Schwetzingen Camisi Schwetzingen’de “Cami” Görünümlü Bir Saray ve Türk Modası

Almanya’da, kuşkonmaz şehri Schwetzingen’de, bir ibadethaneden daha çok, güzel bir fotoğraf stüdyosunu andıran bir cami var. Bu cami, Avrupa’da hâlâ ayakta duran tek avlu cami olma özelliğini taşıyor.

admin 1 Ocak 2014

Schwetzingen, kuşkonmaz bitkisiyle meşhur küçük bir şehir. Schwetzinger Sarayı’nın bahçesinde bulunan cami ise neredeyse şehirden daha meşhur. Aslında şehirde yaşayan Müslümanların sayısı çok az; fakat cami, şehirdeki Müslümanların sayısının daha da az olduğu bir dönemde inşa edilmiş. “İbadethane işlevi görmemesine rağmen neden cami gibi görünüyor?” sorusunun cevabı ise “Türk modası” tabirinde gizli.

Schwetzingen Camii, 1778-1791 yılları arasında, saray mimarı Nicolas de Pigage tarafından Schwetzinger Sarayı’nın bahçesine inşa edildi. 1774 yılında caminin bulunduğu yerde Türk usulü bir bahçe vardı. Bu yapı bahçenin konseptine dahil edildi ve hiçbir zaman Müslümanlar için ibadethane olarak kullanılmadı. Zaten yapının mimarı da tipik İslam mimarisinden uzak durmuştu. Yapının inşası sırasında Hristiyanlık ve İslam’a has özellikler harmanlanmıştı; fakat yine de Doğu’ya has izler daha baskındı.

Yabancı Kültürlere Merakın İfadesi Olarak Türk Modası

Kubbe yapısı, klasik Osmanlı camilerinden çok, geç dönem antik kiliseleri anımsatır. İnce minareler, en ince ayrıntısına kadar İslam mimarisini yansıtmaktadır. Herhangi bir işlevi olmamasına rağmen minareye çıkış koridoru dahi vardır. Yapıda cami için en önemli bölüm eksik kalmıştır; mihrap ve minber yoktur. Caminin iç bölümünde Arapça ve Almanca olmak üzere Doğu’ya has bilge sözler yer almaktadır; fakat Kur’an’dan herhangi bir ayet yoktur. Giriş holüyle iç avlu, tam anlamıyla mağrib tarzı olsa da model olarak Ortaçağ manastır planından esinlenilmiş gibidir.

Yapı uzunca bir süre yalnız bir kulis olarak kalmıştı; birkaç sefer açık hava opera performansları burada sergilenmişti ve burası zamanın Türk modasının bir yansımasıydı. Bu özellik kendisini yalnızca mimaride değil, aynı zamanda resim, müzik ve porselen sanatlarında da gösteriyordu. Nitekim 1704 yılında, Binbir Gece Masalları’nın Fransızca tercümesiyle yayınlanmasından sonra Şark kültürüne yönelik ilgi artmış, Türk modası, Avrupa saray kültürünün ayrılmaz bir parçası hâline gelmişti.

Bazı kaynaklara göre, Schwetzingen Camii kısa bir süreliğine ibadethane olarak da kullanılmıştı. Alman-Fransız Savaşı sırasında Kuzey Afrikalı savaş esirleri 1870-1871 yılları arasında Schwetzingen’e yerleştirilmişti. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Amerikalılar iç avluyu Jazz ve Swing Klubü olarak kullandı. 1990 yılında binanın tadilatına başlandı. 2007 yılından beri ise cami ziyaretlere açıktır.

Bu dönemde şark usulü inşa edilen yapılardan birçoğunun dinî bir arka planı yoktu. Yine de yapı sahibi, Elektör Karl Theodor’un bir tür hoşgörü sembolü oluşturmak istediği tahmin edilmektedir.

Schwetzingen Camii, doğu mimarisinde inşa edilmiş tek yapı değildir. Bundan başka 1777 yılında Kassel’deki Wilhelmshöhe Sarayı bahçesinde ve 1778’de Stuttgart/Hohenheim’da da camiler yapılmıştı. Bunların yanı sıra dış görüntüsü cami mimarisini andıran, içinde alışılmış dışı mekânlar barındıran başka binalar da vardı. Örneğin 1841-1843 yıllarında Potsdam’da Türk cami mimarisinde, minarenin baca olarak kullanıldığı buharlı bir makine fabrikası kurulmuştu. 1908-1909 yıllarında Dresden’de yine cami formunda bir sigara fabrikası inşa edilmişti. Fabrikanın bacası minare şeklinde yapılarak gizlenmişti; çünkü Dresden’de o dönemde şehir merkezinde göze çarpacak şekilde bir fabrika açılmamasına dair bir yasa mevcuttu.

admin

Phasellus eu varius felis. Quisque quis aliquet metus. Vestibulum odio augue, viverra at ligula vel, placerat aliquam erat. Integer maximus facilisis tellus non facilisis. Maecenas ac odio nisi. Etiam lobortis lobortis metus quis feugiat.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar