Dosya: "Avrupa Parlamentosu Seçimleri" Avrupa Parlamentosu Seçimleri ve Sorumluluk Bilincinin Gereği

1979 yılında Avrupa Parlamentosunun ilk seçimlerine yüzde 63’lük katılım olurken, 2009 yılında bu oran yüzde 43’e geriledi. Bu durum, etki alanını giderek genişletmesine rağmen Avrupa Parlamentosuna birlik vatandaşlarının teveccühünün azaldığını gösteriyor. Seçimlere Avrupa Müslümanlarının katılımı ise, Müslümanların beklentilerinin Avrupa genelinde temsil oranının azlığı sebebiyle diğer birlik vatandaşlarına nazaran daha büyük önem arz ediyor.

Mustafa Yeneroğlu 1 Mayıs 2014

22-25 Mayıs tarihleri arasında Avrupa Birliği üyesi 28 ülkede Avrupa Parlamentosu Seçimleri düzenlenecek. Sekizinci kez Avrupa düzeyinde temsilcilerin belirleneceği bu seçimler özellikle iki farklı açıdan büyük önem arz ediyor: Bu seçimlerde ilk kez Avrupa düzeyinde faaliyet gösteren partiler, zorlu bir onay sürecinin ardından 2009 yılında yürürlüğe giren Lizbon Anlaşması’nın öngördüğü şekilde Avrupa Birliği Komisyonu Başkanlığı için liste başı adaylarını belirlediler. Böylece seçimlerin hemen ardından haziran ayında başlayacak Avrupa Birliği Komisyonu Başkanlığı Seçimlerinde, Avrupa Parlamentosu Seçimleri sonuçları da dikkate alınacak.

Avrupa Parlamentosu Seçimleri ile alakalı ikinci önemli nokta ise, kriz sonrası Avrupa’da özellikle aşırı sağcı ve sağ popülist partilerin oy oranlarını arttırmaları neticesinde bu partilerin Avrupa Parlamentosuna girme ihtimallerinin yüksek olması. Şu an itibariyle parlamentoda 28 ülkeden 766 milletvekilinin dahil olduğu 7 fraksiyon ve buna ek olarak bağımsız vekiller bulunuyor. Üye ülkelerden seçilen milletvekilleri, aday oldukları siyasi partileri değil, mevcut 7 fraksiyondan birine katılarak fraksiyonlarının görüşlerini temsil etmiş oluyorlar. Fakat parlamentodaki fraksiyonların sayısı her an değişebilir. Özellikle aşırı sağcı ya da Avrupa düşmanı partilerin, bulundukları ülkelerin en son seçimlerinde aldıkları yüksek oylar, hatta birçok partinin iktidarın bir parçası olması bu ihtimalin güçlü olduğunu gösteriyor. Avrupa toplumlarının ekonomik refahın korunamayacağına dair yaygın endişeleri ve göç dalgalarıyla birlikte beliren toplumsal çoğulculuğun çok kültürlülüğü reddeden ve seçim kampanyalarını bile çoğunluk toplumu dışında kalan her türlü unsura karşı korku ve nefret üretmek üzerinden planlayan aşırı sağcı ya da sağ popülist partilerin Avrupa’nın yasama organında söz sahibi olmalarının özellikle azınlıklar üzerinde olumlu etkilerinin olmayacağı açıktır.

Parlamento Hayatımızı Nasıl Etkiliyor?

Elbette seçimlere katılmak için tek neden aşırı sağ partilerin ilerleyişini durdurmak değil. Bunun yanında Avrupa Parlamentosu bize her ne kadar uzak gibi gözükse de Brüksel’den çıkan kararlar aslında hayatımızı doğrudan etkiliyor. Avrupa Birliğinin direkt seçilen tek organı olan parlamento tarım, enerji politikası, göç ve finans alanlarında mevzuat belirleme yetkisine sahip. Yine diğer ülkelerin Avrupa Birliğine girmesi gibi önemli diğer konularda da parlamentonun onay vermesi gerekiyor.

Hayatımıza etkisini anlayabilmek için Avrupa Parlamentosunun Avrupa Birliği Bakanlar Konseyi ile birlikte aldığı kararlardan bazılarını incelemekte fayda var. Örneğin bu kararlardan en etkilisi olan kişilerin Serbest Dolaşım Hakkı (2004/38/EC sayılı karar) üye ülkeler arasında vizesiz seyahati sağlıyor. Teneffüs ettiğimiz havanın kalitesinin denetlenmesi (96/62/EG sayılı karar), tüketici ve üreticilerin korunması (2006/42/EG sayılı karar), enerji tüketen ürünlerin çevreye zarar vermemesi amacıyla çerçevelerin belirlenmesi (2009/125/EG sayılı karar), ürün güvenliğinin sağlanması (2001/95/EG), ortak su politikası (2000/60/EG) ve ortak trafik politikasına dair düzenlemeler (2006/126/EG) parlamentonun imza attığı sayısız karardan yalnızca bazıları.
Bu anlamda sadece yaşadığımız ülkenin değil, diğer 28 ülkenin de çevrenin korunması, tüketici haklarının muhafaza edilmesi ve güvenlik, gıda, tarım gibi alanlarda standartların geliştirilmesi ve temel insan haklarının korunması adına uygulamak zorunda oldukları kararları veren Avrupa Parlamentosu, elbette bütün Avrupa vatandaşları için hayati öneme haiz. İklim değişikliği ya da küreselleşen suç türleri gibi sorunların olduğu bir dünyada Avrupa Parlamentosu Seçimlerine katılmak, Avrupa vatandaşları olarak hem sahip olduğumuz temel bir hak, hem de bu ulusaşırı düzenleme mekanizmasına katkı sağlamak adına büyük bir sorumluluk.

Müslümanlar ve Avrupa Parlamentosu

Avrupa Parlamentosu, sadece beş senede bir düzenlenen seçimler aracılığıyla değil, başka yöntemlerle de Avrupa vatandaşlarının katılımını mümkün kılan araçlara sahip. Örneğin haklarının zedelendiğini düşünen herkes, parlamentoya müracaat edebilir ya da “Vatandaş İnisiyatifi” (European Citizens’ Initiative) başlatarak somut bir yasal düzenlemeyi parlamentoya kadar getirebilir; böylece en az 7 ülkeden, belirlenen sayıda imza toplayıp komisyona sunan inisiyatif, parlamentonun yeni bir yasa yapmasını gerçekleştirebilir. Bunun için en az 7 ülkede teşkilatlanabilmek ve belirli sayıda kişiyi, önerilen yasanın gerekliliği hakkında ikna etmek yeterlidir.1

Katılım imkânları bu kadar kolaylaştırılmışken, Müslümanların ülke düzeyinde gerçekleştirdikleri siyasal katılımı bir adım daha ilerletip, ulusaşırı siyasi karar mekanizmalarına dahil olmalarının önemi büyük. Zira Avrupa Parlamentosu Seçimleri, Avrupa’da yaşayan ve başörtüsü, paralel toplum, aşırılık, Türkiye’nin AB üyeliği, üye ülkelerde azınlık haklarının korunmasıyla ilgili mekanizma, ulusal göçmen sorunları ve uyum gibi konularda sıkça tematize edilen bizler için büyük bir fırsat. Avrupa Parlamentosunda verilen soru önergelerinde ya da hazırlanan raporlarda sıkça tematize edilen Müslümanlar, ancak katılım seviyelerini arttırarak “tartışılan” değil, “tartışan” konumuna yükselebilirler.

Müslümanların parlamentoda temsil edilen 500 milyonluk nüfusun yaklaşık yüzde 6’sını teşkil etmelerine ve 1,756 milyar Euro tutarındaki Avrupa Parlamentosu bütçesine2 vergileriyle katkı sağlamalarına rağmen Avrupa siyasetinin yasama sürecinde söz sahibi olmamaları düşünülemez. Bu büyük siyasi arenanın kararlarından etkilenen ve bu yapıyı finanse eden herkesin, nelerin, ne şekilde düzenleneceği kararına dahil olması en önde gelen gereklilikler arasında.

Dünyadaki önemli gelişmeler hakkında Avrupa vatandaşlarının ilgilerini ulusaşırı düzeyde temsil eden Avrupa Parlamentosu milletvekilleri, Müslüman coğrafyalarda meydana gelen olaylarla ilgili tepkilerini de dile getiriyor ya da komisyona soru önergeleri sunarak uluslararası camiayı bu tarz konularda harekete geçirmeye çalışıyorlar. Bu durumda Orta Afrika’da, Myanmar’da, Mısır’da ve Filistin’de Müslümanların karşı karşıya kaldıkları zulüm karşısında Avrupa Birliğinin sessiz kaldığı eleştirisini yapan Avrupalı Müslümanların oy kullanmaları ve parlamentoda Müslümanların hak ve özgürlükleri hakkında da sesini yükseltebilecek adayları desteklemeleri büyük önem taşıyor.

Bunun yanında “Müslümanların şiddeti bırakarak, Kur’an’ın bazı kısımlarını reddedecekleri bir anlaşma imzalamaları gerektiğini”3 söyleyen milletvekili adaylarına sahip Büyük Britanya Bağımsızlık Partisi (UKIP) ile 2000 yılında Milano yakınlarında inşa edilmesi planlanan caminin arsasına domuz idrarı dökerek “cami inşasına karşı protesto” gerçekleştiren üyelere sahip Lega Nord Partisi’nin4 birleştiği; bünyesinde, “Danimarka’daki Müslüman nüfusu sınırlamak”5 gibi söylemlerde bulunan siyasetçilere sahip Danimarka Halk Partisi gibi partilerin bulunduğu Özgürlük ve Demokrasi Avrupası Fraksiyonu6, Avrupa Parlamentosu’nda 34 temsilciye sahip. Bu tarz ayrıştırıcı ve bir arada yaşamı zorlaştırıcı siyasi söylemleri partilerinin temel ilkesi hâline getiren oluşumlara en güzel cevap, hem ulusal seçimlerde hem de Avrupa Parlamentosu Seçimlerinde oy kullanmak ve aşırı sağcı partilerin oy oranlarını düşürmek olacaktır.

Öte yandan ülkelerindeki partileri değil, dahil oldukları fraksiyonların görüşlerini temsil eden partiler arasında seçim yapmak hiç de kolay değil. Bu nedenle bu dosyada okuyuculara yön göstermek amacıyla fraksiyonlara yöneltilen sorularla Avrupa Parlamentosundaki siyasi grupların Avrupa’daki Müslüman cemaatin hak ve özgürlüklerinin korunması, İslamofobi ile ilgili önlemler ve “Avrupa kimliği”ne Müslümanların dahil edilişi, dünyanın diğer yerlerindeki Müslümanların maruz kaldıkları insan hakkı ihlallerinin önlenmesi gibi konulardaki fikirleri irdelendi. Türkçe’de ilk kez gerçekleştirilen bu tarz geniş bir çalışma, özellikle Türkiye kökenli Müslüman seçmenlere rehberlik edecektir. Yine fraksiyonlara, üye ülkelerden hangi partilerin katıldığını gösteren bir kılavuz da dosyada bulunmaktadır; böylece seçmenler verdikleri oyun, aslında hangi fraksiyonu güçlendirdiğini daha iyi analiz edebilecektir.

Avrupa’da bütün sorunların yıkılabileceği bir suçlu arayışında olan –ve bu suçlunun Müslümanlar ve diğer azınlıklar olduğunu işaret eden- aşırı sağcı ve popülist partilerin oy oranını arttırmamak, Türkiye’nin Avrupa Birliğine katılımının reddinde de beliren kültüralist seslere cevap vermek, siyasal katılımı arttırarak Avrupa politikalarında etken olmak, bunun da ötesinde vatandaşlık hakkına sahip çıkarak oy hakkını kullanmak için 22-25 Mayıs Avrupa Parlamentosu Seçimlerinde oy kullanmak büyük önem taşıyor.

ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

DİĞER DOSYA YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar