Helal Kesim Yasağı Belçika’daki Helal Kesim Yasağının Bir Başka Mağduru: Yahudiler

Belçika'da dinî usullere göre hayvan kesiminin yasaklanmasının ardından, Müslümanların yanı sıra ülkede yaşayan Yahudiler de büyük mağduriyet yaşıyor. Yahudi vatandaşlar koşer gıda tedariğinde bir çok problemle karşı karşıya.

Burak Gücin 13 Ekim 2021

Belçika’daki Yahudiler, ülkenin en yüksek yargı mercii tarafından yakın zamanda onaylanan ve Müslümanları ve Yahudileri doğrudan ilgilendiren dinî usullere göre hayvan kesimi yasağının etkilerini hissediyorlar.

Dosya: "Avrupa'da Helal Beslenme"

Avrupa’da Helal Sertifikalandırma

1 Eylül 2019

İlk olarak Valonya ve Flaman bölge meclisleri tarafından 2017’de yürürlüğe konan yasa, hayvanların önceden bayıltılmadan kesilmesini yasaklamıştı. Ne Musevilere ne de Müslümanlara göre, hayvanın kesimden önce sersemletilmesi dinen uygun bulunmuyor. Dolayısıyla, dinî usullere göre hayvan kesimi Belçika’da fiilen yasadışı hâle gelmiş durumda.

Belçika’daki Müslüman toplumunu temsil eden kuruluşlar, Aralık 2017’de söz konusu yasağı Anayasa Mahkemesine taşımıştı. Anayasa Mahkemesi ise, kısa bir süre önce, yasağı getiren yasaların din özgürlüğü ile uyumlu olduğuna hükmetmişti.

Yahudi Cemaati Yasaklamadan Şikayetçi

Politico Europe adlı internet sitesi, Yahudi cemaatindeki tüccarların müşterilerine koşer eti sağlamada tedarik sorunları ve diğer engellerle karşı karşıya olduğunu bildirdi. Özellikle, yasağın bir sonucu olarak, tüm koşer etlerinin artık Belçika’ya ithal edilmesi gerekiyor. İthal yoluyla tedarik süreci ise fiyatları yükseltiyor ve kaliteyi düşürüyor.

Antwerp’in Yahudi mahallesindeki bir koşer restoranında şef olan Moishy Hoffman, yasağın bir sonucu olarak iş yerinde sundukları seçeneklerin eksikliğinden “utandığını” söyledi. “Buradaki kasaplara gidiyorsunuz ve bomboş tezgahlar görüyorsunuz. Bazen bana 10 biftek veriyorlar; 60 ya da 70 adete ihtiyacım var ve bende 10 var. 10 nedir?” sözleriyle yaşanılan tedarik problemini anlattı.

Koşer Et Yasağının Etkileri ve Antisemitizm

Koşer et tedariği hizmeti veren Ari Mandel, büyük bir sorunla karşı karşıya olduklarını dile getirdi. Temin edebildikleri etin yüzde 90’ının donmuş ürün ve sadece yüzde 10’unun taze olduğunu söyledi. Bu durumdan ötürü koşer ete talebin azaldığını ve müşteri kaybettiklerini açıkladı.

Yaklaşık 42 bin kişilik bir Yahudi cemaatine sahip Antwerp şehrinde, 2 koşer et satan kasabın kısa süre önce kapandığını ve daha da fazla dükkanın bu durumu yaşayacağını da sözlerine ekledi. Mandel, ayrıca, yasağın etkisine duyduğu öfkeyi dile getirdi ve bu durumun müsebbinin antisemitizm olduğunu belirtti:

“Yahudi halkının burada hoş karşılanmadığını söylemek istiyorsanız, söyleyin. Yahudilere hoş karşılanmadıklarını açıkça söylemiyorsunuz, ancak onları uzaklaştırmak için önlemler alıyorsunuz. Bu gerçekten aynı mesajdır.”

“Yahudileri Gerçekten Umursamıyoruz”

Belçika

Helal Kesim Yasağına Karşı Mücadele Sürüyor

2 Ekim 2021

Belçika’daki Yahudi Örgütleri Koordinasyon Komitesi Başkanı Yohan Benizri, yasağın gerekçesi olarak antisemitizmi göstermediğini, ancak yine de kendilerine bir mesaj verildiğini söyledi. Benizri’ye göre bu mesaj, “Yahudileri gerçekten umursamıyoruz. Gelenekleriyle ilgilenmiyoruz. Gelenekleri umurumuzda değil.” manasına geliyor. Benizri, Avrupa genelinde benzer yasakların yürürlüğe girmesinin yüksek bir olasılık olduğunu da sözlerine ekledi.

Belçikalı Müslüman Toplumun Mücadelesi

Belçika’daki Müslüman toplumu temsil eden kuruluşlar ise, Anayasa Mahkemesinin dinî usullere göre hayvan kesimine yasak getiren yasaların din özgürlüğü ile uyumlu olduğuna karar vermesi üzerine süreci Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) taşımayı değerlendiriyor. Belçika İslam Temsil Kurumu ve Belçika İslam Koordinasyon Kurulundan (EMB) yapılan yazılı açıklamada, sürecin bu kez AİHM’e taşınmasının değerlendirildiği bildirilmişti.

Bu mahkemenin kararının “çok büyük bir hayal kırıklığı”na yol açtığı belirtilen açıklamada, “Anayasa Mahkemesi, bu kararıyla ne yazık ki tartışmanın merkezinden kaçan bir kısır döngü mantığı yürütmektedir. Özellikle Anayasa Mahkemesi, Flaman ve Valonya yasalarının Müslüman ve Musevilerin inançlarında bulunan gündelik bir dinî uygulamasının ‘özünü’ doğrudan etkilediği gerçeğini görmezden gelmektedir. Sonuçta, Müslüman ve Musevilere göre, hayvan uyuşturulduğu andan itibaren herhangi bir dinî kesimden söz edilemez.” görüşü kamuoyuyla paylaşılmıştı. (P)

Burak Gücin

Galatasaray Üniversitesi’nde Sosyoloji programından mezun olan Burak Gücin, sonrasında Heidelberg Üniversitesi’nde Kültürel Çalışmalar alanında yüksek lisansını tamamlamıştır. Ağırlıklı olarak ideoloji, kültür ve göç üzerine çalışan Gücin, Perspektif redaksiyon ekibinin üyesidir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar