Portre Farklılıkların Buluşma Noktası: Şeyh Nazım Kıbrısi

Mayıs ayında İslam âleminin büyük âlimlerinden biri olan Şeyh Nazım Kıbrısi hazretleri dünyadan ebedi âleme irtihal etti. Dünyanın birçok yerinde bulunan müritleri ve renkli kişiliğiyle dikkat çeken Şeyh Nazım, Hz. Peygamber (s.a.v.)‘e olan hürmeti sebebiyle de örnek bir kişiydi.

admin 1 Haziran 2014

Geride bıraktığımız Mayıs ayında İslam âleminin büyük âlimlerinden Nakşibendi tarikatının Hakkâni kolunun 40. şeyhi olan Şeyh Nazım Kıbrısi hazretleri dünyadan ebedi âleme irtihal etti. Dünyanın dört bir yanında müritleri bulunan ve birçok insanın hidayetine vesile olan Muhammed Nazım El-Hakkani, 1922 yılında Kıbrıs’ın Lernaka şehrinde doğmuştur.

Anne tarafından Mevlevi tarikatı kurucusu Mevlana Celaleddin Rumi, baba tarafından ise Kadiri tarikatı kurucusu Abdülkadir Geylani hazretlerine ve aynı zamanda baba tarafından dedelerinin soyu Hz. Peygamber (s.a.v.)’in ailesine dayanır.

Kıbrıs’ta lise eğitimi süresince gündüzleri müsbet ilimlerle, geceleri ise dinî ilimlerle meşgul olan Şeyh Nazım, lise eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesinde Kimya Mühendisliği okumaya başlamıştır. Üniversitede gösterdiği üstün başarılardan ötürü hocaları onu araştırmalar yapmaya ve alanında uzmanlaşmaya teşvik etmiş; fakat kendisi dinî ilimlerden aldığı lezzeti müsbet ilimlerde bulamadığını belirtmiştir: “Modern ilimler beni cezbetmiyor, kalbim hep manevi ilimleri çekiyor.” İstanbul’da yaşadığı yıllarda Şeyh Süleyman Erzurumi ile tanışır ve ondan Nakşibendi tarikatında dersler alır. Hocasının talimatı ile Şam’a giden Nazım Kıbrısi, Şeyh Abdullah Dağıstani ile ilmî çalışmalarda bulunur ve 1973’te hocasının vefatı ile onun yerini alır.

Kıbrıs’ta bulunduğu sürede Arapça ezanın yasaklanmasını sert bir tepkiyle karşılar ve tavrını bir caminin şerefesine çıkıp Arapça ezan okuyarak sergiler. Bunun üzerine bir hafta hapis cezasına çarptırılır ve ardından Lefkoşa’nın en büyük camisi olan Selimiye Camii’nde ezanı tekrar Arapça okur. Kendisine açılan 114 dava olmasına rağmen davalar neticeleninceye kadar yılmadan Lefkoşa’nın köy camilerini gezerek her birinde Arapça ezan okur.

Nazım Efendi’nin en çok bilinen özelliği dünyanın her kıtasında müritleri olmasıdır. Özellikle Avrupa’da sıkça bulunan Nazım Efendi, Freiburg kentinde küçümsenmeyecek büyüklükte bir cemaate sahip. Sonradan İslam ile müşerref olan müritlerinden Dr. İmran Schröter, 1989 yılında Şeyh Nazım ile ilk kez bir kafede karşılaşmasını şöyle anlatmaktadır: “O’nu ilk gördüğümde kalbî bir bağ hissetim. Mecnuna döndüm âdeta ve kendimi birden onun masasının başında buldum. Onunla konuşmam gerektiğini hissediyordum.” İslam ile Nazım Efendi sayesinde tanışanlar onun şözlerinden ziyade hâli, tavrı ve hareketlerinden etkilendiklerini söylerler. Aynı müridi, Nazım Efendi’nin sohbetleri ve anlattıklarının çoğunlukla bilindik şeyler olduğunu, fakat şeyh ve müritler arasında tarifsiz bir bağ oluşturduğunu söylemektedir.

Şeyh Nazım ramazan ayını her sene Londra’da Avrupalı müritleri ile geçirirdi. Bir ay boyunca Londra’nın merkezinde bulunan “Seven Sisters” olarak bilinen manastırı camiye çevirip ibadetle geçirirlerdi. Müritleri arasında en zengininden en fakirine, profesöründen eğitimsizine, beyaz, siyahi, Asyalı her kesimden insan mevcuttur. Onun bu kadar farklı bir kitleye derinden hitap edebilmesinde kendine özgün nüktedan tarzının etkili olduğu söylenebilir. Yöneltilen soruları basitçe cevaplamak yerine espiritüel ve düşünmeye sevk edici cevaplar vermesi birçok insanı etkilemiştir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e olan saygı ve sevgisi örnek olacak türdendir. Son yıllarda ağır hastalığı ve ilerleyen yaşın verdiği hâlsizliği umursamadan Hz. Muhammed (s.a.v.) ismini ne zaman duysa hasta yatağından kalkar ve salavat getirirdi.

Şeyh Nazım Kıbrisi’nin dünyanın her yerinde bulunan müridlerinden biri olan İmran Schröter, 7 Mayıs 2014 tarihinde vefat eden Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretlerinin nev-i şahsına münhasır karakterini bir cümleyle şöyle özetlemiştir: “Şeyh Nazım’ın beni en çok etkileyen özelliği, her an kendinde olmasıydı. Ne geçmişe ne de geleceğe takılırdı; o an olduğu yerde ve zamanda yaşardı.”
Allah kendisine rahmet eylesin.

admin

Phasellus eu varius felis. Quisque quis aliquet metus. Vestibulum odio augue, viverra at ligula vel, placerat aliquam erat. Integer maximus facilisis tellus non facilisis. Maecenas ac odio nisi. Etiam lobortis lobortis metus quis feugiat.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar