Fransız Senatosu Tartışmalı “İslamcı Sızma ile Mücadele” Tasarısını Kabul Etti
Fransa'da Senato, eski İçişleri Bakanı Bruno Retailleau’nun “İslamcı sızma” ile mücadele yasa teklifini 208’e karşı 124 oyla kabul etti. Tasarı derneklerin feshi, ibadethane inşaatlarında valilik denetimi, malvarlığı dondurma ve “Cumhuriyetin temel ilkelerine saldırı” adıyla yeni bir suç tanımı öngörürken; sol muhalefet metni Müslümanları hedef alan “damgalayıcı” ve “ideolojik” bir girişim olarak eleştirdi.
Fransa’da parlamentonun üst kanadı olan Senato, eski İçişleri Bakanı ve Cumhuriyetçiler (Les Républicains – LR) partisinin önde gelen isimlerinden Bruno Retailleau’nun hazırladığı “İslamcı sızma” (entrisme islamiste) ile mücadele yasa teklifini kabul etti. Çarşamba günü yapılan oylamada tasarı 208 “evet” oyuna karşı 124 “hayır” oyuyla Senato’dan geçti. Oylama, Fransa’da son yıllarda giderek sertleşen güvenlik, laiklik ve siyasal İslam tartışmalarını yeniden ülke gündeminin merkezine taşıdı.
Tasarı; yeni suç tanımları oluşturulmasından derneklerin daha kolay feshedilmesine, dinî yapılar üzerindeki idari denetimlerin artırılmasından mali yaptırımlara kadar geniş kapsamlı düzenlemeler içeriyor. Sağ ve merkez sağ partiler düzenlemeyi “Cumhuriyetin savunusu” olarak sunarken, sol muhalefet ise bunun Müslüman toplulukları hedef alan ideolojik bir güvenlik siyasetine dönüştüğü görüşünde.
Senato Oylaması: Sağ ve Merkez Sağ Partiler Tasarıyı Geçirdi
348 üyeli Senato tarafından yapılan oylamada tasarı, sağ ve merkez sağ partili senatörlerin oluşturduğu çoğunluğun desteğiyle kabul edildi. Cumhuriyetçiler (LR), merkez sağ çizgideki ve 59 koltuğa sahip Union Centriste grubu ve sağ eğilimli bağımsız senatörler “evet” oyu verdi. Sol partilerin senatörleri ise büyük ölçüde metne karşı çıktı.
Sonuçlar, Senato’daki mevcut siyasi dengeyi de yansıttı: 208 senatör tasarı lehinde oy kullandı, 124 senatör karşı çıktı ve bazı Macron yanlısı senatörler ise çekimser kaldı ya da oylamaya katılmadı.
Fransız medyasına göre bu tablo, Fransa’da özellikle güvenlik ve göç başlıklarında sağ ile merkez arasında oluşan yakınlaşmayı bir kez daha ortaya koydu. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un kampına yakın bazı isimlerin mesafeli durmasına rağmen, hükûmetin de tasarının genel yönelimine bütünüyle karşı çıkmaması dikkat çekti.
2027’de Cumhurbaşkanı Adayı Olarak Yarışacak Retailleau’nun Gündemi
Tasarı, Bruno Retailleau açısından yalnızca bir güvenlik düzenlemesi değil, aynı zamanda yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi önemli bir siyasi pozisyon alma hamlesi olarak görülüyor.
Retailleau, İçişleri Bakanlığı döneminde kamuoyuna açıklanan “Fransa’da Müslüman Kardeşler ve Siyasal İslam” başlıklı raporu kendi siyasi çizgisinin temel dayanaklarından biri hâline getirmişti. Mayıs 2025’te basına sızdırılan 73 sayfalık raporda, Müslüman Kardeşler hareketine yakın olduğu öne sürülen camiler, dernekler, eğitim ağları ve yerel yapılar üzerinden Fransa’da uzun vadeli bir “kurumsal sızma” stratejisi yürütüldüğü iddia edilmişti.
Senato oturumundaki konuşmasında Retailleau, “Belgelendirilmiş bir tehdit varsa hızlı ve kararlı davranmak zorundayız.” dedi. “İslam” ile “İslamcılık” arasında ayrım yapılması gerektiğini vurgulayan siyasetçi, “İslamcılarla mücadele etmek Müslüman vatandaşlarımızı hedef almak değildir.” ifadelerini kullandı.
Retailleau ayrıca “entrisme” (sızmacılık) olarak tanımladığı sürecin “sessiz ve uzun vadeli bir ideolojik yerleşme stratejisi” olduğunu savundu. Cumhuriyetçiler çizgisine yakın olan Le Figaro gazetesi ise Senato’daki oylamayı Retailleau’nun siyasi başarısı ve cumhurbaşkanlığı kampanyasının önemli bir eşiği olarak yorumladı.
Macron Cephesi ile Sağ Arasında Örtük Rekabet
Senato görüşmeleri sırasında dikkat çeken unsurlardan biri de hükûmet ile Retailleau arasındaki gerilim oldu. Ekim 2025’te Retailleau’nun yerine İçişleri Bakanlığı görevine gelen Laurent Nunez’nin de (Renaissance) benzer içerikte ayrı bir yasa hazırlığı yürüttüğü biliniyor. Nunez, Senato’daki konuşmasında hükümet tasarısının Danıştay (Conseil d’État) incelemesinden geçtiğini ve hukuki açıdan “daha sağlam” bir çerçeveye sahip olacağını söyledi. Retailleau’nun teklifinin ise bu incelemeden geçmediğine dikkat çekti.
Fransız hukuk sisteminde Danıştay incelemesi özellikle anayasal risk taşıyan güvenlik yasaları açısından önemli görülüyor. Bu nedenle hükümet kanadı, Retailleau’nun metnindeki bazı maddelerin ileride Anayasa Konseyi tarafından iptal edilebileceği mesajını vermeye çalıştı.
Buna rağmen Nunez, senatörler tarafından kabul edilen düzenlemelerin büyük bölümünün hükûmetin hazırladığı metinde de yer aldığını kabul etti. Hükûmet bu nedenle tasarıya açık destek vermek yerine “avis de sagesse” adı verilen, parlamentonun serbest kararına bırakılan çekimser bir pozisyon aldı. Bu durum, Fransa’da merkez yönetim ile geleneksel sağ arasında güvenlik politikaları konusunda ciddi bir yakınlaşma bulunduğunu gösteren bir örnek olarak yorumlandı.
Tasarının Yaptığı Yeni Suç Tanımı: “Cumhuriyet İlkelerine Saldırı”
Tasarıdaki en tartışmalı düzenlemelerden biri, Fransız ceza hukukuna “Cumhuriyetin temel ilkelerine saldırı” adıyla yeni bir suç eklenmesi oldu. Komisyon aşamasında yeniden yazılan düzenlemeye göre; kamu kurumlarını, özel kuruluşları ya da fiili yapıları anayasal ilkelere aykırı kararlar almaya yönlendirmeyi amaçlayan koordineli faaliyetler suç kapsamına alınabilecek.
Metinde hedef alınan ilkeler arasında Fransa’nın laik, demokratik ve bölünmez yapısı, hukuk önünde eşitlik, tüm inançlara saygı, kadın-erkek eşitliği gibi anayasal prensipler bulunuyor.
Tasarıyı destekleyenler, açık şiddet çağrısı içermeyen ancak uzun vadeli toplumsal dönüşüm hedefleyen yapılarla mücadele için bu tür bir suç tanımının gerekli olduğunu savunuyor. Tasarıya karşı çıkanlar ise pratikte toplumun belli bir kesimini hedef alan bu düzenlemenin aslında son derece muğlak tanımlara dayandığı görüşünde. Sosyalist Partili (PS) Corinne Narassiguin, oylama öncesindeki konuşmasında bu suç tanımının teorik olarak kadın-erkek eşitliği ilkesini ihlal eden siyasi partilere kadar geniş yorumlanabileceğini söyledi.
Dernekler, İbadethaneler ve Mali Denetim
Tasarı yalnızca ceza hukuku alanında değil, idari ve mali denetim alanlarında da önemli değişiklikler içeriyor. Buna göre
derneklerin idari kararla feshedilmesini kolaylaştıran yeni gerekçeler getiriliyor, dinî referanslarla “ortak hukuk kurallarından kaçınmayı teşvik ettiği” değerlendirilen yapılar hedef alınıyor, yabancı müdahale faaliyetleriyle bağlantılı görülen oluşumlara karşı yeni yetkiler tanınıyor.
Tasarı ayrıca cami ve diğer ibadethanelerin inşası konusunda valiliğin rolünü güçlendiriyor. Yeni düzenlemeye göre valinin görüşü bağlayıcı hale gelecek. Güvenlik riski görülen projeler belirli süre yeniden başvuru da yapamayacak. Mali alanda ise “ayrılıkçı” veya “sızmacı” faaliyetlerle bağlantılı görülen kişi ve kuruluşların malvarlıklarının dondurulmasını kolaylaştıran yeni mekanizmalar getiriliyor. Kamu yardımlarının geri çekilmesi ve bazı vakıf yapılarının kapatılması da düzenlemeler arasında.
“Bu Irkçı Metin Siyasi Bir Broşür Niteliğinde, Bir Güvenlik Yasası Değil”
Tasarı, sol partiler tarafından “güvenlik yasası” olmaktan çok “ideolojik bir metin” olarak değerlendirildi. Sosyalist Parti Senato Grubu Başkanı Patrick Kanner, Retailleau’nun hukuku başkanlık kampanyasının parçası haline getirdiğini savunarak metni “siyasi broşür” olarak niteledi.
Sol muhalefetin en sert çıkışlarından biri ise Yeşiller (EELV) Senatö Grubu Başkanı Guillaume Gontard’dan geldi. Gontard, Senato kürsüsünde yaptığı konuşmada yasa teklifini “yabancı düşmanı” ve “ırkçı” bir metin olarak niteledi. “Bugün utanç duyuyorum.” diyen Gontard, sağ senatörleri “Müslümanları Cumhuriyetin düşmanı gibi göstermekle” suçladı. Tasarının Fransa’daki Müslüman yurttaşları yeniden damgaladığını savunan Senatör, “Bu metinden yayılan dışlayıcı, nefret dolu ve evet, özellikle söylüyorum, ırkçı ideoloji artık aşırı sağdan ayırt edilemez hâle geldi.” ifadelerini kullandı.
Gontard ayrıca yasa teklifine dayanak yapılan Müslüman Kardeşler hakkındaki raporu da sert sözlerle hedef aldı. Söz konusu raporu “Fransız devletinin ürettiği en kötü raporlardan biri” olarak tanımlayan Yeşil senatör, metnin “metodolojiden, akademik kaynaktan ve ciddi araştırma standartlarından yoksun olduğunu” savundu. Gontard’a göre rapor, “aşırı sağın ve komplo teorilerinin siyasal taleplerine cevap vermek üzere hazırlanmış yanlı bir çalışma” niteliği taşıyor.
İnsan hakları savunucuları ve bazı Müslüman temsil kuruluşları da son yıllarda Fransa’da laiklik ve güvenlik tartışmaları üzerinden Müslüman topluluklar üzerinde genel bir şüphe atmosferi oluştuğunu dile getiriyor. Senatodan geçen teklifin yasalaşabilmesi için Ulusal Mecliste de kabul edilmesi gerekiyor. Ancak hükûmetin antisemitizm suçunun tanımını genişleten benzer içerikte ayrı bir yasa hazırlığında olması, süreci daha karmaşık hâle getiriyor. Parlamentonun alt kanadı olan Ulusal Mecliste sağ partilerin çoğunluğu bulunmuyor. (P)