İslam Hukuku Güneydoğu Asya Ülkelerinde Şeriat ve Dinî Tolerans Tartışmaları

Brunei’de şeriat uygulamaları ve Malezya’da gayrimüslimlerin “Allah” kelimesini kullanmalarının yasaklanması, Avrupa kamuoyunda Güneydoğu Asya’da dinî toleransın azaldığının işaretleri olarak görülmüştü. Ishtiaq Hossain, Güneydoğu Asya’da uygulanan şeriat hukukunu Perspektif için yorumladı.

Ishtiaq Hossain 1 Ocak 2014

Son yıllarda, İslam dünyasının farklı bölgelerindeki devletler, bir takım Müslümanların İslami hukukun getirilmesi yönündeki çağrılarıyla boğuşuyor. Bu çağrılar, bu kesimlerin, hayatlarını kendi dinlerinin ilkeleri doğrultusunda yaşamaları yönünde güçlü bir isteği yansıtmaktadır. Şeriat, Müslümanların hayatını düzenleyen dinî inanç ve muaşeret kurallarıdır.

Müslümanların şeriat çağrısı Batı dünyasında da duyulmuştu. Örneğin 2003 yılında, Kanada’nın Ontario eyaletinde yaşayan Müslüman gruplar, kendileri için şeriatın uygulanması çağrısında bulunmuş; Eyalet Başbakanı Dalton McGuinty, yoğun bir tartışmanın ardından, 9 Eylül 2005’te, eyalette yaşayan tüm sakinlerin ancak tek bir kanuna tabi olabileceğini söyleyerek Ontario’da şeri hukukun kullanılması önerisini reddetmişti. Yine 2008 yılında, Canterbury Anglikan Başpiskoposu Rowan Williams, Kraliyet Mahkemesi’nde verilen bir konferansta, eşit muamele ve grup hakları gerekçesiyle İngiltere’de, şeriatın belli yönlerinin tanınmasının kabul edilebilir ve “kaçınılmaz” olduğunu belirtmiş; bu söylem, İngiltere’de Müslümanları gayrimüslimlerle ve hatta Müslümanları Müslümanlarla kapıştıran ateşli bir tartışma başlatmıştı.

Bu tartışmalar üzerine John L. Esposito ve Dalia Mogahed, 2008’de “Who speaks for Islam? What a billion Muslims really think” (İslam’ı kim temsil ediyor? Bir milyar Müslüman gerçekte ne düşünüyor?) isimli bir araştırma yapmış, araştırma sonucunda Müslümanlar arasında şeriatın getirilmesi yönünde güçlü bir desteğin olduğu ortaya çıkmıştı. Fakat araştırma aynı zamanda, demokrasi için de güçlü bir desteğin olduğunu; daha da önemlisi, Müslümanların şeriatı isterken bu kanunları uygulayacak “İslam din polisleri” istemediklerini ortaya koymuştu. Bu durum, belki de onların, Afganistan’da Taliban’ın, Pakistan’da ise resmî makamların şeriat kanunlarını uygulama yöntemlerine dair taşıdıkları kaygılarıyla açıklanabilir.

İslam Ceza Hukuku Uygulayan Bir Ülke: Brunei

Ekim 2013’te, Sultan Hasan el-Bulkiye’nin, ülkesinin İslam ceza hukukunu uygulayacağını duyurmasıyla birlikte dünya medyasının tüm dikkati, Güneydoğu Asya’daki küçük petrol zengini Brunei Sultanlığı’na çevrildi. Aslında ülke, her daim İslam aile ve miras hukukuna tabi olduğu için Brunei’nin şeriat hukukuyla bağlantısı üzerindeki dikkat gereksiz. Ayrıca komşuları Malezya ve Endonezya’nın aksine Brunei, kamuda alkol satışını bütünüyle yasaklayan ve Müslümanlar için dinî eğitimin zorunlu olduğu bir ülke olagelmiştir. Hâl böyleyken, medyanın bu ilgisini nasıl açıklayabiliriz? Zannediyorum daha katı uygulanan bir şeri hukukta, sözgelimi kürtajdan alkol tüketimine bir dizi suç kapsamında olan fiiller için cezai müeyyideler ihtimali, bu soruya gerekli cevabı verecektir.

Brunei’de İslami ceza hukukunun getirilmesinin nedenlerini açıklamak için pek çok şey ileri sürülmektedir. Bu nedenlerden bir tanesi olarak da Brunei’nin, genç vatandaşlarını eğitim için Batı ülkelerine göndermesi neticesinde Batı’daki yaşam tarzının etkileriyle mücadele etmek için daha katı bir İslam ceza hukukuna gerek duymakta olduğu belirtilmektedir. Fakat burada Brunei’nin 2013 verilerine göre tahminî nüfusunun 415.717 olduğunu, Müslümanların bu nüfusun %67’sini oluşturduğunu ve daha sıkı bir şeri ceza hukukunun yalnızca Müslümanlara uygulanacağının açıklandığını belirtmekte fayda var.

Brunei’nin, şeriatın daha katı bir formunu getiren Güneydoğu Asya’daki ilk ülke olduğu bir gerçek olmakla birlikte, komşu ülkeler Endonezya ve Malezya’da, ülke çapında ailevi meseleler ile mirası kapsayan bir şeriat hukuku zaten mevcut. Şu ana dek, Malezya’daki federal hükümet, ceza hukukunun bir parçası olarak şeriatın daha katı bir formunu getirmek için herhangi net bir harekette bulunmadı. Ancak ilginç bir biçimde, Brunei’nin, daha katı bir şeri hukuku benimseme yönündeki kararının ardından, Malezya Başbakanı Datuk Seri Najib Razak, Malezya’daki devlet sistemine daha fazla İslami ilke getirme hususunu İslami PAS partisiyle görüşmeye hazır olduğunu açıkladı.

Malezya’da “Allah” Kelimesinin Kullanımı

Malezya’da Katolik bir gazetenin “Allah” kelimesini kullanmasıyla ilgili tartışma, mahkemenin, gazetenin o kelimeyi kullanmayı durdurmasına hükmetmesiyle başladı. Ancak Sarawak ve Sabah’ta “Allah” kelmesi Hristiyanlar tarafından kullanılmaya devam etmektedir. Aslında Malezya’daki Hıristiyanlar bu kelimeyi yıllardır kullanmaktadır. Endonezya’da ise Sulawesi gibi birkaç adada Müslümanlarla Hristiyanlar arasında gerilimler bulunmaktadır. Fakat bu tarz gerginliklerin, Müslümanların şeri ceza hukukunu talep edip etmemeleri ile bağlantılı olduğunu, ya da diğer tabirle şeri uygulamaların yaygınlaşmasının dinî toleransı azalttığını düşünmüyorum. Çünkü Güneydoğu Asya ülkelerinde yaşayan gayrimüslimlerde bu tarz endişeler oluşsa da, bu kesimler şeri hukuka tabi değiller.

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar