Gazze Şeridi

“Gazze Bremen Büyüklüğünde Bir Harabeye Döndü, Almanya Hâlâ Sessiz”

Avrupa Birliği’nde İsrail’e yönelik yaptırım talepleri yükselirken Berlin geri duruyor. Bremen Şurası (Schura Bremen), federal hükûmeti “çifte standart” ile suçladı ve kamuoyunun yaptırım beklentilerini karşılamaya çağırdı.

“Gazze Bremen Büyüklüğünde Bir Harabeye Döndü, Almanya Hâlâ Sessiz”
Almanya’nın başkenti Berlin'de polis, Filistin'e destek eylemine katılanlara sert şekilde müdahale etti. Berlin polisi Filistin'e destek eylemine sert müdahale etti. | Fotoğraf: İlkin Eskipehlivan - Anadolu Ajansı

Almanya’nın İsrail’e yönelik tutumu hem Avrupa Birliği (AB) içinde hem de ülke içinde daha fazla tartışılır hâle geliyor. AB’de İsrail’e yaptırım isteyen ülkelerin sayısı giderek artarken, Berlin’deki federal hükûmet bu adımlara direniyor. Federal hükûmetin bu tutumu sokakta tepkiyle karşılanıyor.

28 Ağustos’ta Berlin’de düzenlenen Filistin dayanışma eylemine polis sert şekilde müdahale etti. Hackescher Markt’ta toplanan yaklaşık 200 kişi, Gazze’deki açlık krizine, sivillerin ölümüne ve gazetecilerin hedef alınmasına dikkat çekmek istedi. “Gazze’de soykırımı durdurun”, “Ekmeği Gazze’ye alın” pankartları taşınırken, “Çocuk katili İsrail” sloganları atıldı. Ancak polis gösteriye müdahale etti, 8 kişi gözaltına alındı ve bir kadın göstericiye yumruk atıldı.

6 Eylül’e gelindiğinde ise, bu sefer, Berlin’in Breitscheid Meydanı’nda yapılan geniş katılımlı bir gösteri daha yapıldı. Burada da İsrail’in Gazze’deki saldırıları protesto edilirken, Alman hükûmeti sık sık hedef alındı. Göstericiler “Filistin özgür olacak” ve “Gazze’deki çocuklar yaşamak istiyor” pankartları taşıdı. Aynı meydanda İsrail yanlısı bir grup karşı eylem düzenledi, ancak ciddi bir olay yaşanmadı.

Merz Hükûmetinden Eleştiri Var Ama Net Yaptırımlar Yok

AB içinde İsrail’e yaptırım çağrıları güçleniyor. Özellikle AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Kopenhag’daki son dışişleri toplantısından sonra, yaptırımları destekleyenlerin “gittikçe artan çoğunluk” oluşturduğunu vurguladı. Ancak “tarihsel sorumluluğu” nedeniyle İsrail’e verdiği desteği çekme konusunda çekimser davranan Almanya, yaptırımlara karşı en güçlü direnci sergileyen ülkelerden biri.

Başbakan Friedrich Merz (CDU) ve Dışişleri Bakanı Johann Wadephul (CDU), İsrail’in uluslararası hukuk çerçevesinde hareket etmesi gerektiğini sık sık yineliyor. Ancak bu söylem, uluslararası gözlemciler ve insan hakları kurumları tarafından yetersiz bulunuyor. Çünkü Almanya, ticaret kısıtlaması, ambargo veya AB–İsrail Ortaklık Anlaşması’nın askıya alınması gibi adımlara yanaşmıyor.

Ağustos ayında Alman hükûmeti İsrail’e yönelik silah satışını kısıtlama kararı almıştı. DW’nin aktardığına göre, federal hükûmet yalnızca İsrail’e “Gazze’de kullanabileceği silahların sevkiyatını durdurduğunu” açıklasa da bu karar kısmi kaldı. Almanya, ekonomik ve diplomatik yaptırımlar konusunda hâlâ frende. Almanya, Belçika, Fransa ve İngiltere gibi Avrupa ülkelerinin desteklediği Filistin Devleti’ni tanıma sürecine destek vermeyeceğini “şu aşamada” duyurdu.

Alman kamuoyu ise daha farklı düşünüyor. Kamu yayıncısı ZDF’nin Politbarometer adlı periyodik anketine göre Almanların yüzde 76’sı İsrail’in Gazze’deki eylemlerini haklı bulmuyor, yüzde 83’ü silah ihracatının sınırlandırılmasını istiyor. Koalisyon ortağı Sosyal Demokrat Parti (SPD) içinden de yaptırım çağrıları yükseliyor. Ancak hükûmet, “Kamuoyunun hissiyatı belirleyici faktör değildir,” diyerek bu taleplere mesafeli duruyor.

Bremen Meclisindeki Gazze Oturumu: “Umut ve Hayal Kırıklığı”

Almanya’nın federal düzeydeki temkinli çizgisine karşın, 21 Ağustos’ta Bremen Eyalet Meclisinde yapılan “Güncel Saat” oturumunda Gazze’deki insani kriz gündeme alındı. Milletvekilleri, hem sivil kayıpların boyutunu hem de Bremen’in üstlenebileceği rolü tartıştı. Söz alan parlamenterler, çatışmanın ötesine geçen kalıcı siyasi çözümler gerektiğini vurguladı. Ayrıca, Bremen’in Gazze’den getirilecek çocukların tıbbi tedavisine ev sahipliği yapabileceği önerisi gündeme geldi.

8 Eylül’de Gazze’deki son durumla ilgili basın açıklaması yayımlayan eyaletteki İslami dinî kuruluşların çatı örgütü Bremen Şurası (Schura Bremen), bu oturumu olumlu bir adım olarak karşılasa da eksik bulduğunu açıkladı. Basın açıklamasında, parlamentoda insani dayanışmayı öne çıkaran çağrıların memnuniyetle not edildiği, ancak aynı zamanda bazı konuşmalarda “gerçeklerin çarpıtıldığı, sorumlulukların saptırıldığı ve propaganda amaçlı ifadeler kullanıldığı” eleştirisi yapıldı.

Schura Bremen: “Gazze’de Bremen Büyüklüğünde Bir Yıkıntı Var, Almanya Hâlâ Tavır Göstermiyor”

Schura, “kalpsiz ve soğukkanlı” söylemlerin, hatta yer yer ırkçı önyargıların dile getirildiğini belirtti; bunun Bremen Parlamentosu’na yakışmadığını savundu. Açıklamaya göre, eyalet meclisinde ortak ve güçlü bir tavır ortaya çıkmaması büyük bir hayal kırıklığı yarattı.

Schura, açıklamasında Gazze’nin Bremen kadar bir alanın tamamen harabeye döndüğünü, su ve gıda sistemlerinin çöktüğünü, on binlerce sivilin öldürüldüğünü ve yüz binlercesinin açlıkla karşı karşıya olduğunu vurguladı. Gazetecilerin hedef alınarak öldürülmesinin, dünyanın olup biteni görmemesi için bilinçli bir politika olduğunu belirtti.

Schura ayrıca, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun “çözüm üretici” olarak tanıtılmasını “kabul edilemez” buldu ve Almanya’nın uluslararası hukuka göre Netanyahu ülkeye gelirse tutuklamakla yükümlü olduğunu hatırlattı.

Schura’dan Federal Hükûmete Yönelik Eleştiri ve Talepler

Açıklamada, Almanya’nın İsrail’e verdiği desteğin “çifte standart” oluşturduğu, bu nedenle Müslüman toplumun devlete olan güvenini yitirdiği kaydedildi. Bunun, kuşaklar boyunca sürecek bir kopuş yarattığına dikkat çekildi.

Schura, federal hükûmete ve uluslararası topluma şu talepleri yöneltti:

  • Gazze’deki saldırıların ve soykırımın derhal durdurulması, gerçek barış görüşmelerinin başlatılması
  • Sınır kapılarının açılması, yardımın bağımsız kuruluşlarca ulaştırılması
  • İsrail’e silah ihracatının kesilmesi, Almanya’nın tarihsel sorumluluğunu hatırlaması
  • Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşimlerin sonlandırılması
  • Filistin Devleti’nin tanınması
  • Gazetecilerin ve uluslararası gözlemcilerin Gazze’ye güvenli erişimi
  • Almanya’da barışçıl protestoların kriminalize edilmesine son verilmesi
  • AB–İsrail Ortaklık Anlaşması’nın askıya alınması
  • Uluslararası Ceza Mahkemesi soruşturmalarına aktif destek verilmesi
  • Almanya’daki Filistinli ve Müslüman toplumla güveni yeniden tesis edecek somut adımların atılması

Almanya, İsrail’in Horizon Europe’den Çıkarılmasını Onaylamadı

Mayıs ayından bu yana gündem olan AB-İsrail Ortaklık Anlaşması’nın askıya alınması konusunda uzlaşı sağlanamamasından sonra İsrail’e yönelik yaptırım talepleri -hedef küçültürülerek- bilimsel iş birliği alanına da taşınmıştı. Avrupa Komisyonu, Gazze’deki abluka ve kıtlık nedeniyle İsrail’in Avrupa Yenilik Konseyi (EIC) Hızlandırıcı hibelerinden kısmen men edilmesini önerdi. Bu program, AB’nin araştırma çerçevesi Horizon Europe kapsamında çalışıyor ve girişimlere büyük fonlar sağlıyor.

İsrail, 2021’den bu yana 46 girişim için toplam 105,5 milyon avro hibe ve 63,8 milyon avro özsermaye aldı. Projelerin çoğu sivil alanlarda olsa da bazıları dronlar gibi çifte kullanım teknolojilerini içeriyor. Örneğin Sightec adlı bir şirket, insansız hava araçlarının otonom görevler yapabilmesi için 2,5 milyon avro destek aldı.

Ancak öneri AB’de nitelikli çoğunluk bulamadı; Almanya’nın itirazı süreci kilitledi. Berlin, Nazi dönemi nedeniyle İsrail’e karşı “özel sorumluluk” vurgusunu sürdürüyor. Ayrıca Almanya’nın 3,5 milyar dolarlık Arrow-3 hava savunma sistemi alımı da ilişkileri stratejik düzeyde bağlıyor. (P)

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler