Suriye

14 Yıllık Savaşın Ardından: Esed Rejiminin Savaş Suçları Yargı Önünde

620 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği Suriye iç savaşının ardından, rejim döneminde işlenen savaş suçlarına ilişkin davalar Şam’da başladı. Beşşar ve Mahir Esed hakkında gıyabi dava açılırken, kuzenleri Atef Necib hakim karşısına çıktı. Tadamon katliamının faili Emced Yusuf’un itirafları ise kamuoyunda yeniden tepki yarattı.

14 Yıllık Savaşın Ardından: Esed Rejiminin Savaş Suçları Yargı Önünde
26 Nisan 2026| Suriye’de Beşşar Esed ve kardeşi Mahir hakkında gıyabi yargılama sürecinden bir kare. | Fotoğraf: Izz Aldien Alqasem - AA

Suriye’de 2011’den 2024’e kadar süren iç savaş sırasında işlenen savaş suçları, faillerine yönelik 26 Nisan Pazar günü başlayan yargılama süreçleriyle yeniden gündeme taşındı. Bir yandan milyonlarca yerinden edilmiş Suriyelinin ülkelerine geri dönüşüne dair hedefler değerlendirilirken Suriye içerisinde savaşın yaralarının sarılması ve sosyal, siyasi ve hukuki düzenin oturması da geri dönüş süreçleri açısından önem arzediyor.

Esed Kardeşlere Yönelik Gıyabi Yargılama: Kuzenleri Atef Necib ise Hakim Karşısında

Suriye’de devrik rejimin lideri Beşşar Esed ile kardeşi Mahir Esed’in hakkında gıyabi yargılama süreci başkent Şam’da başladı. Şam’daki Adalet Sarayı’nda bulunan Dördüncü Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, üst düzey askeri ve güvenlik yetkililerinin isimleri de yer aldı.

Duruşmada, Beşşar Esed ve Mahir Esed’in yanı sıra Muhammed Eymen Ayyuş, eski Savunma Bakanı Fahdi Casem el-Freyic, Dera askerî istihbarat başkanı Luay al-Ali, Dera istihbarat şubesi başkanı Fevik Nasır ile komutan Talal Hüseyin’in isimlerinin geçtiği belirtildi.

Söz konusu kişilerin tamamının yurt dışına kaçtığı ve bu nedenle haklarında gıyabi yargılama yürütüldüğü, mahkemenin ilgili mevzuat kapsamında haklarında tebligat sürecini başlatacağı aktarıldı. Duruşmaların, Suriye Cumhuriyeti Genel Savcı Yardımcısı Hassan et-Trübe başkanlığında yürütüldüğü bildirildi.

Öte yandan Suriye’de devrik rejim lideri Beşşar Esed’in kuzeni ve Dera halkına karşı gerçekleştirilen ihlallerle suçlanan Atef Necib‘in bizzat yargılanmasına başlandı. Başkent Şam’daki Adalet Sarayı’nda bulunan Dördüncü Ceza Mahkemesinde hakim karşısına çıkan Necib, mahkeme salonunda demir korkuluklar ardındaki özel bir bölümde tutuldu. Televizyonlardan canlı yayınlanan duruşmada yoğun güvenlik önlemleri dikkat çekti. Duruşmaya Suriye Başsavcısı ve kurban yakınları ile çok sayıda basın mensubu katıldı.

14 Yıllık İç Savaşta Neler Olmuştu?

2011 yılında bir grup genç erkek öğrenci, okul bahçesindeki duvara şu uyarıyı sprey boyayla yazmıştı: “Sıra sende, Doktor.” Bu graffiti, o dönem Londra’da eğitim almış bir göz doktoru olan Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’in, o dönemde bölgeyi sarsan Arap Baharı sırasında devrilen Arap diktatörlerinin ardından sıradaki isim olacağına dair temenniyi temsil ediyordu.

Esed rejiminin bu çocukları alıkoyup onlara işkence etmesi ile ülke çapında yayılan protestolar uluslararası aktörlerin de devreye girdiği 14 yıllık bir iç savaşın fitili olmuştu. Bu süreçte 620 bin kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 14 milyon kişi yerinden edildi.  Muhalif grupların koordine olmasının ardından, 8 Aralık 2024 tarihinde ise Esed rejiminin düştüğü duyurulmuştu. Yerine Ahmed Eş-Şara Cumhurbaşkanı oldu. Devrik lider Esed ise Moskova’ya kaçmıştı.

Hollanda’da Esed Rejimi Askerine Yönelik 30 Yıllık Hapis İstemi

Suriye’de adalet sürecinin işlemesi için Suriye’den kaçan savaş suçlusu milislerin uluslararası arenada tespit edilip yargılanması da gündemde. Geçtiğimiz günlerde Hollanda Savcılığı, Suriyeli sivillere yönelik işkence ve cinsel saldırı suçları sebebiyle yargılanan Beşşar Esed rejiminin milis güçlerinden bir sanık hakkında 30 yıl hapis cezası istedi.

Hollanda Savcılığından yapılan açıklamada, Lahey Bölge Mahkemesinde bugün sona eren duruşmalara işkence mağduru Suriyelilerin de katıldığı belirtildi. 57 yaşındaki rejim milisinin 2013-2014 yıllarında Hama kırsalının doğusundaki Selemiye’de mahkeme katibi ve rejime bağlı hapishanelerdeki sivilleri sorguladığı kaydedilen açıklamada, sanığın Suriye’deki barışçıl protestolara katılanları ve ailelerini hedef aldığı ifade edildi.

Açıklamada 2021’de Hollanda’nın Druten kasabasına yerleşen sanığın Suriyeli mağdurlarca tanınmasının ardından yapılan şikayetler üzerine soruşturmanın başlatıldığı ve insanlığa karşı suçlardan işkence, tecavüz ve cinsel saldırı olmak üzere 25 ayrı suçtan yargılandığı bilgisi yer aldı.

Duruşmalara katılan mağdurlardan birinin, “Bu sanık eline gelen her şeyle bana ve arkadaşlarıma işkence etti. Biz ve ailelerimiz her türlü işkenceyi yapan sadist kişilerin ellerinde çaresizce duruyorduk.” ifadelerine yer verilen açıklamada, rejim milisi sanığın hakkındaki suçlamaları reddettiği ve mahkemenin kararını 9 Haziran 2026’da vermesinin beklendiği belirtildi.

İtiraflar Savaşın Karanlık Yüzünü Yeniden Gündeme Taşıdı: Tadamon Katliamı

Yargı süreci ilerlerken Suriyeli sivillere yönelik yapılan eylemlerin yayımlanan detayları ise tepkiye yol açtı. Suriye’nin başkenti Şam’ın Tadamon Mahallesi’nde 2013 yılında gerçekleştirilen katliamın faili Emced Yusuf’un itiraf görüntüleri yayımlandı. Suriye devlet televizyonu El-İhbariyye’de yayımlanan görüntülerde, Yusuf’un itiraflarına yer verildi. Yayımlanan video kaydında Yusuf, kendisini devrik rejim döneminde güvenlik birimlerinde görev yapmış biri olarak tanıtıyor.

Yusuf, istihbarat birimlerine bağlı olarak görev yaptığını, 2004 yılında askeri hizmete başladığını ve zamanla astsubay rütbesine kadar yükseldiğini söylüyor. Sosyal medyada paylaşılan katliam anına ait videodaki kişinin kendisi olduğunu doğrulayan Yusuf, söz konusu olayın Suriye’deki krizin ilk dönemlerine ait olduğunu ifade ediyor.

Olayların yaşandığı dönemde Ulusal Savunma Güçleri mensubu bir kişiyle birlikte hareket ettiğini belirten Yusuf, yaklaşık 40 kişinin “terörle bağlantılı” oldukları iddiasıyla gözaltına alındığını ve bir alana götürüldüğünü anlatıyor. İtiraf videosunda Yusuf, söz konusu katliamı anlatırken şu ifadeleri kullanıyor:

“Onları bir çukura götürdük. Çukur hazırdı. Bazen çukura inmelerini bekleyip ateş ediyordum, bazen de çukura girmeden vuruyordum. Bu şekilde hepsini öldürdük. İşimiz bittikten sonra altlarına lastikler koyduk, üstlerine de lastikler yerleştirip ateşe verdik ki bölgede koku yayılmasın. Üzerlerine toprak attık ve çukuru ertesi gün tamamen kapattık.”

Bu eylemleri kendi kararıyla gerçekleştirdiğini öne süren Yusuf, hedef alınan kişilerin genellikle haklarında ihbar bulunan ya da silahlı gruplarla bağlantılı oldukları iddia edilen kişiler olduğunu savunarak, “Bize ‘şu kişiyi getir’ deniyordu. Hakkında bilgi olan ya da ihbar edilen kişiler oluyordu. Bu bilgilere dayanarak hareket ediyorduk.” ifadelerini kullanıyor.

Şam’da 16 Nisan 2013’te, gözleri bağlı ve elleri kelepçeli çok sayıda sivilin Esed güçleri tarafından infaz edilerek çukura atılıp yakıldığı ortaya çıkmıştı. Görüntüleri 2022 yılında ortaya çıkan ve “Tadamon katliamı” olarak adlandırılan olay, Suriye savaşının en kanlı hadiselerinden biri olarak kayıtlara geçmişti.

Suriye İçişleri Bakanlığı, 2013’te Şam’ın Tadamon Mahallesi’nde gerçekleştirilen katliamın faili Emced Yusuf’u, bugün Hama kırsalındaki köyde yakalamıştı. Tadamon Katliamı, 16 Nisan 2013’te Esed rejimi güçlerince gerçekleştirilmiş, gözleri bağlı ve elleri kelepçeli 300’den fazla sivil infaz edilerek çukura atılmış ve yakılmıştı. Görüntüleri 2022’de ortaya çıkan katliam, Suriye savaşının en kanlı olaylarından biri olarak kayıtlara geçmişti.

Suriye’nin BM Daimi Temsilcisi Olabi’den Savaş Suçlularının Yakalanması İçin Çağrı

Suriye’nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi İbrahim Olabi, BM Genel Merkezi’nde, 2013’te Şam’ın Tadamon Mahallesi’nde düzenlenen katliamın faili Emced Yusuf’un yakalanmasına ilişkin basın mensuplarına açıklama yaparak devrik Beşşar Esed dönemi savaş suçlularının adaletten kurtulamayacaklarını belirterek, yakalanmaları konusunda uluslararası topluma  yardımcı olmaları çağrısında bulundu.

Olabi, bu suçluların yalnız hareket etmediklerini ve komuta zincirinin üst kademelerine ulaşana kadar durmayacaklarını söyledi.: “Mesajımız çok açık: Kaçabilirsiniz ancak adaletten asla kurtulamazsınız. Suriye, sizi yurt içinde ve dışında takip edecek ve sizi bulmak, tutuklamak ve adaletin önüne çıkarmak için devletler, uluslararası kurumlar ve yargı mekanizmalarıyla birlikte çalışacak.” Adalet mücadelesinin eski rejimin devrilmesinden önce başladığını ve bugün Suriye içinde geçiş döneminde kök saldığını dile getiren Olabi, uluslararası topluma da Suriye içindeki ulusal çabalara destek vermeleri çağrısında bulundu.

“Savaş suçlarının ve insanlığa karşı suçların en büyük failleri ülkeden kaçtı ve hiçbir ülke güvenli bir sığınak olmamalı.” diyen Olabi, bu failler hakkında bilgi paylaşımı ve ülkesine iadeleri konusunda yardımcı olunması gerektiğini vurguladı.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara da konuyla ilgili olarak X üzerinden yaptığı paylaşımda, adaletin ülkenin geleceğinde merkezi bir rol oynayacağını vurguladı. Suriye Cumhurbaşkanı eş-Şara, şu ifadeleri kullandı:

“Adalet; halkımızın zafer kazandığı en yüce değerlerden biri olmaya devam edecek, devletin ve kurumlarının, mağdurlar için adaleti sağlamak, yaraları sarmak, sivil barışı ve birlikte yaşamı güçlendirmek, halkımızın çektiği acı ve ıstıraptan sorumlu olanları takip etme sözümüzü teyit etmek için ulaşmaya çalıştığı başlıca hedeflerden biri olacak.’’

Firari Durumdaki Beşşar Esed Moskova’da Lüks Bir Hayat Sürüyor

Hükûmet değişikliği ile sivillere yönelik katliam ve işkencelerin detaylarının açığa çıktığı bu dönemde ise başta Beşşar Esed olmak üzere savaş suçu işleyen firarilerin durumu merak konusu oldu. Esed’in sığındığı Moskova’da gösterişli bir sürgün hayatı yaşadığına dair detaylar ise, devrilmesinden bir yıl sonra gündem olmuştu. Basına yansıyan iddialara göre tıp eğitimine yeniden dönen Esed, sınıf sıralarında oturuyor, Rusça öğreniyor ve göz hekimliği bilgilerini tazeliyordu.

Kaynaklara göre Esed ailesi büyük olasılıkla Moskova elitlerinin kapalı ve prestijli yerleşim bölgesi Rublyovka’da yaşıyor. Burada, 2014 yılında Kiev’den kaçan ve bölgede yaşadığı düşünülen eski Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç gibi isimlerle aynı çevrede bulundukları düşünülüyor.

Esed ailesinin maddi açıdan sıkıntı yaşamadığı belirtiliyor. Batı’nın, Esed’in 2011’de protestoculara yönelik kanlı müdahalesinin ardından uyguladığı yaptırımlarla ailenin dünya finans sisteminin büyük bölümüne erişimi kesilince, servetlerinin önemli kısmını Amerika ve Avrupa ülkelerinin yaptırımlara tabi tutamayacağı Moskova’ya taşıdıkları ifade ediliyor.

Ancak konforlu yaşam koşullarına rağmen ailenin, bir zamanlar içinde bulunduğu seçkin Suriyeli ve Rus çevrelerden kopmuş durumda olduğu aktarılıyor. Beşşar Esed’in son anda Suriye’den kaçışı, ülkede kalan yakın çevresinde terk edilmişlik hissi yaratırken, Rus yetkililerin onun üst düzey rejim görevlileriyle iletişim kurmasına izin vermediği ve Rusya’da siyasi faaliyette bulunmaması şartı ile barınabildiği öne sürülüyor. (P/AA)

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler