaçlar için, yalnızca 2012 yılında, değişen oranlarda 1200 hibe verildi.

Günümüz Rusya’sında anayasal çerçevede herhangi bir dinî ayrımcılık ve İslam karşıtı mevzuat bulunmamaktadır. Ancak, diğer pek çok ülkede olduğu gibi, 11 Eylül saldırıları, Rusya’nın da “İslami ekstremizm” üzerine odaklanmaya karar vermesinde hızlandırıcı etkiye neden oldu. Amerikan güdümlü bir “terörle savaş”ın başlamasıyla birlikte, Rusya Federasyonu, Haziran 2002’de “Ekstremizmle Mücadele” ile ilgili yeni bir yasa çıkardı. Eylül 2004’teki Beslan Okulu kuşatması, Rusya’da, İslami olan her şeye karşı bir nefret siyasetinin doğmasında dönüm noktası oldu. Rus medyası ve sinema endüstrisi de İslam ve Müslümanlara karşı düşmanca bir tutum takındı ve olumsuz bir imajın yaratılmasında hayati rol oynadı. Sonuç olarak, kamusal ve resmî birçok olumsuz gelişme meydana geldi; örneğin Ortodoks Kilisesi ve yerel idare ile gayrimüslim nüfusun yeni cami yapımına karşı çıkmaları ve başörtülü kadınlarla sakallı erkeklere iş verilmemesi gibi… Kostroma, Voronezh, Kolomna ve Kaliningrad gibi Müslüman nüfusun yoğun olduğu şehirlerde, Müslümanların cami için yer talepleri sürekli olarak yerel idare veya şehir idarelerince reddedildi. 2 milyondan fazla Müslüman nüfusa sahip Moskova’da yeni cami inşası, mühim bir mesele. Buna rağmen Belediye Başkanı Sergey Sobyanin, bu Müslümanların çoğunun işçi göçmenler olduğu ve Rusya vatandaşı olmadığını belirterek metropolde yeni camilerin inşası için izin verilmeyeceği noktasında uyarıda bulundu.

Geçen on yılda, “dinî ekstremizm” ya da “İslami terörle mücadele” bahanesiyle gerçekleştirilen ayrımcılık ve Müslüman haklarının ihlali vakalarında ciddi bir artış oldu. Rusya’nın farklı bölge mahkemelerinde, Riyazü’s-Salihin, Nevevi’nin Kırk Hadis’i, İmam Gazali’nin Mizanü’l-Amel’i, Said Nursi’nin Risale-i Nur’unun bazı bölümleri ve bunlar gibi, İslam geleneği içerisinde anaakım sayılabilecek diğer pek çok kitaptan düzinelercesi, dinlerarası ve ırklararası nefreti kamçıladığı ve din üzerinden üstünlük ve ayrıcalığı teşvik ettiği iddiasıyla gelişigüzel bir biçimde yasaklandı. 20 Eylül 2013’te Rusya’nın Novorossiysk şehrinde bir mahkeme, Kur’ân-ı Kerîm’in Elmir Kuliyev tarafından yapılan Rusça tercümesini yasakladı. Rusya’da ayrıca, Hizbuttahrir, Tebliğ Cemaati, Nurcular, Cemaat-i İslami, Selefilik ve Vahhabilik, “ekstremist” oldukları ve “geleneksel Hanefi mezhebiyle çeliştikleri” için yasaklandı. Bu yasaklar, Rusya’da, kaçınılmaz olarak, yüzlerce olmasa da düzinelerce Müslümanın, “ekstremist gruplar”a katıldıkları iddiasıyla tutuklanmasına yol açtı.

Tüm bunlardan dolayı, Rus hükümeti, resmî olarak, Müslüman nüfusun, Rus medeniyeti ve kültürünü şekillendirmedeki önemini kabul ediyor olsa da pratikte, Müslümanlar, günlük hayatlarında pek çok sorun, güvensizlik ve ayrımcılık yaşamaktadır.

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar