Birleşmiş Milletler Birleşmiş Milletler Kurulu’nda 39 Ülke İle Çin Arasında Uygur Gerilimi

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda 39 ülke adına Çin'e insan hakları ihlalleri gerekçesiyle Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ne derhal ve engelsiz ziyaretine izin vermesi çağrısı yapıldı.

ehisim 8 Ekim 2020

ABD, İngiltere ve Almanya’nın aralarında olduğu 39 ülke Çin’e Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri ve bağımsız gözlemcilerin insan hakları ihlalleri gerekçesiyle Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ne derhal ve engelsiz ziyaretine izin vermesi çağrısı yaptı.

Almanya’nın BM Daimi Temsilcisi Christoph Heusgen, BM Genel Kurulu‘nda 39 ülke adına yaptığı ortak açıklamada, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki insan hakları ve Hong Kong’da yaşanan gelişmelerden derin endişe duyulduğunu söyledi. Çin’e özellikle Sincan ve Tibet’teki dini ve etnik azınlıkların insan haklarına saygı duyması çağrısı yapan Heusgen, siyasi eğitim kamplarının varlığı ve bir milyondan fazla kişiye keyfi gözaltı haberlerinin son derece endişe verici olduğuna dikkati çekti. Heusgen, ”Uygur kültürünün yanı sıra inanç, ifade ve hareket özgürlüğü üzerinde ciddi kısıtlamalar var. Uygurlar ve diğer azınlıklar orantısız bir şekilde gözetleniyor. Zorla çalıştırma ve kısırlaştırma dahil zorla doğum kontrolü yöntemleri uygulandığı iddiaları ortada.” dedi. Çin’e BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri ve bağımsız gözlemcilerin insan hakları ihlalleri gerekçesiyle Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ne derhal ve engelsiz ziyaretine izin vermesi çağrısı yapan Heusgen, Çin’i Hong Kong’da da uluslararası yasal sorumluluklarını yerine getirmemekle eleştirdi.

Çin’in BM Daimî Temsilcisi İddiaları Reddetti  

Çin’in BM Daimi Temsilcisi  Zhang Jun ise başta ABD, Almanya ve İngiltere olmak üzere söz konusu 39 ülkeyi ülkesine karşı düşmanca tutum sergilemekle eleştirdi. ”İftira” şeklinde nitelendirdiği Sincan’daki insan hakları ihlalleri iddialarını reddeden Zhang, söz konusu ülkeleri içişlerine karışmakla suçladı.

Uygur konusunun insan hakları, din ya da etnik bir sorun olmadığını savunan Zhang, sorunun ”terörle mücadele” olduğunu iddia etti. Konuşmasında özellikle ABD’yi hedef alan Zhang, ”ABD’ye şunu söylemek istiyorum, nefret uyandıran eylemleriniz tarihin gidişatıyla çelişiyor. İnsanlar ve dünya bölünme değil dayanışma, çatışma değil iş birliği istiyor. Tarihin yanlış tarafında ve uluslararası toplumun karşısında duruyorsunuz. Klişeleriniz doğru değil. Siyasi planlarınız ise asla başarılı olmayacak.” dedi.

Türkiye’nin BM Daimi Temsilcisisi Bilge Koçyiğit ise yaptığı konuşmada, Sincan Özerk Bölgesi’ndeki insan hakları konusunun endişe kaynağı olduğunu vurgulayarak, BM organlarının Uygur Türkleri’ne ve diğer Müslüman azınlıklara yönelik muameleyi kayda geçirme ve somut tavsiyeler önermede önemli bir rol oynadığını söyledi.

Türkiye’nin Çin’in toprak bütünlüğüne saygı duyduğunu vurgulayan Koçyiğit, aynı zamanda Çin’den Uygur Türkleri ve diğer Müslüman azınlıklara barış ve refah içinde eşit davranmasını, kültürel ve dini kimliklerine saygı duymasını beklediğini ifade etti. Türkiye’nin, Uygur Türkleri ile etnik, dini ve kültürel bağları olan bir ülke olarak, Sincan’daki Uygur Türkleri’ne ve diğer Müslüman azınlıklara yönelik insan hakları ihlalleri iddialarından son derece endişe duyduğunu kaydeden Koçyiğit, Çin’in, BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri’nin Sincan’a ziyaretine izin vermesi ve bu konuda şeffaf olması gerektiğini sözlerine ekledi.

Kampları Serbestçe İnceleme Talebi Geri Çevrildi

Çin’de son yıllarda Uygur Türkleri’nin yaşadığı Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde ”eğitim merkezi” adı altında faaliyet gösteren kamplar ile Uygurlar’ın kimlik ve kültürlerine yönelik ihlaller uluslararası kamuoyu tarafından eleştiriliyor. BM ve diğer uluslararası örgütler kampların incelemeye açılması çağrılarını yinelerken, Çin şu ana kadar kendi belirlediği birkaç kampın az sayıda yabancı diplomat ve gazeteci tarafından kısmen görülmesine izin verdi. Çin makamları, BM yetkililerinin doğrudan bilgi almak amacıyla bölgede serbestçe inceleme yapma talebini ise geri çeviriyor. (AA)

 

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar