Murat Kalmış: “Almanya’daki Diğer Siyasetçilere Kıyasla 10 Kat Fazla Çalışmak Zorunda Kaldım”
Siyasi katılım, azınlıktaki Türk topluluğu için ana gündem maddelerinden biri. “Siyasi Arenada Türkiye Kökenliler” serisinde Perspektif, mikrofonu Batı Avrupa’daki Türkiye kökenli siyasetçilere uzatıyor. Bugün söz, Almanya'daki Delmenhorst Belediye Başkanı Murat Kalmış'ta.
Siz yaklaşık 30 yıldır aktif siyasetin içindesiniz. Hikâyeniz nerede başlıyor?
Meslek eğitimimi el sanatları/zanaat alanında tamamladıktan sonra Delmenhorst Belediyesi bünyesinde idari uygulama memuru olarak göreve başladım. Sahada çalışmak, vatandaşlarla doğrudan temas kurmak bana hem idarenin ritmini hem de yerel sorunları çok iyi öğretti.
Ardından uzun yıllar boyunca itfaiyeci olarak görev yaptım. O yıllar benim için belirleyiciydi; çünkü kriz anlarını yönetmeyi, hızlı karar vermeyi ve dayanışmanın gerçek anlamını o meslekte öğrendim. Bugün siyasette taşıdığım birçok refleks, bence o yılların mirası.
Bugün Delmenhorst’ta belediye başkanı olarak görev yapıyorum. Bu görev yoğun bir idari süreç yönetimi ve vatandaşlarla sürekli iletişim gerektiriyor. Belediye Başkanı Petra Gerlach (CDU) ile yakın bir çalışma içindeyiz. Her gün çok sayıda insan doğrudan bana ulaşıyor. Ben de onların sorunlarıyla yönetim arasında bir köprü kurmaya çalışıyorum.
Aynı zamanda yaklaşık 15 yıl boyunca Hür Demokrat Parti (FDP) Belediye Meclisi Grup Başkanlığı görevini yürüttüm. Şimdi ise FDP’nin eyalet yönetiminde, bölgesel sorumluluk alanlarında ve federal düzeydeki çeşitli komisyonlarda aktif olarak rol alıyorum.
Delmenhorst’ta ana belediye başkanının yanında üç gönüllü başkan bulunuyor. Bu sistem nasıl işliyor?
Bu görev kağıt üzerinde “gönüllü” gibi görünse de gerçek sorumlulukları oldukça ağır. Temsilî görevlerin ötesinde, belirli idari süreçlerde aktif sorumluluk üstleniyoruz. Vatandaşla temasın en yoğun olduğu yer de burası. İnsanların sorunlarını dinlemek, bunları doğru bir şekilde belediye yönetimine taşımak ve çözüm üretmek görevimizin merkezinde yer alıyor.
Bu nedenle görev resmiyette gönüllü olsa da, pratiği tam zamanlı bir kamusal sorumluluk gibi.
“Kararların Alındığı Yerde Bulunmak ve Sorumluluk Almak İstedim”
2021 yılında da büyükşehir belediye başkanlığına aday olmuştunuz. Siyasete girme kararınız nasıl şekillendi?
Siyasete girme fikri aslında çok eski. Yaşadığım şehrin daha iyi olmasını isteyen biri olarak, kararların alındığı yerde bulunmak ve sorumluluk almak istedim. Yerel siyasette verilen kararların insanların günlük yaşamını nasıl doğrudan etkilediğini gördüğümde, bu sürecin bir parçası olmayı seçtim.
2021’de FDP adına büyükşehir belediye başkanlığına aday oldum. Bu süreç benim için hem önemli bir sınav hem de şehrimizin geleceği için geliştirdiğim projeleri anlatabildiğim bir dönem oldu.
Göçmen kimliğiniz siyasette sizin için nasıl bir etki yarattı?
Bir göçmen olarak siyasete başlamak kolay değildi. Bazı önyargılarla hâlâ karşılaşıyorum. Hayat tarzım ve inançlarım kimi zaman ilave engeller oluşturdu.
Arkadaşlarımın bir adım attığı yerde benim on adım atmam gerektiğini çok iyi biliyorum.
Sabah-akşam çalıştım, projeler geliştirdim, dilekçeler hazırladım. Ailemle geçireceğim zamandan fedakârlık yaptım. Ama bugün geriye baktığımda tüm bu çabanın karşılığını aldığımı görüyorum. Sadece kendim için değil, toplum için doğru olanı yaptığımı hissediyorum.
Siyasi yolculuğunuza Yeşiller ile başlayıp FDP’ye geçtiniz. Bu geçişin nedeni neydi?
Yeşiller listesinden siyasete adım attım. Ancak inancım, cami yönetimindeki gönüllü görevlerim gibi nedenlerle tam anlamıyla kabul görmediğimi hissettim.
1996’da FDP ile yollarım kesişti ve aradığım saygı ile desteği burada gördüm. Liberal siyaset anlayışına kendimi daha yakın hissettim ve o günden bu yana FDP içinde aktif görev alıyorum.
Göç kökenli siyasetçiler genellikle göç/uyum konularına sıkıştırılıyor. Siz bu algıyı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu algı ne yazık ki hâlâ canlı. Oysa göç kökenli siyasetçiler ekonomi, eğitim, şehir planlaması, güvenlik gibi çok geniş alanlarda güçlü katkı sunabilirler. Benim için her yeni proje, her girişim bu algıyı kırmak için bir fırsat.
“Çeşitliliği Toplumsal Bir Zenginlik Olarak Görüyorum”
Çeşitlilik, Müslüman karşıtlığı ve toplumsal uyum konularında FDP’nin yaklaşımı nasıl?
Ben çeşitliliği toplumsal bir zenginlik olarak görüyorum. FDP de ayrımcılığa ve Müslüman karşıtlığına karşı net duruş sergileyen bir parti. Elbette zaman zaman parti içinde farklı görüşler oluyor; ancak ben bu farklılıkları diyalog yoluyla çözmeyi, ortak değerlerde buluşmayı önemsiyorum.
Türkiye kökenli vatandaşlarla ilişkileriniz nasıl?
Türkiye kökenli vatandaşlarla ve onların kurumlarıyla yakın bir iletişimim var. Fakat ben kendimi sadece Türkiye kökenlilerin değil, Delmenhorst’ta yaşayan tüm vatandaşların temsilcisi olarak görüyorum. Göç kökenlilerin görünürlüğünün artması toplum için önemli, ama herkesin çıkarlarını gözetmek görevimin temeli.
Siyasette ödün vermek zorunda kaldığınız oldu mu?
Siyaset, uzlaşma gerektirir. Evet, zaman zaman çeşitli fedakârlıklar gerekiyor. Ancak benim için asıl önemli olan, temel değerlerimden ödün vermemek. Uzun vadede, dürüstlük ve istikrarlı bir çalışma tarzı hem güven hem saygı kazandırıyor.
Son olarak siyasette aktif olmak size ne kazandırdı?
İnsanlara doğrudan temas edebilmeyi kazandım diyebilirim. Birinin sorununa çözüm bulmak, şehir için somut bir fayda üretmek… Bütün bunlar siyaseti benim için yalnızca bir görev değil, bir öğrenme ve büyüme alanı hâline getirdi.