Avrupa Parlamentosu Seçimleri Aşırı Sağ AP Seçimlerinde İlerleme Kaydetti

Avrupa Parlamentosu Seçimleri sona erdi. Seçimlere katılımda yüzde 43,09’la geçen seçimlerdeki katılım oranına kıyasla çok ufak bir artış görülürken, seçimlerden çıkan en önemli sonuç aşırı sağ partilerin kaydettiği ilerlemeydi.

Akif Şahin 1 Haziran 2014

Avrupa’da uluslarüstü yapılanmayı, yani Avrupa Birliği fikrini savunmayan, Avrupa karşıtı, İslam düşmanı ve aşırı sağ partiler Avrupa Parlamentosu Seçimlerinde büyük ilerleme kaydetti. Bu durum, özellikle Ulusal Cephe’nin en güçlü parti olduğu ve her dört kişiden birinin oyunu aşırı sağcılara verdiği Fransa’da siyasi bir deprem etkisi yarattı. Birleşik Krallık’ta ise yine aşırı sağcı UKIP, seçimden en güçlü parti olarak çıktı. Danimarka, Avusturya ve Almanya’da aşırı sağ olarak nitelendirilen partiler de kaydadeğer artışlar elde etti ve parlamentoya çok sayıda milletvekili gönderme imkânına kavuştular. Parlamentoda çoğunluğa sahip olan muhafazakarlar (EPP-Avrupa Halk Partisi Fraksiyonu) parlamentodaki çoğunluk olma özelliklerini korurken, sosyal demokratlar ve sosyalistler de (S&D-Sosyalistler ve Demokratlar İlerici İttifakı) Avrupa Parlamentosunda en çok sandalyeye sahip ikinci fraksiyon olarak kaldı. Önümüzdeki aylarda bu iki fraksiyonun liste başı adayları olan Jean-Claude Juncker (EPP) ve Martin Schulz (S&D) Avrupa Komisyonu Başkanlığı için yarışacaklar.

Juncker, seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından parlamentodaki en güçlü fraksiyonun desteğini de arkasına alarak Komisyon Başkanlığı için en uygun adayın kendisi olduğu kanısında. Öte yandan Schulz, Avrupa solu ile koalisyon oluşturarak Komisyon Başkanlığına seçilmek arzusunu taşıyor. Komisyon Başkanının kim olacağı sorusu, bir süre daha belirsizliğini koruyacak.

Avrupa genelinde seçimlere katılım oranın 0,09 oranında yükselmesine rağmen hâlâ her iki seçmenden birinin oy kullanmadığı göz önüne alındığında Avrupa Parlamentosu Seçimlerinde kaybedenin Avrupa vatandaşlarının katılımı olduğu ortada. Öte yandan CSU’nun kaybettiği oy oranları incelendiğinde, Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğine karşı yürüttüğü seçim kampanyası faydalı olmamış gibi görünüyor. Hollandalı İslam karşıtı Geert Wilders’in aşırı sağ PVV partisi ise Hollanda’da en güçlü parti olmayı başaramadı. Ayrıca bu seçimler, PVV’nin ilerleme kaydetmediği tek seçim olma özelliğini taşıyor.

Yeni Avrupa Parlamentosunu bekleyen görevler arasından biri dikkat çekiyor: Aşırı sağ, Avrupa karşıtları ve İslam düşmanları artık görmezden gelinemez. Sessiz kalmak ya da etkin olmayan cümleler kurmak artık aşırı sağla mücadelede fayda sağlamamaktadır. Bu nedenle milletvekilleri, artık bu tarz hareketlere daha açık bir şekilde karşı çıkmak ve aşırı sağın ilerleyişini durdurmak zorundadır.

ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar