Suriye Savaşı Suriye Ateşkesi: Son 5 Yılın En Büyük Fırsatı

İhlal edilen ateşkeslere ve her an yeniden ortaya çıkabilecek korkutucu senaryolara rağmen ABD ve Rusya aracılığıyla Suriye’de gerçekleştirilen ateşkes hem bir miktar insani yardımın içeri girişi için bir tedbir, hem de kanlı geçen beş yıllık iç savaştan bir çıkış yolu olarak Suriye’de iyi karşılandı.

Alessandra Bajec 1 Nisan 2016

27 Şubat’ta Suriye’deki ateşkes ABD ile Rusya’nın Suriye hükûmeti ve ana muhalefet grubunun uymayı kabul ettiği bir müzakerenin görüşülmesinden sonra hayata geçirildi. Anlaşmaya göre savaşan tüm taraflar “düşmanlıkların bitirilmesi” kararına uymak ve planın uygulanmasını sıkı sıkıyı takip etmek zorundalar. Anlaşma IŞİD, Al Nusra Cephesi ve diğer terörist topluluklara karşı yürütülen askerî operasyonlar sürdüğünden dolayı bu grupları kapsamıyor. Hükûmet ise operasyonları durdurmayı kabul ettiğini ve Birleşmiş Milletlerce belirlenmiş terörist gruplar tarafından gerçekleştirilecek herhangi bir ihlal hâlinde silahlı güçlerini savaşa çağırma hakkını muhafaza ettiğini açıkladı. Suriye muhalefetinin Yüksek Müzakere Komisyonu ateşkese bağlı kalmalarının devlet güçlerinin isyancıların bulunduğu bölgelerdeki kuşatma ve bombardımanı durdurmasına bağlı olduğunu söyledi.

Vladimir Putin ateşkeste anlaşma sağlandığını duyuran konuşmasına, “Rusya ve Amerika’nın müzakere ve çabaları bütün taraflar arasında bağlantı kurma noktasında uluslararası bir örnek olma potansiyeline sahip.” dedi. Fakat bu zemindeki bir ateşkes ne anlama geliyor?

Suriye ordusu ve muhalif güçlerin tüm askerî faaliyetleri durdurması beklenmesine karşın ülke çapındaki savaş henüz durmadı. Ateşkesin ardından izlenecek planı eleştirenler ateşkesin bozulması durumunda bunun izini sürecek ve cevap verecek bağımsız denetleme mekanizmalarının yokluğuna işaret ediyor. Ayrıca aşırı grupların eylemde bulunduğu Suriye topraklarının büyük bölümü, bilhassa doğu ve kuzeybatıdaki kısım çatışma bölgesi olarak kalıyor.

Terörist gruplarla savaşan devlet güçleri ve isyancı grupların yanı sıra sivil nüfus da saldırıların ana hedeflerinden. “Düşmanlıkların durdurulması” amacıyla gerçekleştirilen anlaşmanın daha ilk haftasında Suriye İnsan Hakları Gözlemevi ateşkes bölgelerinde 32’si sivil 135 ölüm, ateşkesin kapsamadığı bölgelerde ise 552 kişinin öldürüldüğünü ortaya koydu.

Bununla beraber BM Suriye Elçisi Staffan de Mistura’ya göre şiddet “büyük oranda azalmış durumda” ve kırılgan olan ateşkes, çatışmanın her iki tarafının da mükerrer ihlallerine rağmen “devam ediyor.” Öte yandan haber ajanslarına yansıdığı üzere Suriye ateşkesi hayata geçirildiğinden bu yana sivil kayıplarında büyük bir düşüş yaşandı.

Şiddetin büyük oranda azalması insani yardımın dağıtılmasını da kolaylaştırdı. Uluslararası yardım kuruluşları savaşın isyancılar ve devlet güçleri arasında sürdüğü alanlara yardım sağlanması konusunda ilerleme kaydedildiğini bildirdiler. Ancak uluslararası hukukun da bir gereği olan kuşatma altında olan ve erişilmesi güç bölgelere sorunsuz insani yardım erişimi sağlanması tam anlamıyla gerçekleştirilemiyor. Gıda, ilaç ve acil ihtiyaçlara gereksinim duyulan bölgelere erişim sürekli olarak sağlanamıyor. Bu nedenle de insani yardım grupları ateşkesin daha katı ve sürdürülebilir bir yaptırımı olması gerektiği görüşünde. Şimdiye dek erişilmesi güç bölgelerde 260 bin kişiye yardım ulaşmasına rağmen BM nisan ayı bitmeden toplamda 1.1 milyon kişiye ulaşmayı istiyor.

Ayrıca anlaşmada insani yardımın boyutlarından ziyade sadece erişimin sağlanmasına yoğunlaşılmış durumda. Dolayısıyla ateşkes esnasında insani yardımın ulaştığı bölgelerdeki herkes yeterli miktarda gıdaya ulaşamıyor. Bazı bölgeler aylardır, hatta yıllardır kapalı. Örneğin Şam’ın bir kenar mahallesi olan Daraya’ya, Aralık 2013’ten bu yana gıda, su veya ilaç ulaşamıyor.

BM tahminlerine göre Suriye’de kuşatma altında yaşayan neredeyse 500 bin insan var ve bu sayı insani yardım ulaştırılması zor olan 4.6 milyon kişi içinde yer alıyor. Ayrıca yeni bir sivil toplum raporuna göre şu anda bir milyondan fazla Suriyeli bulundukları yerde köşeye sıkışmış durumda.

Uzun süren bir savaşın ortasında hapsolan Suriye halkı evlerini ve ailelerini kaybetti. Çok sayıda insan iğreti kamplarda hayatını sürdürüyor. Suriye’de hava saldırıları ve bombardımanlar her gün devam ediyor olmasına karşın siviller ölenlerin bilançosunun ve korku düzeyinin gözle görülür bir şekilde azalmasıyla oluşan görece sessizlikten memnun.

“Düşmanlıkların durması”nın az konuşulan sonuçlarından biri de devlet karşıtlarının sokağa geri dönmesi oldu. Şiddeti azalan savaş anlaşmanın yedinci gününden itibaren isyancıların kontrolü altındaki bölgelerde protestoların yeniden yapılmasına olanak tanıdı. Kısmi ateşkes ile çok sayıda gösterici “Devrim Sürüyor” sloganı altında alanlara çıkarak “bütün Suriyeliler için özgür Suriye”, “Esed’in devrilmesi” ve “terörün reddi” gibi taleplerde bulunma fırsatını yakaladı.

Uluslararası çabalar ateşkese ve insani yardıma erişim yaratılmasına yoğunlaşırken ateşkesin siyasi geçiş dönemine ve hatta beş yıllık çatışmayı sonlandıracak daha uzun süreli bir anlaşmaya evrilmesi uzak bir ihtimal. Yabancı güçler tarafları Cenevre görüşmelerinde müzakere edilecek bir anlaşmaya ulaştırmada daha kararlı görünse de her iki taraf da Suriye Başkanı Esed’in geleceğine dair herhangi bir uzlaşma emaresi göstermiyor.

Eksikleri ve sorunlu yönleriyle bu ateşkes yine de başlangıcından bu yana Suriye’deki savaşın şiddetinin azalması yönünde ilk ciddi çaba ve insanların normal hayatlarına dönmeleri için ilk geçici tedbir. Suriyeliler ise ateşkesin sürmesini ya da işe yaramayıp daha kötü bir savaşa neden olmasını beklerken umutlu mu korkulu mu olmaları gerektiğine henüz karar vermiş değiller.

Fotoğraf: ©Shutterstock.com/Volodymyr Borodin

Alessandra Bajec

Alessandra Bajec Kahire merkezli serbest gazeteci. 2010-2011 yılları arasında Filistin’de yaşadı. Metinleri rt.com, CounterPunch ve Avrupa Gazetecilik Merkezi dergisinde yayımlandı.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar