Avusturya

Graz’daki Okul Saldırısının Birinci Yılında Sorular Hâlâ Cevapsız

Avusturya’nın Graz şehrinde geçtiğimiz sene yaşanan okul saldırısında 9’u öğrenci 10 kişi hayatını kaybetti. Saldırganın tek başına hareket ettiğini belirten savcılık soruşturmayı kapattı. Ailelerin acısı ise hâlâ devam ediyor.

Graz’daki Okul Saldırısının Birinci Yılında Sorular Hâlâ Cevapsız
Avusturya'nın Graz kentinde 10 kişinin ölümüne neden olan silahlı saldırı anılıyor. Fotoğraf: Anadolu Images | Değişiklikler: Perspektif

Avusturya’nın Steiermark eyaletinin başkenti olan Graz, 10 Haziran 2025 günü ülke tarihinin en acı günlerinden birine tanıklık etti. BORG Dreierschützengasse isimli okulu yarıda bırakan 21 yaşındaki bir genç, eski okuluna silahlı saldırı düzenledi. Yaşları 14 ila 17 arasında değişen 9 öğrencinin ve 1 öğretmenin hayatını kaybettiği saldırı, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avusturya’nın hafızasında derin iz bırakan olaylardan biri olarak tarihe geçti.

Resmî makamların yürüttüğü soruşturmalar sonucunda ortaya çıkan bilgilere göre saldırgan, yanında taşıdığı yarı otomatik tabanca, kesilmiş namlulu av tüfeği ve bir bıçakla okula girerek sınıfları hedef aldı. Yaklaşık 7 dakika süren saldırıda hayatını kaybeden 10 kişinin yanı sıra 11 kişi ise ağır şekilde yaralandı. Saldırgan olaydan kısa süre sonra okulun tuvaletinde intihar ederek yaşamına son verdi.

Hayatını kaybeden öğrenciler arasında Müslüman kökenli gençler de bulunuyordu. Bu öğrencilerden ikisi Graz’da, biri ise Bosna Hersek’te toprağa verildi. Aradan geçen bir yılın ardından Avusturya toplumu, bu acı olaydan gerekli derslerin çıkarılıp çıkarılmadığını tartışıyor.

Soruşturma Sonucu: “Saldırgan Tek Başına Hareket Etti”

Saldırının üzerinden bir yıl geçmeden Graz Savcılığı, okul saldırısına dair soruşturmaları tamamladı. Yapılan incelemeler sonucunda saldırganın tek başına hareket ettiği ve eylemi ayrıntılı biçimde planladığı tespit edildi. İntihar eden saldırgan hakkında ayrıca bir ceza soruşturması da başlatılmadı.

Soruşturma bulgularına göre, saldırgan planlarını hiç kimseyle paylaşmamıştı. Savcılığa göre saldırının motivasyonu, saldırganın okul saldırılarına yönelik yüceltici bir tutum benimsemiş olmasıydı. Fail saldırıyı ayrıntılı biçimde planlayıp hazırlamıştı. Failin herhangi bir suç ortağı ya da planlarından haberdar olan kişilerin bulunup bulunmadığını araştıran Graz Savcılığı, şu açıklamada bulundu:

“Soruşturma, saldırganı bu eylemlere yönlendiren veya eylemlerin gerçekleştirilmesine herhangi bir şekilde katkıda bulunan kişilere dair hiçbir bulgu ortaya koymamıştır. Bu nedenle kimliği belirsiz failler hakkında yürütülen soruşturma kapatılmıştır.”

Psikolojisi Askerliğe Elverişsiz Bulunmasına Rağmen Yasal Silahı Vardı

Savcılığın açıklaması, olayın arkasındaki soru işaretlerini açıklığa kavuşturmaya yeterli görülmüyor. Zira saldırganın resmî makamlar tarafından verilmiş bir silah bulundurma kartına sahip olduğu ve kullandığı tüm silahların yasal yollarla edinildiği biliniyor.

Avusturya’da silah bulundurma ruhsatı alınabilmesi için, kişinin silah kullanımı konusunda güvenilir olduğunu gösteren bir psikolojik değerlendirme raporu sunması gerekiyor. Dikkat çekici olan ise, saldırganın yıllar önce zorunlu askerlik muayenesinde psikolojik olarak dengesiz bulunması ve askerlik hizmetine uygun görülmediğinin tespit edilmesi.

Bu durum Avusturya’da silah yasaları ve okul güvenliğini yeniden tartışma konusu hâline getirdi. Yaklaşık 9 milyon nüfusa sahip ülkede 1,5 milyona yakın kayıtlı silah bulunduğu ifade ediliyor. Avusturya, Avrupa’da en fazla silaha sahip toplumlardan birisi olarak görülüyor.

Mevcut mevzuat çerçevesinde belirli şartları taşıyan vatandaşların silah sahibi olabilmesi mümkün. Ancak Graz’da yaşanan trajedi, özellikle ruhsatlandırma süreçlerinin ve psikolojik değerlendirmelerin yeterliliği konusunda ciddi soru işaretlerini de beraberinde getirdi.

Graz’daki saldırıdan üç ay sonra, Avusturya’nın özgürlükçü olarak bilinen silah düzenlemesi katılaştırıldı. Avusturya parlamentosu (Ulusal Konsey), oy çokluğuyla silah edinme konusundaki asgari yaşın yükseltilmesini, psikolojik değerlendirme testlerinin iyileştirilmesini, silahın satın alınması ile teslim edilmesi arasındaki bekleme süresinin üç günden dört haftaya çıkarılmasını kararlaştırdı.

Avusturya İçişleri Bakanı Gerhard Karner (ÖVP) bu düzenlemenin ülkede son 30 yılda gerçekleşen en kapsamlı silah yasası değişikliği olduğunu söyledi. Graz’daki okul saldırısına doğrudan bir tepki olarak yürürlüğe giren yasa kapsamında tüfekler artık 18 yerine 21 yaşından itibaren satın alınabilecek. Tabanca ve revolverler tipi ateşli silahlar ise 21 yerine 25 yaşından itibaren edinilebilecek.

“Saldırının Toplumsal Etkileri Sona Ermedi”

Saldırıda vefat eden Hanne’nin cenaze namazına bir heyet olarak katılan ve aileyle acılarını paylaşan Bad Vöslau Hafızlık ve Eğitim Merkezi başkanlığını yürüten Yakup Geçgel, hiçbir düzenlemenin kaybedilen canları geri getiremeyeceğini, ancak benzer acıların tekrar yaşanmaması için alınacak her tedbirin, hayatını kaybedenlerin anısına gösterilecek bir saygı göstergesi olacağını açıkladı:

“Özellikle Avusturya’daki Müslüman toplumun acısı oldukça büyük. Yaralar henüz iyileşmedi. Hayatını kaybeden öğrencileri ve öğretmeni saygıyla anıyor, ailelerine ve yakınlarına bir kez daha başsağlığı diliyoruz. Umudumuz, bu trajedinin yalnızca bir anma günü olarak değil, daha güvenli bir gelecek için atılacak adımların da başlangıcı olarak hatırlanması.”

Olayın ardından gerçekleşen cenaze törenine Avusturya siyasi ve resmî temsilcilerinden katılımın az olmasını eleştiren Geçgel, kurbanların ailelerinin bu acıyla yalnız bırakılmaması gerektiğini vurguladı.

Aşağı Avusturya’daki Herzogenburg Belediye Meclis eski üyesi olan Muhammed Ali Ayer ise, Graz’daki okul saldırısının ciddi uyarılar verdiğini belirtti:

“Aradan geçen zamana rağmen gencecik öğrencilerin bu hayattan koparılmasının acısı hâlâ tazeliğini koruyor. Hukuki sürecin tamamlanmış olması, olayın toplumsal etkilerinin sona erdiği anlamına gelmiyor. Çünkü hâlâ pek çok soru cevapsız durumda.”

Bu olayın, eğitim sistemi için de bir uyarı olduğunu söyleyen Ayer, öğrencilerin yalnızca akademik başarıya değil, aynı zamanda vicdan, sorumluluk ve insani değerlere de odaklanan bir eğitim alması gerektiğini belirtti:

“Sevgi, merhamet ve değer eğitimi en az akademik başarı kadar önemli. Allah böyle bir acıyı ne Avusturya’da ne de dünyanın başka yerinde yeniden yaşatmasın.”

admin

Lisans eğitimini Münster Üniversitesinde Sosyoloji ve Siyaset Bilimi bölümlerinde çift anadal olarak tamamlayan Kandemir, Duisburg-Essen Üniversitesinde sosyoloji yüksek lisans eğitimini sürdürmektedir. Ağırlıklı çalışma alanları göç sosyolojisi ve ulusaşırı Türk toplulukları olan Kandemir Perspektif dergisi editörüdür.

Yazarın diğer yazıları
Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler