İslam Din Pedagojisi Avusturya Okullarında İslam Din Dersi Kitapları

Avusturya’daki devlet okullarında İslam Dersi müfredat kitabı olan “İslam Ders Saati” (Islamstunde) isimli büyük okul kitabı projesi, ülkenin Din Pedagojisi tarihinde de önemli bir nokta teşkil ediyor. Aynı zamanda İslam’ın ülkedeki köklerinin tasdiki olan kitaplarda Müslümanların özel azınlık durumları da dikkate alınıyor.

Peter Stöger 1 Mayıs 2014

Avusturya’da inanca dayalı ilk okul kitaplarına dair meselenin hukuki boyutu, İslam’ın Avusturya’da 1912 yılından beri tanınıyor olmasına karşın imparatorluk zamanından beri devlet okullarında din dersi verme hakkının gerçekleşmemiş olmasına dayanıyor. İslam Yasası ile gerçekleştirilen yasal düzenlemenin oturması on yıllar sürse de, ancak 60’lı yıllardaki göç dalgası ile sağlam bir zemine oturan yasa çerçevesinde bugün, İslam ders kitapları Eğitim Bakanlığının Ders Kitabı Programına dâhil edilebilmiştir.

Aslında bugünkü ders kitaplarının öncüleri eskiden mevcuttu. Fakat bu kitaplar, geçtiğimiz yıllarda gerçekleşen yeni müfredat belirleme çalışmaları çerçevesinde, en yeni didaktik gereklilikleri haiz olabilmeleri adına yenileriyle değiştirilmektedir. Bugün bilişsel psikoloji, çocuklardaki ahlaki karar yetisinin gelişimi ve medya pedagojisi hakkında daha çok şey biliyoruz. Örneğin dijital alışkanlıklar veya rap müziğin dinî tebliğde sahip olduğu fonksiyon gibi detaylarda da bunu görebiliriz; din eğitiminde her iki unsur da hem kabul hem de takdir görüyor. Bunlara bir de sesli dosya verileri eklenmiş durumda. Müfredata uygun olarak özenle oluşturulan öğretmen kılavuz kitapları da didaktik iletişim araçları olarak hazırlanmakta.

Bütün ders kitapları gibi din dersi kitapları da Eğitim Bakanlığınca yürütülen bir onay sürecine tabi tutuluyor; bu durum beşinci cildi hazırlanan “İslam Ders Saati” (Islamstunde) için de geçerli. Avusturya İslam Cemaatinin hem teolojik hem de pedagojik açıdan değerlendirmesi için farklı disiplinlerden bir Bilimsel Danışman Kurulu kurduğu ve denetlediği kitaplarda dikkat çekici bazı noktalara değinmekte fayda var.

Müslümanlar Avusturya’da en güçlü dinî azınlık konumundalar. Hatta birkaç yıl önce yapılan bir araştırmaya göre istatistiksel olarak Protestanları geçtiler. Bu tarz bir azınlık pozisyonu yaşamı da diyalog pedagojisi açısından kitaplara yansımaktadır. Meselenin Müslümanlar açısından önemi ise, onların vatanları olan Avusturya ve inançları noktasında Avrupa’da birleşmeleri ve dışlanmamalarıdır.

Hristiyan din dersi kitaplarıyla bu çalışma arasında, dinlerin kendi aralarındaki farklılıklar haricinde büyük farklılık olduğunu söylemek zor. Din kitaplarını birbirlerine bu kadar benzeten, her şeyden önce çocuklara uygunluk açısından uyulması gereken didaktik kuralları ve görselliği gelişim psikolojisine uygun olarak gerçekleştirme çabasıdır. “İslam Ders Saati” çalışmasında Hristiyan ders kitaplarının aksine kutsal ve ilahî varlıkların resmedilmiyor oluşu, dinî pedagojik ikonoloji bağlamında gayet anlaşılır bir durum. İslam din dersi kitaplarında alışık olduğumuz üzere kaligrafik ögeler çok daha fazla ön planda; bu da din ve sanat tarihi açısından değerlendirildiğinde oldukça makul.

Avusturya ve Almanya’daki Müslümanların teolojik anlayışlarında bir dönüşüm olup olmadığı ve bu dönüşümün okul kitaplarındaki tezahürü sorusuna verilecek olan cevap, tefsir konusunun bugün eskisiyle kıyaslanamayacak kadar daha fazla ciddiye alınıyor oluşudur. Bir inanç eğer ciddiye alınıyor ve postmodern bir çağda da mevcudiyetini sürdürmek, ilerideki zamanlara uzanan bir köprü hususiyetini korumak istiyorsa, o zaman kaynaklara eleştirel yaklaşan sorulardan kaçınmamalıdır. Tefsir, kişinin inanca gözlerini açması ve o inanç içinde yetişmesi için gereken şartlardan bir tanesidir. “İslam Ders Saati” isimli eserler de tam olarak buna teşvik etmekte; Müslüman öğrencilerin dinlerini öz güvenli bir şekilde öğrenirken, bu bilgileri yaşadıkları toplumdaki diğer din mensuplarıyla paylaşmalarına hizmet etmektedir.

Avusturya genelinde genel bir uzlaşı ve İslami camianın dışında da büyük bir kabul gören bu kitaplar aslında Avusturya’nın Din Pedagojisi tarihinde de bir dönüm noktası teşkil ediyorlar. Bir din kitabı, hasat gibidir; bir derlemedir. Beşinci kitabı hazırlanan bu seride derlenen şey, kökleri sadece İber Yarımadası’nda, Türkiye’de, Bulgaristan ve Bosna’da değil aynı zamanda Avrupa’da olan İslam dininin kıymetli bir hasadıdır. Bu kökler hiç de yeni olmayan ve “ilk defa” da ortaya çıkmayan köklerdir; bu kökler sadece yeniden bulunmuş ve şimdi güçlenmektedir. Kitapların editörü olan Amena Shakir tarafından yayınlanan ve “Ostarrichislam” (Ostarichi, Avusturya için ülkenin doğusunda kullanılan eski bir isimdir) ismini taşıyan sergi kitabında da anlatıldığı gibi, görünmesiyle keşfedilmesi aynı âna rastlayan köklerdir bunlar.

Yeni oluşturulan bu kitap serisi Avrupa’daki bu eski/yeni kökleri beslemektedir. Bu seri, Avusturya’nın dinî eğitim kimliği için diyalog ve barış pedagojisi açısından dikkate değer bir okul projesidir. Kitap serisi genelde din öğretimi için bir zenginliktir ve önce bir dinin mensupları arasında, ardından diğer dindarlarla gerçekleşecek diyalog için de bağlantı imkânları sunmaktadır.

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar