Pulitzer Ödülü’nü Kazanan Gazzeli Fotomuhabir Saher Alghorra: “Gördüklerim İçime Kazındı”
Filistinli fotomuhabir Saher Alghorra, The New York Times için Gazze’de çektiği fotoğraf serisiyle 2026 Pulitzer Son Dakika Haber Fotoğrafçılığı Ödülü’nü kazandı. “Bu serideki her fotoğraf, yaşadıklarımızın ağırlığını taşıyor” diyen Alghorra’nın kareleri; yıkılan binalardan yardım ararken vurulan sivillere, kimliği belirsiz cenazelerden açlıkla mücadele eden çocuklara uzanan Gazze tanıklığını kayıt altına alıyor.
Filistinli fotomuhabir Saher Alghorra, The New York Times için Gazze’de çektiği fotoğraf serisiyle 2026 Pulitzer Son Dakika Haber Fotoğrafçılığı Ödülü’ne layık görüldü. 4 Mayıs’ta açıklama yapan Pulitzer Kurulu, Alghorra’nın çalışmalarını “İsrail’le savaşın Gazze’de yol açtığı yıkım ve açlığı gösteren, akıldan çıkmayan ve duyarlı bir fotoğraf serisi” olarak tanıttı. Ödül, Gazze’ye uluslararası gazetecilerin erişiminin büyük ölçüde kısıtlı olduğu bir dönemde, savaşı bizzat yaşayan yerel gazetecilerin dünyaya taşıdığı görsel tanıklığın önemini bir kez daha gündeme getirdi.
Saher Alghorra: “Ödülü Yaşayan ve Artık Yaşamayan Bütün Meslektaşlarıma Adıyorum”
1997’de Gazze’de doğan, yaşayan ve çalışan Alghorra, ilk kamerasını 2017’de aldı; kısa süre sonra gündelik Filistin hayatının kırılganlığını belgelemeye başladı. 2021’den itibaren serbest fotomuhabir olarak uluslararası ajanslar ve yayınlarla çalışan Alghorra’nın fotoğrafları The Guardian, Time, The Telegraph ve The New York Times gibi mecralarda yayımlandı. 2023’te ZUMA Press’in Gazze baş fotomuhabiri olan Alghorra, aynı yıl Time dergisinin yılın en iyi fotoğrafları seçkisinde yer aldı; 2024’te ise Gazze’deki savaş haberleriyle Communications Arts Photography Annual’da “Best in Show” ödülünü kazandı.
Alghorra’nın Pulitzer’e uzanan fotoğrafları, Gazze’de bombalanmış evlerin arasında iftar yapan aileleri, yemek kuyruğunda bekleyen sivilleri, yaralı çocukları taşıyan insanları, açlık ve yerinden edilmeyle kuşatılmış gündelik hayatı kayıt altına alıyor. Fotoğrafların gücü, yalnızca yıkımı göstermesinden değil; yıkımın ortasında hayatta kalmaya çalışan insanların sofrasını, bekleyişini, yasını ve direncini aynı karede bir araya getirmesinden geliyor.
Alghorra, Pulitzer ödülünün ardından yaptığı paylaşımda, ödülü “Gazze’de İsrail saldırılarının yol açtığı ağır bedeli belgelediği” fotoğraflar nedeniyle almaktan onur duyduğunu söyledi. Gazze’deki fotoğrafçı ve gazetecilerin “tanıklık ettikleri dayanılmaz gerçekliği belgelemek için hedef alındığını ve hayatlarını riske attığını” belirten Alghorra, yaşadıklarını tam olarak anlatacak kelimeleri hâlâ bulamadığını ifade etti: “Kameram bunun parçalarını yakaladı; bazen görüntüler kelimelerden daha etkileyicidir.” Gazeteciliğin, mesleki dürüstlüğün ve basın özgürlüğünün soyut kavramlar olmadığını vurgulayan Alghorra, Gazze’de bu ilkelerin “en ağır koşullarda, bedende taşınarak” yaşandığını belirtti ve ödülü hayatta olan ve öldürülen meslektaşlarıyla paylaştığını söyledi.
“Gazze’de Gördüklerim ve Duyduğum Çığlıklar İçime Kazındı”
Ödül, Alghorra’nın fotoğrafları etrafında yürütülen tartışmaları da beraberinde getirdi. Bazı İsrail yanlısı medya izleme kuruluşları ve yorumcular, karelerin bağlamı ve haber değeri üzerinden eleştiriler yöneltirken, The New York Times bu iddiaları “temelsiz” olduğunu söylerek reddetti ve Alghorra’nın Gazze’de açlık ve yetersiz beslenmeyle karşı karşıya kalan yüzlerce çocuğu, büyük kişisel risk altında belgelediğini savundu. Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ) ve Filistin Gazeteciler Sendikasının 9 Nisan 2026’da güncellediği verilere göre, Gazze’de savaşın başlangıcından bu yana en az 235 Filistinli gazeteci ve medya çalışanı öldürüldü; çok sayıda gazeteci yaralandı ya da kayboldu. Bu tablo içinde Alghorra’nın Pulitzer’i yalnızca bireysel bir başarı değil; savaşın, açlığın ve yıkımın içinden haber aktaran Filistinli gazetecilerin tanıklığına verilen acı bir onur olarak da okunuyor.
Alghorra, geçen ay da benzer bir fotoğraf serisiyle Dünya Basın Fotoğrafı Ödülü’nü kazandıktan sonra Instagram’da şöyle demişti: “Gördüklerim ve fotoğraflamak zorunda kaldıklarım yüzünden kalbim sıkışıyor: Kaybedilen insanlar, paramparça olan hayatlar, yerinden edilme, açlık, tam bir yıkım ve bitmek bilmeyen acı. Bu serideki her fotoğraf, yaşadıklarımızın ağırlığını taşıyor. Bu görüntüler -ve çığlıklar- içime kazındı.”
Saher Alghorra’nın Memleketi Gazze’de Çektiği Fotoğraflar ve Hikâyeleri

5 Eylül 2025: Mushtaha Kulesi’nin Çöküşü | Fotoğraf: Saher Alghrorra – AA – Istanbul Photo Awards. Değişiklikler: Perspektif
Saher Alghorra’nın 5 Eylül 2025’te çektiği bu kare, Gazze Şehri’nin simge yapılarından Mushtaha Kulesi’nin İsrail bombardımanı sonrası çöküş anını gösteriyor. Yüksek katlı bina, koyu renkli dev bir duman sütunu içinde yıkılırken, fotoğraf İsrail ordusunun Gazze Şehri’ne yönelik daha geniş çaplı bir saldırı hazırlığı kapsamında kente yönelik bombardımanını yoğunlaştırdığı bir döneme tanıklık ediyor.
O sırada yüz binlerce Filistinlinin Gazze Şehri ve çevresinde yıkılmış binalarda ve çadırlarda sığındığı belirtiliyordu. İsrail ordusu, Mushtaha Kulesi’nin Hamas tarafından askerî ve istihbarat amaçlı kullanıldığını öne sürdü; Hamas ise bu iddianın doğru olmadığını açıkladı. Alghorra’nın bu fotoğrafı, yalnızca bir yüksek binanın yıkımını değil, Gazze’de sivil yaşam alanlarının, şehir siluetinin ve barınma imkânlarının savaşla birlikte nasıl ortadan kalktığını gösteren güçlü bir görsel belge niteliği taşıyor.

14 Ağustos 2025: Yardım Kamyonundan Hastaneye | Fotoğraf: Saher Alghrorra – AA – Istanbul Photo Awards. Değişiklikler: Perspektif
Saher Alghorra’nın 14 Ağustos 2025’te çektiği kare, kuzey Gazze’de yardım arayışının nasıl ölümcül bir riske dönüştüğünü gösteriyor. Fotoğrafta, yaralı oğluyla birlikte bir kamyon kasasında Hamad Hastanesi’ne götürülen bir kadın, “Oğlum… Oğlum…” diye feryat ediyor. Oğlu, Gazze ile İsrail arasındaki Zikim Geçidi yakınlarında yardım almaya çalışırken vurulmuştu.
Kareyi daha da sarsıcı kılan ayrıntı, yaralı gencin hastaneye, kısa süre önce yardım almak için yöneldiği aynı kamyonla taşınmasıydı. Savaş ilerledikçe, İsrail’in Gazze’ye yardım girişine getirdiği kısıtlamalar nedeniyle siviller yardım kamyonlarından erzak almaya ya da dağıtım noktalarında sıraya girmeye çalışırken hayatlarını riske atmak zorunda kaldı. Kuzey Gazze’de kıtlık ilan edilirken, yardım arayışı sırasında yüzlerce Filistinli öldürüldü.

10 Kasım 2025: Kimliği Belirlenemeyen Cenazeler Deyr el-Belah’ta Toprağa Verildi. | Fotoğraf: Saher Alghrorra – AA – Istanbul Photo Awards.
Saher Alghorra’nın 10 Kasım 2025’te çektiği bu fotoğraf, “ateşkes” anlaşması kapsamında Gazze’ye iade edilen cenazelerin, Orta Gazze’deki Deyr el-Belah’ta kimliği belirlenemeyenler için ayrılmış bir mezarlıkta toplu mezara defnedilmesini gösteriyor. Cenazeler, İsrail tarafından Gazze makamlarına teslim edilmişti. İsrail, bu kişilerin ölmüş Filistinli savaşçılar olduğunu belirtti.
Ancak adli tıp doktorları, iade edilen kalıntıların kimliklerini tespit edemediklerini açıkladı. Bu durum, cenazelerin kime ait olduğu, hangi koşullarda öldükleri ve ölümlerinden önce başlarına ne geldiği konusunda yetkililer ve aileler açısından çok sayıda soruyu cevapsız bıraktı. Alghorra’nın karesi, ateşkes sürecinde dahi Gazze’de ölümün kayıt altına alınması, kimliklendirilmesi ve yas hakkı etrafındaki belirsizliğin sürdüğünü gösteriyor.

13 Aralık 2025’te Ateşkese Rağmen Vurulan Araç | Fotoğraf: Saher Alghrorra – AA – Istanbul Photo Awards. Değişiklikler: Perspektif
Saher Alghorra’nın 13 Aralık 2025’te çektiği bu fotoğraf, İsrail ordusunun Gazze’de hedef alarak imha ettiği bir aracı gösteriyor. İsrail ordusu, araçta üst düzey bir Hamas komutanı ile üç Hamas mensubunun bulunduğunu açıkladı. Saldırı, ateşkes yürürlükte olmasına rağmen İsrail’in Gazze’de bazı hedeflere yönelik saldırılarını sürdürdüğü dönemde gerçekleşti.
Gazze’deki sağlık yetkilileri ise bu saldırılarda sivillerin de öldürüldüğünü, hayatını kaybedenler arasında çocukların da bulunduğunu bildirdi. Fotoğraf, ateşkes ilanından sonra da Gazze’de askeri operasyonların tamamen durmadığını; hedefli saldırılar, sivil kayıplar ve güvenlik gerekçeleri etrafındaki tartışmaların sürdüğünü gösteren karelerden biri olarak seride yer aldı.

Gazze’de Yetersiz Beslenmeyle Mücadele Eden 2 Yaşındaki Yazan | Fotoğraf: Saher Alghrorra – AA – Istanbul Photo Awards. Değişiklikler: Perspektif
Saher Alghorra’nın 19 Temmuz 2025’te çektiği bu fotoğrafta, 2 yaşındaki Yazan Abu al-Foul, annesi Naeema Abu al-Foul ile birlikte görülüyor. Aile, Gazze Şehri’nde sahil kenarında hasar görmüş bir binada yaşıyordu. Naeema, oğlunun durumunun her geçen gün kötüleştiğini, aile olarak ona yeterli gıda bulamadıklarını ve hastanelerin de yatılı tedavi için gerekli imkânlara sahip olmadığını söyledi.
Alghorra, fotoğrafı çekmeden önce Yazan’ı rahatlatmak için onunla oynamaya çalıştığını, ancak çocuğun hiçbir tepki veremeyecek kadar bitkin olduğunu anlattı. “Onu fotoğraflarken beni sarsan şey, çocuğun sanki ruhsuz bir beden gibi olmasıydı; aşırı zayıftı, hiçbir çabama karşılık vermiyordu. Gözleri sabit bakıyor, zar zor açılıyordu. Bu fotoğrafı çekmek beni paramparça etti.” diyen Alghorra’nın karesi, Gazze’de açlığın çocuk bedenlerinde nasıl görünür hâle geldiğini ve sağlık sisteminin en ağır vakalara dahi cevap vermekte zorlandığını kayda geçiriyor.