Birleşik Krallık

Aşırı Sağ Belfast Saldırısını Nasıl Göçmen Karşıtı Nefrete Dönüştürdü?

Belfast'taki bıçaklı saldırı, sosyal medyada yayılan dezenformasyon ve aşırı sağın kışkırtmasıyla hızla göçmen karşıtı şiddete dönüştü. Yaşananlar, siyasilerin ve dijital platformların beslediği zehirli söylemin azınlıkları nasıl günah keçisi ilan ettiğini ve aşırı sağı nasıl ana akıma taşıdığını bir kez daha gösteriyor.

Aşırı Sağ Belfast Saldırısını Nasıl Göçmen Karşıtı Nefrete Dönüştürdü?
Belfast'ta sosyal medyadaki dezenformasyonun ardından patlak veren göçmen karşıtı şiddet olayları sırasında sokaklarda araçlar ateşe verildi. | Fotoğraf: AA

Birleşik Krallık’a bağlı Kuzey İrlanda’nın başkenti Belfast’taki korkunç bıçaklı saldırının görüntüleri 8 Haziran pazartesi akşamı sosyal medyada yayılmaya başladı. İngiltere’ye 2023’te gelen 30’lu yaşlarındaki Sudanlı bir sığınmacı cinayete teşebbüsle suçlandı. Aşırı sağ ise göçmen karşıtı gündemini güçlendirmek için bu durumu fırsata çevirmekte gecikmedi.

Aşırı Sağcı Aktivist Tommy Robinson Başrolde

9 Haziran Salı akşamı Belfast sokakları ve çevresinde şiddet olayları patlak verdi. Evler, arabalar ve bir otobüs ateşe verildi, maskeli şahısların camları indirdiği görüldü. Kundaklanan ve zarar verilen bazı mülklerin ırkçı saiklerle hedef alındığı bildirildi.

İngiltere’de aşırı sağın en bilinen yüzlerinden biri olan ve daha önce İslam karşıtı İngiliz Savunma Ligi (EDL) isimli grubu kuran aktivist Tommy Robinson (ya da asıl adıyla Stephen Yaxley-Lennon) sosyal medya hesabından takipçilerini bu “işgalci saldırısına” karşı sokaklara dökülmeye çağırdı. Robinson, salı gecesi İngiltere ve Kuzey İrlanda genelinde protesto düzenlenecek noktaların bir listesini de paylaştı.

Robinson’ın X platformundaki bu paylaşımı, hükümetin göç politikalarını değiştirmek için vatandaşları “tekrar tekrar ve yüksek sesle” tepki göstermeye çağıran teknoloji milyarderi Elon Musk tarafından da paylaşıldı. Aşırı sağcı Reform UK’den ayrılma Restore Britain adlı partinin lideri Rupert Lowe ise partisinin “barbarların” saldırılarını önlemek için toplu sınır dışı uygulamalarını başlatacağına ve idam cezasını geri getireceğine söz verdi.

Aynı esnada, anonim hesaplardan yayılan WhatsApp mesajlarında Kuzey İrlanda’daki 18 yaş ve üzeri erkeklere “savaşmaya ya da tutuklanmaya hazır olun” çağrıları yapılıyordu.

Kuzey İrlandalı Siyasetçilerin İtidal Çağrıları

Kuzey İrlanda’da siyasi yelpazenin her kesiminden siyasetçiler itidal çağrısı yaptı. Bazıları ise bu saldırıyı kendi çıkarları için kullanıyormuş gibi görünen Lowe gibi sağcı İngiliz siyasetçileri kınadı. Kuzey İrlanda Polis Teşkilatı (PSNI) Emniyet Müdürü Jon Boutcher, vatandaşları internet üzerinden olay çıkarmaya çalışanların oyununa gelip şiddete alet olmamaları konusunda uyardı.

Saldırganın cinayete teşebbüsle suçlanması; Belfast’ın dört bir yanında toplanıp Lower Newtownards Road’da bir otobüsü ateşe veren ve şehrin farklı yerlerinde polisle yer yer çatışan, genç erkek ağırlıklı kalabalıkları durdurmaya yetmedi. Ballyclare ve Portadown gibi kasabalardan da şiddet haberleri geldi. Ballyclare’de bir Türk berberine saldırıldı. Glasgow’da üç vatandaşın yaralandığı gösterilerin ardından gözaltılar yaşandı.

Tüm bunların tanıdık bir senaryo olduğunu düşünebilirsiniz. Son iki yılda aşırı sağcı aktörler, göçmen karşıtı kampanyaları kapsamında azınlıkların karıştığı olayları internet üzerinden bir silaha dönüştürdüler. Ballymena’da genç bir kıza yönelik tecavüz girişimi iddiaları, Southport’ta üç küçük kızın ve Southampton’da Henry Nowak’ın öldürülmesi bu olaylar arasında sayılabilir.

Yetkililer şüphelilerin etnik kökenini ve sığınma statüsünü açıklama konusunda baskı altındayken, internet ortamında sık sık yanlış bilgiler yayılıyor. PSNI, muhtemelen yalanların hızla yayılabileceği bir bilgi boşluğu yaratmamak için bu detayları oldukça hızlı bir şekilde paylaştı.

Toplumu Zehirleyen Bir Söylemin Doğuşu

Şiddetin faturasını göçmenlere kesmek için insanların şok ve travmalarını kullananlar için gerçeklerin pek bir önemi yok gibi görünüyor. Siyasetçilerin online aşırı sağcı provokatörleri kınaması, genellikle büyük teknoloji şirketlerinin kendi platformlarında şiddeti körükleyenleri durdurmak için yeterince çaba göstermediği eleştirilerini de beraberinde getiriyor.

Siyasetçiler ve tanınmış kişiler, olayları sadece kınayıp “bu şiddet eylemlerinin bizimle uzaktan yakından ilgisi yok” diyerek işin içinden sıyrılmakla yetinmemeli. Sığınmacıları ve göçmenleri ötekileştiren, zehirli bir göçmenlik söyleminin oluşmasına zemin hazırladıkları için çuvaldızı biraz da kendilerine batırmalılar.

Aşırı sağcı Lowe’un sözlerinden de anlaşılacağı üzere, “Overton Penceresi” (belirli bir dönemde kamuoyu tarafından siyaseten normal, makul ve tartışılabilir kabul edilen fikirlerin çerçevesi) iyice sağa kaydı. Göçmenlerle ilgili yalan ve dezenformasyon bazı topluluklarda kolayca zemin buluyor, çünkü bu insanlar sığınmacıların zaten yetersiz bütçeli kamu hizmetlerine erişimde nasıl önceliklendirildiğini sürekli duyuyorlar.

Siyasiler, ortada somut bir kanıt olmamasına rağmen, bunların ‘haklı endişeler’ olduğunu sık sık dile getiriyor. Bu durum ise azınlık topluluklarının, kendileriyle uzaktan yakından ilgisi olmayan sorunların günah keçisi ilan edilmesine yol açıyor.

Göçmenliğe dair sağcı görüşlerin ana akım haline gelmesi, basının sığınmacılar ve sosyal yardımlar gibi konulardaki iddiaları çoğu zaman teyit etmeden yayınlamasıyla iyice pekişiyor. Bu tablo göz önüne alındığında, göçmenliğin İngiltere’deki seçmenlerin en çok endişe duyduğu konuların başında gelmesi pek de şaşırtıcı değil.

Belfast ve diğer bölgelerde bu hafta yaşanan şiddet olaylarına nasıl bir tepki verileceği artık siyasilerin elinde. Dijital platformlar kışkırtıcı paylaşımları kaldırma konusunda şüphesiz daha iyi bir iş çıkarabilir, ancak tanınmış kişilerin de bizzat yaratılmasına katkı sağladıkları bu sorunu çözmeleri şart. Toplumun, daha geniş çaplı sosyal sorunlar için sığınmacı ve mültecileri suçlamaktan vazgeçen, gerçeklere dayalı bir göçmenlik anlatısına ihtiyacı var.

NOT: Bu yazının İngilizce aslı, 10 Haziran’da The Conversation tarafından yayımlanmıştır. Orijinal içerik Creative Commons Attribution 4.0 International (CC BY 4.0) lisansı altında tercüme edilmiştir.

Paul Reilly

Dr. Paul Reilly, Glasgow Üniversitesi Sosyal ve Siyasi Bilimler Fakültesi’nde İletişim, Medya ve Demokrasi alanında Kıdemli Öğretim Üyesi olarak görev yapmaktadır. Akademik araştırmaları ağırlıklı olarak dijital siyaset, kriz iletişimi, dezenformasyon ve sosyal medyanın bölünmüş toplumlardaki rolü üzerine odaklanmaktadır. Özellikle Kuzey İrlanda’daki toplumsal meseleler bağlamında uzmanlaşan yazar, sosyal medyanın tartışmalı siyasi olayları ve aktivizmi nasıl şekillendirdiğini inceleyen çeşitli kitap ile makalelere imza atmıştır.

Yazarın diğer yazıları
Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler