Gazze Şeridi

İsrail Gazze’deki Askerî Varlığını Kalıcılaştırıyor: “Ateşkes” Süreci Ne Durumda?

“Barış Kurulu”nun Gazze için geliştirdiği yeniden inşa planları ve taraflar arası müzakereler ilerlemezken, uydu analizleri İsrail’in bölgede kalıcı askerî altyapı kurduğunu doğruluyor. Sahadan gelen veriler, “ateşkes” sürecinde İsrail’in kontrol alanını genişletmeye devam ettiğini gösteriyor.

İsrail Gazze’deki Askerî Varlığını Kalıcılaştırıyor: “Ateşkes” Süreci Ne Durumda?
12 Nisan 2026'da Gazze'ye girmeye hazırlanan İsrail birlikleri. | Fotoğraf: mytaj - Shutterstock.

İsrail’in Gazze Şeridi’nde sürdürdüğü askerî faaliyetler, 10 Ekim 2025’ten beri yürürlükte olan ve İsrail ordusunun bölgeden geri çekilmesini öngören “ateşkes” süreciyle çelişki içinde yeni bir evreye giriyor. Uydu görüntülerine dayanan son analizler, sahada fiilî bir statükonun kalıcılaştırıldığını ve sivil yeniden inşa sürecinin ciddi biçimde sekteye uğradığını ortaya koyuyor.  Sahadan gelen haberlere göre Gazze’de “ateşkesin” sahadaki gerçekliğinin büyük ölçüde askeri tahkimat ve kontrollü şiddet rejimi üzerinden şekillendiği görülüyor.

Uydu Görüntüleri: Askerî Tahkimat Hızlanıyor, Yeniden İnşa Duruyor

Al Jazeera‘nın Planet Labs ve Sentinel Hub verilerine dayanan uydu görüntüleri analizi, özellikle Refah, Han Yunus ve Gazze kentinin doğu mahallelerinde İsrail ordusunun sistematik biçimde yeni askerî mevziler inşa ettiğini ortaya koyuyor. 25 Şubat ile 15 Mart tarihleri arasındaki görüntüler, kuzeyde Beyt Hanun ve güneyde Refah’ta enkaz kaldırma çalışmalarının neredeyse tamamen durduğunu, buna karşılık askerî altyapının hızla genişlediğini doğruluyor.

Gazze kentinin Şucaiyye mahallesinde stratejik öneme sahip el-Muntar tepesinde geniş çaplı düzleştirme ve tahkimat çalışmaları tespit edilirken, Han Yunus çevresinde yeni karakol ve ileri gözetleme noktalarının kurulduğu görülüyor. Orta Gazze’de ise Deyr el-Belah yakınlarındaki Maghazi kampına kadar uzanan siper hatları ve toprak setler dikkat çekiyor. Cuhur ed-Dik bölgesinde açılan yeni yolların mevcut askerî üsleri yeni düzleştirilmiş alanlara bağlaması, geçici değil kalıcı bir askerî ağ kurulduğuna işaret ediyor.

Bu bulgular, Londra merkezli Forensic Architecture’ın 2025 sonlarında yayımladığı araştırmanın bulgularıyla da örtüşüyor. Söz konusu rapor, Gazze içinde 48 ayrı İsrail askerî tesisinin bulunduğunu, bunların 13’ünün ise ateşkes ilanından sonra inşa edildiğini ortaya koymuştu. Bu tesislerin asfalt yollar, gözetleme kuleleri ve İsrail içindeki askeri iletişim ağlarına bağlı altyapılarla donatıldığı belirtiliyor.

Tepki Çeken “Yeni Refah” Projesi, Demografik Mühendislik Amaçlamakla Eleştiriliyor

Sahadaki askerî genişleme, ABD destekli yeniden inşa planlarıyla keskin bir tezat oluşturuyor. Donald Trump yönetimi tarafından ortaya konan ve Refah’ın yeniden inşasını merkezine alan plan, henüz uygulama aşamasına bile geçemedi. İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu sırasında ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı ve “Barış Kurulu” adlı yeni yapının üyesi Jared Kushner tarafından tanıtılan “Master Plan” içinde yer alan “Yeni Refah” projesi; gökdelenler, turizm kompleksleri ve milyarlarca dolarlık yatırımlar içeren bir “Orta Doğu Rivierası” olarak sunulmuştu.

Ancak Cenevre merkezli Euro-Med Human Rights Monitor, bu planın fiiliyatta zorla yerinden etme ve demografik yeniden yapılandırma anlamına geldiği uyarısında bulunuyor. Euro-Med’e göre plan, Gazze’yi kapalı askerî bölgeler ve nüfus bloklarına ayırmayı, Filistinlileri ise yüksek yoğunluklu “karavan şehirlerde” yaşamaya zorlamayı öngörüyor. Bu alanların çitler ve kontrol noktalarıyla çevrileceği, temel hizmetlere erişimin ise güvenlik taramalarına bağlanacağı belirtiliyor.

Bu çerçevede “yeniden inşa” söyleminin, sahadaki askerî kontrolü meşrulaştıran bir araç hâline geldiği eleştirileri giderek güç kazanıyor.

Gazze’yi İkiye Bölen “Sarı Hat” Kalıcı Sınır Hâline Geliyor

Uydu görüntülerinin ortaya koyduğu bir diğer kritik gelişme ise “sarı hat” olarak bilinen ateşkes sınırının fiilen kalıcı bir sınıra dönüştürülmesi. Bu hattın gerisinde bulunan İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nin yüzde 53’ünü kontrol ediyor. Mart 2026 başında Beyt Lahya’da kaydedilen görüntüleri inceleyen Al Jazeera, bu hattın boyunca inşa edilen toprak setlerin, Filistinlilere ayrıldığı belirtilen alanların yüzlerce metre içine doğru genişletildiğini belirtiyor.

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in Aralık 2025’te bu hattı “yeni sınır” olarak tanımlaması ve Savunma Bakanı Israel Katz’ın “Gazze’den asla çekilmeyeceklerini” açıklaması, bu dönüşümün amacını açıklayan beyanlar olarak öne çıkıyor. Ayrıca bölgeden gelen haberler, beton sınır işaretlerinin gizlice daha iç bölgelere taşındığını da ortaya koyuyor.

Ateşkesin Gölgesinde Süregelen Şiddet

Gazze Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan düzenli bilgilendirmelere göre, ateşkesin başladığı 10 Ekim 2025’ten bu yana en az 750 Filistinli hayatını kaybetti, 2 binden fazla kişi yaralandı. 7 Ekim 2023’ten bu yana toplam can kaybı ise 72 bini aşmış durumda. Tıp dergisi The Lancet’te yayımlanan bağımsız bir çalışma, gerçek sayının çok daha yüksek olabileceğine işaret ediyor.

Al Jazeera analizine göre İsrail ordusu, ateşkes süresinin 182 gününün 160’ında saldırı gerçekleştirdi. Bu saldırıların önemli bir kısmının, Filistinlilerin yaşaması öngörülen bölgeleri düzleştirmeye yönelik kara operasyonları olduğu belirtiliyor.

Sahadan aktarılan tanıklıklar ise bu tabloyu daha da çarpıcı hale getiriyor. Le Monde’un bildirdiğine göre, 9 Nisan’da Beyt Lahya’da çadır okulda ders gören 9 yaşındaki Ritaj Rihan, İsrail kontrolündeki bir bölgeden açıldığı belirtilen ateş sonucu hayatını kaybetti. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, bu ve benzeri olayların “Filistinli sivillerin hayatına yönelik sistematik kayıtsızlığı” yansıttığını ifade etti. Türk ayrıca, “Sarı Hat” yakınında bulunmanın dahi siviller için ölüm riski taşıdığını belirterek, bu tür hedef almaların savaş suçu teşkil edebileceğini vurguladı.

İnsani Yardım Sevkiyatı Artmadı, Trump’ın “Barış” Planında İlerleme Yok

Gazze’de insani durum ise giderek ağırlaşıyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre yardımlar, ihtiyaç duyulan seviyenin çok altında kalıyor. Günlük ortalama 227 yardım kamyonunun girişine izin verilirken, sahadaki ihtiyaç için en az 600 kamyon gerektiği belirtiliyor. Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) tarafından paylaşılan veriler, yardım akışının da düzensiz ve sınırlı olduğunu ortaya koyuyor.

Nüfusun büyük bölümü hâlâ çadırlarda yaşarken, sağlık sistemi çökme noktasına gelmiş durumda. Hastanelerin yarısından fazlası işlevsiz, temel ilaçların önemli bir kısmı tükenmiş durumda. Salgın hastalıklar ve yetersiz beslenme, krizi daha da derinleştiriyor.
Le Monde gazetesine göre bu koşullar altında, Trump yönetiminin ikinci aşama “barış planı” fiilen askıda kalmış durumda. Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze’nin yeniden yönetimi gibi kritik başlıklarda Kahire’deki müzakereler sürse de sonuç elde edilmedi. İsrail ordusunun bölgedeki kontrolünü artırması ise diplomatik sürecin önündeki en büyük engellerden biri olarak öne çıkıyor. Filistin makamlarının 14 Nisan’da açıkladığı verilere göre, İsrail ordusu 10 Ekim 2025’te varılan ateşkesten bu yana Gazze Şeridi’nde en az 2 bin 400 kez ateşkesi ihlal etti. (P/AA)

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler