Dosya: "Bağımlılık"

Avrupa’nın Bağımlılık Ekonomisi ve Yoksullardan Çalınan Milyarlar

Tütün, alkol, uyuşturucu madde ya da kumar bağımlılıkları, Avrupa’da devasa bir maliyete sahip. Avrupa’nın bağımlılık ekonomisinin arkasındaki sayıları inceleyelim.

Avrupa’nın Bağımlılık Ekonomisi ve Yoksullardan Çalınan Milyarlar
Fotoğraf: Shutterstock.com | Değişiklikler: Perspektif

Bağımlılıkların bireylerin sağlığına olan etkileri hepimizin malumu. Fakat bağımlılıkların bunun da ötesine maliyetleri söz konusu: Ekonomik maliyetler. Yüz milyarlarca avroyu bulan bağımlılık ekonomisi, bir taraftan bireylerin ekonomik refahını etkilerken diğer taraftan yarattığı sosyal maliyetler ile ülkelerin ekonomilerini de etkilemeye başladı. Gittikçe artan bu ekonomik yük, bağımlılıklarla mücadelede önleme ve koruma faaliyetlerinin ötesine geçip bahse konu bağımlılık ekonomisini daha iyi anlamayı ve bununla mücadele etmeyi gerektiriyor.

Bağımlılık türlerinin ekonomik etkileri temelde doğrudan ve dolaylı olarak iki alanda ortaya çıkıyor: Bağımlı bireyin yaptığı harcamalar (hane halkına maliyeti), sağlık harcamaları ya da trafik kazası gibi kamusal maliyetler.

Düşünülenin aksine, birçok bağımlılık turunun dolaylı etkisi daha büyük bir maliyet kalemi oluşturuyor. Örneğin Almanya’da sigara satın alma maliyeti 29,4 milyar avro iken sigara içen bireylerin sağlık sektörüne maliyeti 100 milyar avroyu buluyor.

Avrupa’da bağımlılık ekonomisi denildiğinde yüzlerce milyar dolarlık bir büyüklükten bahsediyoruz. Bağımlılık türlerinin ekonomik maliyetleri, bağımlılığın türüne göre değişiklik gösteriyor. Bundan sonraki bolümde 4 farklı bağımlılık türünün ekonomik maliyetine sırasıyla değineceğiz.

Sigara ve Türün Ürünlerinin Avrupa’da Ekonomik Maliyeti

Avrupa’da bugün nüfusun yüzde 24’ü, yani 170 milyon insan tütün ürünleri kullanıyor. Bir hane halkının sadece sigara satın almak için ödediği yıllık rakam 176 milyar doları buluyor. Avrupa’nın önde gelen ülkelerinde sigara harcamalarına bakıldığında, en büyük pazarın ise Almanya olduğu görülüyor.

Sigara satın alımı için yapılan yıllık harcamalar ise ülkelere göre şu şekilde dağılım gösteriyor:

  • Almanya: 29,4 milyar avro
  • Fransa: 24,4 milyar avro
  • İtalya: 20,7 milyar avro
  • İspanya: 13,0 milyar avro
  • Belçika: 6,3 milyar avro

Fakat gözden kaçmaması gereken bir husus da var: Sigara için yapılan harcamaların büyük çoğunluğu gelir grubu düşük hane halkı tarafından yapılıyor. Yapılan anketlere göre, düşük gelir grubundaki insanların toplam gelirlerinin yüzde 10’undan fazlası tütün ürünlerine gidiyor. İşin daha kötüsü, yoksulluk ve sigara birbirini besliyor ve günün sonunda “yoksulluk tuzağı” adı verilen bir sarmala dönüşüyor. Bu durum, gıda ve eğitim gibi temel ihtiyaçlardan da feragat edilmesine anlamına geliyor.

Aslında sigaranın bireylere olan maliyetinden daha büyük bir maliyet kalemi daha var: Sosyal maliyetler. Sigara kullanımı sağlık harcamalarını doğrudan ve dolaylı olarak etkiliyor. Bilindiği gibi tütün kullanımı; akciğer kanseri, kalp-damar hastalıkları ve KOAH gibi birçok hastalıkla yakından ilişkili. Örneğin Türkiye’de sigara kullanımının sağlık sektörüne olan etkisinin toplam sağlık harcamalarının yüzde 9’unu oluşturduğu kaydediliyor. Bunun Türkiye’ye yıllık maliyeti ise 5 milyar doları buluyor. Avrupa ülkelerinde de benzer bir manzara söz konusu.

OECD ülkeleri arasında sigara kaynaklı sağlık harcamalarının payı ise yüzde 6,7 civarında. Örneğin AB’deki tüm kanser vakalarının yüzde 27’si doğrudan sigara kullanımı ile ilişkilendiriliyor. Almanya’da her yıl 127.000 kişi sigaranın sağlığa zararlı etkileri nedeniyle hayatını kaybediyor; bu da her dört dakikada bir sigara nedeniyle bir kişinin ölmesi anlamına geliyor. Almanya’da sigara kaynaklı doğrudan tıbbi tedavi masrafları ise yıllık yaklaşık 30,3 milyar avro civarında.

Sigaranın sağlık dışında da birçok maliyeti söz konusu. Örneğin İstanbul’da bir yılda meydana gelen yaklaşık 27.000 yangının yüzde 40’ı sigara izmariti ve kibritten kaynaklanıyor. Bu oran, Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinde yüzde 10- ila 15 civarında.

Alkol Kullanımı ve Ekonomik Maliyeti

Bağımlılık ekonomisinin bir diğer kolunu ise alkol tüketimi ve yarattığı ekonomi oluşturuyor. Avrupa, dünyada kişi başına alkol tüketiminin en yüksek olduğu bölge. AB genelinde yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 8,4’ü her gün alkol tüketiyor ve hane halkının sadece alkollü içecek satın almak için harcadığı yıllık tutar 130 milyar avroyu aşıyor.

Ülkelere bakıldığında ise, alkol satın alımı için yıllık yapılan harcamaların milyarlarca dolar olduğu görülüyor:

  • Almanya: 27,1 milyar avro
  • Fransa: 21,5 milyar avro
  • İtalya: 15,2 milyar avro
  • İspanya: 12,1 milyar avro

Ancak alkolün hane halkı üzerindeki asıl baskısı fırsat maliyetinde görülüyor. Sigarada olduğu gibi alkolde de özellikle düşük gelirli hanelerde alkol harcamaları; gıda, kira ve eğitim gibi zorunlu harcamaları baskılıyor. Alkolün bireysel harcamalardan daha büyük etkisi ise toplumsal maliyeti.

Alkol sadece tüketen kişiyi değil; trafik kazaları, şiddet olayları ve iş kazaları yoluyla tüm toplumu etkiliyor. Örneğin Türkiye’de trafik kazalarının yüzde 22’si alkol kaynaklı. Trafik kazalarının ülkeye yıllık maliyetinin yaklaşık 15 milyar dolar olduğu düşünülürse, alkol kaynaklı trafik kazalarının Türkiye’ye yıllık maliyeti 3,3 milyar dolar civarında.

Alkolün sağlık sistemi üzerindeki yükü de çarpıcı: AB’de her yıl yaklaşık 290.000 kişi alkol kaynaklı nedenlerle hayatını kaybediyor. Sağlık harcamalarının yaklaşık yüzde 3’ü doğrudan alkolle ilişkili hastalıkların tedavisine gidiyor. Örneğin Almanya’da alkol tüketiminin yıllık toplam ekonomik maliyeti 57 milyar avro olarak hesaplanırken, bunun yaklaşık 16,6 milyar avrosu doğrudan tıbbi tedavi masraflarından oluşuyor.

Uyuşturucu Madde Kullanımı ve Ekonomik Maliyeti

Uyuşturucu madde kullanımının hem kullanan kişiye hem ailesine hem de topluma yadsınamaz ekonomik maliyeti söz konusu. Avrupa, uyuşturucu pazarı açısından dünyadaki en hareketli bölgelerden birisi. Avrupa Birliği Uyuşturucu Ajansı (EUDA) verilerine göre, AB genelinde yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 29’u (yaklaşık 85 milyon kişi) hayatında en az bir kez yasadışı uyuşturucu madde kullandı. Avrupa genelindeki perakende uyuşturucu pazarının yıllık değerinin en az 31 milyar avro olduğu tahmin ediliyor. Bahse konu harcamalar, kayıt dışı bir ekonomi yaratarak hane halkı bütçesinden doğrudan kaynak çalmakla da kalmıyor. Özellikle düşük gelirli bölgelerde bu ticaretten elde edilen gelirler suç şebekelerine finansman sağlayarak yoksulluk döngüsünü de derinleştiriyor.

Buna ek olarak, madde kullanımının önlenmesi ve rehabilitasyon çalışmaları önemli maliyetler. Örneğin, Almanya’da yapılan kapsamlı analizler, uyuşturucu kullanımının (yasadışı maddeler) sağlık, asayiş ve dolaylı ekonomik maliyetinin yıllık toplam 3,3 milyar avro ile 4,5 milyar avro arasında değiştiğini gösteriyor.

Uyuşturucu kullanımının maliyeti bununla da sınırlı değil. Örneğin Türkiye’de 2024 yılı itibariyle yaklaşık 90 bin kişi uyuşturucu bağlantılı suçlar nedeniyle cezaevindeydi. Cezaevlerindeki bağımlıların âtıl iş gücü olarak çalışma piyasasının dışında kalması nedeniyle ortaya çıkan önemli bir maliyet de söz konusu. Bahse konu iş gücünün sadece bir yıllık iş kaybı 1 milyar doları geçiyor.

Kumar Bağımlılığı ve Ekonomik Maliyeti

Son yıllarda ülkelere göre maliyeti en yüksek bağımlılık türü ise kumar bağımlılığı. İnternet erişiminin artmasıyla birlikte Avrupa, dünyanın en büyük çevrimiçi kumar pazarına dönüştü. Artık her telefon ya da bilgisayar kolayca bir kumarhaneye çevrilebiliyor. Avrupa Kumar ve Bahis Birliği (EGBA) verilerine göre, AB genelinde kumar pazarının brüt geliri 2024 yılında 123,4 milyar avro seviyesine ulaştı. Burada oluşan ekonomiyi ise sanal bahis siteleri sırtlıyor. Sanal kumarın oranı geleneksel kumar sistemlerine göre her yıl artış gösteriyor.

Peki hangi kumar türleri tercih ediliyor ve hane halkına nasıl bir maliyet oluşturuyor:

Avrupalı kullanıcıların en çok para harcadığı kumar türleri şunlar:

  • Piyango (Lottery): 38 milyar avro
  • Online Casino: 21,5 milyar avro
  • Spor bahisleri: 20,1 milyar avro

Ülkelerin hangi kumar türünü tercih ettiğine ve harcanan rakamlara bakıldığında, İngiltere’nin 30,8 milyar avro ile Avrupa’nın en büyük kumar pazarı olduğu görülüyor. İngiltere verilerine göre yardım isteyen kumar bağımlılarının kişi başı ortalama borcu 21.269 Sterline ulaşmış durumda.

İtalya’daki kumar pazarı ise diğer Avrupa ülkelerinden farklı olarak hâlâ ağırlıklı olarak fiziksel kumar bayileri üzerinden dönüyor.

Sanal kumar sitelerinde; beyin ödül devresini tetikleyen “vahşi” algoritmalar kullanılıyor. Bu durum; sanal kumar oynamaya başlayan kişiyi teslim alıyor, davranış kontrolünü ve kumarı bırakmayı oldukça zorlaştırıyor. Birçok mağdur, detaylı bir mühendislik ürünü olan sanal kumar algoritmasına karşı savunmasız kalabiliyor.

Türkiye’ye ise son yıllarda sanal kumar çok hızlı bir şekilde artış göstermiş durumda. Sanal kumar bağımlıları, Yeşilay’ın danışmanlık merkezlerine başvuran en büyük grubu oluşturuyor. Türkiye’de sanal bahis sitelerinin yarısından fazlası kayıt dışı olarak faaliyet gösteriyor. Kumarın Türkiye’ye maliyeti ise oldukça yüksek ve tüm bağımlılık türlerini geride bırakmış durumda. Kumarın maliyeti 2024 itibariyle 40 milyar dolar civarındaydı.

Avrupa’nın toplam 123 milyar avroluk (yaklaşık 133 milyar Dolar) pazar büyüklüğü ile kıyaslandığında, Türkiye’nin tek başına Avrupa’nın en büyük pazarı olan Birleşik Krallık’tan bile daha yüksek bir kumar hacmine sahip olduğu sonucuna varılabilir.

Görüldüğü üzere, bağımlılıkların yarattığı ekonomik maliyetler bir taraftan bireyler için külfet oluştururken diğer taraftan toplumların ve devletlerin geleceğini ipotek altına alan bir seviyeye ulaştı. Bağımlılığın her yıl artan maliyeti Avrupa genelinde ve Türkiye özelinde yüzlerce milyar doları buluyor. Bu finansal kaybın en trajik yanı ise, harcamaların büyük bir kısmının düşük gelir grubundaki haneler tarafından yapılması. Yoksulluk ve bağımlılığın birbirini beslediği bu döngüde, aileler temel ihtiyaçları olan gıda, barınma ve eğitimden feragat ederek kaynaklarını bu yıkıcı alışkanlıklara aktarıyor.

Halbuki, bağımlılıkların ülkeye getirdiği yıllık mali yükün anlamlı projeler için harcanması durumunda olağanüstü işler başarılabilir. Türkiye özelinde hesaplanan yıllık 78 milyar dolarlık doğrudan maliyet ile Türkiye’deki her şehre uzanabilecek 15.800 km uzunluğunda yüksek hızlı tren hattı yapılması mümkün. Bir diğer örnekte ise “asrın felaketi” olarak adlandırılan Kahramanmaraş depremleri sonrası inşa edilen 500.000 konutun toplam maliyetinin yaklaşık 90 milyar dolar olduğu düşünüldüğünde, sadece bir yıllık bağımlılık maliyetinin bu yükün yüzde 80’ini tek başına karşılayabileceğini söyleyebiliriz.

Sonuç olarak bağımlılık, yalnızca bireylerin sağlığını tehdit etmekle kalmıyor. Sigara, alkol, madde kullanımı ve kumar gibi bağımlılıklar aynı zamanda hane halklarına ve ülke ekonomisine de ciddi yükler getiren çok boyutlu bir sorun olarak karşımızda duruyor.

Prof. Dr. Seyithan Ahmet Ateş

Prof. Dr. Seyithan Ahmet Ateş, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. Temel çalışma alanları arasında inovasyon, girişimcilik ve sosyo-teknik dönüşüm yer alan Dr. Ateş, akademik çalışmalarına halihazırda Oxford Üniversitesi bünyesinde misafir araştırmacı olarak devam etmektedir.

Yazarın diğer yazıları
Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler